İslamiyet’teki Türkler !

Konu sahibi son olarak 2618 gün önce görüldü

İslamiyet’teki Türkler! (1)

İslamiyet’te Türklerle ilgili bazı (Hadis-i kutsi ve Hadis-i Şerifler) vardır. Buda bize Türk Milletinin ne kadar değerli bir kavim olarak yaratılan, kendi halindeki bir (topluluk deyip geçmeden) değerli Irk yani Millet olduğumuzun kanıtıdır!

Bunu bizlere Peygamberimiz Muhammet (S.A.V.) Efendimizde bildirmiştir. Hadislerinde açık beyanatları ile buyuruyor.

Açıklamalarımıza önce şöyle başlamak istiyorum:

Cenab-ı Allah Kur'an-ı Keriminde : ''Ey insanlar doğrusu biz sizleri bir erkekle bir dişiden yarattık sizi milletler ve kabileler haline koyduk ki birbirinizle kolayca tanışasınız, şüphesiz Allah katında değerliniz O'na karşı gelmekten en çok sakınanızdır. Allah bilendir, haberdardır.'' (Hucurat Suresi; Ayet:13)

Kuranın açık ve sarih hükmü, bir erkek ve bir dişiden yaratılan insanın yine Cenab-ı Allah'ın hüküm ve iradesi ile milletlere ve kabilelere ayrıldığı kesin olarak ifade edilmektedir. Bu ayrımın Nuh Tufanı'ndan sonra gerçekleşmiş olduğu, II Âdem olarak nitelendirilen Hz. Nuh'un, Ham, Sam, Yasef ismindeki üç oğlundan insan soyunun çoğaldığını ve Türklerin atasının ise Yasef olduğundan bütün tarihçiler ittifak etmektedir.

MUCİZE-İ KUR'AN

Cenab-ı Allah Kur'an-ı Keriminde şöyle buyuruyor: ''Ey iman edenler! İçinizden kim dininden dönerse Allah müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı onurlu ve zorlu, kendisinden olanları seveceği bir kavim getirir ki onlar Allah yolunda savaşırlar ve hiçbir kınayanın kınamasından, dedikodusundan çekinmezler; bu Allah Lutf-u inayetidir ki onu kime dilerse ona verir. Allah ihsanı bol olan ve çok bilendir.'' (Maide Suresi; Ayet:54)

XVII. Asrın büyük Türk Âlimlerinden Merhum Vani Mehmet Efendi, Beyazıt Kütüphanesinde 67 numarada kayıtlı Ara'is'ül Kur-an isimli tefsirinde bu Ayette Arapların yerine getireceğinden bahsedilen kavmi şöyle tespit ediyor: ''Allah-u Teala'nın Avn-ü İnayetiyle Hüsn-i Tevfikine istinaden biz deriz ki; bu kavim Arap kavmine Mugayyenet-i Tamme ile mugayir bulunan Türk kavmidir.''

Yine Vani Mehmet Efendi, Peygamberimizin Arapları Türkler aleyhine hareket etmekten yani: ''Türk'ler size ilişmedikçe sizde onlara ilişmeyiniz'' Hadis-i Şerifinde delil olarak zikretmektedir. (İ.Hami Danişmend . Türklük Meseleleri, s.91-92)

Kaşgarlı Mahmut; Divan-ı Lügat-it Türk adlı (1333 İstanbul basımlı) kıymetli eserinde; Buhara ve Nişabur Hadis İmamlarından şu Hadis-i Kutsi'yi rivayet ediyor: ''Ulu ve Aziz Allah buyuruyor ki; ''Benim Tük ismini verdiğim ve Maşrık'ta iskan ettiğim bir takım askerlerim vardır ki, herhangi bir kavme karşı gazaba gelecek olursam O Türk Askerlerimi işte o kavmin üstüne saldırtırım'' (Cilt:1. Sayfa:294)

Yine Kaşgarlı Mahmut, aynı eserinde 3. sayfasında şu Hadis-i Şerifi naklediyor: ''Türk dilini öğreniniz, çünkü Türklerin çok uzun sürecek bir hakimiyetleri vardır.''

Bursalı İsmail Hakkı Efendi'nin Hadis-i Erbain (Kırk Hadis 33. sayfasında) isimli eserinde naklettiği Hadis-i Şerife göre; ''Adem Cennet'e Lisan-ı Türk-i ile (Kalk) demekle kıyam edip çıkmıştır. Zira dünyada ahir tasarruf Türk'ündür.''

*** *** *** *** *** ***

Bizler kendimizi iyi tanıyalım atalarımız ve M. Kemal Atatürk liderimiz boşuna mı; ben ırkımı severim gerekirse onlar için canımı seve, seve veririm. Demiştir.

Bizi öyle bir yaptılar ki, eğitim ve okullarımızda batı hayranlığı ve baskısı ile ve hatta (T.V ve Sinemalarda, Müzikte, Tiyatroda vb.) AB ve ABD kültürü altında bizi bizden soğutup neslimizi ne Türk ve nede Batı soyundan edip soğutup bıraktılar sanki Oktay Sinanoğlu'nunda (Hedef Türkiye adlı kitabında 40. sayfasında) ''Türkiyeli Lafı'' başlıklı bölümünde yazdığı gibi;'' Türkiyeli'' lafını Türk dememek için kullanıyordu içerde birileri biliyorsunuz; efendim, bir türlü Türk diyemiyor; kendisi basbayağı Türk; başka dilde bilmiyor; her şeyiyle Türk; bırak soyunu sopunu, kültürüyle Türk. Adam tutmuş yazıyor ''Türkiyeli'' ''Türk demek olmaz; Irkçılık'' ondan sonra kalkıyor orda başkaları için bir sürü edebiyat yapıyor; Türk'ten gayrı kimden bahsetse Irkçılık olmuyor.'' İşte bizleri nasıl yaptılar sanki hallaç pamuğu gibi savıp savurdular.

Lütfen kendimize gelelim ve atalarımızın da dediği gibi; ''Ey Türk Titre ve Kendine Dön!) diyelim ve birazda kendimizi bilelim ve tanıyalım ki, gelecek neslimizi bu esaret zinciri halkasından çıkaralım ve asil bir Türk Kanı (Atatürk'ün dediği gibi; "Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur") taşıdıklarını bilsinler ve özgürce kimseye boyun eğmeden yaşayabilsinler.

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!.. TANRI TÜRKÜ KORUSUN VE YÜCELTSİN!..Amin!
 
İslamiyet’teki Türkler! (2)

TÜRKLERİN MUHAFAZAKÂRLIĞI İLE İLGİLİ HADİS-İ ŞERİF

''Hıfz, On kısma ayrılmıştır: Dokuzu Türklerde biri diğer insanlardadır.'' (Ahmet Ziyaeddin Gümüşhanevi. Ramuz-ul-Ehadis.''4140'' nolu Hadis)
(Sakın ola bu Hadis-i Şerifteki anlatılan mevzuyu, hiç kimse bazı siyasi düşüncelerle ve milli menfaatleri de göz önüne alarak bir siyasi ve milli duygularını kabartıp bunu (Irkçılıkla) süslendirip başka bir tarafa çekiştirmesin!

Çünkü bu bir Hadis-i Şerif yani Peygamber Efendimizin sözüdür. Buda demek oluyor ki, dini bir mevzudur!

Yukarıdaki Hadis-i Şerifin Açıklaması: Bu Hadis-i Şerifte geçe ''Hıfz'' kelimesi, bazı kitaplarda ''hafızalık'' ve ''kavrama kabiliyeti'' olarak tercüme edilmiştir.

Hıfz kelimesinin o manalarda sumulü olmakla beraber, bu Hadis-i Şerifte ''muhafazakârlık'' anlamına geldiğini Merhum Mehmet Feyzi Efendi belirtirlerdi.

O zaman muhafazakârlığın yani; dinini, milletini, maddi ve manevi değerlerini, örf ve adetlerini, kültürünü, devlet çıkarlarını ve namusunu koruma duygusunun her milletten çok Türk milletinde bulunduğu anlaşılır.

ÇEŞİTLİ KAYNAKLARDA TÜRKLER'LE İLGİLİ HADİS-İ ŞERİFLER

''Türkler size ilişmedikçe sizde onlara ilişmeyiniz'' (Suyuti El-Cami-ul-Kebir, Muaviye (R.A.) den.'' İmam tebarani aynı Hadis-i değişik şekilde (Mu'cem'ül-Kebir ve Mu'ce'ul-Evsat) isimli eserin de şöyle rivayet etmiştir: ''Türkler size ilişmedikçe sizde onlara ilişmeyiniz. Çünkü milletimin mülkünü ve Allah'ın ona olan İhsanını en evvel kantura nesli alacaktır''

Yine İmam Ebu Davut Kitab-ı Sünni’nin 1280 Mısır tab'ının ikinci cildinde şu Hadis-i Şerifi kaydetmiştir: ''İki camiayı kışkırtmayınız. Türklerle, Habeşliler size ilişmedikçe sizde onlara ilişmeyiniz''

Divan-ı Lügat-it Türk’te ki Hadisler Kaşgarlı Mahmut 1333 İstanbul basımı. Dileyen bu Hadisler hususunda ''Zekeriya Kitapçı nın ''Hz. Peygamberin Hadislerinde Türkler'' kitabına bakabilirler.

Kaşgarlı Mahmut; Türk Dilini, hakkındaki Hadis-i zikrettikten sonra şöyle der; ''Bir Hadis eğer sahih ise, ona bağlanmak ve Türkçeyi öğrenmek vacip olur. Eğer sahih değil ise, akıl ve mantık Türk Dilinin öğrenilmesini gerektirmektedir.''

TANRI TÜRKÜ KORUSDUN VE YÜCELTSİN!.. MUHTAÇ OLDUĞUN KUDRET DAMARLARINDAKİ ASİL KANDA MEVCUTTUR!.. NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!.. (ÂMİN!)

*** *** ***
Alem-i Sır da der ki: Alem-i Dünya '' iyi bile ki, ''İşte TÜRK budur böyle biline!..''
 
İslâmiyet’te Türkler! 3

İslâmiyet’te Türklerle ilgili bazı (Hadis-i kutsi ve Hadis-i Şerifler) vardır. Buda bize Türk Milletinin ne kadar değerli bir kavim olarak yaratılan, kendi halindeki bir (topluluk deyip geçmeden) değerli Irk yani Millet olduğumuzun kanıtıdır!

Bunu bizlere Peygamberimiz Muhammet (S.A.V.) Efendimizde bildirmiştir. Hadislerinde açık beyanatları ile buyuruyor.

Açıklamalarımıza önce şöyle başlamak istiyorum:

Cenab-ı Allah Kur'an-ı Keriminde : ''Ey insanlar doğrusu biz sizleri bir erkekle bir dişiden yarattık sizi milletler ve kabileler haline koyduk ki birbirinizle kolayca tanışasınız, şüphesiz Allah katında değerliniz O'na karşı gelmekten en çok sakınanızdır. Allah bilendir, haberdardır.'' (Hucurat Suresi; Ayet:13)

Kur'anın açık ve sarih hükmü, bir erkek ve bir dişiden yaratılan insanın yine Cenab-ı Allah'ın hüküm ve iradesi ile milletlere ve kabilelere ayrıldığı kesin olarak ifade edilmektedir.

Bu ayrımın Nuh Tufanı'ndan sonra gerçekleşmiş olduğu, II Âdem olarak nitelendirilen Hz. Nuh'un, Ham, Sam, Yasef ismindeki üç oğlundan insan soyunun çoğaldığını ve Türklerin atasının ise Yasef olduğundan bütün tarihçiler ittifak etmektedir.

MUCİZE-İ KUR'AN

Cenab-ı Allah Kur'an-ı Keriminde şöyle buyuruyor: ''Ey iman edenler! İçinizden kim dininden dönerse Allah müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı onurlu ve zorlu, kendisinden olanları seveceği bir kavim getirir ki onlar Allah yolunda savaşırlar ve hiçbir kınayanın kınamasından, dedikodusundan çekinmezler; bu Allah Lutf-u inayetidir ki onu kime dilerse ona verir. Allah ihsanı bol olan ve çok bilendir.'' (Maide Suresi; Ayet:54)

XVII. Asrın büyük Türk Âlimlerinden Merhum Vani Mehmet Efendi, Beyazıt Kütüphanesinde 67 numarada kayıtlı Ara'is'ül Kur-an isimli tefsirinde bu Ayette Arapların yerine getireceğinden bahsedilen kavmi şöyle tesbit ediyor: ''Allah'u Teala'nın Avn-ü İnayetiyle Hüsn-i Tevfikine istinaden biz deriz ki bu kavm Arab kavmine Mugayyenet-i Tamme ile mugayir bulunan Türk kavmidir.''

Yine Vani Mehmet Efendi, Peygamberimizin Arapları Türkler aleyhine hareket etmekten yani: ''Türk'ler size ilişmedikçe sizde onlara ilişmeyiniz'' Hadis-i Şerifinde delil olarak zikretmektedir. (İ.Hami Danişmend . Türklük Meseleleri, s.91-92)

Kaşgarlı Mahmut; Divan-ı Lügat-it Türk adlı (1333 İstanbul basımlı) kıymetli eserinde; Buhara ve Nişabur Hadis İmamlarından şu Hadis-i Kutsi'yi rivayet ediyor: ''Ulu ve Aziz Allah buyuruyor ki; ''Benim Tük ismini verdiğim ve Maşrık'ta iskan ettiğim bir takım askerlerim vardır ki herhangi bir kavme karşı gazaba gelecek olursam O Türk Askerlerimi işte o kavmin üstüne saldırtırım'' (Cilt:1. Sayfa:294)

Yine Kaşgarlı Mahmut, aynı eserinde 3. sayfasında şu Hadis-i Şerifi naklediyor: ''Türk dilini öğreniniz, çünkü Türklerin çok uzun sürecek bir hakimiyetleri vardır.''

Bursalı İsmail Hakkı Efendi'nin Hadis-i Erbain (Kırk Hadis 33. sayfasında) isimli eserinde naklettiği Hadis-i Şerife göre; ''Âdem Cennet'e Lisan-ı Türk-i ile (Kalk) demekle kıyam edip çıkmıştır. Zira dünyada ahir tasarruf Türk'ündür.''

*** *** *** *** *** ***

Bizler kendimizi iyi tanıyalım atalarımız ve M. Kemal Atatürk liderimiz boşuna mı; ben ırkımı severim gerekirse onlar için canımı seve, seve veririm. Demiştir.

Bizi öyle bir yaptılar ki eğitim ve okullarımızda batı hayranlığı ve baskısı ile ve hatta (T.V ve Sinemalarda, Müzikte, Tiyatroda vb.) AB ve ABD kültürü altında bizi bizden soğutup neslimizi ne Türk ve nede Batı soyundan edip soğutup bıraktılar sanki; Oktay Sinanoğlu'nunda (Hedef Türkiye adlı kitabında 40. sayfasında) ''Türkiyeli Lafı'' başlıklı bölümünde yazdığı gibi;'' Türkiyeli'' lafını Türk dememek için kullanıyordu içerde birileri biliyorsunuz; efendim, bir türlü Türk diyemiyor; kendisi basbayağı Türk; başka dilde bilmiyor; her şeyiyle Türk; bırak soyunu sopunu, kültürüyle Türk.

Adam tutmuş yazıyor ''Türkiyeli'' ''Türk demek olmaz; Irkçılık'' ondan sonra kalkıyor orda başkaları için bir sürü edebiyat yapıyor; Türk'ten gayrı kimden bahsetse Irkçılık olmuyor.'' İşte bizleri nasıl yaptılar sanki hallaç pamuğu gibi savıp savurdular.

Lütfen kendimize gelelim ve atalarımızın da dediği gibi ''Ey Türk Titre ve Kendine Dön!) diyelim ve birazda kendimizi bilelim ve tanıyalım ki, gelecek neslimizi bu esaret zinciri halkasından çıkaralım ve asil bir Türk Kanı taşıdıklarını bilsinler ve özgürce kimseye boyun eğmeden yaşayabilsinler.

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!.. TANRI TÜRKÜ KORUSUN VE YÜCELSİN!..

Sıddıklar, ulema-i rasihin ve emr-i maruf yapanlar Allah yolundadır ve şehitlerden daha üstündür. Allah yolunda öldürülen ölü olmazsa, Peygamberler ve diğer büyükler elbette ölü olmazlar ve değiller.

İkinci Ayette; yine Şehitlere ölü demeyin diye ikaz ediliyor. Bedir savaşında falanca filanca öldü gitti denildiği zaman, Allah-ü Teala, şehit olanlar için ölü denmesini yasaklamıştır.

Sıradan olan insanlar ise; ölürler fakat onlarında ruhları ölmez, çünkü ruhları Allah-ü Tealadan aksetmiş olduklarından yani onlar ölümsüzlükten bir parça geldiği içindir ki, ölmez ölemez.

Sadece bedenen (topraktan gelip toprağa gideceği içindir ki..) yani dünyada; suda, ateşte ve nerde ölürse ölsün dünya üzeri toprak olduğu içindir ki oraya geri gidecekler.

''Peygamberlerin vücudunu toprak çürütmez'' ( Ebu Davud) ''Her Peygamber, kabrinde diri olup namaz kılar.'' (Beyheki, Ebu Yala) ''Tanıdığının kabrine uğrayıp selam vereni ölü tanır, (ruhen) ona cevap verir.

O işitmez çünkü (ruhendir) (İ. Ebiddünya) ''Ölü kabre konurken, ayak seslerini işitir.'' (Buhari) ''Ölüler yaptığınız iyi işlerinizi (ruhen) görünce sevinir.'' (İ.Ebiddünya) ''Ölü işittiği için (ruhendir) ki, ölüye telkin vermek sünnettir.'' (Deylemi)

Resulâllah, Bedir'de öldürülen kâfirlerin gömüldüğü çukurun başına gelip, ölülerin ve babaların isimlerini birer, birer söyleyerek, (Rabbinizin, size söz verdiğine kavuştunuz mu? Ben, Rabbimin söz verdiği zafere kavuştum) buyurdu.

Hz.Ömer, (Ya Resulâllah, leşlere mi söylüyorsun?) dedi. Resulâllah, (Rabbimin hakkı için söylüyorum ki, siz beni onlardan daha iyi işitmezsiniz.

Fakat cevap veremezler) buyurdu. (Buhari, Müslim) (Hz. Ömer'in ölünün işittiğini bildiği halde böyle olması, dindeki bir hükmün vesika haline gelmesi içindir.)

Bunlarında hepsi, bizlere bir örnek ve imtihan içindir ki, bizlerin ister inanalım istersek inanmayalım inancımıza serbest bırakılmıştır ki, imtihanımızı olabilelim!

Alem-i Sır!

İnsan ölür ruhu ölmez!
İnsan ölür, fakat onun ruhu asla ölmez!
 
Geri