İslamiyette İnsan Hakları Hakkında Bilgi

Konu sahibi son olarak 2622 gün önce görüldü
İslamiyette İnsan Hakları Hakkında Bilgi
İslamiyette İnsan Hakları nedir – İslamın insana verdiği haklar nelerdir?
İslam’ın insanlığa getirdiği temel hak ve hürriyetler şunlardır:
1. İslam, ırk ve renk ayırımına son vermiştir. Bütün insanlar Hz. Adem’den gelmiştir. İnsanın ırkını ve rengini kendi seçmesi mümkün değildir. Bu, tamamen Allah’ın takdiri iledir. İnsanları böyle bir konuda farklı görmek, bazı ırk ve renkleri kınayıp bazılarını üstün kabul etmek, İslam açısından olduğu kadar, insani açıdan da son derece yanlış ve zararlıdır.
Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de insanları bir erkek ile bir dişiden yarattığını, sonra sayıları çoğalınca birbirleriyle kolayca tanışıp yardımlaşsınlar, ünsiyet ve ülfet etsinler diye onları kavim ve kabilelere, ırk ve milletlere ayırdığını beyan eder. (el-Hucurat, 13)
Görüldüğü gibi, insanların ayrı ırk ve renkten oluşu, birbirlerine üstünlük için değil, tanışıp yardımlaşmaları içindir.
İslam’ın bu anlayışına ışık tutacak bir hadise şöyledir:
Ashaptan Ebu Zerr hazretleri Bilal-i Habeşi’ye bir gün kızmış ve ona: Siyah kadının oğlu” diye hakaret etmişti. Annesinin renginin siyahlığından dolayı onu ayıplamıştı. Durum Hz. Peygamber’e (sav) haber verilince Peygamberimiz son derece kızmış ve Ebu Zerr’e şunları söylemişti:
— Ey Ebu Zerr!.. Sen Bilal’i, annesinin renginden dolayı ayıplamışsın öyle mi? Demek ki sen halâ cahiliye zihniyeti taşıyorsun!..
Bir anlık öfke ile ağzından çıkan ve kendisinin de istemediği bu sözden dolayı Ebu Zerr hazretleri çok üzüldü, pişman oldu. Ağlamaya başladı ve kendini yere atarak yüzünü toprağa yapıştırdı ve şöyle dedi:
— Bilal ayağı ile yanağıma basıp çiğnemedikçe, vallahi yüzümü yerden kaldırmayacağım.. Bilal-i Habeşi’den tekrar tekrar özür diledi.
2. İslamiyet soy-sop üstünlüğüne ve bununla övünmeye de son vermiştir. Ashab-ı Kiram’ın bulunduğu bir mecliste, Sa’d bin Ebi Vakkas, sahabenin ileri gelenlerinden bazılarına neseplerini (soylarını) saymalarını teklif etti. Kendisi de bu arada kendi soyunu baştan sona sıraladı. Topluluğun içinde İran asıllı Selman-ı Farisi de vardı. Onun, Kureyş ileri gelenleri gibi övünebileceği meşhur bir nesebi yoktu. Soyunu teferruatlı olarak da bilmiyordu.
Hz. Sa’d, ona da nesebini saymasını teklif edince, O, bu teklifi son derece yadırgamış ve cevaben şöyle demişti: “Ben İslamoğlu Selman’ım.. Nesebimi sizin gibi bilmiyorum. Bildiğim bir şey var, o da Allah’ın beni İslam ile şereflendirdiğidir…
Sa’d'ın lüzumsuz, aynı zamanda cahiliyet devri zihniyetini andıran bu nesep sayma teklifinden Hz. Ömer de rahatsız olmuştu. Selman’ın bu manidar cevabı o kadar hoşuna gitti ki, Ben de İslam oğlu Ömer’im diyerek Hz. Selman’ın cevabına nazire yaptı.
Hadiseyi Hz. Peygamber (sav) duyunca, o da Selman’ın cevabını çok beğenmiş, Selman bendendir, benim ailem (ehl-i beytim)dendir.. buyurmuştur.
Hz. Peygamber, ayrıca Kureyş’in en soylu ailelerinin kızlarını, azatlı kölelerden olan bazı sahabilerle nikahlayarak soy-sop üstünlüğüne dayanan cahiliye zihniyetini yıkmıştır.
3. İslamiyet, halka idarecilerini kontrol ve denetleme hakkı getirmiştir. Devlet idaresinde keyfi tasarruflara, zulümlere, haksızlık ve kanunsuzluklara son vermeyi hedeflemiştir.
Hz. Ebu Bekir halife seçildiği zaman, halka yaptığı konuşmasında bu hususu şöyle dile getirmiştir:
Ey insanlar, sizin en iyiniz olmadığım halde, başınıza idareci seçildim. Vazifemi İslam’a uygun şekilde yaparsam, bana itaat edin. Doğru yoldan saparsam beni ikaz edin.
Hz. Ömer de halifeliği sırasında bir gün camide Müslümanlara: “Ben doğru yoldan ayrılırsam ne yaparsınız?” diye sormuştu. Onlar: “Seni kılıçlarımızla doğrulturuz..” cevabını verdiler. Hz. Ömer bundan son derece memnun kalmıştı.
 
Geri