İslami Vahdet
“Ey Resulum! Biz seni hakikaten bir şahid, bir müjdeleyici ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Allah’ın izniyle, bir davetçi ve nur saçan bir kandil olarak gönderdik. „
Bu ilk iki ayette Peygamber için beş tane sıfattan bahis etmekte; Onlardan birincisi için şöyle buyurur; “ Ey nebi!.. biz seni şahit olarak gönderdik.” Oldukca pur mana ve kalpleri titreten bir haber; Allah Peygamberini insanların yapmakta oldukları amellerine şahit olarak tayin etmiştir. Herşey onun mahzerinde olduğu halde ve kiramen katibin melekleri de bizim amellerimizi yazmakla görevli olmalarına rağmen Allah, Peygamberinde bizim amellerimize ve ahvalımıza şahit olarak gönderdiğini haber vermektedir. Bu haber, Resul-i Ekrem’in biz insanlarla çok yakın bir mesafede olduğunu ve bizim tüm amellerimizi bir rasathaneden gözetlediğini beyan etmektedir. Bütün insanlık için gönderilmiş olan Resul-i Ekrem kendisinden önceki ümmetler içinde şahit olarak mahkeme-i kübra’da onların amellerine de tanık olacaktır. Bu ayet, Resul-i Ekrem’in beşeriyetin hayatında manevi bir işlev yaptığına işaret etmektedir. Tüm insanlara Huzur-i Hakk’ta onların amellerine tanıklık yapacağını teyid eden “ Biz seni ancak alemlere rahmet olasın diye gönderdik” ayeti celilesidir.
Şahit, yani birinin işlemiş olduğu işi gözüyle gören kimseye denilmektedir. Peygamber mahşerde ilahi huzurda bizim yaptığımız amellere şahitlik edecektir. Öyle ise Peygamberin insanlarla görülmeyen bir irtibatının olduğuna bu ayette belirtmektedir. Çok garipsememek gerekir bugün uydular vasıtası ile yer küre kontrol edilmektedir. Ve insanlar buna hayret etmektedirler. Halbuki Peygamber-i Ekrem hiç bir beşerin ulaşamayacağı mirac olayını bin dörtyüz yıl önce bi’iznillah gerçekleştirmiştir. Ve oradan insanlığın geçmiş ve geleceğine tanık olmuştur. Bugün ve yarında insanlığın amellerine tanıklık (şahitlik) yapmaktadır ve” ila yevmuddine” kadar da yapacaktır.
İkinci olarakta Peygamberin şahitliği genel bir ifadesiyle geçmişteki Peygamberlere ve ümmetlerine de şahit olarak ilahi huzurda bulunacaktır.
“Ey Resulüm! Her ümmetten haklarında tanıklık edecek bir şahid (peygamber) celbettiğimizde ve seni de bütün onlara şahit olarak getirdiğimizde, bakalım onların hali nice olacak.”
Ayet, kıyamet gününde oldukça geniş ve edebi bir sahne oluşturuyor. Resuli Ekrem (s.a.a) kendisinden önceki zamana (Hz.Adem’ den ta kendi zamanına), kendisinden sonra da ta kıyamete kadar tüm insanlara ilahi huzurda şahitlik edecektir. Her Peygamber ümmet ile ilahi huzura çağırıldığında yüce divanda amellerine şahitlik yapacak olan Hz.Muhammed’i (s.a.a) görecekler. İlahi rahmet Peygamberi kendisinden önceki peygamberlerin vazifelerine, ümmetlerinin de amellerine şahitlik edecektir.
“Ey Resulum! Biz seni hakikaten bir şahid, bir müjdeleyici ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Allah’ın izniyle, bir davetçi ve nur saçan bir kandil olarak gönderdik. „
Bu ilk iki ayette Peygamber için beş tane sıfattan bahis etmekte; Onlardan birincisi için şöyle buyurur; “ Ey nebi!.. biz seni şahit olarak gönderdik.” Oldukca pur mana ve kalpleri titreten bir haber; Allah Peygamberini insanların yapmakta oldukları amellerine şahit olarak tayin etmiştir. Herşey onun mahzerinde olduğu halde ve kiramen katibin melekleri de bizim amellerimizi yazmakla görevli olmalarına rağmen Allah, Peygamberinde bizim amellerimize ve ahvalımıza şahit olarak gönderdiğini haber vermektedir. Bu haber, Resul-i Ekrem’in biz insanlarla çok yakın bir mesafede olduğunu ve bizim tüm amellerimizi bir rasathaneden gözetlediğini beyan etmektedir. Bütün insanlık için gönderilmiş olan Resul-i Ekrem kendisinden önceki ümmetler içinde şahit olarak mahkeme-i kübra’da onların amellerine de tanık olacaktır. Bu ayet, Resul-i Ekrem’in beşeriyetin hayatında manevi bir işlev yaptığına işaret etmektedir. Tüm insanlara Huzur-i Hakk’ta onların amellerine tanıklık yapacağını teyid eden “ Biz seni ancak alemlere rahmet olasın diye gönderdik” ayeti celilesidir.
Şahit, yani birinin işlemiş olduğu işi gözüyle gören kimseye denilmektedir. Peygamber mahşerde ilahi huzurda bizim yaptığımız amellere şahitlik edecektir. Öyle ise Peygamberin insanlarla görülmeyen bir irtibatının olduğuna bu ayette belirtmektedir. Çok garipsememek gerekir bugün uydular vasıtası ile yer küre kontrol edilmektedir. Ve insanlar buna hayret etmektedirler. Halbuki Peygamber-i Ekrem hiç bir beşerin ulaşamayacağı mirac olayını bin dörtyüz yıl önce bi’iznillah gerçekleştirmiştir. Ve oradan insanlığın geçmiş ve geleceğine tanık olmuştur. Bugün ve yarında insanlığın amellerine tanıklık (şahitlik) yapmaktadır ve” ila yevmuddine” kadar da yapacaktır.
İkinci olarakta Peygamberin şahitliği genel bir ifadesiyle geçmişteki Peygamberlere ve ümmetlerine de şahit olarak ilahi huzurda bulunacaktır.
“Ey Resulüm! Her ümmetten haklarında tanıklık edecek bir şahid (peygamber) celbettiğimizde ve seni de bütün onlara şahit olarak getirdiğimizde, bakalım onların hali nice olacak.”
Ayet, kıyamet gününde oldukça geniş ve edebi bir sahne oluşturuyor. Resuli Ekrem (s.a.a) kendisinden önceki zamana (Hz.Adem’ den ta kendi zamanına), kendisinden sonra da ta kıyamete kadar tüm insanlara ilahi huzurda şahitlik edecektir. Her Peygamber ümmet ile ilahi huzura çağırıldığında yüce divanda amellerine şahitlik yapacak olan Hz.Muhammed’i (s.a.a) görecekler. İlahi rahmet Peygamberi kendisinden önceki peygamberlerin vazifelerine, ümmetlerinin de amellerine şahitlik edecektir.