İslâm’da zinanın hükmü nedir?

Konu sahibi son olarak 2619 gün önce görüldü
İslâm zinaya karşı ne gibi önlemler almıştır?

İslâm zinaya karşı kişi ve toplumla ilgili bir takım önlemler almıştır. İmkânı olanın evlenmesi, evlenemeyenin oruç tutarak kendini eğitmesi, bakışların haramdan korunması, kadınların mahrem yerlerini örtmesi, evlenme engeli bulunmayan erkek ve kadının başbaşa kalmaması gibi önlemler bunların başında gelir.

Allahü Teâlâ kadını erkeğe hayat arkadaşı olsun ve birbiri ile mutlu olsunlar diye yaratmıştır.( A’râf, 7/189; Nahl, 16/72) Allah’ın Rasûlü evlenme imkânı bulamayan gençlere şöyle buyurmuştur: “Sizden evlenmeye gücü yeten evlensin, çünkü evlilik gözü haramdan en iyi korur ve cinsel organ için de en sağlam kaledir. Evlenmeye gücü yetmeyen ise oruç tutsun. Çünkü oruç cinsel isteği kırar”( Buhârî, Savm, 1; Müslim, Sıyâm, 74, 79)

Kur’an’da erkek ve kadınların gözlerini haramdan korumaları, mahrem yerlerini örtmeleri emredilmiş, böylece zinaya giden yolun bir ölçüde kapanmış olacağına işaret edilmiştir.( Nûr, 24/30, 31) Diğer yandan Hz. Peygamber de dil, ağız, el, ayak ve göz gibi organların zinasından söz ederek,( Müslim, Kader, 5) zinaya zemin hazırlayan gayri meşru ilişkilerin, flört ve beraberliğin bir çeşit zina olduğunu belirterek sakındırmıştır.

Diğer yandan aralarında sürekli evlenme engeli bulunmayan bir erkekle kadının, başkalarının görüşüne açık bulunmayan kapalı bir mekânda baş başa kalmalarının yasaklanması da bir başka önlemdir. Halvet denilen bu durum için hadiste şöyle buyurulur: “Kim Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsa, mahremi olmayan bir kadınla yalnız başına kalmasın, çünkü üçüncüleri şeytan olur.”( Müslim, Hac, 74; Tirmizî, Radâ, 16; Hâkim, Müstedrek, I, 114)

Karşı cinslerin birbirinin söz, fiil ve davranışlarından etkilenmesi kaçınılmazdır. Bunu en aza indirmek veya buna yol açacak durumlardan da sakınmak gerekir. Nitekim Kur’an ve sünnette bununla ilgili pek çok uyarı yer almıştır.( , 24/30, 31; Buhârî, İsti’zân, 12, Kader, 9, Nikâh, 43; Müslim, Kader, 20, 21; Ebû Dâvûd, Nikâh, 43; A. İbn Hanbel, II, 267, 276, 317, 329, 343) Diğer yandan kadınların yabancı erkekle konuşurken, ciddî ve ağır başlı olarak konuşmaları,( Ahzâb, 33/32) süs ve endamlarını göstermemeleri,( Nûr, 24/31) bunun için de sokağa çıktıklarında başörtüsü ve dış giysilerini örtünmeleri (Nûr, 24/31; Ahzâb, 33/59) harama kapı açacak davranışları önlemeye yönelik tedbirlerdendir. Hz. Peygamber’in, kadınların ev dışında başkalarına hissettirecek ölçüde koku sürünerek dolaşmalarını hoş karşılamaması da bu nitelikte bir önlemdir.( bk. Tirmizî, Edeb, 35, Radâ, 13)
 
İslâm’da zinanın hükmü nedir?

Zina, had cezasını gerektiren büyük günahlardandır. Akıllı ve ergen bir erkekle, yine akıllı ve ergen veya kendisine cinsel istek duyulan bir yaştaki kadının, evlilik dışı cinsel ilişkide bulunmasıdır.

Zina, İslâm’dan öneki semâvî dinlerde de yasaklanan bir fiildir. Tevrat’ta bu fiili işleyeni yakma, öldürme gibi cezaların verilmesi istenirken,( Tevrat, Yaratılış, 38/24; Levililer, 20/20) İncil’de cezanın yumuşatıldığı görülür. Nitekim zina ederken yakalanarak Hz. İsa’ya getirilen bir kadına cezayı, hiç günah işlemeyen birisinin uygulamasını istemesi üzerine, uygulama olmamış ve Hz. İsa; “git ve bir daha günah işleme” diyerek kadını serbest bırakmıştır.( İncil, Matta, 5/27-32; Yuhanna, 8/1-11)

Kur’an-ı Kerîm’de zina fiilini yasaklayan kimi âyetler şunlardır: “Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o, kötü bir iş ve kötü bir yoldur.” (İsrâ, 17/ 32) “Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine, yüz değnek vurun. (Bu hüküm, Tevrat’ta, Tensiye, XXII, 28-29’daki hükmü kaldırmıştır) Eğer Allah’a ve âhiret gününe inanıyorsanız, bunlara Allah’ın dini konusunda acıyacağınız tutmasın. O ikisinin cezalandırılmasında, müminlerden bir topluluk da hazır bulunsun.” (Nûr, 24/2. Ayrıca krş. Tevrat, Tesniye, XXII, 22, 28, 29, XXIII, 17; Süleyman’ın Meselleri, VI, 25, 26, 32-35; Levililer, XX, 10-21 ile karşılaştırız) “…Onlar zina da etmezler. Kim bunları yaparsa cezaya çarpar. Ona cezası, kıyamet gününde katlanmış olarak verilir. Ve orada alçaltılmış olarak sürekli kalır.”( Furkan, 25/ 68, 69) Bundan sonraki iki âyette, tevbe edip imanını yenileyen ve güzel amel işleyenlerin bu azaptan kurtulabilecekleri belirtilir.( bk. Furkan, 25/ 70, 71) Yine yukarıdaki Nûr sûresinin 30 ve 31. âyetlerinde mümin erkek ve kadınların, gözlerini haramdan sakınmaları ve cinsel organlarını korumaları istenir.

Diğer yandan, Hz. Peygamber’in zinayı büyük günahlar arasında sayan,( bk.Buhârî, Vesâyâ, 23, Edeb, 6; Müslim, İman, 38; Ebû Dâvûd, Vesâyâ, 10) zina eden kişinin mü’min olarak zina etmiş olamayacağını bildiren (Ebû Dâvud, Sünne, 15; krş. Tirmizî, İman 11) ve zinanın açıkta işlenişinin kıyamet alâmetlerinden olduğunu belirten,( Buhârî, Hudûd, 22, Talâk, 11; Ebû Dâvud, Hudûd, 17) hadislerini örnek verebiliriz.

Nûr sûresi 24/2. âyet, bekâr erkek ve kadının zina cezasını yüz değnek olarak belirlemiştir. Celde, ete geçmeyen, deriyi etkileyen fakat iz bırakmayan ve elin dirsekten hareketi ile uygulanan sembolik bir cezadır. Uygulama sırasında kişinin üzerinden sadece kürk, manto ve palto gibi üst giysileri çıkarılır. Çoğunluk fakihler, buna ek olarak, bir yıllık sürgün cezasını da gerekli görürler. Delil; bekâr bir işçinin, kendi patronunun karısı ile zina etmesi olayında, Hz. Peygamber’in ona, celde yanında, bir yıl süreyle sürgün cezası vermesidir.( Buhârî, Hudûd, 3, 38; Müslim, Hudûd, 25) Hadisi Ebû Hüreyre ile Zeyd İbn Hâlid el-Kühenî nakletmiştir. Ebû Hanîfe’ye göre ise, bu hadisteki bir yıl sürgün, celde âyetine ilâve niteliğinde olup, âyet inince, bu ilâve kısım kaldırılmıştır. Ancak bir İslâm ülkesinde bu bir “ta’zîr cezası” olarak uygulanabilir. Toplumda aşağılanan ve kötü duruma düşen bir kimsenin, çevre değiştirmesi kendi ruh ve beden sağlığı için de önemli olmalıdır. Ancak yeni çevreye intibakı için, gerekli önlemlerin de kamu tarafından alınması gereklidir.

Yukarıdaki zina cezası bildiren âyetin inmesiyle, Nisâ sûresi 15 ve 16. âyetlerde düzenlenen, “fuhuş yapan kadını, suçu dört tanıkla sâbit olunca, ölünceye ya da Allah bir yol gösterinceye kadar evde hapsetme” hükmü ile “tevbe edip, ıslâh oluncaya kadar, onlara ezâ etme” yi emreden, iki tür cezanın kaldırıldığı öne sürülmüştür. Ünlü müfessir Kurtubî, bu konuda görüş birliği olduğunu belirtir.( bk. Kurtubî, Câmi’, XII, 107) İbn Abbas’a göre Allah’ın zina edene yol açması, Nûr sûresi 24/2. âyetin inmesi yani bekâra yüz değnek ve evliye recm cezası şeklinde olmuştur.( bk. İbn Mâce, Hudûd, 7; Kurtubî, age, V, 56, 57; İbn Kesîr, Muhtasar, I, 366)
 
Geri