İslamda lanet

Konu sahibi son olarak 1219 gün önce görüldü
“…Mü'mine lânet etmek, onu öldürmek gibidir." (Buhârî, Cenâiz 84, Müslim, Îmân 176, 177)
Lânet, lânet edilen canlının, hem dünya hem de âhirette Allah'ın rahmetinden uzak kalmasını dilemek demektir. Lanet olsun, Allah lânet etsin, lânet olası, mel'un adam gibi sözler -farkında olunsun veya olunmasın- kişinin rahmetten mahrum kalmasını, uzak tutulmasını istemek demektir. Lânetlenmiş varlıkların başında şeytan gelir. Şeytân aleyhi'l-la'ne cümlesi, "Allah'ın rahmetinden kovulmuş şeytan" anlamında çokça kullanılan bir ifadedir.

Bir mü'mine lânet etmek, onun şeytan gibi ilâhî rahmetten ebediyyen mahrum kalmasını dilemek anlamına gelir. Bu ise, o Müslümanın hayat hakkına tecâvüz etmek, onu öldürmek gibi çok ağır bir suçtur. Hatta bir Müslümanın tam anlamıyla ölmesini dilemek anlamındadır. Öldüren, öldürdüğü Müslümanı sadece dünyevî hak ve menfaatlarından mahrum bırakır. Lânetçi ise, dileğine kavuşsa da kavuşmasa da, Müslümanın hem dünya hem de âhiret mutluluğuna mâni olmak için teşebbüste bulunmuş demektir.

"Mü'mine lânet etmek, onu öldürmek gibidir."
tesbitinden, lânetçinin de kâtil gibi kısas edileceği hükmü çıkarılamaz. Ancak işlediği cinâyetin büyüklüğü ortaya konulmuş olmaktadır. Lânetçinin dünyadaki cezâsı değilse de mânevî sorumluluğu kâtilinkine eş bir sorumluluktur.

Mü'mini öldürmek kolay değildir. Çünkü o bir fiildir. Mü'mine lânet etmek ise kolaydır. Zira o bir sözdür. Bu fark da dikkate alınınca, hadisimizin lânetçiye yönelik olarak ifade ettiği tehdidin, "Bu iş kolaydır." diye böyle bir cinâyetin işlenivermesini önlemeye yönelik olduğu anlaşılır.
"Sıddîka lânetçi olması yakışmaz." (Müslim, Birr 84; Tirmizî, Birr 72)
Sıddîk, özü sözü doğru kimse demektir. Böyle birine lânetçiliğin yakışmayacağını bildirmektedir. Eğer bir kişi başkalarına olur olmaz sebeplerle lânet ediyorsa, onun iman ve İslâm kalitesinde bir kusur var demektir. Özü sözü doğru olma kıvamına erişememiş demektir.
"Lânetçiler, kıyamet günü ne şefaatçi ne de şâhit olurlar." (Müslim, Birr 85, 86; Ebû Dâvûd, Edeb 45)
Etrafa lânet yağdırmayı huy edinmiş olanların kıyamet günü uğrayacakları mahrûmiyeti ortaya koymaktadır. Böylesi kimseler, kıyamette kimseye şefaatçi olamaz ve şâhitlik yapamaz, bu tür mutlulukları yaşayamazlar. Bu, onların mü'minler arasında olması gereken acıma ve yardımlaşma gibi güzel duygu ve ilişkilerden uzak bulunduklarının hem göstergesi hem de cezâsıdır. Yani âhirette lânetçinin şefaatı ve şehâdeti kabul edilmeyecektir.
"Birbirinize Allah'ın lâneti, gazâbı ve cehennem azâbı ile lânet ve beddua etmeyiniz!" (Ebû Dâvûd, Edeb 45; Tirmizî, Birr 48)
Müslümanların birbirlerine "Allah sana lânet etsin", "Allah'ın gazâbına uğrayasın", "Cehennemde yanasın" gibi beddua cümleleriyle lânet okumamaları tenbih ve ikaz edilmektedir. Lânet, gazap ve azâb temennisi, müminlerin öfkelerini yatıştırmak için de olsa, ağızlarına almamaları gereken felâket tellallığıdır.
"Olgun mü'min, yerici, lânetçi, kötü iş ve kötü söz sahibi olamaz." (Tirmizî, Birr 48)
Olgun müminler kimseyi kötülemez, lânetlemez, iş ve sözde haddini aşmaz, ahlâksızlık yapmaz. Kemâl noksanlığının göstergesi olan bu gibi düşük hareketlerin ve özellikle lânetçiliğin en büyük tehlikesi, o lânetin sonuçta lânetçiye dönmesidir:
"Kul, herhangi bir şeye lânet ettiğinde o lânet gökyüzüne çıkar. Semânın kapıları ona kapanır. Sonra yere iner, yeryüzünün kapıları da ona kapanır. Sonra sağa sola bakınır, girecek yer bulamaz da lânet edilen kişiye döner. Eğer gerçekten lânete lâyık ise onda kalır, değilse lânet edene döner." (Ebû Dâvûd, Edeb 45; Tirmizî, Birr 48)
Lânet, kendisine gökyüzünde ve yeryüzünde yer bulamaz, lânet edilen kişiye gider, eğer gerçekten o lânete layık biri ise, onda kalır, değilse onu dileyene, yani lânet edene döner. Lânetçinin lâneti, kendisi hakkında geçerlilik kazanır. Bu da kişinin kendi ağzıyla kendi felâketini hazırlaması, felâketine bizzat kendisinin davetiye çıkarması demektir. Hiç şüphesiz aklı başında olgun hiç bir mü'min böylesi gülünç ve acı bir duruma düşmek istemez. Bunun yolu ise, başkalarına lânet etmemektir.

Sonuç:

- İnsan kendine, yakınlarına, hatta başkalarına veya hayvanlara ve diğer varlıklara beddua etmemelidir.

- Böylesi mânasız temenniler, duaların kabul edildiği zamana denk düşerek gerçekleşebilir.

- Müslümanlar ağızlarını güzel sözlere ve hayır dualara alıştırmalı, sakıncalı sözleri kesinlikle kullanmamalıdır.

- Müslümana lânet etmek, büyük bir günahtır.

- Müslümanların birbirlerine lânet değil, rahmet dilemeleri yakışır.

- Sıddîk olan kimseye lânetçilik yakışmaz.

- Lânetçiler âhirette şefaat ve şâhitlik yapma hakkından mahrum bırakılırlar.

- Olgun mü'minler, lânet, gazap ve azâb temennisinde bulunmaz, kimseye kötü söz söylemez, haddi aşmaz ve ahlâksızlık yapmazlar.

- Lânet, açıkta kalmaz. Lânet edilen ona lâyık değilse, lânet edene döner.

- Müslümana rahmet ve iyilik temennisi yakışır. Çünkü başkalarını iyiliklere lâyık görenler, aslında kendilerine iyilik etmiş olurlar.
Selam ve dua ile...
 
Peygamber efendimizin bazı hallerde ettiği BEDDUALAR ..

“Anne ve babasına söven kimse lânetlenmiştir.” (Ahmed b. Hanbel, 1/217)

“Arazi işaretlerini bozana (sınır taşlarını kaldırıp daha fazla yer tutma peşinde olana) Allah lânet etsin.” (Müslim, Edâhî, 44)

“Altın ve gümüşün kuluna, paraya tapana lânet olsun!” (Buhârî, Cihad, 70)

“Halkın işlerini üstlenip de onlara güçlük çıkarana lânet olsun (Buhârî, Rikâk, 10)

“Allah’ın lâneti rüşvet alan ve verenedir.” (Suyûtî, Fethu’l-Kebîr, 3/15)

“Fitne uykudadır, onu uyandırana Allah lânet etsin.” (Suyûtî, Fethu’l-Kebîr, 2/280)


1) Allah Resûlü rahmet ve merhamet peygamberidir.

2) Efendimiz şahsına karşı yapılan yanlışlara müsamaha gösteriyor.

3) Toplumu ilgilendiren suçlar karşısında sözlü veya fiili gerekeni yapıyor.
 
Peygamber efendimizin istisnalar haricinde bedduası yoktur ve bedduayı tasnif etmiyor.
 
Biz de istisnai durumlar için beddua hakkımızı kullanıyoruz .. Günün 24 saati önümüze gelene beddua etmiyoruz .. KUL HAKKI YİYENE- YALAN SÖYLEYİP HALKI ALDATANA - KURAN SURELERİ İLE DALGA GEÇENE - ALLAH'IN VASIFLARINI KİŞİLERE YÜKLEYENLERE VE BU OLUP BİTENLERE SESİNİ ÇIKARMAYANLARA yeri geldiğinde kullanıyoruz kullanmaya da devam edeceğiz ÇÜNKÜ DİLSİZ ŞEYTAN DEĞİLİZ ..
 
Bedduaya programlanmış.
Arkadaşım bana senin fikirlerinle örtüşen bir siyasi lider söyle /:
Fikirlerin gayet hoş.
Ona oyumu kullancam zaten oy konusunda kararsızdım.
 
Onun yolundan gelenler olursa söyle...
Çünkü şuankiler zebani ve islamiyet düşmanı.
 
Peygamber efendimizin istisnalar haricinde bedduası yoktur ve bedduayı tasnif etmiyor.

Peygamber efendimiz, zaman zaman lanet ifadesini kullanmıştır.


Allahın laneti hırsızın üzerindedir!”

“Allah’ın lâneti rüşvet alan ve verenedir!”

“Faiz yiyen ve yedirene Allah lânet etsin!”

“Anne ve babasına söven kimse lânetlenmiştir!”

“Fitne uykudadır, onu uyandırana Allah lânet etsin!”

“Altın ve gümüşün kuluna, paraya tapana lânet olsun!”

“Halkın işlerini üstlenip de onlara güçlük çıkarana lânet olsun!”

“Zalim âmirlere, fasıklara, sünnetimi yıkan bid’atçilere Allah lânet etsin!”

“Arazi işaretlerini bozana (sınır taşlarını kaldırıp daha fazla yer tutma peşinde olana) Allah lânet etsin!”

Gibii hadîs-i şeriflerdir.

Birileri, akp ye lanet oluyorsa, haklıdır. Rüşvet alıp verdiği için olabilir mesela. :)
Peygamber etmişse, bizim de etmemiz doğaldır öyle değil mi.
 
Alperenler kimliklerini ve ideallaerini kaybetmediler .. Davamız bir kişi ile başlamadı bir kişi ile de bitmez .. Bekleriz Jose her zaman ..
 
Peygamber efendimiz, zaman zaman lanet ifadesini kullanmıştır.


Allahın laneti hırsızın üzerindedir!”

“Allah’ın lâneti rüşvet alan ve verenedir!”

“Faiz yiyen ve yedirene Allah lânet etsin!”

“Anne ve babasına söven kimse lânetlenmiştir!”

“Fitne uykudadır, onu uyandırana Allah lânet etsin!”

“Altın ve gümüşün kuluna, paraya tapana lânet olsun!”

“Halkın işlerini üstlenip de onlara güçlük çıkarana lânet olsun!”

“Zalim âmirlere, fasıklara, sünnetimi yıkan bid’atçilere Allah lânet etsin!”

“Arazi işaretlerini bozana (sınır taşlarını kaldırıp daha fazla yer tutma peşinde olana) Allah lânet etsin!”

Gibii hadîs-i şeriflerdir.

Birileri, akp ye lanet oluyorsa, haklıdır. Rüşvet alıp verdiği için olabilir mesela. :)
Peygamber etmişse, bizim de etmemiz doğaldır öyle değil mi.

Akp partiye oy verenlere beddua edilemez demi ?
Ben ak partiye oy verdim mesela. Kimsenin haddine değildir herhalde bana beddua etmek demi ? Hem beddua etmek yerine Allah'a havale etmek daha münasip değilmidir ?
Beddua'yı Anne oğluna bile edebilir bedduası tutar ibaresi var dinimizde fakat doğru olanı Allah'a havale etmekdir.
 


Akp partiye oy verenlere beddua edilemez demi ?
Ben ak partiye oy verdim mesela. Kimsenin haddine değildir herhalde bana beddua etmek demi ? Hem beddua etmek yerine Allah'a havale etmek daha münasip değilmidir ?
Beddua'yı Anne oğluna bile edebilir bedduası tutar ibaresi var dinimizde fakat doğru olanı Allah'a havale etmekdir.

Sen öyle mi yapıyorsun, Allah'a mı havale ediyorsun? :)
Neyse.
 
Sen öyle mi yapıyorsun, Allah'a mı havale ediyorsun? :)
Neyse.

Sen millete bakarakmı yaşıyorsun hayatını ? Ben Allah'a havale etmiyorsam sen edeceksin. Doğru olanı bu dedim (:
Başka yerlere çekmeyelim konu kapanmıştır :D
 
Geri