arab âlemi denilince akla türkiyye'nin güney tarafları akla geliyor.bu çok yanlış bir değerlendirmedir.târîh bilenler bunun çok yanlış bir bilgi olduğunu bilirler.bu devletlerin halkının arabça konuşması onların arab olduklarını göstermez.arab demek,güzel demekdir.siyâh renkli zenciler arab değildir,bunlara arab demek küfrdür,çünki,rasûlüllâh'ın 'aleyhisselâm siyâh olduğunu kabûl etmek ma'nâsına gelir. sûriyye,ırak,yemen,kuveyt,katar,dübâi,abudabi,arab emîrlikleri,mısr,libya,tunus,cezâyir,fas,habeşistan arabça konuşsalar da bu onların arab olduklarını göstermez. hiç biri ırken arab değildirler,içlerinde kısmen de olsa arab olanları,başka ırkdan olanlar da vardır .arab denince,aslen arab olanlar mekke ve medîne halkıdır.sültân abdülhamîd hân-i sânî'nin amirallerinden eyyûb sabrî paşanın,oralarda uzun zemân kalarak hazırladığı kıymetli mir'atü'l mekke ve medîne (cezîretü'l-arab) târîh kitâbında yazdığına göre,mekke-i mükerreme ve medîne-i münevvere'de de iki arab evinin kaldığı yazılıdır.
eshâb-i kirâm islâmı yaymak içün memleketlerini terk etmişler her tarafa hicret edip islâmı yaymışlardır.bizim de âcizâne mekke-i mükerreme ve medîne-i münevvere'de yapdığımız araşdırmalarda buradaki ahâlinin dışaradan buraya gelenlerden olduklarını öğrenmiş olduk.
birinci dünyâ harbi esnâsında arkamızdan vuranların,ihânet edenlerin, arab olmadıkları göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi târîhî fâhiş hatânın düzeltilmesini tashîh etmiş olacakdır.alıntı