İslam İnancına Göre Kabirde Sorulacak Olan Sorular

Konu sahibi son olarak 39 gün önce görüldü
İnneddine İndallahil İslam .. ALLAH katında hak din islamdır..
Kimsenin dinine karışmıyoruz ama arkadaş dinimizin kitabına karışıyor onu tartışıyoruz ..

İman ince bir çizgidir, küçük birşey söylersin Allah korusun imanından olursun.
Pc başından ahkam kesmek de kolaydır şayet Dinimizin bir ispata gereği yoktur.
İspat arayanlara ayet değil Kuran-ı Kerim ispattır.
Sözün özü şu, böylelerine cevap vererek bizlerde farkında olmadan günaha girebiliriz.
 


İman ince bir çizgidir, küçük birşey söylersin Allah korusun imanından olursun.
Pc başından ahkam kesmek de kolaydır şayet Dinimizin bir ispata gereği yoktur.
İspat arayanlara ayet değil Kuran-ı Kerim ispattır.
Sözün özü şu, böylelerine cevap vererek bizlerde farkında olmadan günaha girebiliriz.

Bu konuda değil .. İnandığın kitaba birileri iftira atıyorsa savunmak her müminin yükümlülüğündedir .. Kuranı bilen bilmeyen az bilen vs bir çok insan var burada .. Kafalar karıştırılmamalı fitneye izin verilmemeli bu minvalde asıl susmak adamı günaha sokabilir ..
 
Hala isnatsız sallıyorsun .. Bu yazdıklarının hepsi uydurma ..
Sorum çok açık .. Madem ki Kuran değiştirilmiştir diyorsun değiştirilen ayetlerini bul getir buraya ..
Mantıken bir şeyin değiştirildiğini iddia eden değiştirilen şeyi de biliyor demektir .. Neymiş o ayetler göstermekle yükümlüsün öyle değiştirilmiştir diye sallamakla olmaz bu işler ..
Bu yazdıklarım uydurma öyle mi?
 
Graham Fuller soruları çalmış ellam, Soros teşvik etmiş.
 
Aynen öyle .. Kuran'ın eksik olduğunu iddia ediyorsun bende çok açık net ve anlaşılır bir şekil de diyorum ki ; " EKSİK SAHİFELERİ BUL GETİR NEYMİŞ ONLAR GÖRELİM "
Bana eksik sayfaları bul getir diyorsun.
Hayhay hemen 7. yy la gidiyorum. Hz. Osmanın yaktırdığı deri parçalarını, kemikleri, ağaç yapraklarının küllerini toplayıp önüne koyacağım.
Hadi bu mushaflardan vaz geçtim Hz Osmana ait olan Kuran nerede hangi müzerde sergileniyor?
 
Bana eksik sayfaları bul getir diyorsun.
Hayhay hemen 7. yy la gidiyorum. Hz. Osmanın yaktırdığı deri parçalarını, kemikleri, ağaç yapraklarının küllerini toplayıp önüne koyacağım.
Hadi bu mushaflardan vaz geçtim Hz Osmana ait olan Kuran nerede hangi müzerde sergileniyor?

Dünyanın en eski Kuranları ;
Özbekistan'ın başkenti Taşkent’te bulunan “Semerkand Kur’anı”, Topkapı Sarayı’nda Kutsal Emanetler bölümünde bulunan “Topkapı Sarayı Kur’anı”, İstanbul’da Türk ve İslam Eserleri Müzesi’nde bulunan “TİEM Kur’anı”, Kahire’de Hüseyin Camisi’nde saklanan “Kahire Kuranı”, Mısır Ulusal Kütüphanesi’ndeki “Dar’ül Kütüp Kuranı” ve büyük bölümü St. Petersburg’da Şarkiyat Enstitüsü’nde bulunan “St. Petersburg Kuranı”, “Osman’ın Kur’anı” olarak bilinirler.

Cıvımaya başladın .. Bir iddia attığın zaman ortaya belgelerin olacak kanıtların olacak işkembeden sallamayacaksın ..
Hz.Osman'ın yaktırdığı diyorsun yaktırdığını ispatla o zaman .. Kim görmüş nerede görmüş ?
Anladım sunni değilsin saldırıyorsun ama haddini aşma .. Kuran'a eksiktir diyen kimse KATİYYEN MÜSLÜMAN DEĞİLDİR .. İspatlayamadığın müddetçe de attığın iftira ile kalırsın ..
 
Dünyanın en eski Kuranları ;
Özbekistan'ın başkenti Taşkent’te bulunan “Semerkand Kur’anı”, Topkapı Sarayı’nda Kutsal Emanetler bölümünde bulunan “Topkapı Sarayı Kur’anı”, İstanbul’da Türk ve İslam Eserleri Müzesi’nde bulunan “TİEM Kur’anı”, Kahire’de Hüseyin Camisi’nde saklanan “Kahire Kuranı”, Mısır Ulusal Kütüphanesi’ndeki “Dar’ül Kütüp Kuranı” ve büyük bölümü St. Petersburg’da Şarkiyat Enstitüsü’nde bulunan “St. Petersburg Kuranı”, “Osman’ın Kur’anı” olarak bilinirler.

Cıvımaya başladın .. Bir iddia attığın zaman ortaya belgelerin olacak kanıtların olacak işkembeden sallamayacaksın ..
Hz.Osman'ın yaktırdığı diyorsun yaktırdığını ispatla o zaman .. Kim görmüş nerede görmüş ?
Anladım sunni değilsin saldırıyorsun ama haddini aşma .. Kuran'a eksiktir diyen kimse KATİYYEN MÜSLÜMAN DEĞİLDİR .. İspatlayamadığın müddetçe de attığın iftira ile kalırsın ..
Bu yazdıklarının hiçbir Hz Osmanın yazdırdığı Kuran değildir. Çünkü islamiyetin ilk yıllarında noktalama işareti yoktu. Noktalama işareti Emeviler devrinde ytazılan Kuran'da kullanılmıştır.
 
Bu yazdıklarının hiçbir Hz Osmanın yazdırdığı Kuran değildir. Çünkü islamiyetin ilk yıllarında noktalama işareti yoktu. Noktalama işareti Emeviler devrinde ytazılan Kuran'da kullanılmıştır.

Hala cebelleşiyorsun :)
Görsellerinden Kuranları inceleyebilirsin varmıymış yok muymuş noktalamalar kendin gör ..
Ayrıca noktalamaların olması Kuran'ın değiştirildiğini göstermez .. İslam dairesinin genişlemesi üzerine insanlar Kuran'ı daha kolay okusun diye esreler ötreler konulmuştur.
Sen hala her zaman yaptığın gibi konuyu dağıtma sıkıştığın yerde çamura yatma gayretindesin ..

ELLİNCİ KERE SORUYORUM .. NEREDE ŞU KURANDAN ÇIKARILDIĞINI İDDİA ETTİĞİN AYETLER ? NEREDE KANITLARIN ?
 
Hala cebelleşiyorsun :)
Görsellerinden Kuranları inceleyebilirsin varmıymış yok muymuş noktalamalar kendin gör ..
Ayrıca noktalamaların olması Kuran'ın değiştirildiğini göstermez .. İslam dairesinin genişlemesi üzerine insanlar Kuran'ı daha kolay okusun diye esreler ötreler konulmuştur.
Sen hala her zaman yaptığın gibi konuyu dağıtma sıkıştığın yerde çamura yatma gayretindesin ..

ELLİNCİ KERE SORUYORUM .. NEREDE ŞU KURANDAN ÇIKARILDIĞINI İDDİA ETTİĞİN AYETLER ? NEREDE KANITLARIN ?
Hangi bilim otoriteleri senin bu bahsettiğin Kuran'ların Hz. Osman'ın kuranı olduğunu tyeyit etmiştir?
Hadi onuda geçtim Hz Peygamberimizin taşlara, ağaç kabuklarına, derilere, kemik parçalarına yazdırdığı mushaflar neden yakılmış sen bu soruma cevap ver.
İnsan bir eserin orjinalini yakar mı?
 
Hangi bilim otoriteleri senin bu bahsettiğin Kuran'ların Hz. Osman'ın kuranı olduğunu tyeyit etmiştir?
Hadi onuda geçtim Hz Peygamberimizin taşlara, ağaç kabuklarına, derilere, kemik parçalarına yazdırdığı mushaflar neden yakılmış sen bu soruma cevap ver.
İnsan bir eserin orjinalini yakar mı?

Hala eser diyor :)
Kuran'ın değiştirildiğini iddia ediyorsun bende ispatla diyorum ..
Sıkışınca klasik çamura battı yan yattı taktiğine gidiyorsun ..
Fitneciymişsin onu anladım ..
Ciddiye alınacak biri değilsin ..
 
Allah ile mutluysan bizlerle ne diye çelik çomak oynamaya çalışıyorsun?

İşte bu soruyu ben de defalarca size sordum. Bu başlık altında Allah ile mutlu olanların, Kur'an-ı Kerim'in değiştirildiğine inanmayanların arasında ne işiniz var?

Konu başlığı: Kabirde sorulacak sorular.
Trolleyen sizlersiniz.
Trol cümlesi: "Hadi canım ordan. Hz. İbrahim milleti diye bir şey yoktur. Kur'anda yazdığına bakmayın. Kur'an da Ermeniler tarafından değiştirildi."


Ermenilerin de başka işi yok. O kadar ayet tertemiz kaldı da bir buna diktiler gözü.
 


İşte bu soruyu ben de defalarca size sordum. Bu başlık altında Allah ile mutlu olanların, Kur'an-ı Kerim'in değiştirildiğine inanmayanların arasında ne işiniz var?

Konu başlığı: Kabirde sorulacak sorular.
Trolleyen sizlersiniz.
Trol cümlesi: "Hadi canım ordan. Hz. İbrahim milleti diye bir şey yoktur. Kur'anda yazdığına bakmayın. Kur'an da Ermeniler tarafından değiştirildi."


Ermenilerin de başka işi yok. O kadar ayet tertemiz kaldı da bir buna diktiler gözü.

adamların niyeti kendileri gibi bizi inkarcı yapmak ne kadar çok kişiyi dinsiz ataist yapsalar mutlu oluyorlar sanki sevap kazanacaklar
 
Bak bu senin mesajın:

"Kabir azabı ile ilgili bolca ayet ve hadisleri yaz bakalım da görelim."

Şimdi de kabir azabını inkar etmiyoruz diyorsun. Kabir azabını sordun, attım. Kendi mesajlarına bak önce lütfen.
Yukarıdaki düzeltmemi görmemişsin veya görmemezliğe gelmişsin. Bu bölümün başlığı kabir azabı değil kabir sorgusu. Sen Kabir sorgusu ile ilgili bolca hadisleri yazıver.
 
Kuran bir değil birkaç kez değiştirilmiştir. HZ Peygamberimizin ağaç kabulkarı, hayvan kemikleri, yapraklar, deriler üzerine yazdırdığı mushaflar hz. Osman tarafından yakılmıştır. yani orijinal Kurtan yazmalar yokedilmişir. Hz Osman'ın yazdığı Kuran'da günümüzde ortada yoktur.
Ortalıkta dolaşan en eski Kuran'ın Emeviler devrinde noktalama işaretleri konularak yazılmış, kelimelerin anlamlarının değiştirildiği bir sözde Kuran'dır.
Ben de diyorumki; en doğru ve gerçek Kuran İnsanların kalplerinde gizlidir gerçek hazine İnsandır. Yüce Allah, ''Ben size şah damarınızdan daha yakınım'' derken aslında insanın kalbini, yani gönlünü işaret ediyordu

İşte bu Kuran değiştirilemez!
Kur'an Değişmemiştir
Radikal Gazetesi'nin The Guardian'dan karmakarışık ve eksik naklettiği bir habere göre Almanya'da, Dr. Gerd Puin isimli bir araştırmacı, Yemen'de bir Kur'an nüshası bulmuş, bu nüsha Hz. Peygamber'den (s.a.v.) önce yazılmaya başlanmış ve buna göre zaman içinde Kur'an değişmiş, Müslümanların "değişmemiştir" şeklindeki iddialarını bu araştırma çürütüyormuş...
Hz. Peygamber'den (s.a.v.) önce yazılmış Kur'an isimli bir kitabın bulunmadığını, bulunsa bile bunun, Son Peygamber'e (s.a.v.) vahyedilen kitap olmadığını yalnızca ifade edip geçelim. Yazıyı nakledenin bilgisizlik yüzünden birçok şeyi yanlış anladığı ve birbirine karıştırdığı anlaşılmaktadır. Bir gazetede milyonlarca insanı ilgilendiren bir haber verilirken daha dikkatli ve saygılı olunmasını hatırlatmak gerekir mi bilmem!? Bu yazıyı okuyanların tereddütlerini gidermek için Kur'an'ın vahiyden kitaplaşmaya geçirdiği safhaları kısaca özetlemekte fayda görüyoruz:
Kur'an-ı Kerim geldiği zamandan itibaren kıyâmete kadar bütün insanlığa hitap edeceği, onları hak dine, Allah'ın râzı olduğu hayat tarzına dâvet edeceği, Allah tarafından bu maksatla gönderildiği için değiştirilmeden korunması, geldiği gibi insanlığa sunulması gerekiyordu. Allah Teâlâ bunu üzerine aldığını, kullarına gerekeni yaptırarak kitabı koruyacağını kitabında şöyle bildiriyordu: " Onu biz indirdik biz, şüphesiz koruyucusu da biz olacağız." (Hicr/9). "Sana okutacağız, ardından da unutmayacaksın" (A'lâ/6). "Onu çarçabuk almak için dilini hareket ettirme. Şüphesiz onu zihninde toplama ve okuma işi bize aittir. Onu okuduğumuz zaman sen de peşinden oku. Sonra onu açıklamak da bize aittir" (Kıyâmet/17-19; aynı meâlde: Tâhâ/114)). Hz. Peygamber (s.a.v.), kendisine vahyedilen âyetleri, unutmamak, hemen hâfızasına almak için -âyetin vahyedilmesi sürerken- okumaya çalışıyordu. Bu âyetler vahyedilerek kendisine, Allah tarafından şu teminât verildi: a) Onu sana okutacağız, b) Hafızanda toplayacağız; yani ezberlemeni sağlayacağız, c) Anlaşılmadık yer kalmayıncaya kadar gerekli açıklamaları yapacağız.
Allah'ın, son kitabını koruma vaadi şu tedbirlerle gerçekleşmiştir:
a) Hz. Peygamber (s.a.v.) ve bir kısım ashabı tarafından tamamı, diğerlerince de çeşitli kısımları ezberlenmiştir.
b) Hz. Peygamber (s.a.v.) ile Cebrail, Peygamberimiz (s.a.v.) ile bazı sahâbiler ve bir kısım sahâbe kendi aralarında Kur'an'ı karşılıklı okumuşlar, birinin ezbere okuduğunu diğeri dinlemiş ve gerektiğinde yanlış okumaları düzelterek doğru ve sağlam ezberlemeyi sağlamışlardır.
c) Âyetler geldikçe Peygamberimiz (s.a.v.) tarafından vahiy katiplerine, ileride mushaflaştırılırken riâyet edilecek sıra bildirilmek sûretiyle yazdırılmış ve yazılan metin Resûlullah'ın hanesinde muhâfaza edilmiştir. Ayrıca sahâbenin de ellerinde yazılı parçalar bulunmuştur.
d) Kur'an'ın nüzûlu tamamlandıktan kısa bir müddet sonra (Hz. Ebû-Bekr'in halifeliğinde), Peygamberimiz (s.a.v.) tarafından bildirilen nihai sıralamaya göre bütün parçalar birleştirilmiş ve yeniden yazılarak muhâfaza altına alınmıştır.
e) Hz. Osman'ın halifeliği devrinde, ana metinden, gerektiği kadar yeni nüsha kopya edilmiş ve İslâm dünyasının çeşitli bölgelerine gönderilmiştir.
Hicri 25. yılda Hz. Osman'ı bu faâliyete iten sebep, Ermenistan ve Azerbaycan fetihlerinde bulunan Huzeyfe b. el-Yemân'ın kendisine başvurması ve orada olup biteni anlatmasıdır. Çeşitli bölgelerden savaşa iştirak eden Müslümanlar bu savaş esnasında, Kur'an'ı farklı okuma yüzünden birbirlerine düşmüşler, sert tartışmalara girmişler, hattâ bazıları, kendilerdinden farklı okuyanları ağır bir şekilde suçlamışlardı. Farklı okuma sebebi, Hz. Ebû Bekir zamanında yazılan nüshada "yedi harf"in (lehçenin) bulunması, bu bakımdan bölgeler ve kabileler arasında farklı okumalara imkân hâsıl olması ve bazı sahâbîlerin özel nüshalarında -Kur'an'dan olmayan- bir kısım açıklayıcı kelimelere yer verilmiş olması idi. Huzeyfe bu ihtilâfın tefrikaya, bölünüp parçalanmaya, mukaddes Kitabımız üzerinde şüphelerin oluşmasına sebep olacağından korkmuş, Halife'den duruma müdahale etmesini ricâ etmişti. Halife, daha önce de Kur'an'ın toplanıp yazılmasında görev almış olan Zeyd b. Sâbit başkanlığında dört kişiden oluşan bir heyet kurmuş, heyete "ana Mushaf'ı ve Kureyş lehçesini esas alıp diğer harflere yer vermeden birkaç nüsha mushaf yazmaları; yani ana nüshadan birkaç kopya çıkarmaları emrini vermiştir. Heyet yedi nüsha yazmış ve Halife Osman bunları İslâm ülkesinin yedi bölgesine göndermiş, bundan sonra Kur'an'ın bu nüshalardaki şekle ve lehçeye göre yazılıp okunmasını, buna uymayan, farklı lehçelerden kelimeler ile açıklamaları ihtivâ eden özel yazmaların yok edilmesini istemiştir.
Allah Teâlâ'nın Kur'an-ı Kerim'i koruma vadinin bir tecellîsi olmalıdır ki, bu yedi nüshadan üçü günümüze kadar gelebilmiştir. Bu üç nüshadan biri, Osmanlıların Medine'den çıkarken yanlarında getirdikleri ve hâlen Topkapı Sarayında bulunan nüshadır. İkincisi Timur'un Şam'dan alıp götürdüğü nüshadır ve hâlen Taşkent'te bulunmaktadır. Üçüncüsü ise İngilizlerin Moğol hükümdarlarının sarayından alıp Londra'ya götürdükleri ve İndia Offica kütüphanesine koydukları nüshadır. Araştırmacılar bu üç nüsha üzerinde yaptıkları inceleme sonunda hem muhtevâ hem de şekil bakımından tam bir uygunluk ve birlik bulunduğunu tesbit etmişlerdir. Tarih içinde yapılan hizmetlerin metni değiştirme ile bir ilgisi olmayıp tamamı, okumayı kolaylaştırmaya yönelik çalışmalardır. (Hayrettin Karaman)
 
Kur'an-ı Kerim'in yazıldığı günden bugüne kadar hiçbir şekilde değişikliğe uğramadığı birkez daha ispatlandı. 10 yıl süren bir çalışmayla orijinal 4 mushaf ile günümüz Kur'an-ı Kerim'ini kelime kelime ve harf harf kontrol ederek, aralarında herhangi bir değişikliğin olmadığını kanıtlayan Dr. Tayyar Altıkulaç, "Bu çok muhteşem ve huzur verici" ifadelerini kullandı.
Yıllardır "Kur'an-ı Kerim'in hiç değişmediği, tahrife uğramadığı''nın ifade edildiğini ancak kanıtlanamadığını dile getiren Altıkulaç, IRCICA ve Türkiye Diyanet Vakfı'nca basılan orijinal mushafların özel faksimile nüshalarının, Kur'an-ı Kerim'in herhangi bir değişikliğe uğramadan günümüze ulaşmış bir kitap olmasıyla ilgili olduğunu söyledi. Mushafların en eski belgelerinin kütüphanelerde saklı bulunduğunu ve kimsenin bunların kapağını açıp inceleme fırsatı bulamadığını anlatan Altıkulaç, teknolojik gelişmelerin sonucu dijital çekim sayesinde kütüphanelerdeki mushafları dijital ortama aktardıklarını ve kitap haline getirdiklerini kaydetti.
Orijinali Topkapı Sarayı Müzesi'nde bulunan ve Halife Hz. Osman'a izafe edilen Mushaf-ı Şerif'in IRCICA tarafından hazırlanan özel faksimile nüshası ile bugün dünyanın her yerinde okunmakta olan Kur'an-ı Kerim'i kelime kelime, harf harf, hatta diş diş kontrol ettiğini ve arada herhangi bir değişikliğin olmadığını tespit ettiğini anlatan Altıkulaç, aynı çalışmayı Kahire'de bulunan ve yine Hz. Osman'a ait olduğu söylenen El-Meşhedü'l-Hüseyni mushafı üzerinde de yaptığını kaydetti. (Tayyar Altıkulaç)
 
Silistre rumuzlu kimse "Türk insanının anladığı ve yaşadığı gerçek İslam!"[/QUOTE] diyorsun

Allah(c.c.)'da diyor ki:
"Ey insanlar, gerçekten, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi halklar ve kabileler ( şeklinde ) kıldık. Şüphesiz, Allah katında sizin en üstün olanınız, takvaca en ileride olanınızdır." (Hucurat / 13.ayet)

Resulullah(sav) diyor ki:
"Kim kâfir olan dokuz atasını onlarla izzet ve şeref kazanmak düşüncesiyle sayarsa, cehennemde onların onuncusu olur" (Ahmed bin Hanbel, 5/128)

"Bir kısım insanlar vardır ki, cehennem kömüründen başka bir şey olmayan adamlarla iftihar ederler, övünürler İşte bunlar ya bu övünmeden vazgeçerler, ya da Allah nezdinde, pisliği burunlarıyla yuvarlayan pislik böceklerinden daha değersiz olurlar" (Ahmed bin Hanbel, 2/524; Ebû Dâvud, Edeb 111)

"Kim hevâsına uyarak bâtıl yolda cenkeder, kavmiyetçiliğe (asabiyet) çağrıda bulunur veya kavmiyetçiliğin sevkiyle öfke ve tehevvüre kapılırsa, câhiliyye ölümü üzere (kâfir olarak) ölür." (İbn Mâce, Fiten 7)

"Irkçılık yapan, ırkçılık için savaşan ve ırkçılık uğrunda ölen, bizden değildir.) [Ebu Davud]

"Bir kimseyi ameli geri bırakmışsa, nesebi, soyu onu kurtaramaz, yükseltemez, ilerletemez" (İbn Mâce, Mukaddime 17, hadis no: 225)

"Irkçılığa (asabiyyeye) çağıran Bizden değildir; ırkçılık için savaşan Bizden değildir; ırkçılık üzere, asabiyye uğruna ölen Bizden değildir" (Müslim, imare, 53)

"İslâm, Câhiliyetten kalma ırkçılık ve kabileciliği ortadan kaldırmıştır ..." (Buharî, Ahkâm: 4)

"Bak ey Eba Zerr ; şüphesiz ki sen takva ile üstün olma durumun hariç, kırmızı ve siyah insanlardan hayırlı değilsin." (Kaynak:İbni Kesir : 13.c.7421.s)

"Rasûlullah (s.a.s.)'a soruldu: "Kişinin soyunu, sülâlesini (kavmini, ulusunu) sevmesi asabiyet (kavmiyetçilik, ırkçılık) sayılır mı?" Hz. Peygamber şöyle cevap verdi: "Hayır. Lâkin kişinin kavmine zulümde yardımcı olması asabiyettir/kavmiyetçiliktir."(Ahmed bin Hanbel, 4/107, 160; İbn Mâce, Fiten 7, hadis no: 3949)

Kâfir olan bir Arap veya Türk, Müslüman Fransızdan(veya başka bir ırk) üstün olamaz. Böyle bir ırkçılık dinimiz İslam'a aykırıdır.
 
Hz. Osman döneminde mi yaşadın da vardı ya da yoktu diyosun ?

O çeliği burnuna çomağı da ağzına tıkarlar.:asd:
 
Yukarıdaki düzeltmemi görmemişsin veya görmemezliğe gelmişsin. Bu bölümün başlığı kabir azabı değil kabir sorgusu. Sen Kabir sorgusu ile ilgili bolca hadisleri yazıver.

Mesajını görmedim. Niye görmezden geleyim ki ? :)

Bu kendine güvenmeyi terket benden tavsiye :)

Bu 1. Nesai ve Buhari'den.

Ebû Hurayra (r.anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir:
Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“Sizden biriniz veya ölü kabre konulunca simsiyah mavi gözlü iki melek ona gelir onlardan birine münker diğerine nekîr denilir. O iki melek şöyle derler:
Bu Muhammed denilen adam hakkında ne dersin? O kimse ise ölmeden önce söylediğini aynen tekrar ederek: O Allah’ın kulu ve Rasûludür. Ben şehâdet ederim ki Allah’tan başka gerçek ilah yoktur. Muhammed’de onun kulu ve elçisidir. O iki melek derler ki: Senin böyle söyleyeceğini biliyorduk. Sonra o kabir yetmiş arşın kadar genişletilir ve aydınlık hale getirilir ve rahatça yat uyu burada denilir. O kimse bu durumu benim aileme dönüp haber verebilir miyim? Deyince o iki melek; gelin güvey gibi rahatça uyu gelin güveyi olan kimseyi ailesinden en çok sevdiği kimse uyandırır derler. O kişi o kabirde mahşer için diriltilinceye kadar rahat rahat uyur.

O kabre konulan kimse münafık ise Muhammed (s.a.v.) hakkında sorulan soruya; İnsanların peygamber dediklerini duydum bende aynen öyle söyledim, gerçek midir? değil midir? bilemiyorum diyecek. Bunun üzerine o iki melek; senin böyle söyleyeceğini biliyorduk derler. O kabre, sıkıştır onu denilir, kabirde onu sıkıştırır da kaburga kemikleri yerlerinden oynar. Allah onu böylece mahşer günü uyandırıncaya kadar azab etmeye devam eder.”
(Nesâî, Cenaiz: 114; Buhârî, Cenaiz: 86)

Bu 2. Ebu Davud ve Ahmed b. Hanbel'in Müsnedinden.

el-Berâ b. Âzib -Radıyallahu anh-dan rivayete göre o şöyle demiştir :
Mümin kula :
Ona iki melek gelir, onu oturturlar ve ona Rabbin kimdir? derler. O da: Rabbim Allah’tır der, dinin nedir? diye sorarlar. O da, dinim islam’dır der. Ona, şu aranızda peygamber olarak gönderilen adam nedir? diye sorarlar, o da: O Allah’ın Rasûlüdür, der. Yine iki melek ona: Senin bilgin nedir? diye sorarlar, o: Ben Allah’ın Kitabını okudum, ona iman edip tasdik ettim. Bunun üzerine sema’dan bir münadî; Benim kulum doğru söylemiştir, ona cennetten bir döşek yayınız ve ona cennetten bir kapı açınız, diye seslenir. Bunun üzerine cennetin hoş ve güzel kokuları ona gelir ve gözünün alabildiği kadar bir mesafe kabrinde ona genişlik verilir. Güzel yüzlü, güzel elbiseli, hoş kokulu bir adam ona gelir. Bu adam ona: Seni sevindirecek şeylerin müjdesini sana veriyorum. İşte bugün sana vadolunan gündür, der. Ona: Sen kimsin? Yüzün hayır ile gelen kimsenin yüzüne benziyor, diye sorar. Ona, ben senin salih amelinim der. Bu sefer o kişi: Rabbim kıyameti kopart ki ben de aile halkımın yanına ve malıma geri döneyim, diye yakarır.

Kâfir Kul'a :
Yanına iki melek gelir, onu oturturlar ve ona Rabbin kimdir? derler. O da; hah, hah bilmiyorum der. Bu sefer ona: Aranızda peygamber olarak gönderilen bu adam ne idi? derler. O yine, hah, hah bilemiyorum der. Bunun üzerine semadan bir münadî: O yalan söyledi. Ona cehennemden bir döşek yayınız ve ona cehennem ateşine giden bir kapı açınız, diye seslenir. Cehennemin o yakıcı ve kavurucu sıcağı ona gelir. Kabri üzerine öyle bir daralır ki kaburga kemikleri birbirine girer. Son derece çirkin yüzlü, çirkin elbiseli, pis kokulu bir adam ona gelerek; Senin hoşuna gitmeyecek şeyleri müjdelemeye geldim. İşte (dünyada iken) sana vadolunan günün budur, der. Sen kimsin? diye sorar. Senin yüzün kötü şeyler getiren birisinin yüzüne benzer, der. O da: Ben senin kötü amelinim, der. Bu sefer o kimse: Rabbim kıyameti kopartma! der.
Musned, IV, 287, 295-296; Ebû Davûd 4753./ Bu hadisi İmam Ahmed ve Ebu Davud rivayet etmişlerdir. Nesaî ve İbn Mace onun baş taraflarını rivayet ettikleri gibi, Hakim ile Ebu Avane el-İsferayinî, Sahih’lerinde ve İbn Habban da rivayet etmiştir.
 
Geri