İskocya ve Galler

Konu sahibi son olarak 1823 gün önce görüldü
Türkiye’de Kürt sorununa yurt dışından benzerlik gösteren örnekler arandığında genellikle Kuzey İrlanda veya Bask örnek gösteriliyor. Nedeni ise medyada bu soruna çoğunlukla terörizm açısından yaklaşılması. Gerek IRA’nın ve ETA’nın gerekse de PKK’nın eylemleriyle ses getirip hassas dengelerdeki sinir noktalarını harekete geçirebilme özellikleri.

Hâlbuki daha doğru örnek İskoçya ve Galler’dir. Bir tanesi Birleşik Krallığın kuzeyini diğeri Güney Batısını kaplayan bu iki ülke bir zamanlar kendi dilleri olan, zaman zaman İngiltere’den farklı dinleri olmuş; halada ayrı Kiliseleri olan, farklı üç kültür. Hiçbir İskoç veya Galli kendini İngiliz diye tanımlamaz, onları İngilizlerle karıştıran yabancılara da gönül koyar, düzeltirler. Birleşik Krallık içinde her zaman ciddi politik ağırlıkları olmuş hala da var. Birçok kereler iktidar olmuş, şu anda da ülkeyi yöneten İşçi Partisi İskoçya ve Galler’den seçilen milletvekilleri olmazsa genellikle iktidar olamaz.

Asırlar önce İskoçya ve Gallieri kendine bağlayan İngilizler asimilasyonunu gerçekleştirmek için önce bu ülkelerin ve halklarının “milli kimliğini” yok etmekle işe başlamışlar. “Britishness” diye bizim “Osmanlılığa” benzeyen bir kavram yaratıp; dünyayı idare eden bu imparatorluğun bir “milli kimliği” olduğunu işlemişler. Tabii ki “British” diye bir millet yok, sadece aynı Kral veya İmparator tarafından idare edilen değişik milletler topluluğu var. İngiliz milliyetçiliği ve Britanya emperyalizmi “biz kardeşiz”, “dünyaya karşı hep yan yana savaştık” hamasetleriyle imparatorluğun İngiliz olmayan her köşesini olduğu gibi İskoçya ve Galler’i de idare etmişler. Bu yetmeyince ordularını kullanıp zaman zaman baş kaldıran İskoçları ve Gallileri yola getirmişler!

Birleşik Krallık artık bir demokrasi ve insan haklarına saygı duyulmayan bir ülkede demokrasi olamaz. Bu nedenle artık İskoçları ve Galileri eskisi gibi idare etmek mümkün değil. Kaldı ki günümüzde gerek ekonomik, gerek kültürel gerekse de globalleşmenin getirdiği nedenlerle İskoçlar ve Galliler Birleşik Krallığın her yerinde, bütün İngiliz şehirlerinde yüz binlerce İskoç ve Galli var. Bilmem İskoç, Galli, İngiliz kardeşliği ile Kürt, Türk kardeşliğinin ne kadar benzediğini görmeye başladınız mı?

Britanya İmparatorluğu üzerinde güneş batıp ta Birleşik Krallık kendini orta boy bir Avrupa devleti olarak bulunca İskoçya, Galler ve bunlar gibi diğer eski kardeşlerini nasıl Birleşik Krallık bünyesinde tutacağını düşünmeye başlamış. Çünkü milliyetçi akımlar puslu havaları severler. Zayıflayan imparatorluğun eski itilmiş kakılmış milletleri daha fazla nefes alabilecekleri bir düzen istemeye başlar. Örneğin 70’lerde Galler’de evleri olan İngilizlerin bu evlerini yakma kampanyaları zamanının en önemli “terörist” problemi olarak Birleşik Karlığı uğraştırmaktaydı.

Bugünkü durum nedir? Hem Galerin, hem de İskoçya’nın iç işlerinde bağımsız parlamentoları var. Maalesef İskoç Dili için artık zamanı geri çevirme şansı yok ama Gal dili yavaş yavaş yeniden canlanıyor, hatta Gal Üniversitelerinde okuyan bütün öğrencilerin bizdeki “Cumhuriyet Tarihi” misali Gallice öğrenmeleri mecburi! İskoç BBC’si sadece ülkeye mahsus yayın yaptığı gibi Gal BBC’si Gallice yayınlar yapıyor. Ayrımcılık yanlısı “Scottish National Party” (SNP) yani İskoç Milli Partisi İskoçya’da birinci parti durumunda. 70’lerde Galler’de ki birçok İngiliz evini yakan kampanyalardan eser kalmadığı gibi hiç kimse ciddi olarak bu iki ülkenin Birleşik Krallıktan ayrılmasını beklemiyor.

Biliyorum, bu satırları okuyan birçoğunuz Türkiye’de duyduğum zaman beni en çok umutsuzluğa düşüren cümleyi içinizden geçiriyorsunuz: “Burası Türkiye, burada öyle şeyler olmaz!”. Doğrusu bu konuda galiba bende sizlere katılacağım. Hele hele tutucu AKP Hükümetinin bu ülkenin önünü açacak böyle bir yol haritasına itibar edebileceğini ben bile hayal edemiyorum. Her şeyden önce kendi Kürt kökenli milletvekillerinin desteği olmadan nasıl böyle kolay iktidar olurlar? Sonra böyle bir vizyona sahip olabilmek için başlangıç noktanızın hakikaten demokrasi ve insan hakları olması gerekir ki, AKP’nin bu konularda sınıfta kaldığı bir gerçek. Demokrasileri işlerine gelmeyince hukuk kurumlarına tahammül edemeyen “Pervez Müşerref” demokrasisi. İnsan hakları anlayışları ise hakları “kuşaklara” ayıran AB dayatması ile yürüyen insan hakları anlayışı!

Not: Kasım 2007’de yazmışım...Yeni bir anayasa çıkaracağımız 2012’de aynen bir daha yayımlıyorum...AKP hakkında ki umutsuzluğum aynen devam etmekte; lâkin Kürt milletinin zaman içerisinde kendi içinden çıkardığı “işbirlikçilere” hesap soracağı umudum var!
 
Geri