Haber 'İran'dan Sonra Türkiye Kontrol Altında Tutulmalı' WSJ'de Açık Açık Yazıldı

Konu sahibi son olarak 15 gün önce görüldü
qo0OWdl.md.jpg

Dünyaca ünlü The Wall Street Journal’da yayımlanan makalede, ABD-İsrail’in İran’dan sonra Türkiye’yi “kontrol altında tutması” gerektiği savunuldu. İsrail yanlısı gazeteci Bradley Martin, İran’dan sonra ABD-İsrail’in Türkiye’yi “kontrol altında tutması” gerektiğini ve "NATO üyeliğinin gözden geçirilmesi gerektiğini" söyledi.


İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik emperyalist saldırıları ve son gelişmeler; Türkiye'den anbean takip edilmeye devam ediyor.

Son olarak ABD’nin en büyük gazetelerinden olan The Wall Street Journal’da (WSJ) kaleme alınan yazıda, ABD Savunma Bakanlığı ile ortak çalışan bir merkezde yönetici ve İsrail yanlısı gazeteci Bradley Martin, İran’dan sonra ABD-İsrail’in Türkiye’yi “kontrol altında tutması” gerektiğini savundu.

İsrail’e açık desteğiyle bilinen ve Trump’a en yakın medya kuruluşlarından Fox News’a da sahip olan Murdoch ailesine ait The Wall Street Journal’da, İsrail ve ABD’nin İran’dan sonra Türkiye’yi hedefe koymasını öneren bir makale yayımlandı.

''BOŞLUĞU TÜRKİYE DOLDURMAMALI''​

Makalede İran’ın oluşturduğu iddia edilen “bölgesel tehdit” etkisi hale getirildikten sonra Türkiye’nin bu boşluğu doldurmamasının sağlanması gerektiği savunuldu.

"TÜRKİYE'NİN NATO ÜYELİĞİ GÖZDEN GEÇİRİLMELİ"​

Türkiye’nin “ABD dış politikasının dışına çıktığı” iddia edilirken bu durum Ankara’nın “kontrol altında tutulup” Türkiye’nin NATO üyeliğinin “tekrar gözden geçirilmesi” gerektiğinin bir işareti olarak değerlendirildi.

''TÜRKİYE’NİN İRAN’IN YERİNİ ALMAMASI SAĞLANMALI''​

İsrail yanlısı gazeteci ve ABD Savunma Bakanlığı ile ortaklıkları olan Yakın Doğu Stratejik Çalışmalar Merkezi Genel Müdürü Bradley Martin tarafından kaleme alınan yazıda şu ifadeler yer aldı:

“İran'ın oluşturduğu bölgesel tehdidi etkisiz hale getirirken, ABD ve İsrail, Türkiye'nin onun yerini almamasını sağlamalıdır.

Irak savaşından sonra İran, Saddam Hüseyin'in bıraktığı iktidar boşluğunu kullandı. İran, İslam Devrim Muhafızları teröristlerini sınırın ötesindeki Şii cihatçı grupları eğitmek için göndererek ABD'yi maliyetli bir işgale sürüklerken, İran'ın bölgesel etkisini genişletti.

Başkan Trump cumartesi günü yaptığı açıklamada, “İran güçleri Irak'ta yüzlerce Amerikan askerini öldürdü ve sakat bıraktı” dedi. “Rejimin vekilleri, son yıllarda Orta Doğu'da konuşlanmış Amerikan güçlerine, ABD donanma ve ticaret gemilerine ve uluslararası nakliye hatlarına sayısız saldırı düzenlemeye devam etti.”

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarını uluslararası hukukun “açık bir ihlali” olarak eleştirdi. Erdoğan ayrıca, İran'ın eski dini lideri Ayetullah Ali Hamaney'in ölümünden “üzüntü duyduğunu” söyledi.

Ülkesinin Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü'nün (NATO) önemli bir üyesi olan Erdoğan, ocak ayındaki protestolar sırasında hayatını kaybeden binlerce masum İranlıya hiçbir sempati göstermedi. Türk hükümetinin, Türkiye'de İran rejimine karşı protesto eden kişilerin tutuklanması konusunda Tahran ile işbirliği yapmayı kabul ettiği bildirildi. NewsNation'ın haberine göre, tutuklananlardan bazıları daha sonra İran'da idam edildi.

Erdoğan, İslam dünyasına liderlik etmek istiyor ve kendisini İslam'ın koruyucusu, bir tür modern Osmanlı sultanı olarak görüyor. Bu, Türkiye'nin İran konusunda NATO için neden kötü bir ortak olduğunu açıklıyor. Ankara'nın 2012 yılında İran'a, İsrail için casusluk yapan ve İran'ın nükleer silah programı hakkında bilgi toplayan 10 İran vatandaşının kimliklerini ifşa ettiği bildirildi. İsrail Mossad'ın eski başkanı Danny Yatom, bu olayı İran'ın nükleer programı hakkında istihbarat toplamaya çalışan Batılı kurumlara yönelik büyük bir darbe olarak nitelendirdi.

2015 yılında ABD öncülüğündeki Delta Force'un İslam Devleti'nin mali işler sorumlusu Abu Sayyaf'ın bulunduğu tesise düzenlediği baskında, terör örgütü ile Türk yetkililer arasında inkar edilemez bağlantılar ortaya çıktı. O dönemde IŞİD, karaborsada petrol satarak ayda milyonlarca dolar kazanıyordu.

Türkiye, Suriye mülteci krizini de Avrupa Birliği'nden tavizler koparmak için kullandı. Buna örnek olarak, AB'nin Ankara'nın bloğa düzensiz göçü durdurma taahhüdü karşılığında Türkiye'ye 6 milyar avro yardım sağlamayı kabul ettiği 2016 AB-Türkiye anlaşması ve Erdoğan'ın Türkiye'nin artık mültecilerin Avrupa'ya girişini engellemeyeceğini açıkladığı 2020 sınır krizi verilebilir. Yunanistan hükümeti bu eylemi “şantaj diplomasisi” olarak nitelendirdi.

NATO, Türkiye ile ilişkisini sürdürmeli mi? İran rejimi düştükten sonra Orta Doğu'daki rolü ne olmalı? Bu soruları değerlendirirken ABD, Türkiye'nin ABD dış politikasına karşı çıktığını ve müttefikleri için baş ağrısı olduğunu unutmamalıdır.”

KAYNAK
 
Şerefsizlere bak
 
siz anca eşeğin kuyruğunu tutarsınız.
 
Türkiye iç barışı sağlamadığı sürece, hesap vermeyen despot lider ve sistem ile yönetildiği sürece bu tip tehditlere her daim açık olacak.
 
Öyle değil de neyse söylemiyim:d

konuya gelecek olursak başımızda malum kişiler ve parti olduğu sürece vatanı karış karış satarak adamlara istediklerini veriyorlar zaten.
Katılıyorum, bu sebeplerden dolayıda çok rahat bir şekilde tehditlere maruz kalıyoruz.
 
Bradley Martin, biz bir şeyin yenisi yada eskisi değiliz. Bin yıldır burdayız. Yeni İran, eski İran diye bir şey de yok. İsrail'li ahmaklar önce İran sonra Türkiye mi diyeceklermiş. Tam tersini yapsalarmış, direk bizle başlasalarmış o zaman. Niye toto yemedi mi?

ABD ve Türkiye çatışmasından bahsediyorsan eğer tamam, kabul. Bak bakalım Türk tarihine Türkler hangi ülkeyle çatışmamış yada çatışmaktan geri durmuş?

Dünyanın en büyük imparatorluğu olan Büyük Britiyanya Donanmasını, Çanakkalenin serin sularına gömen kimmiş bak bakalım? Ve yanında Fransız donması, Avustralyalı+Yeni Zellandalı + Hintli koloni ordularını.

Dostum, biz öyle teknolojiyle, sadece psikolojik korku için kullandığın Uçak Gemileriyle korkutulacak ülke değiliz. Uçak gemisi diplomatik üstünlük ve korku sağlamaya yarayan bir sopa sadece.

Senin uçak geminde var 5.000 personel ve 40-50 uçak. Ve fiyatı 13 milyar dolar. Hiçbir boka yaramadığı halde ve yılda 2.5 milyar dolar sadece su üstünde tutmak için para harcadığın o metal yığını günümüzde sadece bir füzeyle suyun dibini boylayabiliyor. Çin ve Rusya bunun için yıllardır özel bir füze tasarımı üzerinde çalışıyorlardı ve Çin bunu çözdü yakında Rusya'da çözer.

Çin'in yeni ürettiği "Uçak Gemisi Katili Hipersonik Balistik Füze" ise bir kaç milyon dolar. Bir füzeyle hem ordun hemde milyar dolarların suyun dibini boylayabilir. Hipersonik füzeyi durdurabilecek bir savunma sistemi şuan yok dünya üzerinde.

Yani elindeki o sopayı bir taraflarına sokabiliyor artık günümüzdeki başka ordular.

Bizim Roketsan sadece bir iki yıl uğraşsa aynı füzeyi tasarlayabilir. Roketsan dünya ile yarışır düzeye geldi. Tayfun füzesi bunun en top zirve örneğidir.

Bizi NATO'tan çıkarırsan bizde Çin ve Rusya ile karşılıklı savaş desteği anlaşmaları yaparız. Suudi Arabistan ve Pakistan buna benzer bir şeyi yaptı.
Suudi Arabistan'a bir saldırı yapılırsa Pakistan tüm ordusuyla Arabistan'a yardım edeceğine dair imza attı. Bizde Pakistan'la aynısını yaparız. Eeee nükleer olayınıda çözmek için seçeneğimiz çok.

Sen bilirsin Sam Amca, istediğin kararı alabilirsin.

İsrail'in kölesi olarak, yıkılmadan veya Çin ve Rusya tarafından tokatlanmadan bakalım kaç yıl daha ayakta tutabileceksin kağıttan kaplan olan kukla ABD imparatorluğunu.
 
Türkiye'de Amerikancılar da vardır biliyorum ama Amerikancı olmadan, Amerika'ya karşı zafer kazanabilirsiniz. Bunu da bilin istedim.
Alternatif çok, kendi ordun güçlü, yeni ittifaklar kurulabilir.
Zamanında rahmetli İsmet İnönü'nün bir sözü vardı ki bu onun dünya gidişatını iyi izleyen, akıllı ve keskin doğru kararlar alabilecek kadar milliyetçi olduğunu gösterir;

"Yeni bir dünya kurulur ve Türkiye de bu dünyada yerini bulur",

İsmet İnönü'nün 1964 yılında ABD Başkanı Johnson'ın tehditkar mektubuna cevaben söylediği meşhur sözdür bu.


İnternette bulduğum ek bilgiyi de paylaşayım:
  • İnönü bu sözü, 16 Nisan 1964'te Time dergisine verdiği röportajda, Türkiye'nin Kıbrıs politikasına yönelik tehditlere karşı söylemiştir.
  • Johnson Mektubu: ABD Başkanı Lyndon B. Johnson'ın, Türkiye'nin Kıbrıs'a müdahalesini engellemek amacıyla 5 Haziran 1964'te gönderdiği sert mektup öncesindeki süreci ifade eder.
  • Anlamı: Türkiye'nin ABD veya Batı ittifakı (NATO) dışında da alternatifler bulabileceği, egemenliğinden taviz vermeyeceği anlamını taşır.
 
Geri