İnsanlık öldü umutlar yaralı..

Konu sahibi son olarak 3512 gün önce görüldü
Trafiği gibi kalpleride sıkışık dünyanın..
Arkadan korna çalan araçlar gibi yüreğimiz acele et diyoruz..
Çabuk say, sev beni, hatırlave ilgi göster..
Acelem var diye makaslara giriyoruz.
Ne samimiyet kemerimiz takılı, nede iyilik sinyali veriyoruz. ne empati aynalarını kullanıyoruz nede öfke frenlerine basıyoruz.
Ayağımız ego gazında tüm bencil viteslerimiz hep ileri..
Statü arabaların kıskançlık modellerine biniyoruz.
Plakada adımız yazıyor
Sürekli kaza yapıyoruz
Blanço ağır; İnsanlık Öldü Umutlar Yaralı...​
 
''Vicdanın benim için sızlasın biraz''
Bu tek cümlelik sitemimde geçen ''biraz'' kelimesi,
umarım ki gönlüne ve ömrüne de sığmaz..​
 
Hayır. Küsmüyorum hayata! Sandığınız gibi değil.
Biraz canım sıkkın hepsi bu.
Topacı elinden alınmış çocuk gibiyim; özlüyorum sadece
kaybettiğim oyunu.
Umutluyum ama! isterseniz bakın gözlerime; ışıl ışıl.
Hep güzel şeyler düşünüyorum, aydınlık yakın.
Biri tutuyor elimden diyor ki; "Sabret!"
Bende var olan şey mutsuzluk değil, bir parça
sükunet.
 
Acaba bir zamanlar şu ay meselesi yüzünden sevmediğimi düşündüğüm tabiatı, sever gibi olmuş muydum hiç? Acaba ağaçtan, ottan ya da uçamayan böceklerden filan bir yerden sevmeğe başlamış mıydım? Bir yerden sevmeye devam edebilir miydim? Çünkü sevmek, yarıda kalan bir kitaba devam etmek gibi kolay bir iş değildi. Ya hiç sevmemişsem bu güne kadar? Bir kitaba yeniden başlamak gibi sevmeye yeniden başlamak pek kolay sayılmazdı herhalde.​
 
.
Kaçsak gitsek kimsenin olmadığı bir orman evine ama bu orman evi denize yakın olsa sahile vuran dalgaların sesini dinleyip dalgayla beraber oluşan kopükleri hayal etsem. Hiç insan olmasa bu ormanda benden başka ( çünkü insanın olduğu yerler kirleniyor.) Insanlar yerine bir kedim, bir köpeğim, bir kuşum ve bir sürü hayvanım olsa. Onlarla her gün güneşin tembel tembel uyanışını izlesek, güneşin sarı saçlarının dağların eteklerine düşüşünü izlesek, serin serin esen rüzgârı hissetsek tenimizde. Kaçsak insanlardan onların samimiyetsizliklerinden, kendini bilmişliklerinden, insanların kötülüklerinden kaçsak sadece biz olsak küçük orman evimizde bize eşlik eden denizimizle, güneşimizle, ağaçlarımızla, rüzgârımızla sadece biz olsak.
 
Sordukları zaman, bana ne iş yaptığımı, evli olup olmadığımı,kocamın ne iş yaptığını, ana babamın ne olduklarını sordukları zaman, ne gibi koşullarda yaşadığımı, yanıtlarımı nasıl memnunlukla onayladıklarını yüzlerinde okuyorum. Ve hepsine haykırmak istiyorum. Onayladığınız yanıtlar yalnızca bir yüzey. Ne düzenli bir iş, ne iyi bir konut, ne sizin medeni durum dediğiniz durumsuzluk, ne de başarılı bir birey olmak ya da sayılmak benim gerçeğim değil. Bu kolay olgulara, siz bu düzeni böylesine saptadığınız için ben de eriştim. Hem de hiç bir çaba harcamadan. Belki de hiç istediğim gibi çalışmadan. istediğiniz düzeye erişmek o denli kolay ki… Ama insanın gerçek yeteneğini, tüm yaşamını, kanını, aklını, varoluşunu verdiği iç dünyasının olgularının sizler için hiç bir değeri yok ki. bırakıyorsun insan onları kendisiyle birlikte gömsün. Ama hayır, hiç değilse susarak hepsini yüzünüze haykırmak istiyorum. Sizin düzeninizle, akıl anlayışınızla, namus anlayışınızla, başarı anlayışınızla bağdaşan hiç yönüm yok. Aranızda dolaşmak için giyiniyorum, hem de iyi giyiniyorum. İyi giyinene iyi değer verdiğiniz için. İçgüdülerimi hiç bir işte uygulamama izin vermediğiniz için. Hiç bir çaba harcamadan bunları yapabiliyorum, bir şey yapıldı sanıyorsunuz. Yaşamım boyunca içimi kemirttiniz. Evlenizle. Okullarınızla. İş yerlerinizle. Özel ya da resmi kuruluşlarınızla içimi kemirttiniz. Ölmek istedim, dirilttiniz. Yazı yazmak istedim, aç kalırsın, dediniz. Aç kalmayı dendim, serum verdiniz. Delirdim, kafama elektrik verdiniz. Hiç aile olmayacak insanla bir araya geldim, gene aile olduk. Ben bütün bunların dışındayım. Şimdi tek konuğu olduğum bu otelden ayrılırken, hangi otobüs ya da tren istasyonuna, hangi havaalanı ya da hangi limana doğru gideceğimi bilmediğim bu sabahta, iyi, başarılı, düzenli bir insandan başka her şey olduğumu duyuyorum.
Tezer Özlü
 
“beni kıskıvrak yakalayan şeyin, sana dokunması bile gerekmez ya da tersi; senin için masumiyet olan şey, benim için suç olabilir ya da tersi; sende hiçbir etki yaratmayan şey, benim mezarım olabilir.”
Franz Kafka​
 
yaza yaza insanın dusunceleride olgunlasir. Yazi onemlidir insanin gelisiminda. Yazmak rahatlatir...
 
İyi insan yoktur,
İnan bana yoktur.
Sadece henüz sana kötülük yapmamış binlerce insan vardır...​
 
Ne yaparsan yap, nasıl yaşarsan yaşa;
Ama gülebilmek için birini ağlatma,
Ve çıkarların için hiç kimseyi satma..!
 
En Usta Hırsız Hayattır. Senden Sevdiklerini Çalar, Zamanını Çalar, Hatta Seni Senden Çalar Ama Farkında Bile Olmazsın. . !
 
Pinokyo olsam, yalan söylediğinde burnu uzayan. Ben hep seviyorum desem ve sen buna inansan. Pinokyo olsam, tek dileği bulunan ve ben seni dilesem, hep yanında kalsam.. İnsan olduğumu sevince, sevginle anlasam...
 
Geri