insanlık Neden Mutsuz ve Dejenere Oldu?*

Konu sahibi son olarak 2998 gün önce görüldü
George Orwell “Bin Dokuz Yüz Seksen Dört”, Aldous Huxley ise “Cesur Yeni Dünya” adlı kitapların yazarlarıdır. Her ikisi de gelecek zamandaki dünya düzeni ve yönetim sistemleri üzerindeki tahminlerini kitaplarında yazmışlardır. İkisinin de ortak yönü ve haklı oldukları tahmin; insanlığın bazı güçler tarafından kontrol altına alınıp mutsuz ve dejenere hale getirileceğidir. Fakat yöntemler konusunda farklı fikirler öne sürmüşlerdir. Hangisi haklı dersiniz?

1940’ların sonunda tam da radyonun diktatörlerin elinde çok etkili bir araç olarak kullanıldığı, komünizm ve faşizm gibi totaliter yönetimlerin uygulamaların tüm dehşetiyle yaşandığı ve yaşanmakta olduğu bir dönemde, kitle iletişim araçlarının insanların yaşantısındaki etkileriyle ilgili öngörüler ortaya atılmaya başlanmıştı. Bunların en önemlisi George Orwell’in iletişim teknolojilerinin insanları küresel çapta bir diktatörlüğe getireceği ve bütün insanların totaliter bir yönetim altında, onun “Big Brother” (büyük birader) adını verdiği bir sistemin gözetimi ve denetimi altında yaşamak zorunda kalacakları 1984 romanındaki kehanetiydi. Orwell bu kehanetinde daha çok komünizm ve faşizm benzeri bir totaliterizmin hakimiyetindeki bir dünyayı tasvir etmekteydi.

Oysa Orwell’ın ürkütücü kehanetinden başka, o dönemde çok dikkat çekmeyen başka bir kehanet daha vardı. Bu değişik kehanet, Aldous Huxley’in biraz daha eski, biraz daha az bilinen, ancak aynı derecede ürkütücü olan Brave New World (Cesur Yeni Dünya) teziydi. Okumuş insanlar arasında bile yaygın olan inancın tersine, Huxley ile Orwell’ın kehanetleri aynı şeye ilişkin değildi. Orwell’ın uyarısı, dıştan da-yatılan bir baskının bize boyun eğdireceği yönündedir. Huxley’in görüşüne göre ise insanları özerklikleri, olgunlukları ve tarihlerinden yoksun bırakmak için Büyük Birader’e gerek yoktur. Huxley’e göre, insanlar süreç içinde üzerindeki baskıdan hoşlanmaya, düşünme melekelerini dumura uğratan teknolojileri yüceltmeye başlayacaklardır.

Orwell kitapları yasaklayacak olanlardan korkuyordu. Huxley’in korkusu ise kitapları yasaklamaya gerek duyulmayacağı, çünkü artık kitap okumak isteyecek kimse kalmayacağı şeklindeydi. Orwell bizi enformasyonsuz bırakacak olanlardan, Huxley pasifliğe, egoizme sürükleyecek kadar enformasyon yağmuruna tutacak olanlardan korkuyordu.

Huxley’in Brave New World Revisited’de belirttiği gibi, tiranlığa karşı direnmek üzere daima tetikte bekleyen kamusal özgürlükçüler ile rasyonalistler, insanın neredeyse sonsuz olan eğlenme açlığını hesaba katamamışlardı. Huxley, 1984’te insanların acı çekerek denetlendiğine dikkat çekerken; Brave New World’da insanlar hazza boğularak denetlenmektedirler.


Kısaca Orwell bizi nefret ettiğimiz şeylerin mahvetmesinden korkarken, Huxley bizi sevdiğimiz şeylerin mahvedeceğinden korkuyordu. Daha doğrusunu söylemek gerekirse, biri insanların hürriyetleri üze-rine uygulanan istibdattan korkarken, diğeri, insanın nefsinin esiri haline getirileceği bir sistemi daha gerçekçi bir tehlike olarak görmekteydi. Dünya bir küresel köye dönüşecekti ama, küresel köyün kavalcısı da insanları uyutmak ve uyuşturmak için işbaşında bulunacaktı.. Küresel köyün kavalcısının elindeki kaval da medya ve özellikle televizyon olacaktı.
 
Dogru tahminlerde bulunmuslar. Huxley nokta atisi yapmis
 
benim lüksüm bu genel memnuniyetsizim üstümde uzaylılar deney yapsın istiyorum bize çip taksınlar savaşalım oklu mızraklı istiyorum mutsuzlukla alakası yok yani asdfgçd
 
hepimiz baba oluyoruz lanet olsun , bütün br nesil benzin pompalıyour ulan , ya garsonluk yapıyor yada beyaz yakalı köle oluyor reklamlar yüzünden araba ve kıyafet peşinde , nefret ettimiz işlerde çalışıyor yada gereksiz alışverişler yapıyoruz bizler tarihin ortanca çocuklarıyız , bir acımız yok ne büyük savaşı yaşadık nede büyük buhranı , bizim savaşımız ruhani bi savaş ve bunalımımız kendi hayatlarımız
 
Aldous huxley in algı kapıları kitabından beri hayranım ve bu teorilerden yola çıkarak aslında bölünup ikisini de yaşayan nesiller oldu
Teknoloji insan eli ile yaratılmış bi canavar midir?
Veya insan beyni aşırı doz da uyuşur ve ilkel davranışlara mi yönelir? Uyuşan beyin yoksunluğa maruz kaldığında şiddete başvurur bunu biliyoruz ama duyarsizlık,bencillik,megolamanlik ve bazı kişilik problemlerine sonradan sebep olması bana enteresan geliyor. İçimizde hep vardı ortaya çıkmayı bekleyen ve beslenen gücü teknoloji ve iletisimsizlikte mi yakaladik acaba
 
Eskiden ne kadar ciddi ve duyarli biriymisim bu forum beni bozmuş :d

Cevap veriyorum : aldous huxley ne derse kabulumdur
 
Çünkü bu yüzyılın modası mutsuzluk. 2 gün sonra ölecek gibi çoğu insan. Her cümleden tragedya, ajitasyon akıyor fersah fersah. Herkes aşk acısı çekiyor. Herkes depresif. Sosyal ağlarda bunlardan başka çok prim yapan bir şey yok.
Siyah.
Sadece siyah.
Siyah edebiyat.
Siyah en yalnız renktir :gamer: .
Çok sıkıcı.

Fakat kitap konusuna gelince, kahve/kitap kombinasyonu için de olsa kitaplar okunuyor. Hatta okumaların birkaç senede arttığını düşünüyorum. Okunsunlar da ne sebeple okuyorlarsa okusunlar. Diğ mi.
 
Çünkü öylesine yaşıyorlar, anlamlarını henüz çözmüş değiller ve en önemlisi şiir sevmiyorlar.

Ne acı.
 
Geri