Aleyna1
Gümüş Üye
-
- Katılım
- Ekim 13, 2014
-
- Mesajlar
- 5,966
-
- Tepkime puanı
- 212
-
- Puanları
- 318
Fotosentezin kalbi olan kloroplastlar, bir zamanlar bitkilerden bağımsız, kendi başına yaşayan siyanobakterilerdi. Güneş ışığındaki enerjiyi kullanarak su ve karbondioksitten şeker üretebilen siyanobakteriler fotosentezin mucitleri olarak bilinirler. Bitki evriminin ilk zamanlarında, tek hücreli bitki atalarından biri, bir siyanobakteri yuttu ve sindirmektense onu kendi bünyesinde yaşamaya alıştırdı. Bitkinin içinde yaşayan siyanobakteriler zaman içinde evrim geçirerek kloroplasta dönüştüler.
Glikoz gibi şekerli maddelerdeki kimyasal enerjiyi kullanabilen mitokondri de bir zamanlar kendi başına yaşayan bir bakteriydi. Yani bitkileri bir tane ev sahibi, iki tane de hapsolmuş bakteriden oluşan tek bir organizma olarak düşünebiliriz.
Bitkiler kloroplastları yardımıyla kendi glikozlarını üretirler, sonra bu glikozu mitokondrilerinde kimyasal enerjiye dönüştürürler. Hayvanlarda sadece mitokondri olduğundan bu canlılar glikoz ihtiyaçlarını yiyeceklerden sağlarlar. Kabuksuz deniz salyangozu, mercan ve dev istiridye gibi bazı hayvanlar ise tek hücreli su yosunlarından kloroplast (ç)alarak glikozlarını üretebilirler.
Peki, biz insanlar fotosentez yapabilir miydik?
Bunun cevabı, tabii eğer vücudumuzda kloroplast olsaydı, bizim gibi çok hücreli, kocaman ve çok hareketli bir canlının ihtiyaç duyduğu enerji miktarında gizli olurdu. Yetişkin bir kadın, günlük ATP ihtiyacını 700 gr glikozla karşılar. Damarlı bitkilerin fotosentez yapma hızı ve yetişkin bir kadının deri yüzey alanı (yaklaşık 1,6 m²) dikkate alınırsa bu kadın, günlük glikoz ihtiyacının sadece %1’ini fotosentezle üretebilirdi. Tümünü üretebilmesi içinse bir tenis kortu kadar derisi olması gerekirdi.
Glikoz gibi şekerli maddelerdeki kimyasal enerjiyi kullanabilen mitokondri de bir zamanlar kendi başına yaşayan bir bakteriydi. Yani bitkileri bir tane ev sahibi, iki tane de hapsolmuş bakteriden oluşan tek bir organizma olarak düşünebiliriz.
Bitkiler kloroplastları yardımıyla kendi glikozlarını üretirler, sonra bu glikozu mitokondrilerinde kimyasal enerjiye dönüştürürler. Hayvanlarda sadece mitokondri olduğundan bu canlılar glikoz ihtiyaçlarını yiyeceklerden sağlarlar. Kabuksuz deniz salyangozu, mercan ve dev istiridye gibi bazı hayvanlar ise tek hücreli su yosunlarından kloroplast (ç)alarak glikozlarını üretebilirler.
Peki, biz insanlar fotosentez yapabilir miydik?
Bunun cevabı, tabii eğer vücudumuzda kloroplast olsaydı, bizim gibi çok hücreli, kocaman ve çok hareketli bir canlının ihtiyaç duyduğu enerji miktarında gizli olurdu. Yetişkin bir kadın, günlük ATP ihtiyacını 700 gr glikozla karşılar. Damarlı bitkilerin fotosentez yapma hızı ve yetişkin bir kadının deri yüzey alanı (yaklaşık 1,6 m²) dikkate alınırsa bu kadın, günlük glikoz ihtiyacının sadece %1’ini fotosentezle üretebilirdi. Tümünü üretebilmesi içinse bir tenis kortu kadar derisi olması gerekirdi.