İnsanın içine şeytan mı girer yoksa her daim insanın içinde şeytan mı vardır?

Konu sahibi son olarak 2558 gün önce görüldü
İnsanın içine şeytan mı girer yoksa her daim insanın içinde şeytan mı vardır?
 
İsteyip istemediğimi doğru dürüst bilmediğim, fakat neticesi aleyhime çıkarsa istemediğimi iddia ettiğim bu nevi söz ve fiillerimin daimi bir mesulünü bulmuştum: Buna içimdeki şeytan diyordum; müdafaasını üzerime almaktan korktuğum bütün hareketlerimi ona yüklüyor ve kendi suratıma tüküreceğim yerde, haksızlığa, tesadüfün cilvesine uğramış bir mazlum gibi nefsimi şefkat ve ihtimama layık görüyordum. Halbuki ne şeytanı azizim, ne şeytanı? Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması.. İçimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu.. İçimizde şeytan yok... İçimizde aciz var.. Tembellik var.. İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var.. Hiçbir şey üzerinde düşünmeye, hatta bir parçacık durmaya alışmayan gevşek beyinlerimizle kullanmaya lüzum görmeyerek nihayet zamanla kaybettiğimiz biçare irademizle hayatta dümensiz bir sandal gibi dört tarafa savruluyor ve devrildiğimiz zaman kabahati meçhul kuvvetlerde, insan iradesinin üstündeki tesirlerde arıyoruz.

Sabahattin Ali (İçimizdeki Şeytan)

Macide Ömer’i düşünerek “bu çocuğun tahammül edilmeyecek hiçbir fenalığı olamaz. ben onun her yaptığını hoş görebilirim.” diyordu. ömer’in “içimdeki şeytan” bahanesiyle yaptığı tüm hatalarına katlandı uzun müddet.

Ömer, seni yazdım bir kenara.
 
933'te Heidegger'in yaptığı hatayı yapmadım. Şeytanın atıyla fayton yaptım cennete koşuyoruz.
 
Geri