Sanem
Platin Üye
-
- Katılım
- Nisan 7, 2019
-
- Mesajlar
- 16,068
-
- Tepkime puanı
- 9,042
-
- Puanları
- 353
Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için lütfen foruma kayıt olun veya giriş yapın. Üyelik tamamen ücretsizdir ve sadece birkaç dakikanızı alır.
Herkesi kendin gibi görürsen aklı selim kalamaz diye değerlendirirsin ?Kusura bakmayın ama sizin olgunluk dediğiniz sey tam olarak curumek oluyor.
O buyuk buyuk savaslardan cıkıp ben olgunlastım dıyen adamların hıcbırı aklı selım kalamadılar.
Herkesi kendin gibi görürsen aklı selim kalamaz diye değerlendirirsin ?
Belki herkes sen gibi güçsüz değildir ?
Cevap vermek ne zaman giydirmek oldu ? "Sizin olgunluk dediğiniz sey tam olarak curumek oluyor". burdaki sizi üstüme alındım yorum yazan üyelerden biri olarak cevap vermek istedi.Sen niye bana giydirdin şimdi?
Güç kavramınız nedir mesela ? ya da benim güçsüz olduğumu düşündürecek şey nedir size göre.?
Anlaşıldı uzun uzun anlatmam gerekiyor yazdığım yazının içeriğini.
Cevap vermek ne zaman giydirmek oldu ? "Sizin olgunluk dediğiniz sey tam olarak curumek oluyor". burdaki sizi üstüme alındım yorum yazan üyelerden biri olarak ve cevap vermek istedi.
Demekki öyle bir izlenim bırakmışsınız bende ki ve yorumunuzda da bunu ifade etmişsiniz.
Sabrı öğrenmek , aldığımız darbelerden dirayetli çıkmak ve kendimizi bazı konular için yontmak çok zor olmasa gerek ve "aklı selim kalmaz" cümlesi bu duruma pek uygun değil bence çünkü başarılan gözünüzde büyüttüğünüz gibi güç ve zor bir durum değil.
Bu konuya okumuş olduğum bir kitaptaki hikaye çok güzel olur diye düşünüyorum. Kitapta şöyle bahsediyor;
Bir kamış koparıldıktan sonra ve ney olana kadar birçok acıdan geçiyor. Yani görünürde bir acı sürecinden geçiyor. Mesela kamış ilk önce bir ayrılık çekiyor. Kendi vatanından koparılıyor. Hayatımızda yaşadığımız ayrılıklar gibi... Çünkü bir ayrılık acısında insan kendisiyle ancak yüzleşebiliyor. Yine sufiler ‘’Leyla’dan geçmeden Mevla’yı bulamazsın’’ derler. Çünkü karşımızdaki kişi bize ayna tutuyor.
Ney, ilk önce bir ayrılık acısıyla başlıyor. Kopartılması ve kendi vatanından aslında ayrı düşmesi...
Kişi de bir şeyi öğrenmek için egolarını kenara bırakmadıkça hiçbir şey öğrenemez. Tasavvuftaki karşılığı bu. O yüzden ilk önce ben oldum demeyi bırakacak ve öğrenmeye açık olmak gerek. Yine sufiler ‘’Ben oldum demek ben öldüm demektir” derler. Daha sonra ney kabuklarından sıyrıldıktan sonra 1 sene bekletilir.
◊ Neden?
- Bu kamışların içinde su oluyor genelde ve suların atılması için bekletiliyor. Buna sabır evresi deniyor. Bunun tasavvuftaki karşılığı ‘’Hayatta istediğimiz her güzel şey için bir bekleme evresi vardır ve o beklemeyi kabullenmeliyiz’’... Ona sabretmeliyiz ama bu sabır bizim kültürümüzde anlaşıldığı gibi kadercilik gibi değil. Hatta şöyle söyleniyor; ‘’Sabretmek öylece oturup beklemek değildir. Sabır; dikene bakıp gülü, geceye bakıp gündüzü hayal edebilmektir.’’ Mevlana yine ‘’Sabır boyun eğmek değil, mücadele etmektir’’ diyor. Bu bir enstrüman öğrenirken de öyle. Bu işin bir süresi var ve buna sabredilmeli.
Ney bekletildikten sonra içi deliniyor. Şu an hâlâ kamış halinde ve henüz hiçbir özelliği yok. Kamışlar biraz yamuk olur normalde. Onu ateşte birazcık düzeltiriz. Bu düzeltilmeye bütün kamışlar dayanamazlar. Bazıları kırılır. Çok enteresandır ki 100 kamış aldığınızda onun içinden 5 tanesi sona ulaşabilir. Bunu da aslında hayatımızda görüyoruz.
Herkes işe bir hevesle başlıyor insanlar sonuna kadar çok az insan gidebiliyor. Sonra kızgın bir demirle onun içini deliyoruz. Boğum aralarını deliyoruz. Buna da hiç olmak deniyor. Şems diyor ki ‘’Şu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken, sen hiç ol’’.
◊ Hiçlik makamı...
-Evet. Hiçlik makamı. Menzilin daima yokluk olsun. İnsanın bir çömlekten farkı olmamalı. Nasıl çömleği çömlek yapan içindeki boşluksa insanı insan yapan da benlik zannı değil hiçlik bilincidir. Hiçlik bilincini anlatmak zor.
Sanırım bu evreleri geçerek tam anlamıyla olgunlaşmış oluyoruz.
Olayları baya çarpıtmışsınız.Peki.
Olgunlaşmanın ilk evresi " Karşınızdakileri anlamaktan geçer, bir söyler yüz dinlersiniz. İnsanları anlamaya, empati kurmaya başlar , vicdani olarak onların halini anlamaya başlarsınız"
Gelelim çürüme kısmına ; İnsanı olgunlaştıran olaylar örgüsünü yaşayan kişi ruhen yaralar alır, akıl sağlıgında kopmalar meydana gelir. Örn; Anne babasını 7 yaşında kaybetmiş insanın olgunluk evresiyle , senin olgunluk evren bir değildir.
Bu arada ben çok güçsüz bir insanım.
Benim yaşadığımın onda 1'ini yaşayanlar boğaz köprüsünün manzarasından sallandırdılar kendilerini.
Konu benim için kapandı.
Tabiki Hakan Mengüç - Ben Ney 'im çok güzel bir kitap tavsiye ederim.anlatan güzel anlatmış ney örneği ile birlikte bayıldım resmen
mümkünse kitabın adını öğrenebilir miyim?
Olayları baya çarpıtmışsınız.
Hayat içerisinde herkesin farklı hikayeleri ve yaraları var bunlar sonucunda akıl sağlığında kopmalar meydana gelse sanırım ruh ve sinir hastalıkları hastaneleri her mahallede birer tane bulunması gerekirdi. Olgunlaşmak kelimesinin anlamını baya farklı yorumlamışsınız.
Yaşadıklarınız konusunda da geçmiş olsun ama unutmayın herkesin bir hikayesi vardır kimsenin ne yaşadığını bilemezsiniz önyargılı olmayın derim.
Peki.
Olgunlaşmanın ilk evresi " Karşınızdakileri anlamaktan geçer, bir söyler yüz dinlersiniz. İnsanları anlamaya, empati kurmaya başlar , vicdani olarak onların halini anlamaya başlarsınız"
Gelelim çürüme kısmına ; İnsanı olgunlaştıran olaylar örgüsünü yaşayan kişi ruhen yaralar alır, akıl sağlıgında kopmalar meydana gelir. Örn; Anne babasını 7 yaşında kaybetmiş insanın olgunluk evresiyle , senin olgunluk evren bir değildir.
Bu arada ben çok güçsüz bir insanım.
Benim yaşadığımın onda 1'ini yaşayanlar boğaz köprüsünün manzarasından sallandırdılar kendilerini.
Konu benim için kapandı.
Kusura bakma azizim ama sana katılmıyorum.
Olgunlaşma, uzun ince bir yol değil bir fractal misalidir. Çeşitli çeperleri sınırları vardır ama asla tek bir yol değildir. Kişiye ve karaktere göre çeşitli yolları vardır. Bu yol; bir köy çocuğunu şovalye yaparken kimisini tarihin en azılı katili yapar.
Her olgunlaşma acıyla ve kötü olayla gelmez. Olayın esası düşünmeden ve kendini sorgulamaktan geçer. Güçte zaten burada devreye giriyor.
Son olarak; son paragrafını fazla arabesk buldum. Herkes kötü olay yaşamıştır, ancak bu olaylara dayandığın ölçüde güçlenirsin.