XX nci yüzyılın “en büyük” sosyologlarından birisi olan Edgar Morin'in “Kaybolmuş Paradigma” adıyla dilimize çevrilmiş bir kitabı vardır ve E. Morin bu kitapta kaybolmuş paradigmanın insan olduğunu söyler. O vakitlerde insanın bir çok parçaya ayrıldığı söylenegelmiştir. Bu parçalara örnek olarak Homo economicus, Homo faber, Homo sexualist, vb. verilebilir. Mark Bloch, E. Morin'den daha önce insanın parçalara ayrılmasını yanlış bulmuştur. İnsan bunların tamamıdır. Zaten Neo-Klasik ekol Homo economicus'u söylemiştir. Ama bu pek de doğru değildir.
Diğer bir açıdan insan, tarihin ürünüdür. Karl Marx der ki tarihi yaparken insanoğlu, aynı zamanda kendini de yapar. Yani tarih yazarken başka bir deyişle kendimizi yazıyoruz. Bu ne derece doğrudur tartışmasına girilmesi yersiz olur ama kabûl edilebilir bir açıklamadır.
Comedia yazarı, berberi asıllı Terentius'un şöyle bir sözü vardır: “Homo sum; humani nil a me alienum puto.” yani “Ben insanım ve kendimi insanca olan hiçbir şeye yabancı saymam.” Bu söz aslında açık bir kapı bırakmıyor, açık kapıları kapıyor. İnsan kavranabilir olmuyor bu aforizma ile. Çünkü; ancak kendisi kadarıyla anlayabilir bir insan, diğer insanları.
Bir de hümanizma var o da Rönesans icâdıdır.
Diğer bir açıdan insan, tarihin ürünüdür. Karl Marx der ki tarihi yaparken insanoğlu, aynı zamanda kendini de yapar. Yani tarih yazarken başka bir deyişle kendimizi yazıyoruz. Bu ne derece doğrudur tartışmasına girilmesi yersiz olur ama kabûl edilebilir bir açıklamadır.
Comedia yazarı, berberi asıllı Terentius'un şöyle bir sözü vardır: “Homo sum; humani nil a me alienum puto.” yani “Ben insanım ve kendimi insanca olan hiçbir şeye yabancı saymam.” Bu söz aslında açık bir kapı bırakmıyor, açık kapıları kapıyor. İnsan kavranabilir olmuyor bu aforizma ile. Çünkü; ancak kendisi kadarıyla anlayabilir bir insan, diğer insanları.
Bir de hümanizma var o da Rönesans icâdıdır.