A
aXi
Ziyaretçi
Ziyaretçi
Tek hücreli organizmalar dünyasından insanın aniden belirmesinin olanaksızlığına dikkati çekilmektedir. Fakat insanın yavaş yavaş, evrim
basamaklarını tırmanarak gelişmiş olması son derece akla yakındır. Aynı şekilde küçük moleküller dünyasından aniden bir hücrenin ortaya çıkması olanaksızdır. Fakat küçük moleküllerin evrimle büyük moleküllere dönüşmesi ve bunun sonuçlarının birleşmesi akla yakındır.
Bu konuları deneye vurma olanağı vardır. Başlangıçta dünyanın atmosferinde bulunduğu düşünülen gazların (Hidrojen, metan, amonyak, su, karbonmonoksit v.s.)uygun bir karışımı içinden şimşek gibi bir elektrik akımı belli bir süre geçirildiğinde, bir çok büyük molekül meydana gelecektir. Bu moleküllerin bir kısmı da proteinin ham maddesi olan amino asitler olacaktır. Böylelikle, gittikçe daha büyük moleküller meydana gelecek ve bir süre sonra bu gelişi güzel etkinliğin sonucu olarak hücre oluşacaktır.
Başlangıçta çamurun içindeki birkaç aminoasit karışarak, sonunda çevrelerindeki bütün kaynaklardan yararlanmak için gerekli düşünceyi organize etme yeteneğine sahip insan türünü oluşturmuştur.
IRK
İlim adamları genellikle, günümüzde yaşayan bütün insanların aynı tek türe, Homo Sapiens'e ait olduklarını ve aynı ortak kaynaktan geldiklerini kabul ederler. İnsan grupları arasındaki fiziki farkların bazıları kalıtımsal yapı farklarından, bazıları ise yetiştikleri çevre farklarından ileri gelir.
Doğuştan üstün olan ırk inançlarının kabul edilmemesine ve objektif bir şekilde üstünlüğü tayin etme çabalarına rağmen insanların eşit oldukları hiçbir zaman iddia edilemez. İnsan gruplarının varoldukları da inkâr edilemez. Pigmeler ve Eskimoların varlıkları herkesçe kabul edilmektedir. Afrika'da göçmen avcılar olarak bilinen Buschmenler hala yaşamaktadırlar. 1876' ya kadar Tasmanya' lılar da ayrı bir grup halinde yaşıyordu. İnsanoğlu çeşitlidir, fakat kaç çeşit olduğu herkesin tahminine kalmıştır.
NÜFUS
Evrimin en gelişmiş türü olan insanoğlu, elindeki kuvveti kullanarak kaderini tayin etmelidir. Tarımın keşfinden önce, dünyada herhalde 30 ila 50 milyon insan yaşardı. Çiftçiliğin, hayvan evcilleştirmenin, şehirleşmenin başlaması, çeşitli yerlerde, çeşitli zamanlarda, nüfus gelişimiyle bağlantılı olmuştur. Günümüzdeki yıllık artış oranı, günde 180.000, saatte 7.500, dakikada 125, saniyede 2 tane ve daha fazla doyurulacak insan demektir.
Her saniyede iki kişinin ölmesine karşın, dört bebek doğmaktadır ve bu iki fazladan boğaz, dünyanın taşan nüfusuna amansız bir şekilde eklenmektedir. Her ülkede nüfus artışının azalmasını veya aynı kalmasını belirleyen bir ulusal nüfus politikası yapılmalıdır. Bu politikanın ilkelerinin tespitinden hemen sonra uygulamaya geçmek gereklidir.
ÜREMENİN SAVUNMASI
Üreme yeteneği olmaksızın biyolojik yaşamın sürdürülmesi söz konusu olamazdı. Üremenin gayesi sadece bir tek tekrardan ibaret değildir. Kendi ürününü değiştirmeden, coşkun bir ırmakçasına aynı tahta fırçaları veya dirsek millerini akıtan muazzam bir fabrikanın aksine biyolojik üreme sadece zürriyetin yaratılışı da değildir. O netice olarak vücut bulan değişikliğin yaratılışıdır. Aynı zamanda gelişimdir. Olgunluktur. Ve sonunda, önce fertler daha sonra türler için yaşlılıktır. Yaşlılar yeni kuşaklara yol vermek için ölmeye hazırlıklı olmalıdır.
Üreme aynı zamanda cinsiyetin yaradılışıdır. Cinsel üreme bu farklılığı sağlar. Cinsiyetsiz üremede olduğu gibi, döller bütün genetik materyali tek bir fertten alacaklarına, yarısını ana, yarısını babadan alırlar. Bir başka deyişle, hiç birinin tam bir kopyası olmadıkları gibi her ikisinden de farklıdırlar.
ÜRETKENLİK
İnsanların sadece yarısı gelecek kuşaklardan sorumludur, diğer yarısı ise üretimde rol oynamaz. Üretici olmayan bu ikinci yarıdaki kimseler, ya erken öldüklerinden, yada çocuk sahibi olmamaya karar verdiklerinden, ya da çocuk sahibi olamadıklarından gelecek kuşaklara katkıda bulunamazlar. Evrim terimlerini kullanmak gerekirse, bunlar, yarı genetik yönden uygun olmayanlar olarak adlandırılabilir.
Öte yandan pek çok başka türe, % 50 oranında bir üreticilik de söz konusu olamaz. Döllenmiş bir milyon balık yumurtasının hepsi gelişmeye başlar. Fakat olgun birer balık olarak yaşamını sürdürebilen sadece bir iki tanedir.
DOĞUM KONTROLÜ
Gebeliği önleme konusu binlerce yıldır insanları uğraştırmış ve çeşitli çarelere başvurulmuştur.1930'da Lambeth konferansında, fazla sayıda çocuğun aile için gerçekten yük olacağı ve hiç çocuk sahibi olmama kararı 67'ye karşı 193 oyla alınmıştı. Gebeliği önleme metotlarının bencilik, rahatına düşkünlük ve şehveti rahatlatmak gayesiyle kullanılması ise suç olarak görülüyordu. Aynı yıl, ilk olarak Sağlık Bakanlığı, ihtiyacı olan evli kadınlara, doğum kontrolü konusunda bilgi verilmesi için bölgesel makamlara izin vermiştir. Günümüzdeki durum için yapılan araştırmada, Lambeth konferansı yılıyla, 1960 yılı arasında evlenmiş 1500 çiftle mülakat yapılmıştır. Alınan sonuçlara göre, prezervatif % 49, geri çekilme % 44, tehlikesiz günler % 16, diyafram % 11, vaginal jöleler % 10, lavaj % 3 oranında kullanılmaktadır.
Tek başına kullanıldığında hiçbir metot yüzde yüz güvenlik sağlamayacaktır.
EVLİLİK
Hayvanlar aleminde pek çok beraberlik ve ilişki şekilleri vardır, fakat genellikle her türün davranışında bir devamlılık süre gider. Bazı türler bütün yaşamları için, diğerleri bir mevsimlik, bazıları da bir anlık eş bulurlar.
Denizde yumurta ve spermalarını rastgele bırakan balıklar gibi, diğer bazılarınınsa hiç eşi olmaz. Erkek foklarınsa bir çok eşi vardır. Bazı türlerin eşleri, cüce erkekler durumunda olduklarından, bir eşten çok bir eke benzerler ve bazı türler çiftleştikten sonra eşlerini yerler. Binlerce farklı sistem vardır; ama hiç olmazsa normal olarak her tür içinde bir birleşme şekli devamlılık göstermektedir.
Oysa, insan türü için durum çok farklıdır. Poligaminin (çok eşlilik) iki tipi olan, birden fazla erkekle evlenmek ve birden fazla kadınla evlenmek bir çok toplumda görülür. Eşlerin birbirini seçmesine veya ailelerin karar vermesine dayanan evlilikler vardır. Hiçbir zaman feshedilmeyen evlilikler olduğu gibi, kolaylıkla bozulabilen ve çok kısa süren evlilikler ve evlilik söz konusu olmadan süregiden beraberlikler de vardır.
basamaklarını tırmanarak gelişmiş olması son derece akla yakındır. Aynı şekilde küçük moleküller dünyasından aniden bir hücrenin ortaya çıkması olanaksızdır. Fakat küçük moleküllerin evrimle büyük moleküllere dönüşmesi ve bunun sonuçlarının birleşmesi akla yakındır.
Bu konuları deneye vurma olanağı vardır. Başlangıçta dünyanın atmosferinde bulunduğu düşünülen gazların (Hidrojen, metan, amonyak, su, karbonmonoksit v.s.)uygun bir karışımı içinden şimşek gibi bir elektrik akımı belli bir süre geçirildiğinde, bir çok büyük molekül meydana gelecektir. Bu moleküllerin bir kısmı da proteinin ham maddesi olan amino asitler olacaktır. Böylelikle, gittikçe daha büyük moleküller meydana gelecek ve bir süre sonra bu gelişi güzel etkinliğin sonucu olarak hücre oluşacaktır.
Başlangıçta çamurun içindeki birkaç aminoasit karışarak, sonunda çevrelerindeki bütün kaynaklardan yararlanmak için gerekli düşünceyi organize etme yeteneğine sahip insan türünü oluşturmuştur.
IRK
İlim adamları genellikle, günümüzde yaşayan bütün insanların aynı tek türe, Homo Sapiens'e ait olduklarını ve aynı ortak kaynaktan geldiklerini kabul ederler. İnsan grupları arasındaki fiziki farkların bazıları kalıtımsal yapı farklarından, bazıları ise yetiştikleri çevre farklarından ileri gelir.
Doğuştan üstün olan ırk inançlarının kabul edilmemesine ve objektif bir şekilde üstünlüğü tayin etme çabalarına rağmen insanların eşit oldukları hiçbir zaman iddia edilemez. İnsan gruplarının varoldukları da inkâr edilemez. Pigmeler ve Eskimoların varlıkları herkesçe kabul edilmektedir. Afrika'da göçmen avcılar olarak bilinen Buschmenler hala yaşamaktadırlar. 1876' ya kadar Tasmanya' lılar da ayrı bir grup halinde yaşıyordu. İnsanoğlu çeşitlidir, fakat kaç çeşit olduğu herkesin tahminine kalmıştır.
NÜFUS
Evrimin en gelişmiş türü olan insanoğlu, elindeki kuvveti kullanarak kaderini tayin etmelidir. Tarımın keşfinden önce, dünyada herhalde 30 ila 50 milyon insan yaşardı. Çiftçiliğin, hayvan evcilleştirmenin, şehirleşmenin başlaması, çeşitli yerlerde, çeşitli zamanlarda, nüfus gelişimiyle bağlantılı olmuştur. Günümüzdeki yıllık artış oranı, günde 180.000, saatte 7.500, dakikada 125, saniyede 2 tane ve daha fazla doyurulacak insan demektir.
Her saniyede iki kişinin ölmesine karşın, dört bebek doğmaktadır ve bu iki fazladan boğaz, dünyanın taşan nüfusuna amansız bir şekilde eklenmektedir. Her ülkede nüfus artışının azalmasını veya aynı kalmasını belirleyen bir ulusal nüfus politikası yapılmalıdır. Bu politikanın ilkelerinin tespitinden hemen sonra uygulamaya geçmek gereklidir.
ÜREMENİN SAVUNMASI
Üreme yeteneği olmaksızın biyolojik yaşamın sürdürülmesi söz konusu olamazdı. Üremenin gayesi sadece bir tek tekrardan ibaret değildir. Kendi ürününü değiştirmeden, coşkun bir ırmakçasına aynı tahta fırçaları veya dirsek millerini akıtan muazzam bir fabrikanın aksine biyolojik üreme sadece zürriyetin yaratılışı da değildir. O netice olarak vücut bulan değişikliğin yaratılışıdır. Aynı zamanda gelişimdir. Olgunluktur. Ve sonunda, önce fertler daha sonra türler için yaşlılıktır. Yaşlılar yeni kuşaklara yol vermek için ölmeye hazırlıklı olmalıdır.
Üreme aynı zamanda cinsiyetin yaradılışıdır. Cinsel üreme bu farklılığı sağlar. Cinsiyetsiz üremede olduğu gibi, döller bütün genetik materyali tek bir fertten alacaklarına, yarısını ana, yarısını babadan alırlar. Bir başka deyişle, hiç birinin tam bir kopyası olmadıkları gibi her ikisinden de farklıdırlar.
ÜRETKENLİK
İnsanların sadece yarısı gelecek kuşaklardan sorumludur, diğer yarısı ise üretimde rol oynamaz. Üretici olmayan bu ikinci yarıdaki kimseler, ya erken öldüklerinden, yada çocuk sahibi olmamaya karar verdiklerinden, ya da çocuk sahibi olamadıklarından gelecek kuşaklara katkıda bulunamazlar. Evrim terimlerini kullanmak gerekirse, bunlar, yarı genetik yönden uygun olmayanlar olarak adlandırılabilir.
Öte yandan pek çok başka türe, % 50 oranında bir üreticilik de söz konusu olamaz. Döllenmiş bir milyon balık yumurtasının hepsi gelişmeye başlar. Fakat olgun birer balık olarak yaşamını sürdürebilen sadece bir iki tanedir.
DOĞUM KONTROLÜ
Gebeliği önleme konusu binlerce yıldır insanları uğraştırmış ve çeşitli çarelere başvurulmuştur.1930'da Lambeth konferansında, fazla sayıda çocuğun aile için gerçekten yük olacağı ve hiç çocuk sahibi olmama kararı 67'ye karşı 193 oyla alınmıştı. Gebeliği önleme metotlarının bencilik, rahatına düşkünlük ve şehveti rahatlatmak gayesiyle kullanılması ise suç olarak görülüyordu. Aynı yıl, ilk olarak Sağlık Bakanlığı, ihtiyacı olan evli kadınlara, doğum kontrolü konusunda bilgi verilmesi için bölgesel makamlara izin vermiştir. Günümüzdeki durum için yapılan araştırmada, Lambeth konferansı yılıyla, 1960 yılı arasında evlenmiş 1500 çiftle mülakat yapılmıştır. Alınan sonuçlara göre, prezervatif % 49, geri çekilme % 44, tehlikesiz günler % 16, diyafram % 11, vaginal jöleler % 10, lavaj % 3 oranında kullanılmaktadır.
Tek başına kullanıldığında hiçbir metot yüzde yüz güvenlik sağlamayacaktır.
EVLİLİK
Hayvanlar aleminde pek çok beraberlik ve ilişki şekilleri vardır, fakat genellikle her türün davranışında bir devamlılık süre gider. Bazı türler bütün yaşamları için, diğerleri bir mevsimlik, bazıları da bir anlık eş bulurlar.
Denizde yumurta ve spermalarını rastgele bırakan balıklar gibi, diğer bazılarınınsa hiç eşi olmaz. Erkek foklarınsa bir çok eşi vardır. Bazı türlerin eşleri, cüce erkekler durumunda olduklarından, bir eşten çok bir eke benzerler ve bazı türler çiftleştikten sonra eşlerini yerler. Binlerce farklı sistem vardır; ama hiç olmazsa normal olarak her tür içinde bir birleşme şekli devamlılık göstermektedir.
Oysa, insan türü için durum çok farklıdır. Poligaminin (çok eşlilik) iki tipi olan, birden fazla erkekle evlenmek ve birden fazla kadınla evlenmek bir çok toplumda görülür. Eşlerin birbirini seçmesine veya ailelerin karar vermesine dayanan evlilikler vardır. Hiçbir zaman feshedilmeyen evlilikler olduğu gibi, kolaylıkla bozulabilen ve çok kısa süren evlilikler ve evlilik söz konusu olmadan süregiden beraberlikler de vardır.