İnsan kendi kaderini kendimi belirler

Konu sahibi son olarak 2626 gün önce görüldü
İnsan kendi kaderini kendimi belirler

Kul irade eder, Allah yaratır
Ve yine kader, insanın kesbiyle Allah'ın (celle celâluhu) yaratmasının mukareneti ve beraberliğidir. Yani insan, bir işe mübaşeret edip, iradesiyle o işin içinde bulunduğunda Allah (celle celâluhu) dilerse o işi yaratır. İşte kader, bu iki ana hususu ezelî ve sonsuz ilmiyle olmadan evvel bilen Allah'ın (celle celâluhu), yine olmadan evvel tespit buyurmasıdır.
Kader, insanın kesb ve iradesi hesaba katılmadan düşünülemez. Kâinatta kader, plân, program, ölçü ve denge hâkimdir.
Kâinatta öyle şamil ve geniş dairede bir kader hâkimdir ki, onun dışında hiçbir şey tasavvur edilemez. Kâinatı yaratan Allah (celle celâluhu), çekirdeğin çatlamasından baharın oluşmasına, insanın dünyaya gelmesinden yıldızların ve galaksilerin doğuşlarına kadar her şeyde muhît ilmiyle öyle bir plân ve program tespit buyurmuş ve bir kader tayin etmiştir ki, dünden bugüne dünyanın dört bir yanındaki ilim adamları ve araştırmacılar, binler eserleriyle bu nizam, bu âhenk ve bu takdire tercüman olmaya çalışmaktadırlar. Bir kısım Marksistlerin bile, 'determinizm' gibi değişik ad ve unvanlar altında kabul ettikleri umumî disiplinler, dost-düşman, inanmış-inanmamış herkesin kâinatta bir plân ve kaderin bulunduğunu kabul etmesi bakımından çok önemlidir. Marksistlerin anladığı mânâda bir determinizm, bizim için hiçbir zaman söz konusu değildir. Biz sadece, farklı bir mânâda dahi olsa, meseleye kader açısından temas etmek istedik. Gerçi, İbn Haldun gibi bir kısım İslâm müellifleri de bir nevi determinizme taraftar görünür ve son dönem Batı düşüncesinde, meselâ historisizmde olduğu gibi, bu determinizmi toplum hayatına da teşmil ederler ama biz, Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaat düşüncesi içinde bunu belli şartlara bağlar ve 'belki'lerle ifade ederiz.
Kâinatta plansız- programsız iş yoktur
İşte biz de bu ölçüler içinde, insan iradesinin de dahil olduğu her şeyde küllî bir kaderin hâkim olduğuna inanırız. Evet, nasıl ki bir saat veya bir bina yaparken önce bir plân ve proje çizer, fizibilite çalışmalarında bulunur ve hassas ölçüler ve çizgilerle ileride ortaya çıkacak şeklin takdiratını yaparız; öyle de, şu baş döndürücü sistemlerin ve şu atomlar âlemiyle insanların kendi aralarında ve kendi içlerinde birbirleriyle olan münasebetlerinin belli bir bir plân ve program haricinde olması düşünülebilir mi? Bir saat gibi bozulmadan, en ufak bir çarpma ve çarpışma olmadan idare edilip giden şu madde âlemindeki nizam ve dengenin binde biri kadar bir sistem veya sistemler dev bilgisayarlarla bile yürütülemezken, baş döndürücü büyüklüğü ve ihtişamıyla şu koca kâinatları plânsız, programsız, düşünmeye imkân var mıdır?
Çekirdek ve tohumlar, kader yüklü sandukalardır. İleride geçireceği her bir safhasıyla ağacın bütün hayatı, çekirdekte kaydedilmiştir. Yapı itibarıyla birbirinin aynı görünen ve aynı basit maddelerden meydana gelen pek çok çekirdek, toprağa düştüğünde, çeşit çeşit çiçekler, bin bir türde bitkiler ve ağaçlar meydana gelmektedir. Her bir çekirdek, kaderin kendine biçtiği ya da kendine kader yapılan ölçü içinde ilmî, mânevî bir suret ve şekil alıp, kendine has biçim ve elbiseyle toprak üstünde tüllenir ve seyreden gözlere arz-ı endam eder. Binlerce terzi, yıllarca çalışsa, değil bunca çiçek ve bitkiye, tek bir ağaca bile böyle bir elbise dikemeyecektir. Oysa yüz binlerce ağaç, belki yüz binlerce yıldır, hiçbir ölçü, kesim ve dikiş hatası yapılmadan, âdeta ısmarlama dikilmiş elbiseleri birbiri ardınca giyip çıkarmaktadır. Acaba bunu yapan gerçekten kendileri midir, yoksa onlara o kalıbı, o şekli, o kaderi veren bir yüce takdir edici midir?..
Belli bir kader ve programa tâbi olduğundan dolayı bir sperm asla yalan söylemez; kromozomların dili, RNA ve DNA'nın şaşmaz vazifesi ve hücrelerin beyanıyla, ağız, dil, dudak, göz, kaş, kulak, sima, duygu ve kabiliyetler gibi pek çok safhalardan geçip "İnsan olacağım" der ve olur.
Astrofizikçilere göre, kâinatın her noktasında hangi buudların var olduğu ve bu noktalarda hangi manyetik etkinin ne tarzda bulunduğu az da olsa bellidir. Çünkü geometrik yerler ve kuvvetlerin şiddeti önceden vardır. Kompüterlerin keşfiyle de anlaşılmıştır ki, atomlardan galaksilere kadar kâinatta yaratılan her varlık yaratılışıyla birlikte programlanmaktadır; evet, her şey önce Levh-i Mahfuz'da tayin ve tespit edilmiştir...

 
Tabi. Annesini seçer. Babasını seçer. Doğacağı ailenin imkan ve durumunu seçer. Hangi zaman diliminde yaşayacağını seçer. Ailesinin onun için nasıl bir eğitim planı hazırladığını seçer. Gideceği ilkokula o karar verir mesela. Ailesiyle birlikte nerede yaşayacağını o seçer. Kiminle evleneceğini de o seçer. Bundan mütevellit Adriana Lima'nın yüzbinlerce kocası vardır. Çocuklarının nasıl olacağını insan seçer. Ne iş yapacağını insan kendisi seçer. Emin olun, bir çöpçü ailesinden veya zorunluluklardan değil kendi seçiminden dolayı çöpçüdür. Hangi ırka, hangi dine ait olacağını seçer. Dünyadaki her insan yeryüzündeki bütün inançları araştırıp öğrenmiş, sonunda içine doğduğu inancın doğru olduğuna kanaat getirmiştir. Yani her insan bütün inançları tanıyıp, doğru inancı kendisi bulup seçmiştir. Kimse inanca kültürel aktarım olarak bakamaz. Kimse annesinin babasının inancına inanmıyor yani.


Kimse ırkından dolayı lanetlenmez mesela. Lanetli ırk vardır. İnsanlar lanetlenmeyi seçer. Veya ırkından dolayı fırında yanmayı seçerler.


Hayatta bu kadar çok şeyi seçebiliyorken, kaderinizi tayin etmediğinizi iddia edin de dinciler alnınızı karışlasın.

Bodruma kilitlediği kız çocuğuna yıllarca tecavüz eden babanın kızı seçmiştir bunlara mağruz kalıp ömrü boyunca ızdırap içinde yaşamayı.



Her şeyi seçiyorsunuz, o yüzden sakın ola sorumluluğu üzerinizden atmaya çalışmayın.
 
Geri