İnsan her şeyi aklıyla kavrayabilir mi ?

Konu sahibi son olarak 1215 gün önce görüldü
Aklın şeylere dair edindiği tüm bilgi, ilkesel olarak, o şeyin özünü bildiği/kavradığı anlamına gelir.
Peki sizce gerçekten insan her şeyi aklıyla kavrayabilir mi ?​
 
Hayır, sınırsız bir aklımız yok maalesef. İşletim sistemlerimiz bu biçimde oluşturulmamış.
 
Bu soruyu görünce aklıma Piaget geldi.Eksik söyleyebilme ihtimali de gözeterek kuramında şunları söylüyordu.
Kişi öğrenmeye önce şemalar oluşturarak başlar.Bu şemalara dünyayı anlamak ve anlamlandırmak için oluşturulan şemalardı.Buna bilişsel çerçeve kavramı denilir.Bu şemalar doğuştandır.Mesela ilk şemalarımız ilkel reflekslerimizdi.
Kişi yeni öğrendiği şeyi bu çerçeve içerisine yerleştirerek şablonu oluşturur.Benzer kavramlar bu şablonun içinde özümsenir.
Eğer karşılaştığı yeni kavram,oluşturulan şemaya uygun değilse bir uyumsama süreci meydana gelir yani şema genişletilir ya da şemaya eklemleme olur.Işte bu bir dengeleme sürecidir.Insan bilmediği şeyleri bu şekilde bilme durumuna getirir.
Insan aklı bilinmeyeni anlama düzeneği ile doğdu.Ki Beyin Temelli Öğrenme Kuram'ı buna "Anlamı Arama"diyor.Yani beyin anlamı arama fonksiyonu ile dünyaya geldi.
Denge ve dengesizlik arasında kavramları anlama, dünyayı anlamlaştırma çabamız var.
Kısaca bu yönden bakınca insan aklıyla kavrayabilir.Kavrama,aklın becerisidir.
 
Soyut ve somut şeyler var, kabuller var. Ay aklım almıyo bu dünya işlerini.
 
Bu soruyu görünce aklıma Piaget geldi.Eksik söyleyebilme ihtimali de gözeterek kuramında şunları söylüyordu.
Kişi öğrenmeye önce şemalar oluşturarak başlar.Bu şemalara dünyayı anlamak ve anlamlandırmak için oluşturulan şemalardı.Buna bilişsel çerçeve kavramı denilir.Bu şemalar doğuştandır.Mesela ilk şemalarımız ilkel reflekslerimizdi.
Kişi yeni öğrendiği şeyi bu çerçeve içerisine yerleştirerek şablonu oluşturur.Benzer kavramlar bu şablonun içinde özümsenir.
Eğer karşılaştığı yeni kavram,oluşturulan şemaya uygun değilse bir uyumsama süreci meydana gelir yani şema genişletilir ya da şemaya eklemleme olur.Işte bu bir dengeleme sürecidir.Insan bilmediği şeyleri bu şekilde bilme durumuna getirir.
Insan aklı bilinmeyeni anlama düzeneği ile doğdu.Ki Beyin Temelli Öğrenme Kuram'ı buna "Anlamı Arama"diyor.Yani beyin anlamı arama fonksiyonu ile dünyaya geldi.
Denge ve dengesizlik arasında kavramları anlama, dünyayı anlamlaştırma çabamız var.
Kısaca bu yönden bakınca insan aklıyla kavrayabilir.Kavrama,aklın becerisidir.


Bu bilginin sınırlılığını şu şekilde belirleyebiliriz. Örneğin Kant'ın analitik-sentetik bilgi ayırımı ile.

Analitik bilgiler doğru olan ama bize bir şey katmayan bilgiler iken, sentetik bilgiler yanlışlanabilen ama bizi geliştiren bilgilerdir.

Mesela hiçbir bekar evli değildir demek analitik bir bilgidir ama bize bir şey katmaz. Fakat kutunun içinde kırmızı bir elma vardır dersem ve bu doğru çıkarsa sentetik doğrulama yapmış olurum ve bu bilgi işime yarar.

Dediğiniz gibi sınırsız kavrama kapasitemizi bu şekilde bir elekten geçirerek daha verimli ve kapasiteli kullanabiliriz.
 
Bu bilginin sınırlılığını şu şekilde belirleyebiliriz. Örneğin Kant'ın analitik-sentetik bilgi ayırımı ile.

Analitik bilgiler doğru olan ama bize bir şey katmayan bilgiler iken, sentetik bilgiler yanlışlanabilen ama bizi geliştiren bilgilerdir.

Mesela hiçbir bekar evli değildir demek analitik bir bilgidir ama bize bir şey katmaz. Fakat kutunun içinde kırmızı bir elma vardır dersem ve bu doğru çıkarsa sentetik doğrulama yapmış olurum ve bu bilgi işime yarar.

Dediğiniz gibi sınırsız kavrama kapasitemizi bu şekilde bir elekten geçirerek daha verimli ve kapasiteli kullanabiliriz.
Değişik bir bakış açısı.Itiraf etmeyilim ki bu önermeyi ilk kez duydum.Bilgilendirdiginiz için teşekkür ederim.
Edinilen bilginin işlevsel hale gelmesi yani fayda sağlaması birazda kişinin beklenti ve ihtiyacıyla da alakalı olabilir.Birçok bilgiyi istemsiz öğrensek de farkında olmadan bize gerekli olanlar daha fazla hayatımızda gibi.
Bir de işin bellek boyutu var.Belki de bu elekleme işini en iyi bu sistem yapıyor.Kimi kayboluyor kimi işlevsel bellekte kalıyor kimi de belki gerekli olur diye uzamsal bellekte yerini alıyor.Tabii bu kişinin dikkat ve algısı ile bağlantılı.
Kavrama, doğuştan gelen bir düzenek gibi.
 
Neyiyle kavrayacaktı g..yle mi kavrayacaktı. Aklı almıyorsa biz salak diyoruz onlara.
 
bazen kavrayamıyorum sallıyorum
olamaz mı
olabilir
 
İnsan aklının kavrama kabiliyeti her geçen gün artmakta,
rekorlar üstüne rekorlar kırılmakta
Ben insan aklına güveniyorum, kavramsız görünen
pek çok şeyi kavrayacaktır.
 
Onun bir limiti var. Her seçeneği, olasılığı hesaplamak mümkün değil.
 
Bu durumda "kavramak" kelimesinden yola çıkarak, her kişinin bir kapasitesi var. Yani 80 IQ ile 130 IQ iki beyinin kavrayış seviyesi arasında farklılıklar var.
Herkes kendi kapasitesi kadar kavrayabilir, sınırın ötesinde geçmek mümkün değil.
 
Yani şu laf doğru; Sen ne kadar anlatırsan anlat, anlattıkların karşındakinin anlayacağı kadardır.
 
Kavrayamaz, aksi taktirde öyle kolay kolay manipüle edilemez, aç ve sefil olmasına rağmen birilerine kulluk etmez, asla biat etmez,.....
 
Kavrayamaz, aksi taktirde öyle kolay kolay manipüle edilemez, aç ve sefil olmasına rağmen birilerine kulluk etmez, asla biat etmez,.....
Haklısın, bak işin en güzel tarafı ne biliyormusun; Haklı çıkacağını bilip sabırla beklemek :) Sonra inan tadından yenmiyor
 
Keşfedebileceğine de inanmıyorum.
Keşfetti diyelim, anlayabilecek mi? Anladı diyelim anlatabilecek mi? Anlattı diyelim herkes aynı şekilde anlayıp kavrayabilecek mi?
Gorgias yüzyıllar önce bunu dile getirirken bence haklıydı.
Bildiğimizi farz ettiklerimiz üstüne insanlığı kuruyoruz. Bilmediğimiz çok şey varken üstelik.
 
Akletme,
Bilme,
Görme gibi tüm kavramlarda, canlılar için "herşey" ibaresi kullanılamaz. Bu "herşey" kavramı MUTLAK manasına gelir ve mutlak bilme/görme/hukmetme vs.. sadece ALLAH'a mahsustur. İnsanoğlunun cüz'i duyulara sahiptir.
 
Geri