İnsan Allah'ı Unutursa
Kur’an’da insanın Allah’la ilişkisinde “unutma” fiili üç biçimde geçiyor.
1) İnsan’ın Allah’ı unutması...
2) Allah’ın insanı unutması...
3) Allah’ın insana kendi kendini unutturması...
Bu konuda şu iki ayeti okuyalım:
“Allah’ı unutan ve bu yüzden Allah’ın da onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. Onlar yoldan çıkan (fasık) kimselerdir.” (Haşr Suresi 19)
“Münafık erkeklerle münafık kadınlar (sizden değil) birbirlerindendirler. Kötülüğü emrederler iyiliği yasaklarlar ve ellerini kapatırlar (cimrilik yaparlar.) Onlar Allah’ı unuttular Allah da onları unuttu. Şüphesiz münafıklar fasıkların taa kendileridir.” (Tevbe Suresi 67)
Kur’an açısından baktığımızda problemin “insanın Allah’ı unutması”nda toplandığı açıktır:
İnsan Allah’ı unutunca Allah da insanı “unutuyor” veya Allah insana kendi kendisini unutturuyor.
Yine Kur’an açısından baktığımızda “Allah’ı unutan insanlar”ın “münafıklar” veya “fasıklar” olduğunu öğreniyoruz.
Yani Kur’an bize “Allah’ı unutma” fiilinin ancak münafık ve fasıklara yakışacağını öğretmiş olmaktadır.
Kur’an’da insanla ilgili unutma fiilinin bir de “Hesap Gününü unutma” biçiminde zikredildiğine tanık olmaktayız.
Casiye Suresi’nin 34’üncü ayeti şöyledir:
“O gün şöyle denilir: ‘Siz dünyada bugüne kavuşmayı nasıl unuttuysanız Biz de sizi öylece unutacağız. Yeriniz ateştir ve sizin için yardımcılardan hiç kimse de yoktur.’
Aslında “Hesap Günü”ne yönelik unutma fiilinin de gerçekte Allah’ın “bir gün” dünyada olup bitenleri “yargılayacağı” inancına yönelik bir unutma olduğunu düşünürsek sonuçta Allah’ı unutmanın bir uzantısı olduğunu görürüz.
Asıl soru şudur: İnsanın Allah’ı unutması ne demektir?
Cevap da şu olmalıdır:
-İnsanın Allah’la olmazsa olmaz ilişkisini yok farzetmesi görmezden gelmesidir.
Allah’ın insanla olmazsa olmaz ilişkisi dediğimizde de
insanın yaratılışını varoluşunu hayatını idame ettirmesini hayatını idame ettirdiği vasatı (dünya kainat) nefes alışını yemek yiyişini yediği yemeği (rızkı) üreyip çoğalışını (neslin devamı) sevmeyi sevilmeyi hayatının sona erişini ve bu arada insan hayatına giren binlerce milyonlarca milyarlarca oluşu ancak Allah’ın dilemesi ile gerçekleştirdiğini unutması anlaşılıyor.
Peki “unutma” neden bu kadar yani Allah’ın hoşnutsuzluğunu çekecek kadar önemlidir?
Çünkü bütün bu olmazsa olmaz ilişki çerçevesi insanın Allah’la bir “hukuk”unun olmasını gerektiriyor ve insan unutunca bu hukuku da devre dışı bırakacağını sanıyor.
İnsanın Allah’la hukuku öncelikle Allah’a karşı görevlerin çerçevesini gerektiriyor
sonra Allah’ın evreni ve insanı yaratmadaki gaye çerçevesinde insanın nasıl bir dünya hayatı süreceğine dair ölçüleri vaz’etmesini gerektiriyor:
İnsan – insan ilişkileri insan – çevre ilişkileri ... Buna göre insan Allah’ı unutunca bu anlamdaki “hududullah – Allah’ın sınırları”nı da devre dışı bırakacağını düşünüyor.
Peki ne anlaşılmalı “Allah’ı unutmak” deyince?
“Allah’ı unutmak” haşa “Allah yok” demek değil belki ama O’nu zihnin geri planlarına itmek gündeminde bulundurmamak yok farzederek bir dünya kurmak anlamına geliyor.
Kendi kendime doğuyorum kendi kendime nefes alıyorum neslimi kendi kendime devam ettiriyorum ve bütün bunların sonucu olarak kendi kuralımı kendim koyuyorum.
Ölümü unutabiliyor muyum? Ölümden sonrayı unutabiliyor muyum? Bunlar zor şeyler belki ama unutmuş gözükerek yaşamaya çalışıyorum...
##### İnsan Allah’ı unutunca dünyada Allah’ın ölçüleri dışında bir yapılanmaya gidiyor. ######
Elmalılı M. Hamdi Yazır Haşr Suresi (19)’ndeki “Allah’ı unutanlar”la ilgili ayetin tefsirini yaparken
“Allah’tan korkmaz hukukunu tanımaz ve O’nun sonsuz korumasından yardım dilemez olmuşlardır” notunu düşüyor.
Bu bir başka ifadeyle insanın kendi hevasını tanrılaştırması durumudur.
Allah’ın insanın unutma filine karşı Zâtı açısından mukabelesinin öncelikle “mukabele-i bil misil” yani “aynı ile karşılık” vermek yani “unutmuşluğa mahkum etmek” sonra da “insanı kendi kendisine unutturmak” olduğunu yukarda verdiğimiz ayetlerde belirtmiştik.
Elmalılı Hamdi merhum “Allah’ın kendi kendilerine unutturduğu” insanları da şöyle tasvir ediyor:
Kur’an’da insanın Allah’la ilişkisinde “unutma” fiili üç biçimde geçiyor.
1) İnsan’ın Allah’ı unutması...
2) Allah’ın insanı unutması...
3) Allah’ın insana kendi kendini unutturması...
Bu konuda şu iki ayeti okuyalım:
“Allah’ı unutan ve bu yüzden Allah’ın da onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. Onlar yoldan çıkan (fasık) kimselerdir.” (Haşr Suresi 19)
“Münafık erkeklerle münafık kadınlar (sizden değil) birbirlerindendirler. Kötülüğü emrederler iyiliği yasaklarlar ve ellerini kapatırlar (cimrilik yaparlar.) Onlar Allah’ı unuttular Allah da onları unuttu. Şüphesiz münafıklar fasıkların taa kendileridir.” (Tevbe Suresi 67)
Kur’an açısından baktığımızda problemin “insanın Allah’ı unutması”nda toplandığı açıktır:
İnsan Allah’ı unutunca Allah da insanı “unutuyor” veya Allah insana kendi kendisini unutturuyor.
Yine Kur’an açısından baktığımızda “Allah’ı unutan insanlar”ın “münafıklar” veya “fasıklar” olduğunu öğreniyoruz.
Yani Kur’an bize “Allah’ı unutma” fiilinin ancak münafık ve fasıklara yakışacağını öğretmiş olmaktadır.
Kur’an’da insanla ilgili unutma fiilinin bir de “Hesap Gününü unutma” biçiminde zikredildiğine tanık olmaktayız.
Casiye Suresi’nin 34’üncü ayeti şöyledir:
“O gün şöyle denilir: ‘Siz dünyada bugüne kavuşmayı nasıl unuttuysanız Biz de sizi öylece unutacağız. Yeriniz ateştir ve sizin için yardımcılardan hiç kimse de yoktur.’
Aslında “Hesap Günü”ne yönelik unutma fiilinin de gerçekte Allah’ın “bir gün” dünyada olup bitenleri “yargılayacağı” inancına yönelik bir unutma olduğunu düşünürsek sonuçta Allah’ı unutmanın bir uzantısı olduğunu görürüz.
Asıl soru şudur: İnsanın Allah’ı unutması ne demektir?
Cevap da şu olmalıdır:
-İnsanın Allah’la olmazsa olmaz ilişkisini yok farzetmesi görmezden gelmesidir.
Allah’ın insanla olmazsa olmaz ilişkisi dediğimizde de
insanın yaratılışını varoluşunu hayatını idame ettirmesini hayatını idame ettirdiği vasatı (dünya kainat) nefes alışını yemek yiyişini yediği yemeği (rızkı) üreyip çoğalışını (neslin devamı) sevmeyi sevilmeyi hayatının sona erişini ve bu arada insan hayatına giren binlerce milyonlarca milyarlarca oluşu ancak Allah’ın dilemesi ile gerçekleştirdiğini unutması anlaşılıyor.
Peki “unutma” neden bu kadar yani Allah’ın hoşnutsuzluğunu çekecek kadar önemlidir?
Çünkü bütün bu olmazsa olmaz ilişki çerçevesi insanın Allah’la bir “hukuk”unun olmasını gerektiriyor ve insan unutunca bu hukuku da devre dışı bırakacağını sanıyor.
İnsanın Allah’la hukuku öncelikle Allah’a karşı görevlerin çerçevesini gerektiriyor
sonra Allah’ın evreni ve insanı yaratmadaki gaye çerçevesinde insanın nasıl bir dünya hayatı süreceğine dair ölçüleri vaz’etmesini gerektiriyor:
İnsan – insan ilişkileri insan – çevre ilişkileri ... Buna göre insan Allah’ı unutunca bu anlamdaki “hududullah – Allah’ın sınırları”nı da devre dışı bırakacağını düşünüyor.
Peki ne anlaşılmalı “Allah’ı unutmak” deyince?
“Allah’ı unutmak” haşa “Allah yok” demek değil belki ama O’nu zihnin geri planlarına itmek gündeminde bulundurmamak yok farzederek bir dünya kurmak anlamına geliyor.
Kendi kendime doğuyorum kendi kendime nefes alıyorum neslimi kendi kendime devam ettiriyorum ve bütün bunların sonucu olarak kendi kuralımı kendim koyuyorum.
Ölümü unutabiliyor muyum? Ölümden sonrayı unutabiliyor muyum? Bunlar zor şeyler belki ama unutmuş gözükerek yaşamaya çalışıyorum...
##### İnsan Allah’ı unutunca dünyada Allah’ın ölçüleri dışında bir yapılanmaya gidiyor. ######
Elmalılı M. Hamdi Yazır Haşr Suresi (19)’ndeki “Allah’ı unutanlar”la ilgili ayetin tefsirini yaparken
“Allah’tan korkmaz hukukunu tanımaz ve O’nun sonsuz korumasından yardım dilemez olmuşlardır” notunu düşüyor.
Bu bir başka ifadeyle insanın kendi hevasını tanrılaştırması durumudur.
Allah’ın insanın unutma filine karşı Zâtı açısından mukabelesinin öncelikle “mukabele-i bil misil” yani “aynı ile karşılık” vermek yani “unutmuşluğa mahkum etmek” sonra da “insanı kendi kendisine unutturmak” olduğunu yukarda verdiğimiz ayetlerde belirtmiştik.
Elmalılı Hamdi merhum “Allah’ın kendi kendilerine unutturduğu” insanları da şöyle tasvir ediyor: