C) Meşiet Açısından Kaza ve Kader:
Meşiet, Allah’ın (cc) isteme ve dilemesinin eşyaya taalluk etmesi ve taalluk ettiği zaman da eşyanın olur hale gelmesi demektir. Yukarıda ele aldığımız ilk iki mes’elede Allah’ın (cc) her şeyi ilmî plânda tesbiti ve çeşitli şekillerde yazması meşietle olduğu gibi, bundan sonraki ‘halk-yaratma’ işi de, dilemesi, yani meşietinin taallûkuyla olur.
Kur’ân’da ve kâinat’ta ‘meişet’i çok açık şekilde görür ve hissederiz. Kur’ân’da en çok geçen kelimelerden biri ‘şâe’ (56 defa) ve muzari şekliyle ‘Yeşâü’dür (116 defa). (Bk. Mu’cemü’l-Müfehres). Bu kelimelerle ifâde edilen ‘doğrudan dileme’ olduğu gibi, yaratılışa aid bütün safhaların da, O’nun meşieti neticesinde tezahür ettiği gayet vâzıh bir biçimde beyan edilir. İlerde yapmak istediğimiz bir iş için kullanmamız gereken (Kehf,18/18) ‘İnşâallah’ ibaresi de, “Allah dilerse” demektir.
Yukarıda ifâde ettiğimiz gibi, Kur’ân’da ‘meşiet’le ilgili olarak geçen âyetlerin sayısı pek çoktur; meselâ:
“Dilediğini yapandır” (Bürûc, 85/16). “Yerlerin, göklerin mülkü ve aralarında bulunan her şey Allah’a aittir; O, dilediğini yaratır (Maide, 5/17). “De ki: Ey mülkün sahibi Allahım, Sen dilediğine mülkü verirsin, dilediğinden mülkü alırsın, dilediğini aziz edersin, dilediğini zelil edersin” (A. İmran, 3/26). “Dilediğine azab eder, dilediğine merhamet eder” (Ankebut, 29/21). “O dilediğini saptırır, dilediğini hidayete erdirir” (Nahl, 16/93),“Allah dilemedikçe, siz dileyemezsiniz” (İnsan, 76/30, Tekvir, 81/29).
Görüldüğü gibi meşiet, insan hayatını çepeçevre kuşatmakta ve hayatın bütün cephe ve safhalarında kendini hissettirmektedir. Ayrıca, bütün peygamberlerin beyanlarında ve Kur’ân’ın ifâdelerinde müşahede edilen de hep aynı hakikattır. Kâinat kitabında okuduğumuz ifadeler ve her bir insanın âfâk ve enfüste, yani kâinatta ve kendi nefsinde bulduğu ma’nâlar da bundan farklı değildir. Aşağıda ele alacağımız üzere, nasıl güneşin doğup batmasına müdahele edemiyorsak, aynı şekilde kalb atışlarımıza, göz kapaklarımızın hareketlerine de müdahele edememekteyiz. Birinci bölümde ele aldığımız imkân, hudûs, intizam, hikmet, gaye ve san’at delilleri, hep omuz omuza verip, bize aynı Meşiet ve İrâde’yi göstermektedir.
Allah’ın (cc) meşiet ve irâdesi, varda da vardır, yokta da; yani, Allah (cc)’ın yok olmasını dilediği yok, var olmasını dilediği de var olur. (Yasin/ 36:82). İmkân delilinde anlatıldığı gibi, âlemin ve eşyanın varlığı ile yokluğu müsavi olup, olanların olmasını, olmayanların da olmamasını tercih eden yine Allah’ın (cc) Meşieti, İradesi ve Kudretidir.