-
- Katılım
- Nisan 28, 2014
-
- Mesajlar
- 2,959
-
- Tepkime puanı
- 1
-
- Puanları
- 291
-
- Yaş
- 38
İnanma duygusu doğuştan gelir. Bunun bir sonucu olarak inanç özgürlüğü insan tabiatının bir gereğidir. Buna göre bir insan istediği bir dine inanmak ya da inanmamak özgürlüğüne sahiptir. İslam dini inanç özgürlüğüne değer vermiş, insanları İslam'a girmeye zorlamamıştır. Zorlama sonunda gerçekleşen iman, Allah katında makbul değildir.Kur'an'da yer alan;"Dinde zorlama yoktur. Hakikat, iman ile küfür apaçık meydana çıkmıştır..! (Bakara suresi, 256. ayet.) ve 'De ki: O Kur'an, Rabb'inizden gelen bir haktır. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin..."(Kehf suresi, 29. ayet.) ayetleri dini kabul etmede zorlama olmadığını ifade etmektedir.
Kur'an-ı Kerim'de inanç özgürlüğü bu doğrultuda ele alınırken, onun uygulayıcısı olan Peygamberimiz de bundan farklı bir tutum ortaya koymamış, peygamberliği boyunca hiç kimseyi İslam'a girmeye zorlamamıştır. O sadece tebliğ görevini yerine getirmiş, güzel ahlakıyla insanlara örnek olmuştur. Buna göre herkes inancında özgürdür ve bir inancı kabul edip etmemek insanın özgür iradesine bağlıdır.
Din ve vicdan özgürlüğünün temel boyutu inanç özgürlüğüdür. İnanç özgürlüğünde, devlet veya birey, kimseye inanmak veya inanmamak konusunda baskı yapamaz. Kimseyi inancından dolayı kınayamaz veya ayırıma tabi tutamaz. Anayasa'mızın 24. maddesine göre;"Herkes, vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir. Kimse, ibadete, dini ayin ve törenlere katılmaya, dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz, bundan dolayı kınanamaz ve suçlanamaz."Lâiklik, tüm bu sayılan hususların ve inanç özgürlüğünün teminatı olarak kabul edilmiş ve Anayasa'da devletin temel nitelikleri arasında sayılmıştır.
Kur'an-ı Kerim'de inanç özgürlüğü bu doğrultuda ele alınırken, onun uygulayıcısı olan Peygamberimiz de bundan farklı bir tutum ortaya koymamış, peygamberliği boyunca hiç kimseyi İslam'a girmeye zorlamamıştır. O sadece tebliğ görevini yerine getirmiş, güzel ahlakıyla insanlara örnek olmuştur. Buna göre herkes inancında özgürdür ve bir inancı kabul edip etmemek insanın özgür iradesine bağlıdır.
Din ve vicdan özgürlüğünün temel boyutu inanç özgürlüğüdür. İnanç özgürlüğünde, devlet veya birey, kimseye inanmak veya inanmamak konusunda baskı yapamaz. Kimseyi inancından dolayı kınayamaz veya ayırıma tabi tutamaz. Anayasa'mızın 24. maddesine göre;"Herkes, vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir. Kimse, ibadete, dini ayin ve törenlere katılmaya, dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz, bundan dolayı kınanamaz ve suçlanamaz."Lâiklik, tüm bu sayılan hususların ve inanç özgürlüğünün teminatı olarak kabul edilmiş ve Anayasa'da devletin temel nitelikleri arasında sayılmıştır.