here's the day you hoped would never come
don't feed me violence, just run -
with me through rows of speeding cars
the paper cuts, the cheating lovers
the coffee's never strong enough
i know you think it's more than just bad luck"
kim bekler terk edilmeyi çılgınca aşıkken?
kim sakin durabilir?
içindeki önlenemez şiddet arzusunu kim bastırabilir?
kağıttan elinin kesilmesi mi daha çok acı verir?
yoksa aldatılmak mı?
unuttuğun anda sızlayıverir mi kalbin yoksa kağıdın kenarından çizilmişçe?
seni kendine getirecek sertlikte kahveyi nerden bulursun o an?
onu mu suçlarsın, kötü şansını mı?
"there, there, baby
it's just text book stuff
it's in the abc of growing up
now, now, darlin'
oh don't lose your head
'cause none of us were angels
and you know i love you, yeah"
yoksa büyümek bu mudur?
her şey aslında yüzyıllardır yazılı duruyodur
da orada sen yeni mi görüyosundur?
"hayır, bu farklıydı" derken aslında farklı olmasını
umutsuzca arzu ederken bi yandan da farkına mı
varmışsındır aslında herkesin ve bütün ilişkilerin aynı olduğunun?
delirecek gibi mi hissedersin,
ne senin, ne onun özel olmadığını anladığında,
meleklerin rüzgarı hissedemeyeceğini,
oysa senin acı çektiğini fark ettiğinde
bir adım daha mı atarsın insan olmanın verdiği belirsiz duyguyla?
ve sana "seni hala seviyorum ben.." dediğinde
o sevgiye lanet mi edersin?
"sleeping pills, no sleeping dogs lie never
far enough away
glistening in the cold sweat of guilt
i've watched you slowly winding down for years
you can't keep on like this
now is as bad of time as any"
hangi uyku hapı seni gerçeklerden alıkoyar?
ve ne kadar?
ne zamana kadar uyuman gerekir kendini suçladığın anlardan vazgeçebilmen için?
seneler seni yavaşça bir sarmalın içine itmişken,
"bo.ka sarmışken" yani her şey
o an terk edilsen ne olurmuş? ya edilmesen...
aslında çok uzun süredir mutsuz olduğunu(zu) kabul etmek niye bu kadar zormuş?
"it's okay by me
it's okay by me
it's okay by me
it was a - long - time - ago"
ve her şeyin aktığını...
don't feed me violence, just run -
with me through rows of speeding cars
the paper cuts, the cheating lovers
the coffee's never strong enough
i know you think it's more than just bad luck"
kim bekler terk edilmeyi çılgınca aşıkken?
kim sakin durabilir?
içindeki önlenemez şiddet arzusunu kim bastırabilir?
kağıttan elinin kesilmesi mi daha çok acı verir?
yoksa aldatılmak mı?
unuttuğun anda sızlayıverir mi kalbin yoksa kağıdın kenarından çizilmişçe?
seni kendine getirecek sertlikte kahveyi nerden bulursun o an?
onu mu suçlarsın, kötü şansını mı?
"there, there, baby
it's just text book stuff
it's in the abc of growing up
now, now, darlin'
oh don't lose your head
'cause none of us were angels
and you know i love you, yeah"
yoksa büyümek bu mudur?
her şey aslında yüzyıllardır yazılı duruyodur
da orada sen yeni mi görüyosundur?
"hayır, bu farklıydı" derken aslında farklı olmasını
umutsuzca arzu ederken bi yandan da farkına mı
varmışsındır aslında herkesin ve bütün ilişkilerin aynı olduğunun?
delirecek gibi mi hissedersin,
ne senin, ne onun özel olmadığını anladığında,
meleklerin rüzgarı hissedemeyeceğini,
oysa senin acı çektiğini fark ettiğinde
bir adım daha mı atarsın insan olmanın verdiği belirsiz duyguyla?
ve sana "seni hala seviyorum ben.." dediğinde
o sevgiye lanet mi edersin?
"sleeping pills, no sleeping dogs lie never
far enough away
glistening in the cold sweat of guilt
i've watched you slowly winding down for years
you can't keep on like this
now is as bad of time as any"
hangi uyku hapı seni gerçeklerden alıkoyar?
ve ne kadar?
ne zamana kadar uyuman gerekir kendini suçladığın anlardan vazgeçebilmen için?
seneler seni yavaşça bir sarmalın içine itmişken,
"bo.ka sarmışken" yani her şey
o an terk edilsen ne olurmuş? ya edilmesen...
aslında çok uzun süredir mutsuz olduğunu(zu) kabul etmek niye bu kadar zormuş?
"it's okay by me
it's okay by me
it's okay by me
it was a - long - time - ago"
ve her şeyin aktığını...