İmkansızlıkta Boğuluyorum Bazen

Konu sahibi son olarak 328 gün önce görüldü



Bir şelale gibi akıyordun yüreğime. Suyun taşları oynatması gibi oynattın kalbimin tüm taşlarını. Gökyüzü daha mavi oluyor seninle ve sensiz geceler daha karanlık oluyor yeryüzüne.



Şarkılar dile dolanıp söyleniyor senin için. Gözlerim de bir ışıldama ve bir bakmışım ki yüreğim sende. Anlatamıyorum aşkımı kimselere. Sensizlikle yüzleşiyorum her gün ve her gece gözyaşlarıyla imtihan ediyorum kendimi.



Uyku aramıyor vücudum. Çünkü ben sende uyuyorum. Sevgi aramıyor artık kalbim. Çünkü ben sende seviyorum. Aşk aramıyor bedenim ben sende aşığım. Ve söz bulamıyorum söyleyecek. Çünkü ben sende susuyorum.



Kavuşmamız imkansız belki. İmkansızlıktan vazgeçmiyor yüreğim. Ben seni imkansızlık da bile seviyorum. Ben seni yokluğunda dahi önemsiyorum. Ben seni sensizliğin de bile dinliyorum. Ve ben seni yanındayken bile özlüyorum.

Seni çok seviyorum...

Mustafa KURT
09.09.2017- 10:30
 



Keşke bir enstrüman çalmasını bilseydim. En güzel aşk bestesini yapardım senin için. Bulutlarda dans ederdin, bir kağıdın yanında yanan bir mum gibi romantik olurduk. Gül bahçesinden koparılan bir gül gibi yolculuğumuz başlardı. Bir sahilde yakamoza karşı sarılırdık. Kıyafetim bozulduğunda ellerinle düzeltirdin. Bir papatya da seviyor sevmiyor yapardık beraber. Göz yaşını gördüğümde karanlık çökerdi üstüme. Bir derenin üzerine konulmuş kağıttan bir gemi gibi masumca yaklaşırdım o an sana. Yağmurun peşine çıkan bir güneş gibi gözyaşlarını silerdim ellerim ile. Sarılırdım sıkıca, tüm sıcaklığım ile. Ve kulağına fısıldardım sevgimi.



Ama ne yazık ki gözlerimden kan gelircesine ağlıyorum. Yüreğim parçalanıyor sensiz. Kalbim durma noktasına gelmiş ve zor nefes alıyorum yokluğun da. Azrail ile anlaşma yapasım geliyor çoğu zaman. Al ömrümü ver ona diyorum bazen. Bazen de mutluluk yap beni gönder ona mutluluğu olayım diye dua ediyorum geceleri.



Olmayacağını bile bile umudumu kaybetmeden dolanıyorum peşinde. Doğruyu söylemek gerekirse vazgeçemiyorum seni sevmekten.

Seni sevmek o kadar güzel ki, yağmurun peşine çıkan gök kuşağı gibi. Seni sevmek bir insanın susuzluğunu gidermek gibi. Bazen seni sevmek yazın yağan bir kar ve kışın açan bir güneş gibi. Seni sevmek ölümü tadıp hayata dönmek gibi. Seni sevmek yeniden doğmak, seni sevmek yaşamak, seni sevmek nefes almak ve seni sevmek susmak...

Mustafa KURT
09.09.2017- 11:24
 



Bir ağır romandı bizim hikayemiz. Herkes kaldıramazdı da. Yürek dayanamıyordu yaşananlara ve paramparça yüreklerle yarım kaldım bu hayatta.



Bir bilinmezlikti bizim hikayemiz. Başı da sonu da belirsizliklerle dolu bir bilinmezlik. Ve kaybolduk bu bilinmezlikte. İkimizde farklı yerlerde bulduk kendimizi. Sana gelmek için çabalıyorum bilinmezliğimiz de. Bir umut diyerek her gün yeni bir yol arıyorum sana gelmenin.



Bir sessizlikti bizim hikayemiz. Haykırışlarımız yalnızca kendimize. Duyan yoktu sessizliğimizi ve sonumuz da sessiz oldu sanki. Ukdeler ile ve yıkılan hayaller ile kaldım sessiz.



Aşk=Sen'di benim için. ve sensizliğe mahkum etti kader beni. Savaşıyorum sensizlikte bile sana kavuşmak için. Çünkü biliyorum ve hala değişmedi Aşk=Sen benim için...

Mustafa KURT
09.09.2017-12:27
 
Bir Seminer için Antalya'ya gitmemiz gerekmişti. Uçak biletlerini alıp, gideceğimiz gün için hazırlıklara başlamıştık. Ve zaman geldiğinde uçağa binmiştik. İki hafta önce bindiğim uçağa denk gelmiştim yada aynı hosteslere. Bu durumun farkında olan hosteslerden biride biraz daha fazla ilgilenmişti benimle. Garip yanı hostesin oturduğum koltuğa kadar hatırlaması idi. Uçağın havalanmasından sonra muhabbet etmek için uçağın arka tarafına geçmiştim. Herkesi bu kadar net olarak hatırlayıp hatırlamadığını sormuştum. Meğer o gün muhabbetimi çok yaptıkları için bu kadar net hatırladığını öğrenmiştim. Sonrada bir anlaşma yaptık kendisiyle. Bir daha aynı uçuşa denk gelirsek nereye gidiyorsam orada o gününü tamamen bana ayıracağı konusunda. Anlaştık lafının üzerine, inşallah bu anlaşmanın üzerine hostesliği bırakmazsın diyerek yerime geçtim. Sonrasında uçaktan indik, bir araç kiralayıp otele yerleştim. Seminere gelenlerden tanıdıklarımla biraz muhabbet ettikten sonra şehre indim. Pek otele dönesim yoktu. Sahilde gezerim diyordum ama sahilde baştan aşağı yenileme yapıldığından kapalı olduğunu gördüm.
Antalya'da dolanırken gecenin üçü gibi kafama bir şey fırlatıldı. Fırlatıldığı yeri ararken bir balkondan birinin el salladığını gördüm. O yöne doğru yaklaştım, bana kahve bardağı gösterip yukarı çağırdı. Ellerimi açıp, bilmiyorum diye hareket yaparken eliyle bekle işareti yaptı ve aşağı indi. Bu kadar hızlı giyinip, hazırlanan bir bayan görmemiştim. Buralı değilsin dimi dedi, evet dedim. Niye gelmedin yukarı diye sordu? Seni tanımıyorum dedim. Güldü iyi tanışırız o zaman dedi, koluma girip hadi gidelim diye ekledi. Öz güveni beni o kadar şaşırttı ki nereye diye bile soramadan yürümeye başladım. Nereye gitse oraya giderdim o an.
Açık bir büfe aradık, biraz dolandıktan sonra bir yer bulduk biraz alkol alıp yürümeye başladık. Sahilde oturacağımız bir yer var mı, her yerde tadilat var dedim. Var ama uzakta dedi. Tamam gidelim dedim, araca binip geçtik. Antalya'da üşüyeceğim aklıma gelmezdi. Üşüdüğümü görünce güldü. Alkol içi,yorsun, yanında benim gibi güzel bir kız var, yanacağına üşüyorsun dedi. Çok güzel laf sokuyordu. Beni hala tanımak istiyor musun dedi. Güldüm. Pek bana doğru söyleyeceğini sanmıyorum. Ben buyum deyip, bir hikaye uyduracaksın, bende inanmış gibi yapacağım gün bitmiş olacak. Dimi Ayşe dedim. Ayşe mi dedi. Adını beğenmediysen Merve deyim dedim. Güldü. Sen bana canım de, bende öyleymiş gibi davranayım zaman boşa gitmesin dedi. Peki canım dememle, rolüne öyle bir girdi ki direk öptü. Sabaha kadar muhabbet ettik. Sabah arkadaşları aradım yerime imza atmalarını söyleyip, canım dediğim kişiyle evine geçtik. Güzel bir kahvaltı hazırladı, beraber kahvaltı yaptık. Sonrasında yatağa geçip biraz vakit geçirdikten sonra duşa girdik. Duştan çıktıktan sonra kanepeye geçip oturdum. Karşımda bornozla oturup bir sigara yaktı, gözüm ondaydı. Siz erkekler bu kadar basit misiniz diye sordu? Güldüm. Basitlik derken dedim. Bir kız sizi çağırıyor ve istediği her şeyi yaptırıyor ve buna hayır diyemiyorsunuz dedi. Gözümü ayırmıyordum. Biraz daha açar mısın dedim. Kendini bu kadar çabuk kullandırıyor-musun yani diye sordu. Güldüm bir sigara yaktım. Aslında bir çok şey söylemem gerekirdi ama bir şey demek istemedim. Sigaram bitince ayağa kalktım ve öptüm. Benimle yaşadıklarını iyice düşünmen için seni seninle bırakıyorum, duygularını yaşayabilmek için böyle anlara ihtiyacın olmayacak kadar güzel ve tatlısın. Teşekkür ederim dedim. Ayakkabılarımı giymek için kapıya doğru yönelirken, anlamadım dedi. Ayakkabılarımı giydim son bir kez bakıp evden çıktım. Hayatımda ilk defa kullanılmanın verdiği garip bir duyguyla otele döndüm ...

Mustafa KURT - 00:25
08.04.2018
 
İnsanoğlunun karşısına çıkar bir çok fırsat, değerlendiremeden geçirir ömrünün çoğunu. Merak ettim de şimdi, seni tanımak acaba nasıl bir duygu.

Fiziksel ve görüntü olarak değerlendirmek kolaydır insanı, ya nasıl görebilir ki insan karşısında ki insanın kalbinin içinde ki duygusunu. En düzgün, iyi insan dediğimiz kişinin bile kendisinden soğutacak huylarını görebiliyorken, bazende en sevmediğimiz insanın bile görmüyor muyuz merhametini ve vicdan dolu oluşunu. Acaba hangi standartlara bakmamız gerekiyor adım attığımız şu hayatta, körü körüne de gidip çalamayız ya kapısını bir insanın.

Hiç bir insan için rekabet etmenin nasıl bir duygu olduğuna tanık oldun mu? Bir kızı yüz kişi ister bir kişi alır lafıyla, biz erkekleri nasıl bir duyguya soktuklarını bilir misin hiç? Tek kişi olabilmek için kaybettiğimiz değerlerle yargılayan sizler, bizim tek olabilmek için verdiğimiz uğraşı görebilir misiniz acaba !? Hızlı düşün, çabuk karar ver ve uygula prensibinde doğruyu bulmanın ne kadar zor olduğunu bilir misiniz? Tüm bu zorluğa rağmen bunu uygulamak zorunda olduğumuzu anlayabilir misiniz hiç? Bir bayanın ağzından daha zamanı var, bekle lafları çok çıkarken, bir erkeğin ağzından bu lafların çok zor çıktığını hiç fark ettiniz mi?

Bir erkeğin doğduğu günden itibaren kendisini bulduğu psikolojik savaşın içinde, ayakta kalmaya çalışmasını bütün erkekler aynısınız lafını kullanan bayanlar ne kadar anlıyor acaba? O yüzden boşa demiyoruz ya; Bir erkeği en iyi ANNESİ tanır, Bir erkeği en iyi BABASI anlar diye...

Mustafa KURT- 13.04.2018-07:41
 
aRTıK HaZıRıM YeNi BiR SeRüVeNe ÇıKMaK iÇiN,
aRTıK HaZıRıM BiR ÇoK ŞeYDeN VaZGeÇMeYe,
aRTıK HaZıRıM SuYuN YoL VeRDiĞi YeRe GiTMeYe
aRTıK HaZıRıM iÇTeN GüLeN YüZLeR GöRMeYe

aRTıK HaZıRıM iNSaNLaRı ŞaŞıRTMaYa,
aRTıK HaZıRıM KeNDiMi YeNiLeMeYe
aRTıK HaZıRıM YeNi BiR RoMaNıN BaŞ KaHRaMaNı oLMaYa
aRTıK HaZıRıM aRaFTaN KuRTuLMaYa...


Mustafa KuRT
15.04.2018- 10:43​
 
Yine gereksiz bir tepki verdim galiba. Umarım verdiğim tepki işe yarar ve yararlı bir duruma döner. Çok büyük risk almış oldum.

Annemler evlenmem için uğraşıp dururken ben bu imkanları olanakları başlamadan bitirmekte hatamı yapıyorum acaba. Şimdiye kadar içimden geçen düşüncelere güvendim ve ona göre hareket ettim. Ne zaman bir aksilik görsem dile getirdim. Belki hata yapıyorum ama bu durumla sonunda düşündüğüm durumun olmasıyla yüzleşmekten korkuyorum.

Annem biriyle görüşmemi istedi. İyi bir kız olduğunu ablamın arkadaşı olduğunu. Bunu bir yıl önce dile getirdiğinde pek oralı olmadım. Sonrasında ısrar ettiklerinde kabul ettim. Normalde görüşmeden önce iletişime geçer nasıl bir yapısı olduğunu görürdüm. Ancak bunu yapmamı istemedi annem bu sefer. Çünkü o kadar çok detaya bakıyormuşum ki yine görüşmekten vazgeçerim diye merhaba merhaba o kadar yap fazla inceleme dedi. Körü körüne mi kabule deyim anne bu nasıl mantık deyip tepki verdim. Aslında ne demek istediğini o zaman anlamamıştım şimdi daha iyi anlıyorum. Dinlemedim tabi yine geçtim iletişime. Ama inceleme yapmadım bu sefer fazla. Etkilemek için ilk resmini çizdim yanına da kendimi koydum. Fotomontaj yapamadığım için bir açıdan montaj çizim yapmış oldum. Acaba böyle olabilir miyiz diye soru sordum. Güldü teşekkür etti. Akrostiş şiir yazayım dedim. Yazdığımı görüp yanıt vermeyince dedim galiba rahatsız oldu. Kusura bakma rahatsız ettim anlaşılan deyip bekledim. Bir gün sonra yazma gereği duydu müsait olamadığından bir şey yazamadığını dile getirdi teşekkür etti. Ancak o süre içinde o kadar online olabilen biri bir tek onu okumak için müsait olamaması biraz düşündürdü beni. Neyse dedim görmeden pek samimi olmak istemiyor mesafeli olacak peki dedim. Sonrasında fazla yazmadan arada bir iki bir şey sordum bir kaçta ufak muhabbetle. bir gün muhabbeti bir saate yakın tutup bayağı bir şey anlatıp durduk tepkilerimizi ölçtük. Gayet iyiydi birbirimiz üzerine biraz etki bıraktık. Benim hakkım da bir şeyler araştırdığını farkettim. Demek ki bir ışık varmış dedim.

Ancak gördüğüm her ışığı olumlu düşünmekte belki hata yaptım. Hiç beklemediğim zamanda beklemediğim kadar iyi olurken, bir şey beklediğim zaman da o kadar ilgisiz olabiliyordu. İstemsizce bu duruma takıldım. Ve sonunda yine iletişme geçeyim dedim. Günaydın yazdım. günaydın yazdı. Napıyorsun yazdım kahvaltı yapacağız deyip kestirip attı peki dedim yazmadım. Ertesi gün yine napıyorsun diye yazdım. Pek bir yanıt gelmedi bir gün iki gün geçti. O ara online olup bir şeyleri beğendiğini takip ettiğini görünce. Güldüm anlaşılan rahatsız ettim kusura bakma daha bir şey yazmayacağım dedim. Müsait değildim ailemle birlikteydik o yüzden yanıt veremedim dedi. İstemsizce bir şeyleri takip edip beğenmek için vakit bulup saatlerce online olabilecek vakti bile bulurken basit bir napıyorsun sorusuna yanıt vermek için mi müsait olamadın çok ilginç dedim. Peşine karşın da 18 yaşında çocuk yok , iyi işte daha yazmam müsait olamadığın vakit ayıramadığın bir şeyi yapmak zorunda kalmassın. Konuşmak istemiyorsan istemiyorum dersin bahaneye gerek yok bu kadar basit. Anlaşılan rahatsız ettim daha böyle bir şey olmaz dedim. Böyle bir bağlantı kurmama anlam veremediğini, açıklama yaptığını bu duruma üzüldüğünü dile getirdi. Bir basit mesaja cevap vermen beş saniye sürmez bunun için müsait olamayarak bir şeyleri beğenip takip edip online olmaya vaktinin olması mı pek açıklayıcı bir durum değil bu. En kötü gidersin bu durumu yazarak söylerdin. İş yoğunluğum seninkinden daha fazlayken hayatımı paylaşmayı düşüneceksem tanımam lazım diyerek vakit ayırmaya çabalıyorum, ne öğrensem kardır diyebiliyorum. Gördüğüm tek şey benim veya benle ilgili bir şeyin senin pek umurun da olmadığı dedim. Yaklaşımıma anlam veremediğini , yüz yüze hiç gelmediğimizi, arada mesafe koymaya çalıştığını dile getirdi. Ve bunları söylememe üzüldüğünü ekledi.

Arada ki mesafe hiç yazmamaksa buna mesafe pek denmiyor. Buna istememek deniyor. Neyse senin koyduğun mesafeye uyup bende yazmayım mesafen öyle kalır. Bunca mesafe koyduğun bir insanla bir napıyorsuna yanıt veremeyecek kadar mesafe koyduğun bir insanla görüşmenede gerek yok. Hoşcakal dedim.

Kırıcı olduğumu dile getirdi. Ve ne ilginçtir ki bir napıyorsuna yanıt veremeyecek bir mesafesi olan insan bir anda takır takır yazabilecek hale geldi. Kırdıysam özür dilerim diyerek peşine bir görüşte beni anlayıp tanıyabileceğin kadar basit bir insan değilim diye ekledim. Yine pekiştirmek için sen kimsin bunu öğrenmek için bir şey yazarken yazılanlara bilerek geç yanıt vermenin yada hiç yanıt vermemenin adı mesafe değil istememektir. Düşüncemi gizleyecek halim yok. Bana karşı davranışın bu düşünceleri oluşturdu. Ve şunu da biliyorum sıradan tanıdığın bir insanın bile napıyorsun dese yanıt vereceğin bir soruda bana vermiyorsan senden bir şey beklemek için bir lüzum yok. İkinci plana atılmayı pek sevmiyordun hiç tanımadığın bir insan bile bu soruyu sorsa yanıt verecekken bana vermemen beni bu duruma düşürüyor. neyse hepsi senin düşüncen saygı duyarım. Yazdığım yazıya iki yanıt alamayacağım birine de pek bir şey yazasım gelmez artık kusura bakma dedim. Sonuçta yanıt veriyorum geçte olsa veriyormuyum veriyorum diyerek sözünü tamamladı. Beş gün sonra iki gün sonra yanıt verdim mi yine yanıt vermiş olduğunu düşünmesi de bayağı ironik bir durumdu. Ki o sürede başkalarıyla konuşabilecek yada online olabilecek kadar vakti varken.

Ben peşinden koşup o yüz vermeyen biri olsa da bunu yapsa anlarım. Ancak bana böyle bir kız var tanış dediklerinde, evleneceğin birimi bak dediklerin de aynı şeyi ona da deyip buna olur diyen biri böyle yaptığında pek anlam veremiyorum. Sırf görüş dedikleri için izin alıp oraya gelmem gerekecekken bir zahmet hiç bir şey yapmana gerek kalmayan sende iki yazıya yanıt verebilseydin. Senden daha fedakar daha düşünceli insanlara bile tolerans tanımayan ben bunu düşünüyorsam birazcık sende düşünseydin. Hiç olmassa müsait değildim diyerek yalan söyleme gereksinimi duymasaydın. Yada bana mesafe koyan bir insan benimle neyi görüşecek bu soruyu kendine sorsaydın. Birileri görüşün demeseydi de ben seni tanımak için yazsaydım daha fazla muhabbet edecekken, böyle bir şeyi yapmanın bir mantığı olamaz. Benimle evlilik olur mu diye düşünecek bunun için görüşecek buna tamam diyen birinin böyle mesafeli yaklaşmasının pek mantığı yoktur. Sanki ben seni istiyorum, sen oralı değilmişsin gibi hareket etmeye çabalaman yada bu yola girmen seni gözümden düşürmekten başka bir işe yaramıyor. Yada galiba benimde sana muhtaç olmadığımı unutmuşsun.

Şimdi böyle bir insanla bir ömrü paylaşmayı düşünmek ne kadar doğru acaba. Belki basit bir şeyi çok abartıyor oldum. Belki çok basit büyütülmeyecek bir durum ancak bu kız benimle evlenmek için görüşecekse bu mesafe koyma niye. Ki görüşmek içini yanına gittiğim de bir saat iki saat konuşup sonrasında belki bir iki ay beni göremeyecekken bu düşünceleri onda oluşturan ney. Birini bulmak sorun değil ki. Her gün iki üç kişi karşıma böyle çıkabiliyorken bu fırsat varken gelip de oralı olmayan ben gelip bu duruma tamam demişim bu neyin mesafesi bu neyin düşüncesi anlam veremiyorum. Belki biraz fazla abartıyorum ama bir şeyi de merak ediyorum. Bu kişiyle bir ömrü paylaşma ihtimalim ne kadar olabilir ki benim ?

Mustafa KURT
24.04.2018- 06:14
 
Yalnızlığa mahkum olmuş bir insan olarak uyanıyorum her sabah. Geceleri büyük kabuslar kaplıyor rüyalarımı. Pek uyku uyumak istemiyorum o yüzden. Bir yanım eksikliğini hissediyor. Hiç bitmeyen tükenmeyen eksiklik. O kadar büyük ki eksikliğin, bende ne varsa içine çekiyor. Ve kendimi daha yalnız buluyorum. Aslında her güne biraz daha yalnız uyanıyorum. Yeni insanlar tanımam, yeni yüzler görmem gerektiğinin farkındayım. Ama bunu yapacak imkan bulamıyorum. Hayalleri büyük olan büyük insan, hayallerinin büyüklüğünde her geçen gün küçülüyor. Halbuki biri bir anda çıksa karşıma her şeyin düzeleceğini o kadar iyi biliyorum ki.

Bugünde bir karamsarlığın içinde etrafa gülücükler saçmaya çalışıyorum. Yine pozitif görünüp, etrafa gülücük saçıyorum. Halbuki içimdeki karamsarlık, yalnızlık beni öyle bir sardı ki söyleyemiyorum. Bugünde yalan bir gülücüğün arkasında saklandım ya, gerçekten gülmeyi unutmaktan korkuyorum.

Mustafa KURT
19.03.2019- Salı
 
Geri