İman nimetine şükretmek

Konu sahibi son olarak 2793 gün önce görüldü
Gönül Bahçesi

KALP HASTALIKLARI
Kalp hastalıklarından bir tanesi de insanların kötülemelerine, çekiştirmelerine, ayblamalarına üzülmektir. İnsanların kötülemelerinden ve ayblamalarından korkmaya karşı ilâc olarak şöyle düşünmelidir:

-Kötülemeleri doğru ise, ayblarımı bana bildirmiş oluyorlar. Bunları yapmamaya karar verdim demeli, böyle kötülemelerden ferahlık duymalıdır. Onlara teşekkür etmelidir.

-Yapılan kötüleme yalan ise, iftirâ ise, zararı söyliyene olur. Onun sevapları bana verilir. Benim günahlarım, ona yüklenir demelidir. İftirâ etmek, nemmâmlık yapmak, gîbet etmekten daha fenadırlar. Nemîme, müslümanlar arasında söz taşımaktır.

UNUTMA
Allahü teala şu üç şeyi sevmez

. 1- Vakti boşa geçirmek,

2- İnsanlarla alay etmek,

3- Gıybet etmek

Soru-Cevap
Soru: Yemek kaplarını kapalı mı tutmak lazım?

Cevap: Gece hiçbir yemeği açık bırakmamalıdır! Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Yiyecek-içecek kaplarını kapatın, yılda bir gece veba iner, kapanmayan kapların içine düşer. Kapayacak şey bulunmazsa, Besmele ile bir çubuğu üstüne koyun.)

t30
HİKMETLİ SÖZLER
∑ Sadık dost, arkadaşının ayıplarını görünce ihtar eder, ifşa etmez.

∑ Tatlı dil müslümanın şiarıdır, adalet kul hakkının temelidir, adalet olmazsa huzur olmaz.

∑ Gerçek şükür, her konuda, her hususta, Peygamber efendimizin ahlakıyla şereflenmekle olur.

t29
BİR HADİS-İ ŞERİF
Şu iki şeyden daha iyisi yoktur:

1- Allah’a (cella celalühü) iman,

2- Onun kullarına iyilik etmek.

SEVGİLİ PEYGAMBERİMİZİN (sallallahü aleyhi ve sellem)GÜZEL AHLAK ve ADETLERİNDEN Her çağırana lebbeyk “efendim” diyerek cevâp verirdi. Kimsenin yanında ayaklarını uzatmazdı. Diz çöküp otururdu. Hayvan üzerinde giderken, bir yaya görünce, arkasına bindirirdi.

KULAĞINA KÜPE OLSUN
Bir testi ile çiçekleri sulamak için su almaya gittiğini düşün. Yolda giderken “Nasıl olsa testi kocaman bir iki parçadan ne olur” diye düşünüp hoşuna giden çiçekleri, otları, süs yapmak için deniz kabukları toplayıp testiye attın. Fakat su doldurmak istediğinde bir de baktın ki çiçeklerden, taşlardan testide suya çok az yer kalmış. Üstelik çiçekler solmuş, deniz kabukları da birbirine vurmaktan kırılmış. Velhasıl ne elindekiler işe yaramış, ne istediğin kadar su alabildin üstelik testiye koyduklarını taşıması da çabası… Tıpkı bunun gibi insan kalbi ve beyni de belli bir kapasitesi olan organlardır. Onları boş ve gereksiz bilgiler ile doldurursak gerekli olan bilgilere yer kalmaz. Kalp ve beyin boş işler ile meşgul olup asıl gayesinden şaşabilir.

t9
Üzümün Duası
Tane tane diziliriz,

Salkım salkım süzülürüz.

Besmeleyle yemezseniz,

Vallahi çok üzülürüz!





Cömert Allah’ım!

Kullarını çok sevdiğin için bizi de sevdin;

Bir asmaya yüzlerce salkım verdin,

Her salkıma onlarca tane.

Rengimiz elvan çeşit,

Lezzetimiz şahane.





Büyük Allah’ım!

Senin kudretinle, oluruz yediveren,

Hayran olur bizi gören.

Hele annelerin mübarek ellerinde

Halimiz başka güzel;

Yaprağımız sarma olur, Meyvemiz reçel.



Ya Rabbi! Melek gibi huyumuz,

Uzun olsun boyumuz,

Şeker olsun suyumuz.

Doyulmasın tadımıza,

Cömert densin adımıza.

Güzelliğimizin ve tadımızın

Sen’den geldiğini herkes bilsin.

Âmin!

BESTAMİ YAZGAN
 
İmanı bilmeyen çocuk

m.ali.demirbas@2x.jpg

M. Ali Demirbaş
<A id=contentOrta_lnkEmail href="http://www.turkiyegazetesi.com.tr/#">[email protected]




Sual: Dinimizden habersiz yetişen bir çocuk, âkıl baliğ olunca, sadece (La ilahe illallah Muhammedün Resulullah) dese, Müslüman sayılmaz mı?
CEVAP: Hayır, kelime-i tevhidin mânâsını, imanın şartlarını, dinin esaslarını bilmezse Müslüman sayılmaz. İbni Âbidin hazretleri buyuruyor ki: Kız küçükken, ana babasına tâbi olarak Müslümandır. Büluğa erince, ana babasının dinine tâbi olması devam etmez. İslamiyet’i bilmeyerek büluğa erince, mürted olur. İman edilecek şeyleri işitip de inanmamış kimse, kelime-i tevhidi söylese, yani (La ilahe illallah Muhammedün Resulullah) dese, Müslüman olmaz. Amentü’de bulunan altı şeye inanan ve (Allahü teâlânın emirlerini ve yasaklarını kabul ettim) diyen kimse, Müslüman olur. (Redd-ül muhtar)
Demek ki, her Müslüman, çocuklarına Amentü’yü ezberletmeli, mânâsını iyice öğretmeli. Çocuk bu altı şeyi ve İslamiyet’in emirlerinden ve yasaklarından birini öğrenmez ve inandığını söylemezse, baliğ olduğu zaman Müslüman olmaz, mürted hükmünde olur. Âkıl ve baliğ olunca, bir kızla bir oğlana, nikâh yapılsa, fakat imanın sıfatlarını bilmeseler, Müslüman olmazlar. Onlara iman edilecek şeyleri öğretip, yeniden nikâhlarını kıymak gerekir. (İslam Ahlakı)


İMANDA ŞÜPHE


Sual: (Küfre düşülmüş olabilir) diye iman tazelemeye caiz denirken, imanın varlığından şüphe etmeye ise küfür deniyor. İkisi arasında ne fark vardır? İkisi de imanda şüphe değil mi?
CEVAP: İkisi farklıdır. İman tazeleyen kişi, imanının olduğunu biliyor, şayet bilmeden küfre düşmüşse, iman zayıflamış veya eskimişse diye düşünerek tazeliyor. Peygamber efendimiz, (Elbisenin eskidiği gibi, içinizdeki iman da eskir. İmanınızı tazeleyin!) buyuruyor. İmanımızı yenilemek için ara sıra kelime-i şehadet getirmelidir.
(İmanım var mı yok mu) diye şüphe etmek küfür olur. Yani (Acaba imanım var mı?) diye şüphe edilmez. Fakat (Ölürken imanımızı muhafaza edebilir miyiz?) diye şimdi korkmak imanlı olmanın alametidir. Bu, imanından şüphe değildir. İmanı kaybetmekten meydana gelen haklı bir korkudur.


FASİT AKİT


Sual: Avrupa’da, çok cirolu bir bonoyu, gayrimüslime vermek günah mıdır?
CEVAP: Günah değildir, çünkü gayrimüslim ülkelerde, gayrimüslimlerle fasit akit caizdir.

19.8.2015
 
İman nimetine şükretmek

m.ali.demirbas@2x.jpg

M. Ali Demirbaş
<A id=contentOrta_lnkEmail href="http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/#">[email protected]




Doğru imanımıza çok şükretmeliyiz. Yoksa kıymetini bilmezsek, dünya sıkıntılarından şikâyet edersek, cezası da çok ağır olur.


Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:

Çok zengin, makam ve mevki sahibi de olsa, herkes mutlaka sonunda ölecektir. İmanı yoksa, imansız ölürse, sonsuz olarak Cehenneme gidecektir. Müminler ise Cennete girecek ve sonsuz nimetlere kavuşacaktır. Bu kadar kısa bir hayatın neticesinde, bu kadar büyük bir nimet! Bunun için, Ehl-i sünnet itikadında, doğru yolda olan ve Allahü teâlânın sevgili kullarını, evliya zatları seven müminler, bu büyük nimet için ne kadar şükretse azdır.

Günlük hayatımızda, kâfirlerle, bid’at ehli ile, fâsıklarla yani hiç sıkılmadan günah işleyenlerle bir arada olabiliyoruz; onlarla görüşüyor, alışveriş yapıyoruz. Bu hâlde ölürlerse onlar Cehenneme; onlarla görüşen mümin de, imanını muhafaza edebilirse Cennete gidecek. O görüşülen kâfirlerden ölenler, artık gitti. Onları bulsak da, kelime-i şehadet getir diyebilseydik, dinimizi anlatan bir kitap verebilseydik diye hatırımıza gelse bile artık o kapı kapandı, geri dönüşü yok. Ebedî Cehennemden kurtulmaları artık mümkün değil. Bunun için henüz imkân varken, uygun olan kişilere kitap vermeye çalışmalıdır.

Doğru imanımıza çok şükretmeliyiz. Yoksa kıymetini bilmezsek, dünya sıkıntılarından şikâyet edersek, cezası da çok ağır olur. Abdeste başlarken, (Elhamdülillahi alâ dînil islâm ve alâ tevfîkıl îmân ve alâ hidâyetir-rahman!) duasını okuyan, iman nimetine şükretmiş olur. İmanının sağlamlaşması için bu duayı okumalı. Diğer nimetlere şükredince artar, iman nimetine şükredince sağlamlaşır, kuvvetlenir. İmam-ı Tirmizî, (İmanın gitmesine sebep olan günahların birincisi, iman nimetine kavuştuğuna şükretmemektir) buyurdu. Şükür, İslâmiyet'e uymak demektir.

Büyüklerimiz, Ehl-i sünnet âlimleri, çok büyük bir emanet bıraktılar. Bu emanete, bu işlere dört elle sarılmak, bıraktıkları noktadan daha ileriye götürmek her Müslümanın görevidir. Onların bu kıymetli hizmetleriyle, yazdıkları kitaplar vesilesiyle Ehl-i sünnet itikadını öğrendik, bu yolun büyüklerini tanıdık, sevdik, dinimizi doğru olarak yaşamaya başladık. Bu büyük nimete şükretmek için, bu doğru bilgileri başkalarına ulaştırmak için çalışmak gerekir. Hazret-i Ebu Bekir “radıyallahü anh” iman edince ilk sözü, (Yâ Resulallah, altı arkadaşım var, onları da getireyim mi?) oldu. Herkes imkânı nispetinde, bedenle, para veya dua ile bu hizmete katılmak zorundadır. Önemli olan, omuzumuzdaki hafaza meleklerine, Ehl-i sünnet kitaplarını yayanların arasına ismimizi yazdırmaktır.

29.8.2015
 
Geri