İlişkinin son teşhisi

Konu sahibi son olarak 49 gün önce görüldü
İlişkinin son teşhisi


tfq2h.jpg


Sevgilisi olan bilir, “sevgilim oldu olalı hiç arkadaşım yok” sendromunu.
Birini seversin ve akabinde sevgilin olur ve bir de bakmışsın ki her şeyini onunla yapmaya başlamışsın. Zaten arkadaşların tarafından bu normal olarak karşılanır. Çünkü onların da beklentileri budur ve normal çiftlerin yapması gereken de budur. -Ya da onlar öyle düşünüyor-




İlişkinin ilerlediği bu süreç içerisinde mıçmıç ayları ve kendine gelme aylarından sonra şöyle bi durup silkelenirsin ki bu da genellikle onsuz yapamaz mıyım aylarında olur. Düşünmeye başlarsın ve gerçekten de yapamam dersin. Ama “onsuz ölürüm ben yaşayamam” biçiminde değil. Ondan başka arkadaşın yoktur ve sen de artık bunun farkına varırsın ama geç ama erken… Eski arkadaşlarınla gidip konuşmaya çalışırsın. Durumun nedenini gidişatını öğrenmek için ya da belki de sadece eskisi gibi kız kıza takılabilmeniz için.




Kendimden örnek verirsem:


Mustafa’yla çok iyi bir ilişkimiz vardı ama ben de onsuz yapamaz mıyım aylarına biraz geç denk gelmiş olmalıyım ki ben olanı biteni fark ettiğimde eski arkadaşlarıma yaklaşamaz olmuştum. Bi gün içimden dedim ki: “Amber, kızım! Git kır şu aranızdaki buzdan zincirleri.”
O zamanlar en yakın arkadaşım olan “Bayan Temizlik”e mesaj attım.
“10 dakikaya ordayım.”
Ve ordaydım…
Konuştuk, çok güncel olan ve çevremde gelişen olaylardan. Ama gözlerim o kadar körelmiş olmalı ki yanımda olan hiçbir şeyin farkında değilmişim. O an anladım ki ben o yaşadığım birkaç ay içerisinde sağlıklı sandığım o ilişkinin en sağlıksız yerindeymişim. Adeta at gözlüğü hatta onu bile bırak sadece onu ve onun çevresinde ona yararı ve zararı dokunacak şeyleri görmeye odaklanmış bir gözlük gibiydi bu daha çok.


Ben bunları düşünürken bana o uzun zamandır yemediğim yemeklerinden birini koydu.


Yemek boğazımdan geçerken içimden “neden sormayayım?” dedim ve dışımdan devam ettim:
-Neden artık yanıma gelmiyorsunuz?
+Çünkü sevgilin var.
-Ne demek sevgilin var?
+Zamanını onunla geçirmek istersin diye hep ikinizi yalnız bırakma çabası içindeydik. Ama tabii sen halâ bizim arkadaşımızsın.
Masum bi bahane gibiydi. Düşündükçe kafamın içinde büyüdü büyüdü… Başka kapıları açtı. O kapıları açıp ardındakileri irdelemek istedim ve yaptım da. İlişkim sürerken birkaç kez arkadaşlarımla bir araya gelip vakit geçirmeyi denemiştim ve hatırladığım kadarıyla da pek zevk almamıştım. Bu yüzden sevgilimle sevgili + arkadaş modunda devam etmeye karar verdim.




Her şeyin nedenini bugün çok değerli bir adam tüm gerçekliğiyle bir tokat gibi yüzüme vurduğunda neye döndüğümü şaşırmıştım ama doğruydu. Karşı çıkamazdım ve ilk kez o kadar haksız o kadar yeniktim.
-Ben artık gidiyim.
+Neden? Ne güzel konuşuyorduk.
-Sürekli Mustafa’dan bahsediyorsun. Başka bi konudan konuşmuyorsun.
2 saniye geçti geçmedi durumun ne kadar vahim ve benim için ne kadar iç karartıcı olduğunu o zaman gördüm.
Mustafa benim sevgilim değildi. O benim; sırdaşım, ağdaya, kuaföre gittiğim kız arkadaşım, dedikodu yapabildiğim ve kahve yapmayı çok iyi bilen o arkadaşım, beraber parklarda oynadığım küçük yeğenim, düzgünce oturup konuşamadığım annem ve babam olmuştu artık.




“Ne güzel” derdim böyle bir şey için eskiden. Ama “en berbatı” da buymuş.
Bir kişiyi herkes yerine koymak. Ne bir kişi herkes olabilir ne de herkes o bir kişinin yerini tutabilir…
Alışverişe kızlarla giderdim, maçları çok sevdiğim kardeşim gibi gördüğüm erkek arkadaşlarımla izlerdim, dedikodunun en âlâsını kahveyi telvesine kadar silip süpürten bir kızla yapardım, parkta ise sadece yeğenimle oynayıp o kadar çocuk olurdum.




Hayatımın odak noktası hatta bundan da fazlası o olduğu için artık ne kızlarla konuşacak konum ne de maç izlemeye zamanım olmadığı için erkek arkadaşlarımla konuşmaya yüzüm vardı.
Eskilerden biriyle ne zaman görüşsek genellikle konuşma bu şekilde giderdi:
-Amber geçenlerde bi ipad aldım çok hoşmuş. Yani ben sevmezdim ama bu kadar işlevselliği olduğunu bilmiyordum.
+Mustafa da almıştı ama ben daha henüz ona bakacak zaman bulamadım. Aslında geçenlerde de ipad2 baktık Mustafayla beraber.
Ya da... Yanımda bir arkadaşım vardır ve dışarda dolaşıyorumdur. Tesadüfen başka bir arkadaşıma rastlarım ve:
-Canım, senin ne işin var burda?
+Arkadaştan bir şeyler almaya geldim de gidicem.
Buraya kadar normal ama iş o arkadaşı yanımdakine anlatmaya gelince…
-Kimdi ki o?
+Bi arkadaşım. Aslında Mustafa tanıştırmıştı beni onunla. Mustafa’nın arkadaşları iyidir ya.


Şunları yazarken bile ben söylediklerimden bıktım. Allah yanımdakine peygamber sabrı vermiş demek ki.
Sağlıklı bir ilişki böyle mi olmalı? Arkadaşsız, sadece tek bir kişiye odaklı ve o tek bir kişinin içine herkesi sığdırabilen bir ben.


Sanmıyorum…


-Alıntı-
 
Geri