İleri ekonomilerde kullanılan risk sermayesi (Verture Capital) hakkında bilgi

  • Kullanıcı aRMiNa
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Din ve İnanç
Konu sahibi son olarak 2623 gün önce görüldü
İleri ekonomilerde kullanılan risk sermayesi (Verture Capital) hakkında bilgi verir misiniz?

Yukarıda ortaklık çeşitleri içinde kısaca açıkladığımız emek- sermaye (mudârabe) ortaklığının 10. (M.) yüzyıldan itibaren “Commenda” adıyla Avrupa’ya, 20. yüzyıl ortalarından itibaren de “Venture capital (Risk sermayesi)” adıyla Amerika, Japonya ve Kanada gibi ülkelere geçtiğini belirtelim.( Hamdi Döndüren, “İslâm Bankacılığı ve Reform Önerileri”, İslâmî Araş. Der., c. VI, sy. 1, yıl, 1992; Çiller- Çizakça, Türk Finans Kesiminde Sorunlar ve Reform Önerileri, Neşr. İSO, İst. 1989, s. 152) Bu yöntem, adı geçen ileri ekonomilerde en son teknolojik yeniliklere sermaye sağlayan ileri bir finansman kullanma modelidir.

Şöyle ki: ABD ve gelişmiş kimi ülkelerde bilim adamları keşif ve icat sayılan ve patent hakkı doğuran projelerini satıp devretmek yerine, “emek-sermaye ortaklığı (mudârabe)” yoluyla uygulamaya koymaya başlamışlardır. ABD. de 1957 de, böyle bir yatırımdan sermaye sahiplerinin, anaparalarını 15 yılda dolar bazında “beş bin katına”, 1961 yılında bilgisayar alanına yapılan bir yatırımda ise 5 yıl sonunda, anaparalarını “233 katına” çıkardıkları görülmüştür.( H. Döndüren, İslâmî Ölçülerle Ticaret Rehberi, s. 98, 99) Bu durum, dikkatleri bu yeni finansman modeline çekmiştir.

Kısaca, halkın tasarruflarının faizsiz bir yolla doğrudan, yeni üretim ve istihdam alanlarına yatırılması yöntemi ileri ekonomilerin en belirgin özelliklerindendir. İslâm Bankacılığı uzmanı Ahmed en-Neccâr’ın tesbitine göre, günümüzde ABD de “kâr-zarar” esasına dayalı finansman kullanım oranı %90’ları bulmuşken, faizli kredi yoluyla olan yatırımlar %10’lara kadar düşmüştür. Ülkemiz ekonomisinde ise bankacılık sektöründe, faizli kredi kullanımının %90’lar dolayında olduğu düşünülürse, tasarruf sahiplerinin, doğrudan istihdam alanı yaratacak alanlara değil de, aracılar eliyle rizikosuz rant alanlarına yönlendirildiği açıkça görülür. Anadolu’da 75 yıl kadar önceki Dolar- Türk lirası kuru ile, günümüz kuru arasındaki farkın nedeni de ortaya çıkar.

Günümüzde bankaların ve finans kurumlarının proje bazında uzun vadeli finansman sağlayarak, yukarıda sözünü ettiğimiz “risk sermayesi (ventura capital)” benzeri bir yapıya kavuşturulması gerekir. Nitekim bir finans kurumunun ana sözleşmesinde, bu anlamda 10 yıl süreli “mukaraza tahvili (kâr-zarar tahvili)” çıkarma düzenlemesi yer almışsa da, mevzuat alt yapısı, bu süreye yayılan kârlı projeler ve bu süreyi göze alabilecek tasarruf sahipleri bulunmadığı için, madde yürürlük dışı kalmıştır. Son günlerde Sanayi Bakanlığı’nın KOBİ’lerin bünyesinde risk sermayesine yer verileceğini açıklaması, sevindirici bir gelişmedir.

Kısaca ana para ve kâr garantisi verilmeyen sermaye ile faizli sermayenin birini diğerine tercih etmeksizin -ileri ekonomilerde olduğu gibi- rekabete sokulması gerekir. Bu arada finans sektörünün, içini boşaltmalara karşı sıkı bir denetime tâbi tutulması ve kural dışına çıkmalara (teaddî) kesinlikle göz yumulmaması gerekir. Kural dışına çıkma durumunda, müteşebbisin meydana gelecek zararı tazmin etmesi gerekecektir.

Sonuç olarak, ekonomik bakımdan kalkınmış ülkeler yeni dünya düzeninde faizli krediler yerine, risk sermayesi yöntemine yönelmiş bulunmaktadır. Bu model İslâm’ın yüzyıllar önce uyguladığı emek-sermaye (mudârabe) ortaklığından başka bir şey değildir.
 
Geri