İklim değişikliğinin deprem ve seller üzerine etkisi

  • Kullanıcı Lefty
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Çevre ve Hayvan Hakları
🕒 Konu sahibi 4 saat önce aktifti
Yıllardır yapılan uyarıların ülkeler tarafından ciddiye alınmamasının bedelini ne yazık ki çoğu insan canı ile ödemeye başladı. Küresel ısınma ve iklim değişikline bağlı olarak doğal afetlerde sürekli artış yaşanıyor ve beraberinde kitlesel ölümleri de artırıyor.

Alt bölüme ekleyeceğim içerik 2021 yılına ait ve yıllardır benzer uyarılar için her ülkenin önlem alması gerekiyordu ancak çoğu ciddiye bile almadı. Uydurma komplo teorileri de eklenince insanlar bu durumun hayati önemini geç anladılar.

Üzülerek söylemeliyim ki dünya yaşamı artık canlı yaşamına uygun özelliklerini muhafaza edebilecek durumda değil ve her geçen gün yaşanan afetler ile canlılığı tehdit etmeye başladı.

"Buzulların erimesinde ya da sıcaklık artışında ne var ki?" diye hiçbir bilimsel dayanağı olmayan açıklama yapanlar, son yaşanan afetlerle ne söyleyeceklerini şaşırmış durumdalar...

Deprem sonrası yaşanan sel de yine artçı depremleri tetikleyecektir ne yazık ki...

Ülkelerin bu tehlikeli değişimi artık ciddiye alması ve iklim krizi üzerine ortak çalışma planı oluşturması gerekmektedir. Süreç durdurulamasa da en azından yavaşlatılabilir.

***
Şener Üşümezsoy sellerin faylardaki etkisini açıkladı. İstanbul’da üç bölgeye dikkat çekti
Şanlıurfa ve Adıyaman’da meydana gelen ve 18 can alan sel felaketiyle ilgili deprem uzmanı Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, “Seller fayların kırılmasını kolaylaştır, artçı depremlere ve heyelanlara dikkat edilmeli” dedi. Üşümezsoy Büyükçekmece, Avcılar ve Haramidere’ye dikkat çekti.

Kaynak

***

2 Mart 2021 /Orman Mühendisi Prof. Dr. Doğanay Tolunay / Jeoloji Mühendisi Aysun Aykan

Küresel salgın, krizler, deprem ve seller… Uzmanlar uyardı: İklim değişikliği nedeniyle afetler artıyor

Küresel ısınma nedeniyle dünya genelindeki afetlerin sayısının ve etkilerinin arttığını vurgulayan Orman Mühendisi Prof. Dr. Doğanay Tolunay ve Jeoloji Mühendisi Aysun Aykan, harekete geçmenin şart olduğunu söylüyor


Deprem ve sel başta olmak üzere son yıllarda meydana gelen afet sayılarında ve etkilerinde artış görülüyor. Bu artışın iklim değişikliği ile bağlantılarını ortaya koyan çalışmaların da sayısı artıyor.

Bu çalışmalardan biri geçen yıl yayımlanan "Dünya Afet Raporu".

"Son 10 yılda 1,7 milyar kişi, iklim ve hava bağlantılı afetlerden etkilenirken, 410 binden fazla kişi öldü"

Raporda, iklim ve hava bağlantılı afetlerin sayısının 1960'lardan beri yükselişte olduğu ve bu sayının 1990'lardan bu yana yaklaşık yüzde 35 artış gösterdiği kaydedildi.

Çalışmada ayrıca son 10 yılda doğal tehlikelerin tetiklediği afetlerin yüzde 83'ünün sel, fırtına ve sıcak hava dalgaları gibi hava ve iklim bağlantılı şiddet olaylarından kaynaklandığı bilgisine yer verildi.

İklim ve şiddetli hava olayları kaynaklı afetlerdeki artışa dikkat çekilen raporda, 2000'lerde bu afetlerin tüm afetler içerisindeki oranı yüzde 76 iken, aynı oranın 2010'larda yüzde 83'e yükseldiği bilgisi de yer aldı.

İklim ve hava bağlantılı şiddetli afetlerin son 10 yılda 410 bini aşkın ölüme sebep olduğuna değinilen raporda, bu kişilerin ağırlıklı olarak düşük ya da düşük-orta gelirli ülkelerde yaşadığı kaydedildi.

En fazla ölümle sonuçlanan afetlerin sıcak hava dalgaları ve fırtınalar olduğu belirtilirken, son 10 yılda dünya genelinde 1,7 milyar insanın iklim ve hava bağlantılı afetlerden etkilendiği açıklandı.

Türkiye'de ise en sık yaşanan doğal afetler, deprem, fırtına, sel, kuraklık ve orman yangınları.

Uzmanlar, can kayıplarının yanı sıra ekonomik, sosyal ve çevresel kayıplara da dikkati çekiyor.

Küresel iklim değişikliği kaynaklı sıcaklık artışı, su kaynaklarının azalması, çölleşme, afetler ve deniz seviyesinin yükselmesi gibi durumlara karşı harekete geçilmesinin şart olduğu belirtiliyor.

Kaynak

600466-1032773795.jpg
 
Ne diyorlardı doğa intikamını alıyor..
Alıyor ve almaya da devam edecek...
En azından bazı geciken önlemler uygulanırsa hiç değilse biraz daha zaman kazanılabilinir yoksa elli yıl bile zamanı kalmadı dünyanın... Dönmeye devam etse bile salgın, deprem, sel, kuraklık, kıtlık v.s. ile canlılık yok olmaya başlayacaktır.
 
Alıyor ve almaya da devam edecek...
En azından bazı geciken önlemler uygulanırsa hiç değilse biraz daha zaman kazanılabilinir yoksa elli yıl bile zamanı kalmadı dünyanın... Dönmeye devam etse bile salgın, deprem, sel, kuraklık, kıtlık v.s. ile canlılık yok olmaya başlayacaktır.
Atıklar parfümler vs vs bunlara dur denilse aniden bir iyileşme olamaz mı?
 
Atıklar parfümler vs vs bunlara dur denilse aniden bir iyileşme olamaz mı?
Ülkelerin eylem planı oluşturması ve ortak hareket etmesi gerekiyor.

Atık sorunu zaten başlı başına problem ve geri dönüşüm projeleri ile çözüme ulaştırılmaya çalışılsa da uygulama kısmında çok büyük aksaklıklar ve denetim sorunu var. Pil atıklarını bile geri dönüşüm kutusuna atmaya üşenen bir toplumuz ne yazık ki...

Halkı bilgilendiren yayınlara ve toplantılara ağırlık vermek çok önemli ancak asıl büyük adımları ülkelerin atması gerekiyor. Mars'ta hayat bulsan ne olur? Oraya gidecek / dönecek tekonolojiye bile sahip değilsin.
 
Ülkelerin eylem planı oluşturması ve ortak hareket etmesi gerekiyor.

Atık sorunu zaten başlı başına problem ve geri dönüşüm projeleri ile çözüme ulaştırılmaya çalışılsa da uygulama kısmında çok büyük aksaklıklar ve denetim sorunu var. Pil atıklarını bile geri dönüşüm kutusuna atmaya üşenen bir toplumuz ne yazık ki...

Halkı bilgilendiren yayınlara ve toplantılara ağırlık vermek çok önemli ancak asıl büyük adımları ülkelerin atması gerekiyor. Mars'ta hayat bulsan ne olur? Oraya gidecek / dönecek tekonolojiye bile sahip değilsin.
Herkes herşeyi boşvermiş durumda. İnsanların yarına dair hedef ve amaçları kalmadı belirsiz ve kaygılılar.
 
Herkes herşeyi boşvermiş durumda. İnsanların yarına dair hedef ve amaçları kalmadı belirsiz ve kaygılılar.
Evet, günü kurtarmayı kazanç sansalar da ne yazık ki ucu hepimize dokunacak...
 
  • Beğen
Tepkiler: ne
Sellerin nedeni iklim değişikliği mi ? Prof. Dr. Kurnaz: Sel felaketleri daha da şiddetlenecek

Depremin ardından bölgeyi vuran sel felaketinin iklim değişikliği kaynaklı olduğunu ifade edilirken Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz, sel facialarının devamının geleceğini ifade etti. Kurnaz, "Bu gördüklerimiz daha çok azı. Her yer tehlikeli." dedi.


Şanlıurfa ve Adıyaman'da yaşanan sel felaketinin, iklim değişikliğinin etkileri olduğu belirtiliyor.

Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz, sel felaketlerinin şiddetini artırarak daha sık görüleceğini, 10 yılda değil 3 yılda bir görüleceğini ifade etti.

İklim değişikliğinin etkilerinin görülmeye başladığını dile getiren Kurnaz, bu tür yağışların 3-5 yılda bir görülebileceğini söyledi.

"20 SENEDE BİR GÖRÜLECEK"

Prof. Dr. Levent Kurnaz, iklim krizi, doğada yaşadığımız her türlü iklim olayını daha şiddetli, daha uzun süreli ve daha geniş alanlarda görülür hale getireceğini ifade etti. Kurnaz, "Yağıştan bahsediyorsak, daha kısa, şiddetli, yoğun yağış, daha sıklıkla ve çok yerde görülecek. İki sene önce bunu Bozkurt'ta gördük. 2 bin 500 yılda bir düşecek yağış miktarı, Bozkurt'ta oldu." dedi.

Bundan sonra iklim değişikliğiyle birlikte, 2 bin 500 senede bir görülecek yağış, 20 senede bir görüleceğini dile getiren Kurnaz, "Şanlıurfa için de geçerli bir durum. Epey zamandır bu kadar şiddetli yağış görmüş müydük, hayır. Bir daha ne zaman görürüz, 50 sene sonra diyemiyoruz. Muhtemelen 3-5 senede bir böyle yağış göreceğiz. Senede 4-5 defa kar yağardı artık yağmıyor ve yağmayacak. İşte iklim değişikliği dediğimiz bu" diye konuştu.

"SEL FELAKETLERİ DAHA DA ŞİDDETLENECEK"


Sel felaketlerinin daha çok şiddetleneceğini belirten Prof. Dr. Levent Kurnaz, acilen yapılması gereken şeyin can kaybını sıfıra indirmek olduğunu söyledi.

"Onun için insanlara cep telefonlarından anlık uyarı gelmesi lazım. Bu uyarı meteorolojinin yaptığı gibi turuncu uyarılar değil, tehlikeli olayların olabileceği yerlerdeki insanlara 'Oradan kaçın' denmesi gerekiyor." diyerek yapılması gerekenleri sıralayan Kurnaz, "Türkiye'de su basma seviyesi diyeceğimiz, bodrum katı olan yerlerde ikamet etmek yasak. Sel felaketlerinin hepsi devam edecek ve daha da şiddetlenecek. Bu gördüklerimiz daha çok azı. Her yer tehlikeli." dedi.

Kaynak
 
Alıyor ve almaya da devam edecek...
En azından bazı geciken önlemler uygulanırsa hiç değilse biraz daha zaman kazanılabilinir yoksa elli yıl bile zamanı kalmadı dünyanın... Dönmeye devam etse bile salgın, deprem, sel, kuraklık, kıtlık v.s. ile canlılık yok olmaya başlayacaktır.
yanılıyorsun.
 
1400 TL'lik çaycıyı 1700 TL'ye almış bir iktisatçı olarak fazla iddialı bir yorum.:)
he heey çok komik ya bu duruma iktisatta "lariko eğrisi" deniyor ghkfs sizinle paylaştığımı benimkine de anlattım gülüştük ghkfkj bugün elimize geçti çok güzel...

fekat yine de yanılıyorsun.
 
2040'ı sağ göreyim, sonrası beni ilgilendirmez.
 
he heey çok komik ya bu duruma iktisatta "lariko eğrisi" deniyor ghkfs sizinle paylaştığımı benimkine de anlattım gülüştük ghkfkj bugün elimize geçti çok güzel...

fekat yine de yanılıyorsun.
Yaşayıp görelim o zaman.:)
 
Türkiye'de ise en sık yaşanan doğal afetler, deprem, fırtına, sel, kuraklık ve orman yangınları.

Uzmanlar, can kayıplarının yanı sıra ekonomik, sosyal ve çevresel kayıplara da dikkati çekiyor. Küresel iklim değişikliği kaynaklı sıcaklık artışı, su kaynaklarının azalması, çölleşme, afetler ve deniz seviyesinin yükselmesi gibi durumlara karşı harekete geçilmesinin şart olduğu belirtiliyor.
Yükselen deniz seviyeleri tektonik faylar üzerindeki baskıyı artırarak sismik döngülerinde değişikliklere yol açıyor; bu da özellikle dünyanın kıyı bölgelerinde depremlerin sayısının artmasına neden oluyor. Küresel ısınma dünya çapında daha fazla ve bazı durumlarda daha da güçlü depremlere yol açıyor.

-Alıntı-
 
Eh tabii, iklim olaylarının sıklığı giderek artacak.

2012-2013 senelerinde 350 plus küresel ağına dahil olup iklim değişimi üzerine farkındalık amaçlı faaliyet yürütmeye başladığımda çevremdekiler bana deli gömleği giymiş gibi bakıyordu.

Okul boyama, kütüphane kurma, engelli hakları, kadın hakları falan, bunları kafaları biraz alıyordu çünkü. Hayvan hakları savunucusu ve çevreci olduğun anda bizimki kafayı sıyırdı iyice derler.
 
Eh tabii, iklim olaylarının sıklığı giderek artacak.

2012-2013 senelerinde 350 plus küresel ağına dahil olup iklim değişimi üzerine farkındalık amaçlı faaliyet yürütmeye başladığımda çevremdekiler bana deli gömleği giymiş gibi bakıyordu.

Okul boyama, kütüphane kurma, engelli hakları, kadın hakları falan, bunları kafaları biraz alıyordu çünkü. Hayvan hakları savunucusu ve çevreci olduğun anda bizimki kafayı sıyırdı iyice derler.
İnsanlar günü kurtarmayı avantaj sanıyor ve oyalandıkları çoğu şeyin bir anda ellerinden kayıp gidebileceğinin farkında değiller. Dünya şayet yaşanmaz bir yer olursa sahip oldukları hiçbir şeyin anlamı kalmayacaktır. Doğanın, çevrenin ve tabii ki hayvanların yaşam alanlarının korunması bu sebeple çok önemli ve elbette bu işlere kafa yormak, sorumluluk almak herkesin harcı değil. "Vur patlasın çal oynasın" bir yaşam tarzı daha cazip geliyor.
 
İnsanlar günü kurtarmayı avantaj sanıyor ve oyalandıkları çoğu şeyin bir anda ellerinden kayıp gidebileceğinin farkında değiller. Dünya şayet yaşanmaz bir yer olursa sahip oldukları hiçbir şeyin anlamı kalmayacaktır. Doğanın, çevrenin ve tabii ki hayvanların yaşam alanlarının korunması bu sebeple çok önemli ve elbette bu işlere kafa yormak, sorumluluk almak herkesin harcı değil. "Vur patlasın çal oynasın" bir yaşam tarzı daha cazip geliyor.

Artık kamu spotları hâllediyor o farkındalık işlerini. Bizim de olabildiğimiz dar çerçeveli bir kamu spotu olmaktan ötesi değildi zaten.

Dünyayı yola sokmak için hâlâ eldeki iki unsur silâh ve kamu spotu.
 
Artık kamu spotları hâllediyor o farkındalık işlerini. Bizim de olabildiğimiz dar çerçeveli bir kamu spotu olmaktan ötesi değildi zaten.

Dünyayı yola sokmak için hâlâ eldeki iki unsur silâh ve kamu spotu.

Silah ne alaka insanları öldürerek mi yola sokacaksın kamu spotları bir boka yaramıyor toplum bu konuda iyi bir eğitim almalı televizyonda reklam gibi dönen 1-2dk'lık kamu spotlarının etkisi olmuyor maalesef olsa bu zamana kadar olurdu.

İnsanlar bilinçlendirilmeli, gidecek başka bir gezegenimiz yok
Yarınlarımız yokmuşçasına tüketim çılgınlığına bir son verilmeli
Yeraltı kaynakları daha tasarruflu ve dikkatli kullanılmalı.
Temiz yenilenebilir enerji daha yayın hale gelmeli
Sera etkisini azaltacak önlemler alınmalı ve hiçbir şekilde taviz verilmemeli.
 
Silah ne alaka insanları öldürerek mi yola sokacaksın kamu spotları bir boka yaramıyor toplum bu konuda iyi bir eğitim almalı televizyonda reklam gibi dönen 1-2dk'lık kamu spotlarının etkisi olmuyor maalesef olsa bu zamana kadar olurdu.

İnsanlar bilinçlendirilmeli, gidecek başka bir gezegenimiz yok
Yarınlarımız yokmuşçasına tüketim çılgınlığına bir son verilmeli
Yeraltı kaynakları daha tasarruflu ve dikkatli kullanılmalı.
Temiz yenilenebilir enerji daha yayın hale gelmeli
Sera etkisini azaltacak önlemler alınmalı ve hiçbir şekilde taviz verilmemeli.

Silâh tanrıyı öldürmek için gerekli. Kamu spotu da bu ölümü duyurmak için.

İnsanlara üzerinde yaşadıkları dünyanın gelip geçici olduğunun öğretildiği bir insanlık düzenindeyiz.
 
Geri