ikimizin hikayesi
O'nunla tanışmamızda çok enteresan olmuştu zaten tanışmamızdaki bu tuhaflıktan belliydi sonunun ya çok kötü olacağı yada benim olacağı.
Hiç yapmadığım bişeydi çok az gittiğim bir mahhallede hiç gitmediğim bir markete girmiştim içerde boş boş dolaşırken biranda gözgöze geliverdik. ikimizde bir müddet öylece donakaldık sonra ilk hareket ondan geldi gözlerini kaçırdı.
bişey anlayamamıştım sanki bir boşluğa düşmüş ayaklarım yerden kesilmişti ALLAHım bu neydi? Bunun adı neydi? yine hiç kendimden beklemediğim bir şekilde yanına gittim ve merhaba dedim
(ALLAHım bunu söyleyen benmiyidim)
tatlı tatlı gülümseyip Merhaba dedi ve böylece tanışma yolunda ilk adımı atmış olduk. artık hafta sonları değil, bir gün bile birbirimizi görmeden edemiyorduk. o günler hayatımda yaşadığım gelmiş geçmiş en güzel ve muhteşem günlerdi. onunlayken sanki zaman duruyor tüm dünya tüm canlılar bizi imrenerek seyrediyordu.
bu hikayemi anlatmaya sayfalar yetmez ama fazla sıkmak istemiyorum zaten 5 yıldır anlata anlata biteremedim.
elbet her güzel şeyin sonu olduğu gibi bizim bu duygu dolu günlerimizinde sonu gelmişti.
ASKERLİK. "vatan borcu ne yapabilirimki hem 18 ay dediğin nedirki sayılı gün çabuk geçer" diyorduk birbirimize. ama biliyorduk ikimizde kendimizi ve birbirimizi kandırıyorduk. " zor olacak zor " diyordum kendi kendime.
katı yüreklisin derler bana hiç bi cenazede ağlayamamışım. onun için diyorlar böyle ama ağlayamıyorum işte ne yapıyım zorlada olmuyorki.
artık o gün gelmiş herşeyimi hazırlamış herkesle vedalaşmıştım yarın askere gidecektim.
vedalaşmadığım 3 kişi kalmıştı Annem Babam Ve O...
babam sabah erkenden yola çıkacağımızı söylemişti.
O'nu daha bu sabah görmüştüm ama bu gece son defa tekrar görmeliydim ama mutlaka görmeliydim.
serin bi akşam ve hafif yağmur yağıyordu. seni hep avuçlarım terleyerek beklediğim "herzamanki o yer'e gelirmisin" dedim. kısa bir durakladıktan sonra "tabi " dedi.
hay ALLAH yine avuçlarım terliyordu yüzümden ateşler çıkıyor boğulacak gibi oluyordum. o yağmur damları sanki ateş gibi yağıyordu üzerime.
sonra O geldi, dışarda karşıladım O'nu yine derin derin gözlerime bakıyor sanki "gitme kal, ne olur kal" diyordu, Çok sevdiği turuncu gömleği, turuncu eteği ve siyah perdesüsünü giymiş başında birde bere vardı. "ıslanacağız içeri girelim" diyebildim yutkunarak. tanıyordum onu kaşlarını kaldırarak yere bakıyor ve sert konuşuyorsa morali bozuktur üzerine gitmememek lazımdı.
Yine aynı eda ile "burda kalalım böylesi daha güzel" dedi. sokağın ortasında yağmurun altında öylece göz göze bakışıyorduk sadece buydu yaptığımız. bana doğru bir adım daha attı ve başını yavaşça omzuma yasladı.
Hiç bişey konuşmuyorduk O sadece ağlıyor ağlıyor ağlıyordu. artık sesinide tutamıyor, resmen hıçkırıklara boğuluyordu. sanki donup kalmıştım o anda dünyayı yakmak istiyordum ama kılımı bile kıpırdatamıyordum.
ALLAHım ne kadar acizdim. ancak elimi saçlarına götürdüm okşadım ve ASLI'mm diyebildim. başını kaldırdı ve tekrar gözlerime baktı gözleri kan çanağı gibi olmuştu az önce içinden geçenleri söyledi. "lütfen gitme, kal."
askerdeyken yaklaşık 3 ay kadar daha görüştük sonra birden telefonları kesildi benim telefonlarıma çıkmıyordu neyseki izin yakındı. izine gelmiştim içim içime sığmıyordu O'nu, ASLIM'ı görecektim ama O yine telefonlara çıkmıyordu iyice bunalıma girmiştim tüm cesaretimi toplayıp evine gittim zile bastım ablası CANAN çıktı kapıya, tanırdı beni çok iyilikleri olmuştu. şok edici sözleri bir çırpıda söylemişti.
Ve Ben ilk defa O'nun için ASLI'M için orada ağladım.. gözyaşlarımı tutmaya çalışıyordum ama ben sildikce onlar kum gibi dökülüyordu boğazıma bişeyler düğümleniyor nefes alamıyordum
Canan'nın bana kapıda söylediği sözler aynan şöyleydi. "O'nu artık aramasan iyi edersin çünkü kendisi nişanlandı şuanda nişanlısıyla marmariste"