İkimize de Çok Fazla - Özge Çelik

Konu sahibi son olarak 1161 gün önce görüldü
Başarının düşmanları

--------------------------------------------------------------------------------

Her yöneticinin amacı tepe noktaya çıkmaktır. Bu amaç için kişi(aday) tüm güçlerini kullanır, kendini yetiştirir. İlişkilerle ilgili, mesleki konularda, ikinci veya üçüncü dili öğrenmeye çalışır. Ancak yukarı tırmanırken yaptığı, yapabileceği hatalar vardır. Gözden geçirelim...


1. Kendini zafer duygusuna kaptırmak: Bu duygu başarının, zaferin kazanıldığı en parlak günlerde ortaya çıkar. Yönetici tam rahatladığı dönemde, zaferinin keyfini çıkaracağı günlerde bazı ayrıntıları gözden kaçırabilir. Başarı sarhoşluğu döneminde ihmal edilen aksaklıklar zamanla büyüyüp şirketin pazar payını düşürür.

2. Kişiselleştirme: Şirkette art arda büyük, önemli başarılar kazanan yönetici bir süre sonra tüm kazanımların kendine ait olduğuna inanır. Herkesin özendiği kişi artık eskisi gibi sisteme, bilimsel çalışmalara önem vermez. Sonunda başarısızlık kapıyı çalmaya başlar.

3. Yükselme hırsı: Belli başarı dönemlerinden sonra yönetici kadrolarda işlerin kendi beceri ve yetenekleri sonucu elde edildiğini düşünür ve inanır. Herkesin peşinde olduğu başarı formülünü ele geçirdiğini düşünen yönetici ufukta yeni başarılar görmek ister. İş hayatının beklenmedik fırtınaları koptuğunda enginlere açılan yönetici tek başına ve çaresizdir. Duygu ve düşüncelerindeki yükselme hırsını denetleyemeyen yöneticinin kaçınılmaz sonu düşüş olabilir.

4. Aşırılık düşüncesi: Büyük şirketlerde gösteriş ve debdebenin işin parçası olduğuna inanan yönetici, gösterişli, lüks bir hayat sürmeye başlar. Gözler önündeki değişim kıskançlığa, iç çekişmelere neden olabilir. İç çekişmeler oluşmaya başlarsa yöneticileri gerçek hayattan, çalışanların sıkıntılarından ve tüketicilerin isteklerinden koparabilir. Yükselme hırsı olan aday “Nasıl daha iyi yaşayabilirim?” programı yapar. Aşırılığın pençesindeki şirket düşüşe geçebilir.

5. Güç dengesi: Tepe noktaya gelen kişi kendini, verilen olanaklarla en tepede görür. O her şeydir, öyle güçlüdür ki neredeyse hasta bile olamayacaktır. Kimse ona karşı çıkamayacaktır, kimse hayır diyemeyecektir. Böylece tek ve tepede olduğu için arkadaşlarından, gruptan kopabilir, kendine yönelir. Aynı statüde kalmazsa düşüş nedeniyle ağır travma yaşar.
 
İkimize de Çok Fazla - Özge Çelik

Yaptıklarının cezasını , sana yapılanlarla çekeceğin o günleri bekleyip ,
Acaba sevsem mi ve nefret mi etsem diye düşünürken
İkisi arasında sıkışıp kalıyorum.
Belki de sorsan hani "seviyor musun?" diye , susarım ,
Konuşsam da sormazsın belki , kim bilir.

Elimden tuttuğun günlerin her biri
Aklıma kazınmışken ,
-Ki hiçbir kazı çalışması söküp atamıyor-
Hâlâ benden neyin cevabını bekliyorsun ki hem..
Biliyorsun ki sen ,
Aklımın çeperisin.
Varlığım , varlığına bağlı.

Hem dedim ya , sorsan susarım ,
Konuşsam sen sormazsın.
Bazı geceler oluyor mesela , aklıma geliyorsun ,
"Aklıma gelmişken ; buradan hiç gitme.."diyorum ..
Duymamazlıktan geliyorsun beni.
Bağırıyorum ,
Bekliyorum ,
Duyarsın belki diye ama
Olmuyor ..
Kulak zarlarını hayatıma atıp öylece kırıyorsun beni ,
Biz'i ..

Yine de bitecek madem ,
Bu oyunu berabere bitirelim diyorum.
Nedeni kendimce geçerli , sana göre saçma ;
En azından "beraber" kelimesi geçsin ikimizin adının olduğu bir cümlede.
Ki biliyorsun , birimizin olmadığı bütün eksikler,
İkimize de çok fazla.

Özge Çelik
 
Geri