İki ‘M’ 1. Bölüm

Konu sahibi son olarak 152 gün önce görüldü
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Aslında, konusu ve başlığı açısından bayağı gereksiz ve anlamsız duruyor. Zaten hiçbir acıyı anlatmak, kafiyeli cümlelere denk gelemezdi.
Çok acıttığı zamanlarda anlamıştım.

-

11 Mart 2018.

Havada kar, ayaz ciğerlerim iflasın beşiğinde sallanıyor.. Hava o kadar soğuktu ki, parmak uçlarımı yakıyordum.. İşte benim hikayemde tam da burada başlıyor.
Siz, üşümemek için bütün insanlığı yakarken, ben pireye dahi kıyamıyordum. Önce kendimi yakmaya başladım, ilk zamanlar epeyce zor oluyordu sonra alıştım. İnsan, bu hayatta en çok acıya alışıyormuş. İyi niyetlerimin geri dönüşüm kutusundaki tek nasibi bu oldu.
İyi niyetlerimin beni yakışı..

Şimdi gelelim konumuza.
Ben yine, ofisin önünde oturmuş, yüzü gözü şişmiş, yorgun, bitik halde çay ve sigara ile haşır neşir haldeyim.
Dile kolay, daha 14’lü yaşlarında vurmuş beni senin azim benim ise çocukluğumdan vazgeçtiğim çalışma safsatası.
Ben buna böyle diyorum, çünkü yaşamadım.. Yersiz ve gereksiz sorumluluklar almıştım aslında bunlar bana düşmüyordu ama galiba en güçlü bendim.
Çok şikayet ederdim ben.
Çünkü çocuktum ve inanılmaz isyankardım. Bir de çok yakışıklı.. Semtin, her sokağında, her köşesinde muhakkak bir göz vardı üzerinde.
Bu da beni biraz daha dizginliyordu.. Yani konuşacak birini bulamazsam bile, aslında bunu isteyen çok insan görüyordum, bu da beni az da olsa rahatlatıyordu.
Bu çok saçma gelebilir ama gizem, hayret verici bir olaydır, insanlarda gizeme doğru yürümekten asla vazgeçemezler.
Yinede kimseye aşık olmadım, olmamak için çok direndim. Hayat bana önce çalışmayı sonra da aşık olmayı emretmişti, galiba sorunsuz kabülden başka bir çarem yoktu.
Olan bunlar, bunlar aslında konumuza eklenti ya da satır arası dahi olamayacak şeyler. Çünkü çoğu insan, kendisine ait olmayan, başkalarının hegemonyası altında bir rol üstleniyor ve ben de sadece bu kadardan ibarettim.

Adım Vuslat SONKAN
Biraz garip bir isim, babam koymuş askerdeyken, aynı isimde bir arkadaşı varmış çok sevdiği için bir çocuğum olursa kız erkek fark etmeksizin ismi bu olacak demiş.
Soyadım daha ilginç çekici aslında.. Galiba gelecekteki son kanın benden akacağına işaret etmiş, ama zaman; maskesini gizlemeyi ustalıkla başarıyordu.
Ve ben zamana inanmamam gerektiğini geç öğreniyordum, her zaman olduğu gibi.
Hiçbir hedef, gelecek kaygısı taşımıyordum, çünkü hiçbir şey beni mükemmel bir hayatın olacak lafına inandırmıyordu, yani böyle bir beklentim hiç yoktu. İnsanların bana değmesi bile rahatsızlık veriyordu. Tüm bunları, bunca yıl sonra bir kadının sebep olacağından habersiz, öleceğim güne kadar ve hep ölümü istememe rağmen sudan, karaya fırlamış balık gibi nasıl yaşamak için çırpındığımı anlatmak istedim sana. Sana Rüzgar sana..
Sadece senin bildiğin O’na.
Kanser teşhisi koyuldu ilk. Daha 17’sinde. En delikanlı çağlarımda, ben hayatın sol şakağıma nasıl usulca, hissettirmeden yaklaştığını anlayana kadar o beni kucağında sallamaya başlamıştı bile.
Saçlarımın dökülmesini, gözlerimin morarmasını dahi umursamamıştım yani ne olacaktı ki? ne olabilirdi? En fazla ölürdün. Yakışıklı demiştim ya bu arada, o bile erirken, oğlum biraz yemek ye diyenlerin nazarına bağlamıştım.. Böylesi kaçışın kolay olması gayet doğaldı.
Çünkü ben daha çocuktum.. Sadece omuzlarım yaşıtlarıma göre biraz daha uzun ve yük içindeydi hepsi bu kadar.
Ya da tüm bunları, benim böyle sanmam kadar.
Öyle olmadığını gördüm..
İnan bana, saçlarımın tamamen kesildiği, kaşlarımın parmak uçlarıma yapışıp, benim onları nefesimle kovalamaya çalıştığım an, her şey anlamını yitirmişti ve hiçbir şey daha da beter olmak için çaba sarfetmeyecekti.
‘Düzen değişir ama üzen değişmez’ dediğin gibi.
Şehirler, koşullar, caddeler, sokaklar, isimler. Her şey değişebilir ama esas tokadı yediğin o el asla değişmez ve unuttum dediğin an karşına çıkmak için, kaçtığın her ne varsa, konvoy yapıp gelmiştir bile.
Günün, 11 saatini çalışarak, 2 saatini müzik ve geri kalanını da uyuyarak geçirirdim, nedendir bilinmez ama ikna kabiliyetim ya da arkadaş edinme konularında çok iyi olmama rağmen, bir tek Rüzgar’a sığınmıştım.
Beni rahatlatan tek şey, onunla konuşmak.. Aslında ikimizde hiçbir şeye çözüm olamıyorduk. Konuşmaya güzelce başlayıp, hayırlısı diyerek umutsuzca bitiriyorduk. Çünkü hayallerimiz çok büyük olmasına rağmen, biz daha çok küçüktük. Yani öyle sanıyorduk.
Kanserin ilk evreleri bayağı etkileyici gelmişti hiç olmadığı kadar ilgi görmüştüm, hiç kimse karşıma geçip seni seviyorum oğlum, canım dahi dememişti ta ki o günlere kadar. Yani arafta gibiydim, sevinsem mi, yoksa üzülsem mi bilmiyordum.
Çünkü iki şey çok netti ve biri olacaktı.
Ya ben içimdekine yenik düşecektim ya da etrafımdakiler beni gerçekten sevmeye başlayacak ve varlığımdan haberdar olacaktı.
Hangisi daha iyi bir seçenek olabilirdi bilmiyorum.
Çünkü, iliklerimin bile bana hesap soracağı yerlere kader gelmiştim, köşeyi dönene kadar kaç kez ölmek istediğimi hatırlamıyorum bile.
Diğer açıdan bakarsak, yalnızlık o kadar ilişmiş ki bana, resmen içimdeki tömürle birlikte büyümüş, bugünlere gelmiş.
Galiba anladığım ilk şey, sadece sevilmek istemiştim..

İlk dönem.

Rüzgar*

Not: Hikayesi sonra..
 
Moderatör tarafında düzenlendi:
sayin Rüzgar,
Anlatiminizi hem üzülerek hemde keyif alarak okudum.devamini merakla bekleyeceğim.
Hayat tamda bu işte,imtihan içinde imtihan.
Ve insanoğluna güç veren,ayakta tutan, kıymetli hissettiren o yüce duygu,sevgi.
Sevgi dolu bir yaşamınız olması dileğiyle.
Geçmiş olsun.
 
Rüzgar bey çok güçlü bir insansınız belli ki en az kaleminiz kadar.Ünlü bir yazarın eserini okuyormuşum gibi okudum yazınızı.Başarınız ve azminiz hayatınızın her alanına güzellikler getirsin dilerim ki..
 
Yazıda anlatılanların bir benzerini kardeşim yaşadı ve çok şükür atlatmayı da başardı. Yakalandığı kanser türü dünyada en az bilinen ve en kötü türlerden birisiydi hatta o kadar hızlı ilerliyordu ki metastaz yapmaması bir mucizeydi.

Kanserin en büyük silahı güçlü bağışıklık sistemidir ve o yüzden moral çok ama çok önemlidir. Gülme taklidi bile yapsanız beyin bunu geçek kabul eder. Dilerim süreç sona ermiştir ve şayet devam ediyorsa da asla umudunuzu yitirmeyin, her şey gönlünüzce olsun...
 
Sevgili Rüzgar...

Ne kadar güzel hislerle kaleme alınmış bir yazı.. Sevdiğim bir yazarın kitabını okuyor gibi hissettim kendimi.. Fakat bir yandan da yazdıkların, yaşadıkların mı diye düşündüm. :( Umudum olmaması yönünde.. Şayet yaşadıklarınsa da gücüne azmine soğukkanlılığına saygı duydum.
Kalemin hiç tükenmesin, yazdıkların bir başkasının ufkuna daima ışık olsun sen hep bizimle ol.. Her şey gönlünce olsun Rüzgar..
 
sayin Rüzgar,
Anlatiminizi hem üzülerek hemde keyif alarak okudum.devamini merakla bekleyeceğim.
Hayat tamda bu işte,imtihan içinde imtihan.
Ve insanoğluna güç veren,ayakta tutan, kıymetli hissettiren o yüce duygu,sevgi.
Sevgi dolu bir yaşamınız olması dileğiyle.
Geçmiş olsun.

Geçmiş olsun.. Bu sözlere, şiirlere, şairlere.. hepsine birden geçmiş olsun.

Rüzgar bey çok güçlü bir insansınız belli ki en az kaleminiz kadar.Ünlü bir yazarın eserini okuyormuşum gibi okudum yazınızı.Başarınız ve azminiz hayatınızın her alanına güzellikler getirsin dilerim ki..

Sana güzellikler, kendime baş sağlığı diliyorum..

Yazıda anlatılanların bir benzerini kardeşim yaşadı ve çok şükür atlatmayı da başardı. Yakalandığı kanser türü dünyada en az bilinen ve en kötü türlerden birisiydi hatta o kadar hızlı ilerliyordu ki metastaz yapmaması bir mucizeydi.

Kanserin en büyük silahı güçlü bağışıklık sistemidir ve o yüzden moral çok ama çok önemlidir. Gülme taklidi bile yapsanız beyin bunu geçek kabul eder. Dilerim süreç sona ermiştir ve şayet devam ediyorsa da asla umudunuzu yitirmeyin, her şey gönlünüzce olsun...

Yediklerimi değil, çektiklerimi sindiremiyordum, bu yüzdendir zayıflığım.

Sevgili Rüzgar...

Ne kadar güzel hislerle kaleme alınmış bir yazı.. Sevdiğim bir yazarın kitabını okuyor gibi hissettim kendimi.. Fakat bir yandan da yazdıkların, yaşadıkların mı diye düşündüm. :( Umudum olmaması yönünde.. Şayet yaşadıklarınsa da gücüne azmine soğukkanlılığına saygı duydum.
Kalemin hiç tükenmesin, yazdıkların bir başkasının ufkuna daima ışık olsun sen hep bizimle ol.. Her şey gönlünce olsun Rüzgar..

Deniz maviye, gökkuşağı tenine, sana ben; bana ölüm.. En çok biz birbirimize yakışırız..

Şimdi gelelim konumuza.. Söylediklerinize böyle cevap vermemin nedeni büyüsünü bozmamaktı.. sonuç itibariyle bir kitabın birbirini kovalayan sayfaları değil bunlar. Hikaye bittiği zaman daha iyi anlaşılmış olacaktır muhakkak.
Tabii ben yazmaktan vazgeçmez isem.. Bakalım bu hikaye gerçekten bu yorumlara sebep olduğu gibi mi, yoksa hiç beklenilmeyen bir son mu bizimkisi.
Teşekkürler, çok güzelsiniz.. hepiniz.
 
saçlarıma bin küsür yalnızlığı takıp girdiğim şehre
insan varlığımızdan tuhaf tohumlar bıraksam
günü geçmiş bir gazete, toprak bir çanak
bir daha gelmem belki diye bir not bakır maşrapanın yanında
şeytanlar da yürür benimle herhal ıslık çaldığım için
bir şahan tüylerini döker ardımsıra
artık bırakılmaktan yapılma bir adam sayılırım
böğrümde kambur çocuklardan bir payanda.
 
saçlarıma bin küsür yalnızlığı takıp girdiğim şehre
insan varlığımızdan tuhaf tohumlar bıraksam
günü geçmiş bir gazete, toprak bir çanak
bir daha gelmem belki diye bir not bakır maşrapanın yanında
şeytanlar da yürür benimle herhal ıslık çaldığım için
bir şahan tüylerini döker ardımsıra
artık bırakılmaktan yapılma bir adam sayılırım
böğrümde kambur çocuklardan bir payanda.

Ben de olmasam, kim yazdıracak sana söyler misin? Hayır o değil, ben senden şiirler okumayı çok özledim.
Lütfen, bizi bu sessizliğe mahkum etme ağabey.
 
Günlerdir açıp açıp sadece belli bir yere kadar okuyup, bırakıyorum. Konu çok derin, anlatım biçiminiz çok etkileyici. Üzülmemek için, bir türlü tamamlayamadım okumayı.
Kaleminize sağlık Rüzgar
 
Günlerdir açıp açıp sadece belli bir yere kadar okuyup, bırakıyorum. Konu çok derin, anlatım biçiminiz çok etkileyici. Üzülmemek için, bir türlü tamamlayamadım okumayı.
Kaleminize sağlık Rüzgar

Hiçbir hikaye üzmeden, üzülmeden tanımlanamaz ki.. Bunu Vuslat bey çok daha iyi anlatacak sonraki bölümde.
Ama biz üzülmeyelim sakın, iyi olalım hep.
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri