İki ensest hikâyesi

  • Kullanıcı Sanem
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Forum Meydanı
Konu sahibi son olarak 1192 gün önce görüldü

İki ensest hikâyesi​

Kadın avukat. Bugün 45 yaşında. Fidel Castro’nun gençlik aşkı annesi kamu hukukunun önemli isimlerinden, feminist. Babası Sınır Tanımayan Doktorlar’ın kurucularından, politikacı. İlişkileri yürümemiş, boşanmışlar. Annesi başka biriyle evlenmiş, bir anayasacıyla. Ağabeyi, kendisi ve ikizine, iki de kardeş katılmış. Annesinin pek sevdiği şair Pablo Neruda’nın ülkesi Şili’den gelen evlatlıklarla kocaman bir aile olmuşlar. 7 Ocak’ta yayımlanan kitabının ismi buradan geliyor: “Büyük Aile”


Neden otuz yıl beklediğini ve bu kitap aracılığı ile anlatma gereği duyduğunu soran muhabire şöyle cevap veriyor: “Yazmayı tercih ettim. Çünkü artık susamıyordum.” Kitapta anlattığı, üvey babasının ikiz kardeşini taciz ettiği. Kardeşinin kendisine açılmasını, onun sözleriyle aktarıyor: “Sırrımı sakla. Ben ona söz verdim. Sen de bana söz ver. Konuşursan ölürüm. Çok utanıyorum. Ona hayır demem için bana yardım et.”


Sözünü tutuyor, ikizi bir gün olanları annesine anlatmaya karar verene kadar. Otuz üç yaşını doldurduğu yıl, 2008’de, annesi onu dinledikten sonra şu karşılığı veriyor: “Biliyorsun, pişman. Hem bu anal seks değil. Sonuçta oral seks çok farklı.”


Annesi bu sözler üzerine söz söyleyemez, hayatta değil. Ancak üvey babası, röportajı yayınlayan derginin sorularını cevaplamayı reddetti. Röportajın ve kitabın yayınlanmasından bir gün önce, başkanlığını yürüttüğü Siyaset Bilimi Ulusal Kuruluşu’ndan ve Paris Siyasi Araştırmalar Enstitüsü’ndeki görevinden istifa etti.


Ensest hikâyesini yazan avukat, Camille Kouchner. Üvey babası Olivier Duhamel Fransa’da saygın bir hukukçu, politikacı. “Saygınlık” konusuna açıklık getirmek için, son otuz yıldaki faaliyetlerini sıralayan Le Monde gazetesinin andığı birkaç unvanı daha: Anayasa Konseyi Başkanı Danışmanı, Anayasa Değişikliği Danışma Komitesi üyesi, Avrupa Parlamentosu Üyesi.





1075822_95a5814009b0f907beb22e49905ce924.jpg




Fransa şimdi bu olayı konuşuyor. Ve bu olayla beraber ülkedeki ensest konusunu. Kitabın (La Familia grande) yazarıyla röportaj yapan haftalık haber dergisi L’Obs*, Fransa’da ensest konusu üzerine bir dosya hazırladı. Yapılan son araştırmaya göre (Ipsos’un Kasım 2020 raporu), ülkede ensest oranı yüzde 10. Yıllardır bilinen, izlenen bu aile içi gerçeğin Ceza Kanunu’na dahil edildiği yıl ise 2016.


Fransa basınında bir hukukçunun üvey oğlunu taciz ettiği haberlerinin yayınlandığı 7 Ocak günü, Türkiye basınında da bir çiftçi ve besicinin öz kızının iki yaşındaki çocuğunun babası olduğunun DNA testiyle ispatlandığı haberleri yer alıyordu. Olay, ablasının yaşadıklarını bilen ve babasının tecavüzünden korkan küçük kızın evi terk etmesiyle ortaya çıkmıştı. Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu’nun 2017’de yayınladığı rapora göre Türkiye’de ensest oranı yüzde 40. Türk Ceza Kanunu’nda ensest tanımlanmıyor. Aile içi taciz olaylarında suçlular, Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanıyor.


Rakamlara bakarak Türkiye’de durumun daha vahim olduğunu söyleyebiliriz. Ancak ensesti anlamak ve sebepleriyle beraber ortadan kaldırmak istiyorsak bunun ötesine geçmemiz gerekir.


Üzerine konuşabilmemiz, yazabilmemiz, araştırma yapabilmemiz ilk gereklilik, tabu olmaktan çıkarmak için. İkincisi, bu gerçeği coğrafya, kültür, eğitim düzeyi çerçevesine sığdırmanın mümkün olmadığını kabul etmek. Bir ölçüde aşama kaydettiğimizi düşünüyorum. Üzerine konuşabilmek, rakam telaffuz edebilmek hiç azımsanacak gelişmeler değil. Ancak ensest mağdurlarına psikolojik destek konusunda yol almaya ihtiyacımız olduğu açık. Ensesti Ceza Kanunu’na dahil etmemiz de kaçınılmaz. Fakat suç olarak ele alınmasının yetmeyeceği de bir gerçek. “Ensest ilişkiye girme ihtiyacı duyma sebepleri”ni anlamamız da gerekiyor. Ensesti cezalandırarak ensesti ortadan kaldıramadığımıza göre, durumla baş edebilmek için sebeplerini anlamak durumundayız. Bunun için psikolojik boyutlarını tartışmamız, aile içi tacizin failleri üzerine uzman ekipler yardımıyla araştırmalar yürütmemiz şart.


Türkiye için uzak hedefler olduğuna inanmıyorum. Ensest evrensel bir tabu. Önümüzdeki yıllarda uluslararası kuruluşlar seviyesinde ele alınacağını da sanıyorum. Şimdilik kendi ensest sorunumuzu kendi aramızda konuşmak için birbirimizi cesaretlendirmeye devam edelim.




Alintidir
 
Türkiye'de her 10 aileden 4'ün de sapıklık mı yaşanıyormuş?
Vay be.
Bunu neye göre araştırmışlar? Bir raporu var mı?
Yoksa bize "lgbt'liler" gibi dayatılmak istenen bir şey mi?
 
İsmail Doğru bir konuya değinmiş ancak konuşulan konularda öyle yok sayamayacağımız konular bu da bir gerçek. Bu konu üzerine Ben de çok düşünmüştüm ve bunun aile kültürümüzdeki etkisinin yanında bir de milli kültür ahlaki kimlik açısından baskılandığı nın gerçekliği var.
 
Ancak İsmail'in bahsettiği Lgbt'liler olayı üzerine çok düşürülmesi konuşulması gereken bir olay. Tıpkı ens gibi olayların konuşulması ile eşdeğer tutuluyor ama bence daha tehlikeli Çünkü toplumun her türlü ahlak yapısına aykırı olan bu türlü insanların önce dillendirilmesi daha sonra hayatın normal olarak algılanması ve normalleşmesi gibi bir olay söz konusu Bu çok tehlikeli hem de çok
 
valla ben gönüllü ensest ilişkiler biliyorum, neden ensest ilişkiyi sadece taciz ve tecavüz ile bağdaştırıyorlar anlamadım.

ya da ben ensest anlamını yanlış biliyor da olabilirim.

gönüllü ilişki kuranların; başkasının şikayeti üzerine cezalandırılması ihtimali doğuyor ve mantıklı bulmuyorum.
 
Geri