YaGmurTaneSi
Üye
-
- Katılım
- Ekim 2, 2014
-
- Mesajlar
- 660
-
- Tepkime puanı
- 0
-
- Puanları
- 266
-
- Yaş
- 40
İhanet’in sözlük anlamına bakalım öncelikle. Hıyanet,hainlik, bağlı olduğu savunduğu düşüncelerden vazgeçerek onlara ters düşme. Sevgide aldatma, sadakatsizlik, bir topluluğa, ülkesine kötülük etme. Gerektiğinde yardım da bulunmama, bir kimsenin güvenini yok etme. Evlilikte, sevgi de aldatma, sadakatsizlik..
Bakınca aslında sözlük anlamı kendini gayet belli ediyor. Yani sadakatsizlik yerinde bir kelime. Aslında aradığım tam kelime, “eksiklik”. Eksikliğini tamamlamak için yapılan harekettir ihanet. Bir insan neden sevdiğine ihanet eder diye sorsam kimse doğru cevap veremez aslında. Tıpkı beni neden seviyorsun gibi içten gelen bir duygu sanırım. Bazı insanlar ihanetten zevk aldığı için yaparlar. Bazıları için ihanetsiz bir dünya yokken, bazıları içinse ihanetli bir dünya yok. Aslında ihanet sevgililer arasından çok arkadaşlar içine sızmış durumda.. Kimden alıyoruz ki en büyük kötülüğü, hadi düşün!
İhanet hayataımda o kadar çok varmış ki aslında düşününce. Mesela, benim güvenimi yok eden o kadar çok insan var ki.. Güvenin yok olması o kadar acı bir şey ki aslında. Artık kimseye güvenmememe neden olan o kadar çok şey var ki etrafta.. Peki ihanetin sınırları var mıdır?
Vardır tabi. Mesela benim için ihanet; sevdiğim adamın başkasına canım demesinden başlar. Aslında benden başkasını düşünmesi ihanettir benim için. Ben miyim aşırı kıskanç yoksa gerçek ihanet bu mudur bilmiyorum. Başkasıyla laubali konuşması bile rahatsız eder beni. Ya da herhangi bir arkadaşına benden bahsetmemişse de ihanettir. Beni saklıyorsa.. Göğsünü gere gere; işte bu bizim hatun demiyorsa ihanettir.
Hadi bunların hepsini yaptı, başkasıyla öpüşürken gördük elemanı. İşte bu bariz ihanettir. Ama ihanet düşünsel olarak başlar, kimyasal olarak devam eder, fiziksel olarak sona erer. İşte o gördüğünüz son sahne aslında ihanetin son halidir. Kafanızın içine kaydedilen en acı ve bir daha silinmesi mümkün olmayan bariz tek can alıcı noktadır ki, bana kalırsa ötesi yoktur.
Yani bir adamı başka kadınla yatakta görmekle, bir cafe de öpüşürken görmek arasında pek bir fark yoktur. Tekme zamanı gelmiştir.. İhanetin affedilmesi var mıdır dersen, bence yoktur. Bu kavram da görecelidir. Affettim sanırsın ama asla affetmezsin. Asla unutmazsın. O hep kanayan yara olur içinde.. O hep acır. O sana her dokunduğunda hissedersin. Aslında pisliğe dokunmuş gibi olursun. Aslında bitse de kurtulsam dersin her dakika.. Affetmek zorunda kalanlar olabilir mesela.. Affedilmesi güç bir durumdur, affedilmez..
Aldatmayın, ihanet etmeyin! Saniyelik, dakikalık zevkler için kendinizi zora sokmayın.. Güvenini kaybetmeyin kimsenin.. Hayatınızı da haatları da mahvetmeyin. Kimsenin hayatı oyun alanınız değil! Burada oyun oynamıyoruz, ciddi bir iş yapıyoruz. Hadi ama mantıklı olun.. İstemiyorsanız terkedin ama aldatmayın!
Bakınca aslında sözlük anlamı kendini gayet belli ediyor. Yani sadakatsizlik yerinde bir kelime. Aslında aradığım tam kelime, “eksiklik”. Eksikliğini tamamlamak için yapılan harekettir ihanet. Bir insan neden sevdiğine ihanet eder diye sorsam kimse doğru cevap veremez aslında. Tıpkı beni neden seviyorsun gibi içten gelen bir duygu sanırım. Bazı insanlar ihanetten zevk aldığı için yaparlar. Bazıları için ihanetsiz bir dünya yokken, bazıları içinse ihanetli bir dünya yok. Aslında ihanet sevgililer arasından çok arkadaşlar içine sızmış durumda.. Kimden alıyoruz ki en büyük kötülüğü, hadi düşün!
İhanet hayataımda o kadar çok varmış ki aslında düşününce. Mesela, benim güvenimi yok eden o kadar çok insan var ki.. Güvenin yok olması o kadar acı bir şey ki aslında. Artık kimseye güvenmememe neden olan o kadar çok şey var ki etrafta.. Peki ihanetin sınırları var mıdır?
Vardır tabi. Mesela benim için ihanet; sevdiğim adamın başkasına canım demesinden başlar. Aslında benden başkasını düşünmesi ihanettir benim için. Ben miyim aşırı kıskanç yoksa gerçek ihanet bu mudur bilmiyorum. Başkasıyla laubali konuşması bile rahatsız eder beni. Ya da herhangi bir arkadaşına benden bahsetmemişse de ihanettir. Beni saklıyorsa.. Göğsünü gere gere; işte bu bizim hatun demiyorsa ihanettir.
Hadi bunların hepsini yaptı, başkasıyla öpüşürken gördük elemanı. İşte bu bariz ihanettir. Ama ihanet düşünsel olarak başlar, kimyasal olarak devam eder, fiziksel olarak sona erer. İşte o gördüğünüz son sahne aslında ihanetin son halidir. Kafanızın içine kaydedilen en acı ve bir daha silinmesi mümkün olmayan bariz tek can alıcı noktadır ki, bana kalırsa ötesi yoktur.
Yani bir adamı başka kadınla yatakta görmekle, bir cafe de öpüşürken görmek arasında pek bir fark yoktur. Tekme zamanı gelmiştir.. İhanetin affedilmesi var mıdır dersen, bence yoktur. Bu kavram da görecelidir. Affettim sanırsın ama asla affetmezsin. Asla unutmazsın. O hep kanayan yara olur içinde.. O hep acır. O sana her dokunduğunda hissedersin. Aslında pisliğe dokunmuş gibi olursun. Aslında bitse de kurtulsam dersin her dakika.. Affetmek zorunda kalanlar olabilir mesela.. Affedilmesi güç bir durumdur, affedilmez..
Aldatmayın, ihanet etmeyin! Saniyelik, dakikalık zevkler için kendinizi zora sokmayın.. Güvenini kaybetmeyin kimsenin.. Hayatınızı da haatları da mahvetmeyin. Kimsenin hayatı oyun alanınız değil! Burada oyun oynamıyoruz, ciddi bir iş yapıyoruz. Hadi ama mantıklı olun.. İstemiyorsanız terkedin ama aldatmayın!