İfritin Diyeti ( Senaryo )

Konu sahibi son olarak 45 gün önce görüldü
Bu başlık altında yakın zamanda sinemalarda oynamış İfritin Diyeti filminin yazmış olduğum senaryosunu paylaşacağım .. İyi okumalar ..


İFRİT’İN DİYETİ​

BAŞLANGIÇ SAHNESİ​

Not : Flashback geçişlidir

Hafif bir yağmur eşlik etmektedir adımlarına .. Yarım topuklu ayakkabılarının çıkardığı sesler, attığı her adımda onu daha da hızlandırmaya sevk ediyordur sanki ..
Akşamın bu saatinde ve yağmurun şu halinde, bu küçük ilçede hayat durmaya başlamıştır çoktan .. Şemsiyesini yanına almamanın eksikliğini ceketini çıkarıp şemsiye olarak kullanmakla tamamlamıştır genç kız .. Bir an önce eve gitmenin telaşındadır ..
Kendini bildiğinden bu yana bu sokakları hiç bu kadar ıssız görmemiştir bu akşama kadar .. Çalıştığı iş yerindeki başlıca problemlerden biriydi mesai sonrası dönüşleri .. Oturduğu ev ilçenin en tenha yerlerinden birinde olduğu için onu bırakan aracın, kapısının önüne kadar gelme ihtimali bulunmuyordu .. Yine de evine yaklaşmıştı genç kız .. Adı Züleyha’ydı ..
Henüz 18’inde hayat dolu ve güzel bir kızdı Züleyha .. Yağmurun hızını arttırdığını fark edince, yorgunluğunu da biraz olsun dindirmek amacıyla bulabildiği yegane bir saçağın altına saklandı bir müddet .. Uzaklardan gelen köpeklerin uluma sesleri yağmurun içine karışmış, bu kasvetli havaya ayrı bir kasvet katıyordu adeta .. Daha fazla durmadı Züleyha ..
Tekrar yürümeye başladı .. Az sonra karşıdan gelen iki adamı fark etti .. Adamların yanından geçerken yüzlerine hiç bakmadı, zaten hiçbir yabancının da yüzüne bakmazdı genç kız ama o yüzlere bakmış olsaydı eğer, o iki adamın ne bu ilçeye ne de bu dünyaya ait olmadıklarını fark edebilirdi .. Genç kız yoluna devam ederken geride bıraktığı o iki şey simsiyah gözlerle arkasından bakmaktadırlar .. Sonra evine çıkacak olan yolun köşesini döndüğü anda hırlayan dişleriyle karşısına aniden çıkan siyah bir köpek sıçratır onu .. Böyle bir köpeği daha önce sokağında gördüğünü anımsamaz Züleyha .. Birkaç adım geri atar genç kız ..
Köpek hırlamaya devam etmektedir .. Sonra siyah köpeğin gözlerinin alev aldığını görür .. Köpek harekete geçtiği anda gerisin geri koşmaya başlar Züleyha .. Arkasına bile bakmadan ve elinde tuttuğu ceketini düşürdüğünü fark etmeden koşar .. Yolun hemen karşısında az önce gördüğü iki adamın da ona doğru koştuklarını görür ama normal şekillerde değil .. O iki yabancı tıpkı arkasında ki köpek gibi dört ayak vaziyetinde elleri ve ayaklarıyla üzerine doğru gelmektedirler ..
O iki şeyin çıkardığı sesler köpeğin hırıltısından çok daha ürkütücü gelir Züleyha’ya .. Ne yapacağını bilemez bir halde görebildiği en yakın arsaya doğru hızla kaçmaya devam eder .. Bir yandan da çığlık atmakta ve yardım istemektedir .. Tökezler ve düşer .. Yağmurunda etkisiyle iyice çamur olmuş toprağın üzerine düşüşü onu bir sakatlanmadan korumuş ancak çamura saplanmış durumu da tekrar ayağa kalkmasına mani olmuştur .. Yüzüstü düştüğü yerden başını hafifçe kaldırdığı vakit hemen baş ucunda bir çift ayak görür .. Başını biraz daha kaldırıp ayakların sahibine bakar .. Yüzünde ki korkunun yerine önce bir şaşkınlık sonra bir sevinç edası yayılır ..

1 – İÇ MEKAN / İKİNDİYE DOĞRU / EV / YUSUF, YAŞAR

Basamakları adım adım çıkan Yusuf apartmanının üçüncü katında ki evlerinin kapısına doğru yaklaşır .. Cebinden anahtarlarını çıkartır .. Demir kapıyı sessizce açar ve eve girer .. Yaşar’ın odasının önünden geçerken kapısı kapalı olsa da içeriden gelen kıkırdama ve gülüşme seslerini rahatlıkla duymaktadır .. Yüzüne bu durumdan memnun olmadığını gösteren mimikler yayılır .. Hafifçe boğazını temizler .. Çıkardığı sesi Yaşar’ın ve kız arkadaşının duyduğundan emin bir şekilde kendi odasına doğru yönelir .. Bu arada gülüşme sesleri kesilmiştir .. Odasına girdiğinde burun delikleri genişler .. İçeride ki keskin parfüm kokusunu hemen fark etmiştir .. Fark ettiği diğer şey ise yatağının her zaman ki kadar düzgün durumda olmayışıdır .. Eliyle yastığını yoklar ve yastığının üzerinde ki uzun saç telini hemen bulur .. Memnuniyetsizliği iyice artmıştır şimdi .. Başını iki yöne doğru sertçe sallar .. Bu arada kapısı vurulur ve sert bakışlarını kapıya doğru yöneltir .. Yaşar’ı görür girişte ..

YAŞAR
Hacım girebilir miyim ?

Yusuf sinirli bir şekilde ..
YUSUF
Girebilir misin acaba ? Zaten girmişsiniz odama oğlum ..

YAŞAR
Ya yok be kardeşim, sen yokken bir ara şarj makinasını aramak için bakındım hepsi o ..

YUSUF
Ne zamandan beri şarj makinanı Elif ile birlikte yatağımda arıyorsunuz .? Sana elli kere söyledim sevmiyorum kardeşim ben odama izinsiz girilmesini, hele ki yatağımda …..
Yaşar burada Yusuf’un sözü arasına girer telaşlı ama mahcup bir ifadeyle ..

YAŞAR
Abi tamam ya özür dilerim .. ALLAH aşkına büyütme .. İnan bir şey yapmadık ..

YUSUF
Oğlum bir şey yapmadınız da o kızın saçlarının ne işi var benim yatağımda yastığımda .?

YAŞAR
Ya tamam özür diledim bir daha olmayacak, ha bu arada o kız dediğin de benim sevgilim bunu unutmasan iyi edersin ..

Bu sözlerden sonra Yaşar odadan biraz da sinirli bir şekilde ayrılır .. Yusuf arkasından yine başını memnuniyetsizlikle sallayarak bakar ..
 
Gülşah Çomoğlu'nun saf ve ilgi çekici bir güzelliği var. Örneğin filmin başında mimikleri sayesinde bu işlerin arkasında bu kız mı var diye sordurtmuştur. Ancak film başarısızlıkta o kadar başarılı ki, tüm senaryo taa en başta anlaşıldı zaten :)
 
2 – İÇ MEKAN / İKİNDİYE DOĞRU / EV / YAŞAR, ELİF

Yaşar kendi odasına girer .. İçeride sevgilisi Elif saçlarını yapmakla meşguldür .. Genç kız başını aynadan çevirmeden alaylı bir ifadeyle seslenir içeri giren Yaşar’a ..

ELİF
Yedin mi fırçanı ?

YAŞAR
Yok be kızım .. Her zamanki Yusuf işte ..

ELİF
Her zaman ki Yusuf mu ! ( Saçlarıyla meşgul olmaya devam ederek ) Bence Elif’ten sonraki Yusuf demen daha doğru hayatım ..

YAŞAR
Ne alakası var ?

ELİF
Çok alakası var pekala .. Benden hoşlanmıyor hiçbir zaman hoşlanmadı hoşlanmayacak da .. Onun sana karşı olan bu çıkışlarının tek sebebi benim .. Bu çocuğa ne yaptım bilmiyorum ama bana sinir olduğunu ta içimde hissediyorum ..

YAŞAR
Hadi ama bebeğim .. O kadar de değil .. Bak Yusuf bana benzemez, o biraz farklıdır, kolay uyum sağlayamaz, herkese çabucak alışamaz ….
Elif Yaşar’a doğru dönerek sözünü keser ..

ELİF
Alışmak ! Hayatım seninle neredeyse bir yıldır birlikteyiz ve senden sonra gün içerisinde en çok gördüğüm ikinci insan Yusuf’tur .. Biz seninle evliliği düşünürken o beni sinir bozucu bir kız olarak görüyor .. Hiç itiraz etme görüyor, bunu hissediyorum .. Varlığımdan rahatsız çocuk bu çok belli .. Ona karşı hep iyi olmaya çalıştım ama ne yaparsam yapayım o görünmez duvarlarını aşamadım ..

YAŞAR
Aşma .. Sen benim kalemi fethettin ya bebeğim Yusuf’unkini aşmasan da olur .. ( Elif’e sarılır ) Hadi ne olur sıkma o güzel canını sen buna .. Eninde sonunda o da seni kabul etmesini öğrenecek .. Onu benden iyi kimse tanıyamaz .. Sözüme güven ve kafana takma ..
Yaşar’ın kollarından usulca sıyrılan Elif çantasını şöyle bir yoklar .. Hazırlığını tamamlamış ve dışarı çıkmak üzeredir .. Yaşar konuşmasına devam eder ..

YAŞAR
Biliyor musun aklımda bir fikir var aslında ..

ELİF
Neymiş o ?

YAŞAR
Bu akşam Yusuf’u da alıp sinemaya gidelim .. Yeni bir korku filmi gelmiş ..

ELİF
Yine Cin filimi mi ?

YAŞAR
Aynen bebeğim .. Bizi bilirsin Yusuf’ da ben de bayılırız zaten bu filimlere .. Sen de ol bu kez yanımızda .. Hem öncesinde bir şeyler de yeriz .. Ve emin ol senin bu ortak keyfimizde bize eşlik etmen onun da hoşuna gidecektir ..

ELİF
Ben gelirim ama o gelmeyecektir ..

YAŞAR
Gelecek ..

ELİF
Gelmeyecek ..

3 – İÇ MEKAN / AKŞAM ÜZERİ /SİNEMADA / YAŞAR, ELİF VE YUSUF

Sinema ışığı altında pek fark edilmese de yüzü, kımıldanışlarında ki huzursuzluğu fark edebilecek düzeydedir Yusuf’un .. Filimden gelen yüksek desibelli çığlık seslerinin hemen ardından usulca eğilir yanı başında oturan Yaşar’ın kulağına doğru ..

YUSUF
Kardeş ben uyuyorum artık bu ne ya .!

YAŞAR
Valla haklısın ne diyeyim .?

Koltuğunda hafifçe kaydırır belini Yusuf .. Gözkapakları ağırlaşmış, başı öne doğru düşmek üzereyken fark eder onları .. Hemen 4 sıra önünde bir anne ve çocuğu hiç kımıldamadan filmi izlemektelerdir .. Çocuk olsa olsa en fazla 9/10 yaşlarında olabilirdi .. Yoksa çocuk değil de cüce filan mı diye hayretle düşünür Yusuf .. Tekrar Yaşar’ın kulağına doğru eğilir ..
YUSUF
Oğlum şunlara bak .. Kadın böyle bir filime çocuğunu getirmiş ya ..!

Yaşar Yusuf’un yüzüne hiç bakmadan, kayıtsız ve bir o kadar ruhsuz bir tonla konuşur ..

YAŞAR
Onlar kendilerini izlemeyi severler ..

“Kendilerini !!” Yaşar’ın ne demek istediğini anlamamıştır Yusuf .. Şaşkın ve karışık bir ifadeyle önüne doğru döner ve döndüğü anda 4 sıra önde olan anne ve oğulun hemen önünde ki sırada olduklarını fark eder korkuyla .. Gözlerini kırpar telaşla ve tekrar önüne baktığında göremez onları Yusuf .. Arkasına doğru yaslandığı anda hemen sağ kulağının dibinde biter kadına benzeyen bir şey ve hiç anlamadığı dilde ama ürpertici bir ses tonuyla hızlıca konuşur Yusuf’un kulağına doğru ; Ayne Kahffelen Bahg ( Senin için geliyoruz ) ..
Kısa bir çığlık atarak uyanır Yusuf gördüğü rüyadan .. Hangi ara uyumuş ne ara bu kabusu görmüştür şaşırır .. Hemen solunda oturan Yaşar’ın bakışlarıyla “ne oluyor ” diye soruşunu cevaplar ..

YUSUF
Yok bir şey ..

Birkaç saniyeliğine de olsa görmüş olduğu kabus, izlediği filimden çok daha etkileyici olmuştur Yusuf için .. Sağ eli yılların alışkanlığıyla boynuna doğru gider ve boynunda asılı muskayı öper .. Önünde ki sıralara doğru baktığında ne kadını ne de çocuğunu bir daha göremez .. Derin bir nefes çeker ..
 
4 – İÇ MEKAN / GECEYE DOĞRU / GARAJ / YAŞAR, ELİF VE YUSUF

Sinemadan az önce çıkan üçlü, Yaşar’ın arabasına doğru yürürler .. Onlar arabaya doğru giderlerken garajın içerisinde ki beton kolonların arasında dolaşan gölgeleri ve fısıltıları elbette duymamaktadırlar .. Elif’in topuklu ayakkabısından çıkan sesler dahi garajda ki ürkütücü sessizlik orkestrasına eşlik etmektedir sanki .. Arabaya binerler .. Şoför koltuğunda ki Yaşar bu sessizliği ilk bozan olur ..

YAŞAR
Kararımı verdim aga .. Ben bu işe el atacağım ..

ELİF
Hangi işe .?

YAŞAR
Film işine bebeğim .. Bu Yusuf’la beraber geldiğimiz kaçıncı berbat Cin filimi hatırlayamıyorum artık .. Adamlar yine bir vur kaç filimi yapıp hasılatı götürmüşler .. Yani olay buysa buyurun bende işiyorum ..

ELİF
Hayvanlaşma istersen sevgilim ..

Sözün burasında arkada oturan Elif’e hitaben konuşmaya katılır Yusuf ..

YUSUF
Yaşar haklı Elif .. Türk Korku Sinemasında Hüseyin Karakaya’nın açtığı muazzam bir yol var ve bu yoldan faydalanan asalaklar türedi son zamanlarda .. Biz ayırt etmeksizin hepsinin filmine gittik ve inan Karakayanınkiler hariç hepsi de alalade yapılmış basit filmler ..

YAŞAR
Basit ki hem de nasıl .. Mesela şu çıktığımız filimde konu var mıydı ALLAH aşkına ? Final dersen başlı başına facia .. Üç kişiyle film çekmişler .. Başından sonuna kadar çığlık atmalar, kapı gıcırtıları ve siyah dumanlar .. Bu mu lan Cin filmi ?! Yok abi ben Önder’i arayacağım ..

ELİF
Önder kim ?

YUSUF
Önder bizim bir arkadaşımız .. Yapım şirketi var .. Yaşar daha iyi tanıyor onu ..

YAŞAR
Hayatım bir süredir Yusuf’la aklımızdaydı zaten .. Önder’in de desteğiyle kendi korku filmimizi yapmak istiyoruz ..

ELİF
Yapabilir misiniz gerçekten ?!

YAŞAR
Elimiz de sağlam bir hikaye olur da Önder’e beğendirebilirsek yaparız tabi aşkım ..

ELİF
İyi de sevgilim işin bir de para yönü var hatırlatayım ..

YAŞAR
O kısmı bende daha doğrusu dayımda ( gülerek ) kimin yeğeni olduğumu unuttun sanırım ..

YUSUF
Önemli olan konu ..

ELİF
Evet ya konuyu nasıl bulacaksınız ?

YUSUF
Orada da devreye ben giriyorum .. Tanıdığım bir hoca var .. Değerli biri ve çok üstün yetenekleri var .. Adam çocukluğundan beri cinlerle beraber büyümüş, onları görebiliyor, duyabiliyor, onlarla konuşabiliyor ..

ELİF
( Korku ve hayret bir ifadeyle ) Yok artık ! Nerden buldun o adamı ..?

YUSUF
Aslında o beni buldu diyebilirim .. Uzun zaman face’den yazıştık .. Teli de var bende ama genelde yazışırız .. ( Yaşar’a doğru dönerek ) Oğlum istersen eve gidince adama yazayım, derdimizi anlatayım .. Kabul ederse ondan bir sürü doneler alabiliriz .. Sonra da oturup senaryomuzu yazarız ..

YAŞAR
Olur hacı .. Yardım ederse süper olur hem de .. Ben de ilk fırsatta Önder’i ararım ..

ELİF
( Tebessümle ) Siz manyaksınız .. Beni önce bir eve bırakın da ..

Arabayı çalıştırır Yaşar .. Araba uzaklaşırken arkalarında kalan iki gölgeyi hiç biri fark etmez .. Biri kısa diğeri uzun olan bu gölgelerin sahipleri bir kadın ve çocuğa aittir .. Yusuf’un sinemada gördüğü anne ve oğluna ..

5 – İÇ MEKAN / GECE YARISI / EV / YAŞAR, YUSUF

Yusuf evin salonunda kucağında notebooku oturmaktadır .. Parmakları seri bir şekilde çalışırken Yaşar elinde bira kutusu, içeri girer ..

YAŞAR
Hocayla mı yazışıyorsun ?

YUSUF
Hı hıı .. ( Bir an için başını kaldırır ve Yaşar’ın elinde ki Bira kutusunu görür )
Ya oğlum içme şu zıkkımı bu saatte ..

YAŞAR
Tamam lan hocalık taslama şimdi bana .. ( Gülerek ) İlaç niyetine bir kutucuk ..

YUSUF
Haramın ilacı olmaz koçum ..

YAŞAR
Bırak şimdi haramı helali de hoca ne diyor onu söyle ..

YUSUF
Olur diyor .. Yardım edecek ama bizi çağırıyor yanına ..

YAŞAR
Evine mi ?

YUSUF
Yok .. Evine yakın bir mekan var, çay bahçesi gibi bir yer sanırım .. Yarın akşam bizi oraya bekliyor ..

YAŞAR
Harika .. Gideriz hacım .. Ben de yarın Önder’i arar konuşurum ..

YUSUF
Tamam hallet sen o işi .. Biliyor musun bu adam bize cinler hakkında müthiş malzemeler verecektir ve emin ol anlattıklarının hepsi gerçektir ..

YAŞAR
Ya oğlum isterse kafasından sallasın şeyim de olmaz .. Yeter ki bize korkunç şeyler anlatsın yoksa Cin min açık söyleyeyim pek inanmıyorum bu şeylere ..

YUSUF
Saçmalama Yaşar .. Kuran’da bile yazar Cinler .. İnanmıyorum diyemezsin ..

YAŞAR
Tamam ona bir şey dediğim yok da ne bileyim işte sanki biz insanlar olarak bu şeyleri fazlaca gözümüzde büyütüyormuşuz gibi geliyor bana .. Ulan benim bildiğim en güçlü Cin; Cin Ali’dir o da çöp kadar zayıftır ahahaha ( Kahkaha atar )

Yaşar’ın bu alaycı ifadesi hiç beklenmedik bir gürültüyle kesilir .. Açık olan salon kapısı büyük bir gürültüyle kapanır ve her iki arkadaş ta korkuyla sıçrarlar .. Kısa bir sessizlik içinde bir birlerinin yüzüne bakarlar ..

YUSUF
Oğlum bu neydi ?!

YAŞAR
Ne bileyim anasını satayım .. Aklım başımdan gitti ..

Yusuf salon balkonun açık kapısını fark eder o an .. Parmağıyla balkon kapısını işaret ederek ..

YUSUF
Biz buna halk arasında “Cereyan” deriz yavrum .. Kapat lan şu balkonun kapısını da yatalım artık ..
 
6 – İÇ MEKAN / GECE YARISI / EV / YAŞAR, YUSUF VE SİLÜETLER

Yusuf’un odasında ki saat gece yarısı 03:37’yi göstermektedir .. Derin bir uykunun ortasında olduğu belli olan Yusuf’un hemen başında dikilen silüet Yaşar’a benzese de Yaşar değildir .. Yaşar’a benzeyen yabancı hareketsizce durmaktadır .. Gözlerini Yusuf’a kilitlemiştir .. Gözbebeklerinin kocaman siyahı, pencereden odaya vuran ay ışığı altında dahi açıkça ve korkunç bir biçimde gözükmektedir .. Silüet, açık olan odanın kapısına doğru çevirir başını .. Hemen karşısında yine kapısı açık olan Yaşar’ın odasına doğru bakar ..
Yaşar yüzüstü yatmış ve altında sadece şortu olmak üzere iki kişilik yatağını çaprazlamasına işgal etmiştir adeta .. Sonra bir el, oldukça güzel ve narin parmakları olan bir kadın eli hafifçe ensesini okşar .. Aynı anda odada bir kadının sesi duyulur ..

KADIN SİLÜETİ
Yaşaarr ..

Hafif bir inlemeyle sırt üstü döner Yaşar .. Gözleri kapalı, dudakları ise şehvete açık bir ifadeyle fısıldar Yaşar’da ..

YAŞAR
Eliff ..

Narin el bu kez Yaşar’ın göğüsün de dolaşır hafifçe .. Ve yine seslenir ismini Yaşar’ın ..

KADIN SİLÜETİ
Yaşaarr ..

Yaşar gözlerini açmadan sol elini göğsünde gezinen kadının eline doğru götürür .. Sonra yavaşça gözlerini açar .. Karşısında gördüğü Elif değildir .. Aslında karşısında gördüğü herhangi bir kadın da değildir .. Ve gördüğü kesinlikle bir insan da değildir .. Simsiyah ve birbirine karışmış saçların altında ki surat bir insan suratı değildir .. O anda aklına gelen ilk betimleme “At suratı ” olur Yaşar’ın .. At Suratlı bir yaratık yatağının baş ucunda ona seslenmektedir .. Müthiş bir bağırışla sıçrar yatağından Yaşar .. Aynı anda odasının ışığı da açılır .. İçeri Yusuf girer ..

YUSUF
Yaşar ne oluyor oğlum ne bağırıyorsun ?!

YAŞAR
Görmedin mi ?

YUSUF
Neyi görmedim mi .? Manyak gibi bağırıp durdun az önce .. Ne oluyor söylesene ?

Biraz nefeslenmek için durur Yaşar .. Nefes alış verişini kontrol etmeye çalışır ve sonra devam eder konuşmasına ..

YAŞAR
Hacı odam da bir şey vardı .. Okşayıp durdu beni .. Adımı söyledi .. Ben başta rüya görüyorum sandım ama böyle rüya olur mu lan gerçek gibiydi ..

YUSUF
Kabus görmüşsün kardeşim işte ..

YAŞAR
Lan hangi kabus bu kadar gerçekçi olabilir .? Kadın mıdır hayvan mıdır ne boksa ellerini vücudumda hissettim, hatta elini tuttum bayağı bayağı tuttum oğlum ..

YUSUF
Tamam sakin ol artık .. Korkutmuşlar seni işte .. Sen salon da “inanmıyorum filan ” deyince “al sana karakan ” yapmışlar oğlum işte ( gülerek )

YAŞAR
Ya bir sktir git oğlum ya .. Dalga geçiyorsun bir de ..

YUSUF
Tamam lan hadi yat yerine .. Sağlam bir kabus görmüşsün altı üstü .. Yatarken de zahmet olmazsa bir euzu besmele çek de yat cenabet .. ( Halen gülmektedir )

YAŞAR
Onu da yaparım ama ışığı da kapatmam daha .. Hadi sana iyi geceler ..


7 – DIŞ MEKAN / AKŞAMA DOĞRU / ARABADA / YAŞAR, ELİF VE YUSUF

Arabayı kullanan Yaşar olduğu gibi, araba içinde geçen muhabbeti de yönlendiren yine Yaşar’dır ..

YAŞAR
Velhasıl arkadaşlar Önder bu işe olmaz demedi .. Bayağı bir konuştuk kendisiyle .. Eğer finans işini halledebilirsek teknik ve koordinasyon desteği vermeye hazır .. Zaten adamın yapım şirketi var, oyuncusu var, yönetmeni var ama inandığı bir senaryo yok elinde .. İşin o kısmı da bize bakıyor .. Bilmem anlatabildim mi Hacım ..? ( Yusuf’a doğru dönerek sormuştur sorusunu )

YUSUF
Anladım kardeşim merak etme .. Hoca’da yardım etmeye istekli .. İşimize yarar çok şey anlatacağından eminim .. Hele bir doneleri toplayalım, sonra oturup hikayemizi yazmaya başlarız ..

ELİF
Ya bu adamla görüşmeniz şart mı gerçekten .? Tedirgin olurum ben böyle insanlardan .. Adamın Cinleri filan varmış, ya bize bir şey olursa .?

Elif’in bu çıkışına karşılık dün gece yaşadıklarını hatırlayan Yusuf ve Yaşar bir birlerine bakarlar hafif bir kaygıyla .. Aralarında ki bu bakışın gizemini sezen Elif hemen sorar ..

ELİF
Ne ?! Ne saklıyorsunuz siz benden .?

YAŞAR
Ne saklayalım bebeğim .? Saklı bir şey yok .. Sen lütfen rahat ol sadece konuşmaya gidiyoruz .. Büyü yaptırmayacağız ya ..

YUSUF
Elif, hoca da bizim gibi etten kemikten bir insan .. Ve emin ol adam güvenilir biri .. Kaç zamandır tanıyorum kendisini .. Ayrıca adam o işleri bırakmış .. Öyle büyüydü muskaydı bakımdı filan yapmıyor sakin ol yani ..

YAŞAR
Evet hayatım .. Altı üstü birkaç hikaye dinleyip ayrılacağız .. Bak eğer tırsıyorsan seni evine bırakayım .. Bizimle gelmek zorunda değilsin sonuçta ..

ELİF
Aahh sende Yaşar .. İyice çocuk yaptın beni .. Ne tırsacağım sadece endişeliyim o kadar .. Peki bakalım gidip görelim şu hocanızı ..

Bu arada varacakları yere gelmişlerdir .. Bulundukları yer merkezden uzak küçük bir çay bahçesidir .. Etrafta dallarıyla rüzgara eşlik eden kavak ve incir ağaçları hemen fark edilmektedir .. Üç arkadaş bu ağaçların altında kurulu, eski ve bakımsız çay bahçesinden içeri doğru usulca girerler ..

8 – DIŞ MEKAN / AKŞAM / ÇAY BAHÇESİ KONUŞMA GİRİŞİ / YAŞAR, ELİF, YUSUF VE HOCA

Akşam’ın gündüzü henüz ele geçirdiği bir vakitte, yaşlı bir incir ağacı üzerinde irice bir karga, kıpkırmızı gözlerle izlemektedir hemen aşağı da oturan insanları .. Plastikten yapılma bir masanın etrafında yine plastik sandalyeler üzerinde oturan üç adam ve bir kadın .. Biri diğerlerine nazaran daha ihtiyarca .. Genç olanları yaşlı adamı pür dikkat dinlemektedirler .. İhtiyar, üç arkadaşın buluşmak istedikleri hocanın ta kendisidir .. İsmi “İsmail” olan bu adam gençlere istediklerini vermek için burada bulunmaktadır .. O konuşmakta üç arkadaş ise belirli aralıklarla sormaktadırlar ..

HOCA
Demek bu işi ciddi ciddi yapmayı düşünüyorsunuz .?

YUSUF
Evet hocam .. Sizin de katkılarınızla esaslı bir cin filmi çekmek niyetindeyiz ama önce bize sağlam hikayeler lazım ve tabi gerçekçi bilgiler ..

Yaşar söze karışır burada
YAŞAR
Biz farklılığın ve pek tabi ki korkunun peşindeyiz .. İnsanları siyah dumanlarla ya da bol çığlık atmalı efektlerle değil de gerçeğin kendisiyle korkutmak istiyoruz ..

HOCA
Gerçeğin kendisi demek ..! Hımm ..!

YUSUF
Hocam beni az çok tanıyorsun .. Aramızda bir hukukumuz var .. Seni sıkıntıya sokacak herhangi bir şeyden uzak durmak isterim ama seni ne sıkıntıya sokar sokmaz onu bilemem .. İşin doğrusu bize ne verirsen kabulümüzdür ..

HOCA
Peki o halde .. Bir yerlerden başlayalım .. Dilerseniz önce size bunlar hakkında belki de daha önce hiç duymadığınız bilgiler vermekten başlayayım ..

Gençler aynı anda başlarını sallarlar heyecanla ..Yaşar kimseye hissettirmeden telefonunun ses kaydını açar .. İsmail hoca oturuşunu biraz değiştirir .. Bir müddet gözleriyle sanki etrafını tarar gibi bakınır ve sonra boğazını temizler .. Konuşmaya başlar ..
 
Emre konumu ilk açtığım yer olan " Kendi Çalışmalarınız " bölümüne taşır mısın ? Yeri burası değil ..
 
Tabi tasieim abi konunun yeri tam burasi neden tasidilar anlayamadim :)

SM-G920F cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi
 
9 – DIŞ MEKAN / AKŞAM / ÇAY BAHÇESİ KONUŞMA / YAŞAR, ELİF, YUSUF VE HOCA

Genel kanıdan uzak bir görüntüsü vardır İsmail Hoca’nın .. Kırkını aştığını belli eden yüzünde ki çizgiler bir yana, göz bebeklerinin siyahlığında asırlar saklı hissiyatı vermektedir bakışları .. Sakalı yoktur ama kırlaşmış bıyıklarında her yüze olgunluk verecek bir havası vardır sanki .. Konuşması ne çok hızlıca ne de çok yavaşçadır .. Yumuşak bir ses tonu ardında saklı naralar gibi, fırtına öncesi sessizliğin dublajını yapar sanki üslubu .. Karşısında ki gençler pür dikkat onu dinlerken o ise bu dikkate değer verir bir tavırla anlatmaktadır gençlere ..

HOCA
Şimdi arkadaşlar, ilk bilmeniz gereken şey bu varlıkların akıllı ve iradeli olduklarıdır .. Ve yeryüzüne bizden çok önceleri kurulmuşlardır .. Bir zamanlar bu dünyanın hakimi onlardı .. Ta ki insana yeryüzünün halifeliği verilene kadar ..

YAŞAR
Halifeliği kim vermiş insana hocam ?

HOCA
ALLAH tabi ki .. ALLAH insanı yarattığında Şeytan hasede kapıldı .. Kıskandı, çekemedi Adem’i ve soyundan geldiği cinleri de Adem’e karşı kışkırttı .. ALLAH ondan Adem’e secde etmesini istediğinde ise isyan bayrağını tamamen çekti ve huzurdan kovuldu .. Lanetlendi .. İşte bundan dolayı şeytan kıyamete kadar sürecek ve hiç bitmeyecek bir kin ile insana savaş açtı .. Tabi bu savaşında ırkı da onu yalnız bırakmadı ..
Geldiğinden beri konuşmaya hiç katılmayan Elif ürkek ama meraklı bir edayla sorar ..

ELİF
Af edersiniz hocam .. Yanlış mı anlıyorum acaba ..? Şeytan cinlerden midir ?

HOCA
Cinler şeytandandır .. Şeytan ya da o zaman ki ismiyle Cân cinlerin atasıdır .. Tıpkı bizim atamızın Adem oluşu gibi tüm cinlerin atası da İblis, Şeytan ya da Cân artık ne derseniz odur ..

Bu esnada çayları getiren garsonun gelişiyle konuşmasına kısa bir ara verir İsmail Hoca .. Garson gittikten sonra ise Hoca’dan daha önce davranan Yusuf olur ..

YUSUF
Bunların yaşam gayeleri nedir hocam ? Ne için yaşarlar ve ne için ölürler ?

HOCA
Bizden pek farklı sebepleri yoktur .. Tıpkı İnsanoğlu gibi yaşadıkları bu yalancı dünyayı sahiplenirler ve tıpkı bizler gibi nefisleri için yaşayıp nefisleriyle beraber ölürler ..

YAŞAR
Hocam Yusuf bize sizin bu yaratıkları her zaman her yerde görebildiğinizden bahsetti .. Gerçekten de görebiliyor musunuz ?

Yaşar’ın sorusunu açık bir şekilde cevaplar hoca ..
HOCA
Senin beni gördüğün kadar net hem de ..

ELİF
Çok merak ediyorum hocam acaba şu an burada da onları görebiliyor musunuz ?

HOCA
Evet ..

YUSUF
Nerede mesela hocam ?.. Bize gösterebilir misiniz ?

Bu soru üzerine İsmail Hoca ağır bir şekil de sağ elinin işaret parmağını kaldırır ve Yusuf’un arka tarafında bir ağacı işaret ederek konuşur ..

HOCA
Tam şurada, şu ağacın hemen yanında oldukça yaşlı bir tanesi oturuyor ..

Bu cevap üzerine gençler hızla ama biraz da korkuyla İsmail Hoca’nın işaret ettiği tarafa doğru bakışırlar .. Gördükleri yaşlı bir ağaçtan başka bir şey değildir .. Tekrar önlerine dönerler .. Masaya hakim olan birkaç saniyelik sessizlik esnasında eğer hocanın gözlerinden gerçeği görebilseler tepkilerini tahmin etmek hiç kimse için zor olmazdı .. Yusuf’un hemen ensesinde simsiyah yüzü olan, sarı gözleri ve iri ağızının sırıtışıyla oldukça ürkütücü bir yaratık, sanki onu koklarcasına yanında durmaktadır .. O esnada İsmail Hoca’nın sesi duyulur. Ama söylediği anlaşılmaz ..

HOCA
Muhle Fersha ..

YUSUF
O ne demek hocam ?

HOCA
Uzaklaş buradan demektir .. Kali dilin de ..

ELİF
Kali dili ..?!

HOCA
Bunu ilimdar olduğunu iddia eden bir çokları dahi bilmez .. Kali, Cinlerin kendi aralarında konuştukları dildir .. Daha çok üst düzey cinler arasında konuşulur ..

YUSUF
Siz nasıl biliyorsunuz peki ?

HOCA
Zamanında öğretildi bana da ..

YAŞAR
İnsanlarla da bu dilde mi konuşurlar ?

HOCA
Hayır .. İnsanlarla istedikleri lisanla konuşabilirler .. Hangi lisan olduğu hiç fark etmez .. Yaptıkları şey beyin dalgalarımızı izleyip bir çeşit telapati yöntemi ile bizimle iletişime geçmekten ibarettir ..

YAŞAR
Hocam ben hala görme kısmındayım .. Biz neden göremiyoruz bunları ?

HOCA
İnsan yaratıldığı vakit, İnsanın özelliklerinden korkan Cinler ALLAH’a yalvardılar .. “ Bizi onlardan koru “ diye .. ALLAH’ta onları bizim gözümüzden sakladı .. Onlarla bizim aramıza boyutsal bir perde çekti ..

YUSUF
Ne ilginç ! Bunca zaman hiç bu açıdan bakmamıştım doğrusu .. Yani bizim onlardan korunmamıza ihtiyacımız varmış gibi düşündüm hep ..

ELİF
Ee yok mu ?!

Konuşmanın burasında İsmail hoca kısa bir ara verir, çayını yudumlar, bu arada gençlerden de çıt çıkmamaktadır .. Anlatılanları gerçekten ilginç ve bir o kadar da ürkütücü bulmuşlardır.. Hoca tekrar devam eder konuşmasına ..

HOCA
Şunu iyi anlayın .. Şeytanın ve dolayısıyla cinlerin yegane amacıdır insanı ALLAH’ın gözünde küçük düşürmek .. Zira insan yüzünden kovuldu şeytan .. Ve orada Rabbine bir söz verdi .. Kendisinin bizden üstün olduğunu ispatlayacağının sözünü verdi .. Ve asırlardır bu sözü tutmak için uğraşıyor o ve taifesi ..

YAŞAR
Bütün cinler de şeytanın emrinde midir ?

HOCA
Hayır tabi ki .. Ben size süfli olanlarından bahsediyorum .. İyi ve kötü kavramları onlar için de geçerlidir .. Cinlerin şerlilerine süfliler, iyilerine ise ulviler denir .. Müslüman cinler insanlarla uğraşmazlar, vesvese vermezler, musallata gelmezler .. Tabi siz kasıtlı olarak bunlarla uğraşmadığınız müddetçe ..

Konuşmanın tam burasında ağaçta ki kargalardan korkunç çığlıklar yükselir .. Hiç beklenmedik bu gürültü masada ki herkesi İsmail hoca hariç korkutur ..

HOCA
( Kibirli bir tebessümle ) Korkmayın .. Altı üstü kargalar ..

YAŞAR
Hocam neyse güzel bilgiler veriyorsunuz eyvaALLAH ama bize kurgulayabileceğimiz korkunç hikayeler lazım olacak .. Bu şeyler ne yer ne içer nasıl yaşar nasıl gözükürler .? İnsanlara neler yaparlar .? Musallat denilen şey nedir .? Sesleri, asli biçimleri nasıldır .?

HOCA
Gördüklerimin bazılarını kurgulayabilirsiniz ama bazılarını kurgulamaya idrakınız yetmez .. Onlarda da tıpkı bizim gibi bitmek bilmez bir hırsları ve doymaz ihtirasları vardır ..

ELİF
Mesela hocam ?

HOCA
Tıpkı altın bulunca kendinden geçen insanoğlu gibi .. Onlar da sahip olmayı ve sahip olduklarını bırakmamayı severler ..

YUSUF
Altın dediniz de aklıma geldi .. Bunlar defineleri de sahipleniyorlar değil mi .?

HOCA
Altının yaydığı enerji hoşlarına gider ama asıl dertleri bir gün o definenin bulunacağını bilmeleridir .. Yani insanların bir gün o sahiplendikleri gömüyü bulacakları günü beklerler çünkü o gün geldiğinde insandan isteyebilecekleri her şeyi isterler ..

YUSUF
Nasıl yani tam anlayamadım hocam .?

HOCA
Size kısa bir hikaye anlatayım o zaman .. Belki bunların nasıl tehlikeli mahlukatlar olduğunu daha iyi anlarsınız ..

10 – DIŞ MEKAN / AKŞAM ÜZERİ / MEZARLIK/ DEFİNE ARAMA / HOCA VE İKİ KARDEŞ
Not : Flashback geçişlidir ..

HOCA
Yanılmıyorsam otuz sene kadar oluyor .. O zamanlar bir arkadaşımın telkinleriyle iki defineci kardeşe yardım etmeye karar vermiştim .. Bunlar Balıkesir’in bir köyünde yaşıyorlardı .. Abi kardeş kısa yoldan zengin olmayı kafalarına koymuşlardı .. Ellerinde eski bir harita vardı ve bana definenin yerini bulduklarını ama bir türlü ele geçiremediklerini anlatmışlardı .. Bahsettikleri yer eski bir ermeni mezarlığı yakınlarındaydı .. Neyse bir gece vakti üçümüz gittik o yere .. İşaret ettikleri bölge cinler tarafından sahiplenilmişti .. “Kapan Büyüsü” ile korunuyordu .. Bir şekilde büyüyü bozmalıydım, bozmak üzereydim de ama vakit çok geç olduğundan ve sık gezen jandarma devriyesinin de korkusundan kazı yerinden ayrılıp şafak vakti gelmeyi kararlaştırdık .. Köye döndüğümüzde ben uyurken iki kardeş aralarında anlaşmışlar .. Benim orada yarım yamalak yaptığım tılsımlara da güvenerek benden habersiz gömünün olduğu yere gitmişler .. Akılları sıra beni devreden çıkartacaklar ya .. Kazmışlar kazmışlar, kazmışlar derken gömüyü bulmuşlar .. Ama bir küp altın ne onlara ne de başkalarına yar olmamıştı .. Kardeşi ağabeyini gömüyü çıkardığı anda vahşice katletmiş .. Sonra hazineye tek başına sahip olduğunu sanmış ama altınları eline aldığında hepsinin çamura döndüğünü görmüş .. Aslında onlar kazarlarken cinler çoktan altınların yerini değiştirmişler ve bunları da tuzaklarına düşürmüşler .. Ağabeyini öldüren kardeşi de oracıkta çıldırıvermiş ..
İki adam gözükür ıssız bir mezarlık başında .. Bulundukları yerde esen rüzgarın uğultusu bir yana, gece kuşlarının sesleri arasına karışmaktadır kazma kürek sesleri .. Yanlarında getirdikleri gaz lambası ışığı, yüzlerine vuran hırslarını güneş gibi göstermektedir adeta .. Adamlardan biri yarı beline kadar kazılmış olan çukurun içine girer .. Toprağı biraz da elleriyle eşeleyen adam aradığı şeyi bulmanın heyecanıyla çıkartır gömülü olan testiyi yerinden .. Ağzı eski bir deri parçasıyla sıkıca bağlanmış testinin iplerini keser cebinden çıkardığı çakısıyla .. Çukurun hemen başında duran kardeşi de irice açtığı gözleriyle izlemektedir ağabeyini .. Ağabey, testiyi büyük bir özenle çukurun kenarına koyar .. Bir elini daldırdığı testiden aynı elini çil çil altınlarla dolu bir şekilde çıkarır .. Yarı beline kadar çukurda duran ağabeyi sevinçle başını kaldırıp kardeşine bakar .. Ne var ki kardeşinde görmeyi beklediği bakışları bulamaz .. Ayakta bir elinde kazmasıyla duran kardeşinin gözlerinde daha önce hiç görmediği kadar korkunç bakışları fark eder .. O anda anlar ki ayakta ki adam artık kardeşi değildir .. Elinde kazmasıyla duran adam için bambaşka bir dünyanın kapıları açılmak üzeredir ve o bu dar kapıdan tek başına çıkmak niyetindedir .. Kulaklarında aynı fısıltılar hiç durmaksızın seslenmektedir ; “ ikinize yetmez”- “Hepsi senin, sadece senin olmalı”

Fısıltıların cazibesine daha fazla karşı koyamaz kazmalı adam .. Bir zamanlar ağabey dediği yabancıya daha önce hiç bakmadığı gibi bakar ve kazmasını havaya kaldırır .. Tüm gücüyle çukurda ki adamın kafasının tam ortasına saplar ince tarafını .. Bir ayağıyla omuzuna bastırıp çıkarttığı kazmanın ucunu ikincisinde yüzüne doğru indirir .. Ağabeyinden sıçrayan kanlar , yüzüne, sakalına ,boynuna gelmektedir ama bu kanlar onu daha da şevklendirir .. Defalarca kez kazmayı ağabeyinin yüzüne saplar, çıkarır, saplar, çıkarır .. Sonunda kan banyosundan çıkmış bir halde testinin yanına diz çöker .. Suratında ki vahşilik ifadesi yerini hayrete bırakır .. Az önce çil çil altınla dolu testinin yerinde sadece çamur vardır .. Gözlerini oğuşturur ve tekrar bakar ama manzara değişmez .. Altınlar yoktur .. Altın sandığı pislikten başka bir şey değildir .. Çıldırmadan hemen önce söylediği son aklı başında söz ; “ağabey” olur .. Ağabey diye bağırır, bağırır, bağırır ….
 
Çok korkutucuydu yaa. İzlediğim gece uyuyamadım desem yeridir :cici:
 
Dün gece yine hep bunlarla uğraştım.
Ve hala ısrarla izlemek istiyorum :/
 
11 – DIŞ MEKAN / GECEYE DOĞRU / ÇAY BAHÇESİ KONUŞMA / YAŞAR, ELİF, YUSUF VE HOCA

Hocanın anlattığı hikaye masada ki gençleri adeta yerlerine mıhlamıştır .. Sessizliği ilk bozan gurubun en meraklısı olur ..

YAŞAR
EyvaALLAH hocam .. Hakikaten korkunç bir hikaye ama bize daha fazlası lazım .. Yani sizin gözünüzden onları görebilmeliyiz .. Neye benzedikleri, nasıl konuştukları, nasıl hareket ettikleri filan gibi ..?

YUSUF
O zaman dostum işe hocanın hayatından başlamak gerekecek .. Tabi hocamız için sakıncası olmazsa .. ( Sözünü söylerken hocaya doğru bakar )

HOCA
Benim için sakıncası yok gençler .. Seve seve anlatırım lakin şimdi bunun için vaktim pek uygun değil .. İsterseniz başka bir zamana bırakalım ne dersiniz ?

ELİF
Bence iyi olur .. Şahsen bu başlangıç bile bana yeteri kadar ağır geldi .. Yanlış anlamayın hocam ..

YAŞAR
Peki o zaman öyle yapalım .. Yarın zaten Yusuf sizinle telefonlaşır .. Biz yine buraya geliriz hocam ..

HOCA
Daha iyisini da yapabiliriz .. Eğer isterseniz evime gelin, misafirim olun .. Evim de bu civardadır zaten .. Hem filiminiz de kullanacağınız materyalleri yakından görmüşte olursunuz .. Nasıl buhur yakıldığı, nasıl muska yazıldığı gibi, tabi isterseniz ..

YAŞAR
Valla süper olur hocam, sen ne dersin kanka ?

YUSUF
Olur tabi neden olmasın .. Tamam o zaman hocam yarın inşallah sendeyiz ..


12 – DIŞ VE İÇ MEKAN / GECE YARISI / ELİF’İN EVİ / YAŞAR, ELİF, YUSUF, ANNE VE ANNEANNE

İsmail hoca ile olan buluşmaları sonrası, üç genç arkadaş ta düşüncelidir .. Bu kez ön koltukta oturan Elif bozar bu düşünceli sessizliği

ELİF
Aşkım beni eve bırakacaksın unutma ..
Tıpkı arkadaşları gibi düşünceli gözüken Yaşar gözünü yoldan ayırmadan konuşur ..

YAŞAR
Biliyorum merak etme ..

Arka koltukta oturan Yusuf arkadaşlarına seslenir ..
YUSUF
Ee söyleyin haydi ne düşünüyorsunuz ?

ELİF
Hoca hakkında mı ?

YUSUF
Evet hoca hakkında .. Anlattıkları şeyler filan ..?!

YAŞAR
Valla aga hoca etkiledi beni yalan yok .. Ha anlattıklarına inandım mı dersen pek sayılmaz ama benim için de fark etmez .. Sonuçta bize konu lazım ve hoca ister hayal gücünden uydursun ister gerçekten yaşamış olsun yeter ki bize malzeme versin ..

ELİF
Ben de açıkçası biraz ürktüm adamdan .. Neden bilmiyorum ama bana güven vermeyen bir havası vardı hocanın ..

YUSUF
Normaldir ürkmen .. Ömründe ilk kez böyle biriyle tanışmış olmalısın ..?

Elif, Yusuf’un bu sorusunu cevapsız bırakır .. Yaşar araya girer ..
YAŞAR
Oğlum yarın bu adamla muhakkak konuşalım .. Anlattıkları ilgi çekici .. Bir de nasıl çalıştığını neler yaptığını yakından görelim bakalım .. Düşünsene bunları konulaştırıp beyaz perdeye döktüğümüzü ..? ( Gülerek ) Memelisi memesizi saçma sapan cin filimleri yapar da biz yapamaz mıyız be ..

ELİF
Yaşar geldik yavaşla ..

Araba Elif’in apartmanının önünde durur .. Dışarı da hava çiselemektedir .. Elif arkadaşlarıyla vedalaşır ve arabadan iner .. O apartmanın dış kapısını açarken Yaşar ve Yusuf çoktan hareket etmişlerdir .. Apartmandan içeri girdiğinde yanmasını beklediği sensörlü lambaların yanmadığını fark eden Elif, elektriklerin kesildiğini anlar ..
Cep telefonunu çantasından çıkarır .. Telefon ışığı altında dördüncü katta ki dairesine doğru çıkmaya başlar .. Gergindir .. Zaten saatlerdir İsmail Hoca’dan dinledikleri bir yana bir de üstüne bu karanlık kanını çekmektedir Elif’in .. Merdivenleri çıkmaya devam eder .. İkinci kata geldiğin de bir an için adının seslendiğini işitir ama üzerinde durmaz daha doğrusu durmamayı tercih eder .. Adımlarını biraz daha hızlandırır .. Bir kez daha isminin fısıldandığını duyunca basamakları ikişer üçer adımlamaya başlar .. Bir ara merdivenlerden aşağı doğru bakar, sadece saniyeler içinde ömründe hiç görmediği bir şeyin giriş katından yukarıya, ona doğru baktığını görür .. O şey bakmakla kalmıyor aynı anda adını da sesleniyordur ; “Eliiiiiiiiff, Eliiiifff ”


Kalbi yerinden çıkacakmış gibi atmaya başlar Elif’in .. Hızla merdivenleri çıkarken dizini merdiven korkuluklarına vursa da umursamaz .. O şey ya basamakları çıkıyorsa diye düşünür .. Kapısının önüne gelince zile basmak yerine yine de anahtarlarını çıkartmayı yeğler zira anne korkusu kendi korkusundan önce gelmektedir Elif için .. Bu geç saatte kimseyi uyandırmak istememektedir .. Anahtarı deliğe bir türlü sokamaz .. “Lanet olası anahtarlar” .. Bu o anlar içinde aklından geçen son sağlıklı serzenişi olur çünkü aniden açılan kapı aklını başından alır Elif’in ..
Kapının hızla açılması bir yana annesinin öfkeli suratı olduğu yere mıhlar onu ..

ANNE
Kızım manyak mısın ne bağırıp duruyorsun ?

Ayakkabılarını dahi çıkarmadan hızla içeriye giren Elif nefes nefese konuşur ..
ELİF
Anne aşağıda bir şey var .. Karanlıkta adımı seslendi kötü bir şey ..

ANNE
Saçmalamayı bırak ta sesini alçalt biraz .. Anneanneni uyandıracaksın .. Hem nerde kaldın sen bu saate kadar ?

ELİF
Anne ben ölüyorum sandım sen hesap soruyorsun ..!

ANNE
Hayır küçük hanım hesap sorma kısmını yarın göreceksin sen .. Senin yüzünden akşamdan beri anneannenin demediği laf kalmadı bana .. Git yat zıbar şimdi .. Yarın görüşeceğiz ..

46 yaşında bir kadına göre oldukça güzel bir kadındı Elif’in annesi ama kızgın olduğu vakitler ondan daha çirkini olamazdı Elif için .. Annesinin odasına hışımla çekilişini izledi arkasından .. Sonra banyoya yöneldi genç kız .. Yüzünü yıkadı, duruladı .. Kulaklarından karanlıkta duyduğu ses hala gitmemişti .. Odasına girdi, ışığı hemen açtı .. Karar vermişti bu gece ışıkları açık yatacaktı .. Öyle de yaptı ve geceliklerini giymeden bıraktı kendini yatağına ..
 
13 – İÇ MEKAN / GECE YARISI / ELİF’İN EVİ / ELİF, ANNE VE ANNEANNE

Gözlerini birden açtı genç kız .. Bir an için anlamsızca bakındı üstünde ki tavana .. Nerede olduğunu hatırlamaya çalıştı .. Yatağındaydı .. Peki duyduğu bu sesler neydi .? Anlam veremedi duyduklarına ama ses tonunu tanımıştı .. Telefonun saatine baktı .. Gece 03:40 ..
Sesler anneannesinin odasından geliyordu .. Seste anneannesine aitti .. Bir türlü ne söylediğini anlayamıyordu ama .. Doğruldu ve koridorun diğer ucunda ki odaya doğru yürüdü .. Odanın kapısı yarı açıktı .. Usulca bakındığında anneannesini kıyamda namaz kılarken gördü .. Okuduğu şeyler her zaman duyduğu dualardan farklıydı ama anlamıyordu Elif ne okuduğunu .. Bacaklarında ki romatizmalardan dolayı ibadetini oturarak yapan anneannesinin ayakta namaz kılışını garipsedi o an .. Oysa az sonra göreceklerinin yanında bu garipsemesi önemini yitirecekti .. Yaşlı kadın uzunca bir entari giymişti .. Başında, omuzlarından aşağı doğru inen tülbentiyle her zamankinden daha dinç gözüküyordu .. Önce rükuya doğru eğildi .. Sonra secdeye gitmek üzere tekrar doğruldu ve o anda Elif’in ömrü boyunca hiç unutamayacağı o dehşet verici hareketi yaptı .. Önüne doğru secdeye gitmesi gereken kadın gerisine doğru belini kırdı .. Ayaklarının ve dizlerinin ters istikametine doğru secde etti .. Secdeden başını kaldırarak Elif’e doğru seslendi ; “ Gelseneeaa geaall cemaaat yapalımmm ihihihihi ”
Sesi anneannesinin sesi değildi .. Yüzü de ona ait değildi .. Tülbentin arkasında gördüğü sap sarı gözler herhangi bir insana da ait olamazdı .. Çığlıklar atarak odasına doğru koşmaya başladı Elif .. kapıyı ardından sertçe kapatırken bir yandan da “Anne ” diye bağırıyordu genç kız .. O anda kapısının tıklandığını fark etti .. Anneannesi kılığında ki şey peşinden gelmiş olmalıydı .. Sonra o şeyin sesini duydu ; “ Elif açsana kapını hadi cemaat yapalım aç kız ”
Kapısına hızlıca yüklendi Elif .. Anahtarı yoktu, kilitleyemezdi ve kapı kolu diğer taraftan o şey tarafından açmaya zorlanıyordu .. Elif bütün gücüyle kolu tuttu, omuzunun tüm gücünü de kapıya vermişti .. O şey kapıyı açması için korkunç bir ses tonuyla konuşmaya devam ediyordu .. Elif de bağırmaya ..

ELİF
Anneee .. Anneee ne olur uyan .. Ne olur Anneeeee ..

Birden zorlamalar ve duyduğu sesler kesildi Elif’in .. Birkaç saniye süren sessizliğin ardından annesinin sesini duydu ; “Aç kızım kapını korkma”
Her nedense açmak istemedi kapıyı genç kız .. Bir kulağını kapıya yasladı .. Kapı arkasında ki fısıldaşmaları duyabiliyordu ; “Açacak ****** sabret ihihihihi ”

ELİF
Anne ?

ŞEY
Evet kızım

ELİF
Sen annem misin gerçekten ?

ŞEY
Evet kızım benim

ELİF
Bismillah de o zaman

ŞEY
Kızım ne saçmalıyorsun açsana işte ..

ELİF
Bismillah de anne lütfen

ŞEY
Lann açsana kapıyı orrossppppppppuuuu

Tıpkı apartmanda ki gibi bir kez daha kanının çekildiğini hissetti genç kız .. Kapının arkasında bir den fazla şey vardı ve kesinlikle kapıyı açmamalıydı ama gücü yetmedi Elif’in .. Kapıya yüklenen şeylerin kuvvetiyle bir anda kendini yerde buldu Elif .. Artık kendini kaybetmişti, durmadan bağırıyor çığlık atıyordu .. İçeri giren annesi ve anneannesini ise henüz tanıyamamıştı ..

ANNE
Elif yavrum kendine gel ne olur ..

ANNEANNE
Kızım evladım uyan aç gözlerini aç bebeğim aç ..

Yavaşça fark etti genç kız .. Onu omuzlarında sarsan, kendisi için endişe edip gözleri dolan bu insanlar gerçek annesi ve anneannesiydi .. Annesinin verdiği suyu bir yandan içerken, anneannesinin okuduğu duaların da tesiriyle biraz olsun rahatlamaya başlamıştı .. Sonunda konuşabilmeye mecal bulduğunda annesine seslendi ..

ELİF
Anne ne olur bu gece seninle yatayım ..

14 – İÇ MEKAN / GECE YARISI / EV / YAŞAR VE YUSUF

Yusuf yatağına çoktan yatmış uyumaktadır .. Yaşar ise yatmadan önce duş almak için girer banyoya .. Suyun rahatlatıcı etkisine bırakmıştır kendisini .. O anlar da suyun altından kafasını çıkarmadığı için ne kadar şanslı olduğunu hiç bilemeyecektir .. Zira, Yaşar’ın başından aşağı dökülürken sular, hemen tepesinde duşa kabine tırmanmış bir vaziyette duran yaratığı görmemiştir .. Onu kıpkırmızı gözlerle izleyen bu yaratık bir kadını andırsa da karışmış ve dağınık saçları, uzun ve sivri kulakları ve simsiyah yüzüyle daha çok cehennemden çıkmış bir zebani gibidir .. Duşunu aldıktan sonra kurulanan Yaşar yatağa atar kendini .. Bugün her zamankinden ilginç geçmiştir onun için .. Özellikle İsmail hoca ile yaptığı görüşme hayatına bir tür olağandışılık katmıştır .. Gözlerini kapatır ve kapatmadan önce son düşündüğü kişi Elif olur ..
Uykusunun en derin yerindeyken bir anda olur her şey .. Yorganı hızla çekilir üzerinden Yaşar’ın .. Ve daha ne olduğunu anlamadan iki büyük pençe iki ayak bileğini birden kavrar Yaşar’ın .. Yatağından aşağıya hızla çekilirken , gördüğü manzara ve duyduğu sözler karşısında donakalır adeta .. At suratlı kadın bir yandan onu aşağı çekerken diğer yandan da korkunç bir sesle bağırmaktadır ..

ŞEY
BU YATAK BİZİM DEĞİİİİLLLL

Yaşar da bütün gücüyle bağırır
YAŞAR
Aaaaaaaaahhh … Bıraaaaaaaakkkkk …

ŞEY
BU YATAK BİZİM DEĞİLLLL .. GEEEELLL DİRENMEEEEEEE ..

YAŞAR
Aaaaaaaaaaaahhhhhh

ŞEY
GEAAALLL YAŞARRRR .. BANA GEEEELLL ..

Bütün gücüyle haykırıyordu Yaşar .. Yaratık onu yatağın ucundan düşürmüş, sırtı yatağına dayalı bir biçimde bağırıyordu dehşetle .. Gözlerini açamıyordu açmaya korkuyordu .. Sonra yaratığın pençelerini iki omuzunda birden hissetti .. Kokusunu, nefesini her şeyini duyabiliyordu Yaşar .. Ömrü boyunca isminin seslenişi hiç bu kadar korkutucu gelmemişti ona .. Sonra yaratığın sesinin değiştiğini fark etti .. Omuzunu tutan pençelerin gücünün azaldığını da .. Duyduğu kötü koku da gitmişti .. Değişmeyen tek şey adının seslenişiydi ..

YUSUF
Yaşar ..

YAŞAR
Aaaaahhhhh .. Gittt .. Giiiitt ..

YUSUF
Yaşar aç gözlerini lan .. Aç oğlum gözlerini ..

Gözlerini açtığında karşısında dostunu gören Yaşar bağırmayı bırakır .. Hızlıca etrafına bakınır .. Yatağından aşağı düşmüş olduğunu anlar .. Yusuf ona meraklı ve birazda endişeli bakışlarla bakmaktadır ..

YUSUF
Çık hele yatağına .. Bekle de bir su getireyim ..

Yusuf’un mutfaktan getirdiği suyu içerken sorar Yusuf ..
YUSUF
Kabus mu gördün yine ?

YAŞAR
Ne kabusu oğlum ya .. Böyle kabus mu olur anasını satayım ..

YUSUF
Ben geldiğim de yerde deli gibi bağırıp duruyordun .. Uyurgezerlik mi başladı oğlum sende ?
YAŞAR
Lan ne uyur gezerliği ? Dün gece gördüğüm At suratlı karı aldı çekti beni yere ..

YUSUF
Dostum ikidir aynı kabusu görmen iyi değil .. Bir de şu yatakta ekmek yeme huyun iyi değil ..

YAŞAR
Bir şey yemedim ben ..

YUSUF
Ama yiyorsun bazen .. Neyse besmele çek yat yerine .. Yarın konuşuruz bu kabus meselesini .. Hadi ALLAH rahatlık versin ..

Odasına doğru giden arkadaşının arkasından bakar Yaşar .. Bir an aklına aynı odada yatmak gelse de bunu teklif edebilecek ahmaklığı göremez kendinde .. Işığını kapatmadan tekrar yatar yatağına ..

15 – İÇ MEKAN / ÖĞLENE DOĞRU / EV / YUSUF, YAŞAR

Parmaklarını çıtlatarak girer salondan içeri Yusuf .. Kolay kolay kendisinden önce yataktan kalkmayan arkadaşını bilgisayar başında görünce şaşırır ..

YUSUF
Hayırdır kanka .? Kalkar mıydın sen bu saatte ..?

YAŞAR
Gel gel .. Gel bak dinle ..

Merakla Yaşar’ın yanına oturur .. Yaşar notebookunda açtığı bir program sayesinde dün akşam İsmail hoca ile yaptıkları konuşmaları dinlemektedir ..

YAŞAR
Bak bunlar dün akşamın kayıtları .. İsmail hocanın sesini telime atmıştım gizlice ..

YUSUF
Ne gerek vardı oğlum buna ..? Adam zaten bize yardım etmek için oradaydı, sorardık en azından, kabul ederdi hiç değilse ..

YAŞAR
İşi şansa bırakmak istemedim .. Telefonda ki kaydı pc’ye aktardım ama sana asıl göstermek istediğim bu değil .. Bak iyi dinle arka planda başka sesler var duyuyor musun ?
YUSUF
Yoo .. Hocanın sesi işte .. Bir de rüzgar sesi filan hışırtılı biraz ..

YAŞAR
Konsantre ol ve daha dikkatli dinle ..

Yaşar’ın biraz da sinirli ses tonuyla yaptığı ikaz üzerine PC ye biraz daha yaklaştı Yusuf .. Hemen akabinde ilk etapta duyulması çok zor başka seslerin gürültüsünü işitti .. Tıpkı yabancı belgesellerde ki seslendirmeler gibi, hoca konuşuyor ama alt eşiğinde zorlukla duyulabilen bir sesle başka bir daha konuşuyordu ..

YAŞAR
Duydun mu ?

YUSUF
Evet de nedir bu ?

YAŞAR
Ben bilmem .. Ama anladığım kadarıyla lisan çok farklı ..

YUSUF
Hakikaten, daha önce hiç duymadığımız bir dil sanki ..!

YAŞAR
Ne dersin bunu bugün Hocaya da dinletelim mi ?

YUSUF
Yok kardeş yapmayalım .. Zaten ondan habersiz sesini kaydetmişsin, adamdan daha dinleyeceğimiz hikayeler varken kızdırmayalım hocayı ..

YAŞAR
İyi peki ama ben bunu araştırırım aga haberin olsun ..

YUSUF
Onu bunu bırak ta sana ne oldu dün gece öyle ..?

YAŞAR
Ne bileyim kardeşim .. Oğlum iki gün üst üste benzeri kabuslar görür mü insan ?

YUSUF
( Tebessümle ) At suratlı karı ..

YAŞAR
Hay onun suratına sıçayım .. Aklım başımdan gitti lan .. O kadar sahiciydi ki anlatamam sana .. Resmen ellerini tenimde hissettim .. Nefesinin kokusunu filan korkunçtu hacı ..

YUSUF
Oğlum sen beni dinle, biraz olsun artık yüzünü ALLAH’a dön ..

YAŞAR
Yavrum mesele o değil, döneriz dönmesine de hoca ile konuşmamızın gecesinde böyle gerçekçi bir kabus görmem sana da garip gelmiyor mu .?

YUSUF
Hatırlatırım ama .. Bu at surat kabusunu hoca ile tanışmadan önce de görmüştün ..
Birkaç saniyeliğine susar Yaşar .. Yusuf haklıdır ama aklına gelir birden ..

YAŞAR
Sen niye hiç kabus görmüyorsun lan ?

Yusuf, arkadaşının sorusunu gülümser bir ifadeyle cevaplarken, bir yandan da boynunda asılı muskasını gösterir eliyle ..

YUSUF
Bak bak buna iyi bak .. Bu muska benim zırhımdır .. Vakti zamanında Babaannem vermişti .. Ha ama şunu da söyleyeyim bende zaman zaman kabuslar görüyorum .. Aslında senin olay Karabasan olayına benziyor ..

YAŞAR
Yok oğlum ya karabasan nedir az çok bilirim .. Bu son gördüklerim ise daha farklı bir şey .. Çok daha korkunç ..

YUSUF
Elif’i aradın mı ?

YAŞAR
Yok daha erken, kalkmamıştır o ararım birazdan .. Niye sordun ?

YUSUF
O da gelecek mi bugün bizimle ..?

YAŞAR
Gelir herhalde niye gelmesin !

YUSUF
Ne bileyim dün biraz korkmuş gibiydi sanki ..

YAŞAR
Aradığım da anlarız durumunu ..
 
16 – İÇ MEKAN / ÖĞLENE DOĞRU / ELİF’İN EVİ / ELİF, ANNEANNE

Uykusuzdu Elif .. Yatağında bitkin bir halde uzanmıştı .. Genç kız için dün gece gördüğü kabus, dün gece yaşadığı bir gerçek gibi kazınmıştı belleğine .. Sabaha kadar annesinin yanında yatmış ama yine de uyuyamamıştı .. Sabah olunca işe çıkan annesinin ardından anneannesiyle kalmıştı evde .. Uyumak istiyordu, uyuyacaktı da ta ki çalan telefonunun sesini duyana kadar ..

ELİF
Aşkım ..

YAŞAR
Bebeğim uyanmışsın ..

ELİF
Uyudun mu ki diye sorsana bir ..

YAŞAR
Nasıl yani uyumadın mı hiç ?

ELİF
Uyutmadılar aşkım .. Korkunç bir gece geçirdim ..

YAŞAR
Ne oldu anlat bana ..?

ELİF
Nesini anlatayım sevgilim .. Çok gerçekçi kabuslar gördüm işte .. Düşünmek bile istemiyorum kaldı ki anlatayım ..

Telefonunun diğer ucunda kısa süren bir sessizlik olur .. O an için Yaşar’da gece yaşadığı kabustan bahsetmeyi düşünür Elif’e ama bundan hemen vazgeçer .. Üzüntülü ses tonunu hissettiği sevgilisini daha fazla endişelendirmenin gereği yoktur ..

YAŞAR
Tamam bebeğim anladım .. Bak her ne olduysa kafana takmamaya çalış .. Biz zaten birazdan almaya geliriz seni .. Yusuf hoca ile konuştu, iki saate kadar bekliyor adam bizi ..

ELİF
Ben gelmeyeceğim ..

YAŞAR
Gelmeyecek misin ?

ELİF
Evet aşkım .. İnan çok uykusuzum ve o adamın yanına gitmek istemiyorum .. Sizde gitmeyin ne olur ..

YAŞAR
Hayatım adamla sözleştik .. Hem daha yolun başındayız, asıl bugün bir çok şey anlatacak bize ..

ELİF
Uffff .. Anlamıyorsun o adamda hoşuma gitmeyen bir şeyler seziyorum .. Dün oradan geldikten sonra yaşadığım korkunçluklar tesadüf olamaz ..

YAŞAR
Bebeğim lütfen sakin ol .. Uykusuzluk sağlıklı düşünmeni engelliyor .. Tamam sen gelme, yat dinlen .. Akşama görmeye gelirim seni ..

ELİF
Gideceksiniz oraya yani ..?

YAŞAR
Aşkımm ..

ELİF
Tamam Yaşar bir şey demiyorum artık ama dikkatli olun tamam mı ?

YAŞAR
Tamaaamm merak etme sen .. Öpüyorum seni bebeğim ..

ELİF
Bende aşkım ..

Telefonu kapatan Elif, bir süre boşluğa bakar gibi hareketsizce durur yatağında .. Sonra yerinden kalkıp anneannesinin odasına doğru yönelir .. İçeri baktığında anneannesini uyurken bulur .. Dün geceki durumuna en az annesi kadar endişelenmiştir anneannesi de .. Genelde otoriter bir yapısı olan bu sert mizaçlı kadın, başında dakikalarca durup okumuş, üflemiş ve belli ki geç vakte kadar da yatmamıştı ..
Birden merdivenlerde ki gürültüye kulak kabartır genç kız .. Birileri oldukça gürültülü bir şekilde merdivenleri çıkıyor olmalıydı .. Kapıya doğru yanaşır .. Bir gözünü kapı merceğine dayar .. Üst kat komşuları Sinan ağbi ve eşi alışverişten dönmüş, merdivenleri çıkmaktadırlar .. Neden asansörü kullanmadıkları aklına bile gelmez Elif’in .. Ya da aralarında neden kıkır kıkır gülüp eğlendikleri de .. Karısının hemen önünde yürüyen Sinan ağbi merdivenleri çıkarken, arkasından gelen Hande abla elinde poşetleri olduğu halde kıkır kıkır gülerek kocasını takip etmektedir .. O anda fark eder Elif .. Fark ettiği şey onu olduğu yere mıhlar .. Her ikisinin de ayakları terstir .. Kadının elinde ki poşette gördüğü şey ise anneannesinin kesik başıdır .. Sinan ağabeyin elinde ki poşette de el ve ayak parçaları görür .. Beyaz saydam poşet içinde duran başın görüntüsü kendi kanı içinde bakmaktadır Elif’e doğru .. Ve tam o anda her ikisinin de başlarını çevirip kendisine baktıklarını fark eder ..
Onu görüyorlardır .. Elif’in bakışları Sinan isminde ki komşusu ile çakışmışken kadın korkunç bir şekilde ve hızla kapıya yüklenir ; “Ayne Kahffelen Bahg ( Senin için geliyoruz ) ..”
Bağırmak ister Elif ama sesi çıkmaz .. Hızla kendini geriye doğru attığında aynı anda sertçe çarpar arkasında duran anneannesine .. Sıçrayarak döner geriye ve karşısında duran anneannesine boş gözlerle bakar ..

ANNEANNAE
Elif .. Neye bakıyorsun kuzum ?

ELİF
Anneanne .. Sensin değil mi ?

ANNEANNE
Yavrucuğum nen var neden böylesin ne oluyor sana ..?

Anneannesi olduğundan emin bir şekilde atılır boynuna genç kız .. Hıçkırıklar içerisinde ağlarken konuşmaya çalışır bir yandan ..
ELİF
Dışarıda kötü şeyler var anneanne, çok kötü şeyler çıldıracağım artık ..

ANNEANNE
Dur bakayım bir yavrum ..

Yavaşça kapıyı açar yaşlı kadın .. Apartmanın içi boştur ve merdivenlerde yürüyen kimse de yoktur .. Buna rağmen tüm şefkatiyle döner torununa .. Elif’i odasına götürür .. Yatağına yatırır ve baş ucunda ona okumaya başlar .. Elif ise anneannesinin dua sesleri arasında yavaşça derin bir uykuya dalar .. Yorgundur, çok yorgun hem de ..

17 – İÇ VE DIŞ MEKAN / ÖĞLEN SONRASI / HOCA’NIN EVİ / YUSUF, YAŞAR, HOCA VE HANIMI

İki katlı yazlık evleri andıran bir görüntüsü vardır Hocanın evinin .. Arabadan inen iki genç bahçe kapısından içeri girerler .. Bir zamanlar güzel bir bahçe olduğu belli olan bu yerin şimdi ki ilgisiz hali, evin eskiliğiyle paralellik göstermektedir adeta .. Birkaç basamaklık merdiveni tırmanır gençler .. Yusuf kapı ziline basar .. Bir süre bekledikten sonra tekrar basmak üzereyken açılır kapı .. Karşılarında feraceli bir bayan hiç konuşmadan açar kapıyı .. Hemen arkasında İsmail hocayı görürler .. Hoca samimi bir ses tonuyla seslenir ..

HOCA
Buyurun gençler, girin içeri çekinmeyin ..

Selamlaşmalardan sonra takip ederler hocayı .. Evin ikinci katına doğru çıkarlarken, ahşap merdivenlerin gıcırtısı eşlik eder attıkları her adıma .. Sonra pek de büyük olmayan ama küçük de sayılmayacak bir odadan içeri girerler .. İsmail hocanın gösterdiği yerlere otururlar .. Özellikle Yaşar, odayı merakla inceler .. Duvarlarda gördüğü çerçeveler içinde ki Arapça harflerine benzer şekillere ve resimlere bir anlam veremez .. Odanın içinde nahoş sayılabilecek hafif bir koku vardır .. Odanın ortasında ki eski bir sehpanın üzerinde ki bakır kase içinde gördüğü otlardan yayıldığını tahmin eder Yaşar .. İsmail Hoca her iki delikanlının da yüzüne tebessümle bakar ve sonra konuşur ..

HOCA
Eee anlatın beyler .. Kararlı mısınız filim işinde .?

YAŞAR
Dün anlattıklarınız hevesimizi arttırdı hocam .. Bugün de sizi dinlemek için buradayız zaten .. İnşaALLAH biz bu işi yapmak istiyoruz ..

HOCA
Hayırlısı o zaman .. İşte bu oda benim çalışma odam ..

YAŞAR
Duvarda asılı olan şekiller, yazılar filan var hocam onlar nedir merak ettim ..

HOCA
Onlar Vefkler oğlum ..

YAŞAR
Vefkler ..?!

HOCA
Anlayacağın şekilde söyleyeyim ; tılsımlar .. Her birinin kendine has özellikleri vardır .. Koruyucu tılsımlar, büyü tılsımları, şifa için nazar için ve çok daha özel tılsımlar .. Eğer filminizi yaparsanız bu vefkleri filim içinde muhakkak göstermelisiniz ..

İçeri girdiğinden beri hiç konuşmayan Yusuf ilk kez olarak söze karışır ..
YUSUF
Hocam dün gece aklıma geldi, biz neden senin hayatını işlemeyelim .. Bana daha önce biraz anlatmıştın yaşadıklarını, Yaşar bilmiyor gerçi ama çok ilginç bir yaşamın olmuş .. Senin yaşadıklarını kağıda dökebilirim ve ortaya güzel bir kurgu çıkarabilirim, tabi sizin de izninizle ..

Kısa bir an için düşünüp cevaplar İsmail Hoca ..
HOCA
Benim için sakıncası olmaz anlatabilirim, eğer gerçekten dinlemek isterseniz .. ( Bunu söylerken Yaşar’ın yüzüne bakar )

YAŞAR
İsteriz tabi ki hocam ..

İsmail hoca konuya girmeden kapı tıklanır .. Kapıyı açmak için ayağa kalkar hoca .. Kapının hemen arkasında elinde tepsisiyle bekleyen feraceli kadının elinden alır getirdiklerini .. Gençlerin önüne koyar ..

HOCA
Şerbetimden için hele .. Hatun yeni yaptı tadını seveceksiniz ..

Gençler nazlanmadılar .. Hocanın kendilerine uzattığı şerbet dolu bardakları aldılar .. İlk içen Yaşar oldu, Yusuf’ da beklemedi, o da arkadaşını takip etti ..

YAŞAR
Güzelmiş hakikaten hocam .. Hanımefendinin ellerine sağlık ..

HOCA
Evet arkadaşlar madem gördüklerimi görmek istiyorsunuz, o halde kulaklarınızla görmeye çalışın beni ..

YUSUF
Dinliyoruz hocam ..

HOCA
Ben dokuz yaşındayken, babamı kaybettim .. İki kardeştik .. Ablam ve annemle beraber ayakta durmaya çalıştık bir müddet ama sonra annem eve bir adam getirdi .. “Kocam” dediği o adamla hiçbir zaman anlaşamadık .. Annem de kocasının sözünden çıkmıyordu ve sonunda adam beni sokağa attı ..

Hayretle hocanın sözünü keser Yaşar ..
YAŞAR
Ee anneniz bir şey yapmadı mı ?

HOCA
Hayır .. O zamanlar anlamamıştım ama şimdi anlayabiliyorum .. Anemin kimi kimsesi yoktu, gariban bir kadındı ve babamdan sonra sığınabileceği tek liman olarak görmüştü o adamı .. Dolayısıyla beni korumadı ya da koruyamadı .. Sonuçta ben artık dışarı atılmıştım .. Gururlu da bir çocuktum, geri dönmedim, yalvarmadım, ağlayıp sızlamadım .. Sokaklar da yatıp kalkmaya başladım .. Bazen okul bahçelerinde, bazen garlarda bazen de mezarlıklarda ..

Düşünceli bir ifadeyle tekrarladı hocanın son kelimesini Yaşar ..
YAŞAR
Mezarlıklarda ..!

HOCA
Evet mezarlıklarda .. Çoğu insan oralardan ürker ama mezarlıklar güvenlidir aslında ..


18 – DIŞ MEKAN / GECE / MEZARLIK/ HOCA’NIN ÇOCUKLUĞU VE GÖRDÜĞÜ ŞEYLER

Not : Flashback geçişlidir ..

HOCA
Yine bir gece mezarlığa gitmiştim yatmaya .. Bir mezar seçtim kendime ve seslendim tüm mezarlara ; “Selam verdim hepinize misafir geldim birinize ” diye .. Eğer bunu demezseniz meftunlar aralarında münakaşa edebilirler .. Sonra kıvrıldım bir köşeye ve uyudum, ya da uyuduğumu sandım ..
Cenin pozisyonunda yatıyordu cesur çocuk .. Akranlarının girmeye dahi cesaret edemeyeceği bu yerde tek başına bir mezar taşı yanına kıvrılmıştı İsmail .. Hava da hiç rüzgar yoktu, üşümüyordu da ama üşümeye başladığını hissederek uyandı uykusundan .. Gözlerini tam açamadı, açamazdı da zira üzerine düşen kuvvetli bir ışık vardı .. Böylesine güçlü bir ışığı en son Mecidiyeköy’de ki stadyumda görmüştü çocuk .. Bir eliyle gözlerini koruyarak tekrar bakmaya çalıştı ışığa doğru .. Belli belirsiz gördüğü nesneyi asla tarif edemezdi ..
Belki tanımlayabileceği en yakın tarif ; “kanatlar” olurdu .. Çok ama çok büyük kanatlar .. Sanki bembeyaz bir rengin içine düşmüş nokta gibiydi İsmail .. Birden fark etti .. Kanatlı bu şey aynı zamanda konuşuyordu da .. Şey’in söylediklerini anlamıyordu çocuk .. Korkusunun azaldığını hissetti yavaşça ve şey’in söylediği iki kelimeyi tanıyıverdi hemen .. Biri “Süleyman” diğeri “İsmael”di .. Sonra ışık biraz daha azaldı, şey ise biraz daha belirginleşti .. Kanatları göremiyordu artık, bunun yerine karşısında gördüğü daha çok bir insan suretine benziyordu .. “Yaşlı bir adam” diye düşündü çocuk .. Azalan korkusu artık hiç kalmamıştı .. Yaşlı adam çocuğun kulağına doğru eğildi ve ona ; “o artık sensin” dedi .. Çocuğun o anlarda duyduğu son kelime bu oldu .. Göz kapakları kapandı bütün yorgunluğuyla ve tekrar uyumadan önce ışığın iyice azalıp gök yüzüne doğru kaybolduğunu gördü son kez ..
Çocuk gözlerini yeniden açtığında, şafak sökmek üzereydi .. Hiç kımıldamadan birkaç saniyeliğine etrafını dinledi .. Bir çok ses duymaktaydı ama hiç birini anlamıyordu .. Hızla ayağa kalktı çocuk .. Sabahın bu en erken saatinde mezarlık neden bu kadar kalabalıktı .? Sağda solda bir çok insan vardı gezinen .. Bu saatte cenaze mi gömülüyordu .? Hiç sanmıyordu .. Dahası etrafta dolanıp duran bu insanlarda tanımlayamadığı bir farkındalık vardı .. Sonra birden fark etti çocuk o farkındalığı .. Bunların hiç biri insan değildi .. Kiminin gözleri simsiyah, kiminin ki kıpkırmızı olan bu şeyler ona kah nefretle kah merakla bakıyorlardı .. Koşmaya başladı çocuk, korkmuştu ama koştukça korkusunun azaldığını hissetti .. Daha önce görmediği şeyleri görebiliyor, duymadığı sesleri duyabiliyordu .. Yüreğindeki korku duygusunun yerini tarif edilemez bir güven duygusu almıştı .. Dün gece biri ona bir şey vermişti ve o artık bir şey olmuştu ama ne ? Bu sorunun cevabını pek yakında öğrenecekti ..
 
19 – İÇ MEKAN / İKİNDİ/ HOCA’NIN EVİ / YUSUF, YAŞAR VE HOCA

İsmail Hoca’nın mezarlıkta başından geçenleri dinleyen gençler ilgiyle donup kalmışlardı oturdukları yerde .. Hoca’nın boğazını temizlemesine bile zor sabreden Yaşar sordu merakla ..

YAŞAR
Mezarlıkta gördükleriniz Cinler miydi ?

HOCA
Evet .. Başlarda şekil değiştirmiş hallerini görsem de zamanla her hallerini görür oldum ..

YUSUF
Ya o gece gördüğünüz şey, bir melek miydi ?

HOCA
İnan hala bilmiyorum .. Bunca zaman sonra bile onun bir melek olduğunu iddia edemem ..

YAŞAR
Sonra ne oldu peki hocam ..?

HOCA
Pek bir şey değişmedi hayatım da .. Yani evet artık onları görebiliyor, duyabiliyordum ama bu yeteneğimle ne yapmam gerektiğini bilmiyordum .. Onlardan korkmuyordum ama ihtiyatlı hareket ediyordum .. Yaşadıklarımı arkadaşlarıma anlattığımda sadece bir arkadaşım hariç hiç kimse bana inanmamıştı .. Birkaç yılım sadece o arkadaşımın tanık olduğu garip şeylerle geçti .. Derken bir gün bir kadın geldi yanıma .. Yaşlı, kapalı ve gizemli bir kadın .. Bana onunla gitmem gerektiğini beni götürmek istediğini söyledi .. Tabi başta itiraz ettim ama sahip olduğum yeteneklerimi anlatmaya başlayınca o kadının alalade biri olmadığını anladım .. Zaten kimim kimsem de yoktu ve onunla gittim ..


20 – İÇ VE DIŞ MEKAN / GÜNDÜZ VE GECE / MANDIRA/ HOCA’NIN ÇOCUKLUĞU, YAŞLI KADIN VE GÖRDÜĞÜ ŞEYLER

Not : Flashback geçişlidir ..

Henüz ergenliğinin başlarında olan iki çocuk bir tepelik üzerinde oturmaktadırlar .. Aralarında neşeli bir muhabbetin geçtiğini gösteren gülümsemeleri, arkalarında fark ettikleri bir kadını görmeleriyle kesilir .. Siyah çarşafının altında ki yorgun bedeni ve sadece gözlerini açıkta bırakan peçesiyle ürkünç bir görüntüsü olsa da kadının, İsmail’e doğru elini uzattığında onunla gitmekten alıkoyamaz kendini İsmail .. Kadının elinden tutup yürümeye başladıkları zaman son bir bakışla bakar arkasında bıraktığı arkadaşına doğru ..
Sonra nasıl geçtiğini anlayamadığı bir yolculuk sonrası kadının elinden tutmuş bir şekilde bir evin önünde bulur kendisini .. Bir tür mandırayı anımsatan bu eski ve köhne köy evi, bu ıssız yerde ki tek evdir ve bu ev elinden tuttuğu yaşlı kadının evidir ..
Kadın onu bir güzel yıkar .. Sonra karnını doyurur .. Sonra yatağına yatırır .. Sonra sabah olur ve sonralar bir birini izler .. Eski ve kalın bir kitabı okuttuğu anları hatırlar .. Arapça ve Aramice harfleri yazmayı öğretişini ve bir gece yaşadığı o geçiş ayinini ..
Odasının ortasına çizili pentagrama benzeyen şekil üzerinde secde eder vaziyette beklerken, etrafında ki siyah feraceli bir düzine kadının zikir ayinini .. O kadınların insan olmadıklarını, peçelerinin arkasında ki simsiyah yüzlerini ve kali dilinde söylediği şeyleri anımsar ; Enhebuss Şeytan ( Şeytan bizimle ) .. Ve asla unutmadığı, hocasının o uçar gibi yürüyüşünü .. Kadın kılığında ki şeylerin ayini sırasında onların etrafında adımlamadan süzülüşünü .. Hemen her gece yattığında yatağına, baş ucunda bu kadınımsı şeylerin nasıl beklediklerini .. Odasının o küçük penceresine birçok geceler gelip giden, camına tıklatan, anlamadığı bir dille bir şeyler söyleyip giden korkunç başka şeyleri ..


21 – İÇ MEKAN / İKİNDİ/ HOCA’NIN EVİ / YUSUF, YAŞAR VE HOCA

Bir eliyle bıyığını sanki yerinde olup olmadıklarını kontrol edermişçesine yoklar İsmail Hoca .. Bir süredir düşünceli olduğu zamanlarda adet edinmiştir bu alışkanlığını .. Ve gençlere çocukluğunun bu en özel anılarını anlatırken ister istemez düşünce girdabının içine girmiştir .. Onu bu girdabından çeken ise Yusuf’un sorusu olur ..

YUSUF
Ne kadar kaldınız o kadının yanında hocam .?

HOCA
Dört sene kadar .. Bildiğim çok şeyi o dört yılda öğrendim .. Onun demesine göre Süleyman Aleyhisselamın vekil mührüne sahiptim .. Gayb aleminin gizemlerini çözmeyi ve daha başka şeyleri öğrendim .. Sonra bir gün gitmek için izin istedim .. O da izni verdi ve tekrar İstanbul’a döndüm .. Artık bir çocuk değildim ve eskisi gibi yetenekleriyle ne yapacağını bilmez biri de değildim .. İnsanlara yardım etmeye başladım .. Kendime güvenim tamdı ama hayatımın dönüm noktalarından birine daha gelmiştim .. Ve bir gün onunla tanıştım .. “Mehadeş”le ..

YAŞAR
O ne hocam ?

HOCA
Mehadeş bir habaistir yani dişi cin .. İfritlerdendir .. Başlar da çıkar ilişkisine dayalı bir arkadaşlığımız vardı ama zamanla gereğinden fazla yakınlaştık .. Onu sevdim o da bana aşıktı .. Sonra evlendik ..

YAŞAR
Bir dakika bir dakika hocam .. Siz şimdi dişi bir cin ile evlendiğinizi mi söylüyorsunuz .?

HOCA
Kulağa inanılmaz geldiğinin farkındayım ama cinlerle evlilik gerçektir ..

YAŞAR
Ya ne bileyim hocam yani hani onlar korkunç şeyler ya o açıdan, o korkunç şeylerle bir insan evlenebilir şaşırdım açıkçası .?

HOCA
O korkunç şeyler dediğin varlıklar istedikleri zaman gözüne dünyanın en güzel kadını olarak gözükebilirler .. Bir çok masalda duymuşsunuzdur “Peri kızını” hani o güzelliği dillere destan Peri Kızı .. Bu ismin nereden çıktığını sanıyorsunuz ..? Habaisler hele de Lietli türündense istedikleri zaman güzellikleriyle akılları başlardan alabilirler .. Mehadeş’te işte bu özelliklere sahip bir habaisti ve çok da akıllıydı .. Bilgili ve o alemde derecesi yüksek bir cindi .. Yaşlı kadından sonra öğrendiğim her şeyi ona borçluyumdur .. Bana başka hiçbir insanın bilemeyeceği büyüleri ve tılsımları da o öğretmiştir .. Hatta şaşıracağınız bir şey daha söyleyeyim .. Benden gebe de kalmıştır ..

YAŞAR
..! İnanamıyorum hocam .. Yani yanlış anlamayın anlattıklarınız müthiş derecede uçuk kaçık şeyler ama kesinlikle ilgi çekici .. Peki insan ve cin çocuğuna ne diyorsunuz .?

HOCA
Muhannes denir ..

YUSUF
Hocam bu kısımlar bayağı özel kısımlar olduğu için soruyorum .. Senaryoda Mehadeş’ten bahsedebilir miyiz .?

HOCA
Evet elbette, sıkıntı olmaz ..

YUSUF
Şeyy hocam bir de müsaadenizle tuvalet ne taraftaydı acaba ? Biraz sıkıştım da ..

Yusuf’un bu doğal isteğini arz edişiyle İsmail hoca sohbetine ara verir .. Odadan çıkan Yusuf’un hemen ardından merakla sorar Yaşar ..
YAŞAR
Sonra ne oldu hocam .?

HOCA
Mehadeş’le bir çok maceralarımız oldu .. Onun hamile olduğu dönemlerde ben başka birine aşık oldum ..

YAŞAR
Başka bir habais mi .?

HOCA
Hayır hayır .. Bu sefer normal bildiğimiz insan olan bir kadına .. Çok sevdik bir birimizi ama Mehadeş sorun çıkaracaktı ve öğrendiğinde de çıkardı ..

YAŞAR
Ne yaptı .?

HOCA
Bana bir şey yapamazdı .. O ya da o alemden başka bir cinni bana bir şey yapamazlar ama sevdiğim kadını tehdit etti .. Ona musallat olacağını, onu mahvedeceğini filan .. Fakat buna izin vermedim ve onunla zor da olsa bir akitleşme yapabildim .. Sonuçta ayrıldım ondan ..

YAŞAR
Kabul etti yani ayrılmayı ..?

HOCA
Kabul etti tabi ama bende nafakamı ödemeyi kabul ettim ..

YAŞAR
Nafakanız neydi hocam ..

HOCA
Anlayabileceğin bir şey değil, boş ver ..

Bu esnada kapının açılmasıyla Yusuf’u görürler .. Yusuf birazda mahcup bir edayla tekrar yerine geçer ve kaldıkları yerden sohbete devam ederler .. Onlar sohbete devam ederken odanın penceresinden süzülen gün ışığı yavaş yavaş yerini akşamın hüznüne bırakmak üzeredir ..

22 – İÇ MEKAN / AKŞAM ÜZERİ/ ELİF’İN EVİ / ELİF VE ŞEY

Son yaşadığı hadiseden sonra anneannesinin küçük bir kız çocuğu gibi yatağına yatırdığı Elif, derin bir uykudaydı .. Vakit geçmiş, gündüzün aydınlığı yerini akşamın puslu siyahına bırakmak üzeredir .. Elif uyanır daha doğrusu uyandığını sanır .. Gözleri kapalıdır halen ama zihni uyanmıştır .. Odanın kapısından içeri giren silüeti başta anneannesi zanneder .. Anneannesi olmadığını ise çok geçmeden fark eder genç kız ..
Gelen şey ne bu eve ne de bu dünyaya ait olmayan bir yabancıdır .. Şey simsiyah elini ki bu daha çok bir pençeye benzemektedir, Elif’in göğsüne koyar .. Genç kız o anda büyük bir ağırlığın vücudunu kapladığını hisseder .. Kımıldamaya çalışır ama hiçbir uzvunu oynatamaz .. Sonra aklına bildiği duaları okumak gelir .. Ağzını açamadığını ve asla da açamayacağını o anda anlar .. Genç kızın dudakları bir birine dikilmiş ve ağzı kan içindedir .. Elif, o halde ki vaziyetini her nasılsa görebiliyordur .. “ALLAH’ım ne olur” diye yalvarır içinden .. Şey bu arada yüzünü Elif’in yüzüne doğru yaklaştırır, nefesinin iğrenç kokusunu ta iliklerinde hisseder genç kız .. Hırıltılı bir sesle anlamadığı bir dille bir şeyler söyler şey ; Ayne Kahffelen Bahg ( Senin için geliyoruz ) .. Yalvarmaya devam eder Elif ve bir anda şey geldiği gibi hızlıca kaybolur .. Elif hıçkırıklar içinde doğrulur yattığı yerden .. Kendini koy vermiş bütün gücüyle ağlamaktadır .. Anneannesi torununun odasına girer endişeyle ..

ANNEANNE
Elif yavrum neyin var neden ağlıyorsun ..?

Elif ağlamaya devam etmektedir ..
ANNEANNE
Yavrucuğum tamam geçti .. Ne olur ağlama artık buradayım kuzum yanındayım ..

ELİF
Anneanne, anneanne …

ANNEANNE
Söyle bebeğim ne oldu sana ..?

ELİF
Çok, çok kötü .. Çok kötü bir kabus gördüm yine ..

ANNEANNE
Tamam yavrum geçti bak, uyandın işte ..

ELİF
O zamanda uyanıktım anneanne, uyanıktım ama bir şey yapamadım, hiçbir yerimi kımıldatamadım .. O şey geldi yatağıma çıktı ve, ve ağzımı dikti .. Ne bağırabildim ne de dua edebildim .. Neydi bu anneanne neydi söyle biliyorsan ..?

ANNEANNE
Korkacak bir şey yok yavrum .. Herkesin başına gelir bu inan .. Seni bir hocaya götürelim, okusun üflesin, bu aralar artan sıkıntıların azalır ALLAH’ın izniyle ..

ELİF
Hoca moca istemiyorum ben .. Beni yalnız bırak anneanne ..

Torununun bu sert çıkışı üzerine Elif’e biraz şaşkınlık ama çokça anlayışla bakar yaşlı kadın .. Elif yineler ..
ELİF
Lütfen anneanne ..

ANNEANNE
Peki kızım .. Ben odamdayım, annen de birazdan gelir zaten .. Bir şey olursa seslen emi yavrum ..

ELİF
Tamam merak etme ..

Anneannesinin odasından çıkışının akabinde yanı başında duran telefonunu eline alır Elif ..
 
23 – DIŞ MEKAN / AKŞAM ÜZERİ/ ARABADA / YAŞAR VE YUSUF

İsmail Hoca’nın evinden ayrılmış olan gençler, evlerine doğru yol almaktadırlar .. Her zaman olduğu gibi arabayı kullanan Yaşar, aynı zamanda muhabbeti yönlendiren de o olmaktadır ..

YAŞAR
Aga hala duyduklarıma inanamıyorum biliyor musun .!

YUSUF
İnan inanma dostum ama şurası kesin ki ömrümüzde bir daha böyle bir adam daha tanıyamayız ..

YAŞAR
Orası öyle canım .. Dünya da kaç insan üç harflileri her zaman görüp, duyabilir, onlarla konuşabilir, kendine onlardan bir eş alıp bir de üstüne çocuk yapabilir ..? Şaka gibi lan ..
( Gülerek )

YUSUF
E ben zamanında demiştim oğlum sana bu adam sıradan biri değil diye ..

YAŞAR
Eş demişken, hocanın evinde ki o kadın ilginç bir şeydi demi ?

YUSUF
İlginç derken ?

YAŞAR
Ya ne bileyim, kadın bir hoş geldin bile demedi lan .. Hiç konuşmadı, yüzünü hiç göremedik .. Oğlum ister misin meğer o kadın “Mehadeş” olsun ..

YUSUF
Yok be oğlum .. Dedi ya hoca ; “Boşandım o habaisten” diye ..

YAŞAR
Valla bilmem hacı .. İstediği kadar desin hoca ben bir kere tırstım o abladan ..

Gençlerin heyecanla yaptıkları bu soluksuz muhabbetleri Yaşar’ın telefonun çalmasıyla kesilir .. Arayan Elif’tir ..

YAŞAR
Söyle aşkım .. Ne yapalım eve doğru gidiyoruz Yusuf’la .. Hocanın evinden çıktık sen ne yapıyorsun .? Sesin bir tuhaf geliyor bebeğim iyi misin .? Anladım sevgilim hemen geliyorum o halde .. Yok ne sakıncası olsun, hatta iyi olur bu gece bende kalman ama sizinkilerden izni koparabilecen mi ? İyi hadi bakalım o halde .. Yarım saate alırım seni .. Görüşürüz sevgilim ..

Telefonunu kapatan Yaşar’a merakla sorar Yusuf ..
YUSUF
Elif iyi mi .?

YAŞAR
Anlamadım hacı .. Sesini pek beğenmedim aslında .. Çok yorgun gibiydi .. Bu gece bizde kalmak istiyor ..

YUSUF
E kalsın tabi ..

YAŞAR
Var onda bir şeyler ama dur bakalım anlarız ..

Yaşar’ın son söylediğinin üzerine başkaca yorum yapmaz Yusuf .. Önlerinde uzayıp giden yola düşünceli bir bakışla bakarken dudaklarının arasından dökülen “anlarsın” sözünü sadece kendisinin duyabileceği şekilde söyler ..


24 – İÇ MEKAN / GECEYE DOĞRU / EV / YAŞAR, ELİF VE YUSUF

Gençler evlerine varmışlardır .. Yolda evine uğradıkları Elif’i de yanlarına almışlardır .. Vakit geceye doğru ilerlerken, Yusuf odasında yatma hazırlıkları yapmakta, Elif ve Yaşar ise çoktan aynı yatağın içinde birbirlerine sarılmış, dertleşmektedirler ..

YAŞAR
Şimdi nasıl hissediyorsun ..?

ELİF
Daha iyiyim sanki .. Dünden beri doğru düzgün uyuyamadım ..

YAŞAR
İstersen hemen uyuyalım aşkım ..

ELİF
Yoo böyle iyiyim .. Başımı göğsüne yaslamam, seni beni sarmalaman, bunlar bana huzur veriyor ..

YAŞAR
Sen huzurlu ol yeter ki ben sabaha kadar başında böyle dururum ..

Tebessüm eder Elif ve birkaç saniyelik suskunluktan sonra sorar ..
ELİF
Sence ben deliriyor muyum ..?

YAŞAR
Saçmalama .. Senin başına gelenleri herkes yaşayabilir .. Biz bu aralar cinler filan diye konuya yoğunlaşınca bilinçaltına belli ki ağır gelmiş olmalı .. Zihnin de işte oyunlar oynuyor sana ..

ELİF
Ve doktor Yaşar bey teşhisi koydu ( Gülerek )

YAŞAR
Geç sen dalganı ( O da gülerek )

ELİF
Teşhisi bilmem ama insanın uykusunu getiriyorsun sevgilim ..

Elif’in göz kapaklarının ağır ağır kapanışını izler Yaşar .. Sonra usulca öper sevgilisini alnından .. Işığı kapatır ve o da eşlik eder Elif’e ..


25 – İÇ MEKAN / GECE YARISI / EV / YAŞAR, ELİF, YUSUF, HOCA VE ŞEYLER

Önce eliyle yoklar sonra gözlerini açar Yaşar .. Elif yatakta değildir .. Tuvalete gitmiş olabileceğini düşünerek tekrar kapatır gözlerini ama duyduğu ses yüzünden hızla açılır göz kapakları .. Başını hafifçe kaldırır ve dinler .. Aynı sesi yeniden duyduğunda yatağından kalkar .. Bu ses Yusuf’un odasından gelmektedir .. Ağır ağır ilerler Yaşar .. Başta ses diye tanımladığı gürültünün sesler olduğunu da fark eder .. Birden fazla ve birbirine karışmış sesler .. Odanın kapısına doğru yaklaştıkça bu seslerden biri daha tanıdık gelmeye başlar ona .. “Elif içeride olmalı” diye düşünür ama Elif’in Yusuf’un odasında işi ne ..?!
Kapının önüne geldiğinde kapıyı hızlıca açıp açmamak konusunda tereddüt yaşar .. Kapı koluna giden elini yavaşça bir manevra ile değiştirip kapıyı iki kez tıklar .. Sesler bir anda kesilir .. Hemen ardından sanki biri camı tırnağıyla çiziyormuşçasına bir ses yayılır odadan .. Ve “patır patır ”ayak sesleri .. Ses gittikçe güçlenir, tıpkı Yaşar’ın kalp atışlarının da hızlanıp güçlenmesi gibi ve kapı tüm hızıyla açılır ..
Yaşar’ı birkaç saniyeliğine yerine mıhlayan manzara anlatılabilir gidi değildir aslında .. Kapıyı hızla açan şey Elif’tir ama aynı zaman da değildir de .. Saçı başı darmadağın olmuş, güzel gözlerinin rengi sarıya dönmüş ve ağzından çıkan uzun diliyle nefretle bağırır Yaşar’a doğru ..

ELİF
Ne vaaaaaaaaaaaaarrrr .. Neee orrrospu çocuğuuuu ..

Yaşar korkuyla atar kendini geriye doğru .. Bunu yaparken elleriyle de yüzünü korumaya çalışır .. Sanki sevgilisinin bu değişimini görmek istemez , ama bakışlarını Elif’ten alamayan gözlerini de elleriyle kapatmaya çalışır .. Geriye doğru kaçtığı anda tökezleyip düşer Yaşar .. O yerde korkuyla bağırırken bir el dokunur omuzuna .. Elif olan şeyin elleri sanır başta ve korkusu kat be kat artar .. Çırpınmaya başlar ama kendisini kuvvetlice sarsan ellerin sahibinin sesi tanıdık ve güven vericidir .. Kapattığı gözlerini açınca karşısında İsmail hocayı görür ..

YAŞAR
Ho .. Hocam !

HOCA
Sakin ol evladım evet benim ama sakinleş önce ..

YAŞAR
Siz .. Siz ne arıyorsunuz burada ..? Ne oluyor ne bu ..?

HOCA
Sakin dedim .. Korkma size yardıma geldim ..

YAŞAR
Hocam gördünüz mü o şeyi .? ALLAH aşkına neler oluyor anlatın ..

İsmail Hoca daha fazla konuşmaz Yaşar’la .. Ona sükunet verici bakışlarla bakıp bir elini Yaşar’ın göğsüne koyar .. Dudaklarından mırıldanarak çıkardığı sesleri yarım yamalak anlar Yaşar .. Dua okuyordur hoca .. Sonra hocanın yüzüne üflemesini izler .. Kalbinin hızla atışları yavaşlamış, korkusunun yerini merak almıştır o andan sonra .. İsmail Hoca Yaşar’ı yavaşça kaldırır yerden ve Yusuf’un kapısını işaret ederek ..

HOCA
Şimdi bu kapıdan içeri gireceğiz beraberce .. İçeride göreceklerin seni ürpertecek ama korkmamalısın .. Ve asla konuşmamalısın .. İçeride duyacağın hiçbir şeye de inanmamalısın .. Ben sana ne dersem sadece onu yapacaksın anladın mı ..?

YAŞAR
Anladım hocam ..

HOCA
Hadi bakalım ..

Şimdi ikisi beraber Yusuf’un kapısının önünde durmaktadırlar .. Kapı altından yayılan kuvvetli bir ışık ve sanki bir ayin yapılıyormuşçasına duyulan sesler özellikle Yaşar’ı tedirgin etmektedir .. İsmail Hoca ise anlamadığı bir dilde bir şeyler okuyor ve kapının üzerine şehadet parmağıyla görünmez şekiller çiziyordur .. Hoca sonunda okumasını bitirdiğinde kapı kolunu çevirdi yavaşça .. İçeri adımlarını attılar yine aynı yavaşlıkta ..
Önce hiçbir şey göremediler zira içeride kuvvetli bir ışık tüm yoğunluğuyla görüş alanlarını sıfıra indirmiştir .. Sonra ışığın gücü azalır ve görüntüler netleşir .. Yusuf’un yatağında Elif’in yattığını görürler ama elleri ve ayakları yatağa bağlıdır Elif’in .. Yorgun ve yıpranmış bir haldedir .. Hemen yanında daha önce görmedikleri siyah çarşaflı kadınlar görürler .. Hiç birinin yüzü gözükmemektedir alev gibi yanan gözleri hariç .. Elif’in başında üç kara çarşaflı yaratık İsmail Hoca’ya nefret ve kin dolu bakışlarla kali dilinde bir şeyler söylemektedirler; Muhle fersha Sülaymane nahıl ..( Git buradan Süleymanın uşağı ) .. O ara Yaşar Yusuf’u fark eder ..
Yusuf odanın uç köşesinde diz üstü çökmüş ve elinde kara kaplı bir kitap, bir şeyler okumaktadır .. Başını hiç kaldırmaz .. Ne Yaşar’ın ne de hocanın içeri girişi Yusuf’un ilgisini çekmemiştir .. Bunun yerine kitaptan başını çevirmeden bir şeyler mırıldanıp arada kahkahalar atarak gülmektedir ..
Yaşar seslenmeyi düşünür arkadaşına ama hocanın uyarısını hatırlar ; “asla konuşma” ve Yusuf’un elinde ki kitaba dikkat ettiğinde kitabın boş olduğunu fark eder Yaşar .. Yusuf’un her çevirdiği sayfa boştur ama her sayfa da sanki orada bir şeyler görüyormuşçasına anlamadığı şeyler söyleyip yine anlamadığı bir delilikle kendi kendine gülmektedir .. Bu arada İsmail hoca hışımla Yusuf’un elinde ki kitaba vurur .. Kitabı elinden düşen Yusuf hiçbir tepki vermez .. Hoca sonra yatağın başında ki şeylere hücum eder .. Bunu yaparken sağ elini havaya kaldırmış, şehadet parmağıyla sanki onlara ateş ediyormuş gibi hareketler yapmaktadır ama Yaşar anlar ki hocanın asıl silahı parmağı değil dilidir .. İsmail hocanın okuduğu şeyler kara çarşaflı varlıkların canlarını acıtmaktadır .. Sonunda her biri odanın duvarlarına girip kaybolurlar .. Hoca şimdi Elif’le yalnız kalabilmiştir ..
Hoca şehadet parmağını hala indirmemiştir ve Ayetel Kürsi okuyarak yaklaşır Elif’e doğru ..
Hocanın üzerine doğru geldiğini gören Elif, az önceki o masum ve yardıma muhtaç halinden uzaklaşıp korkunç bir ses tonuyla gülerek hocaya doğru seslenir ..

ELİF
O öyle okunmaz hocaaaa ..

İsmail hoca durmadan okumaya devam eder .. Bu arada Yaşar yerinden kıpırdamadan yaşananları korkuyla izlemektedir .. Bir ara hocanın cebinden çakısını çıkarttığını görür .. Çakısını açan hoca Elif’in bir elini tutar ve avucunu açmaya çalışır ama elini sımsıkı yumruk yapmış olan Elif bir türlü avucunu açmaz .. Yaşar hocanın yardım istemesiyle hareketlenir .. Elif bir yandan hırıltılı sesler çıkarırken diğer yandan yatakta çırpınmaktadır .. İsmail hoca Yaşar’ın da yardımıyla Elif’in sağ avucunu açar ve çakısıyla hafif bir kesik atar avucuna .. Sonra oradan çıkan kanı bir parmağıyla alıp kendi diline sürer ..
Ondan sonra yaşanılanlar küçük bir kıyamet sahnesini andırır adeta .. Elif’in kanını diline süren hoca yüksek sesle bağırır ; Kahırla yan kahrolası .. Elif adeta çıldırmıştır, o da anlaşılmaz bir lisanla bağırmaktadır; Lâl le funha ademe lâl.. ( Sus şerefsiz ademoğlu sus ) .. Yatak birkaç kere havalanıp sertçe yere çarpar bu arada .. Duvarlar çatırdar, asılı bir ayna yere düşüp parçalanır ve Elif’in ağız dolusu kustuğunu görür Yaşar .. Sonunda Elif bayılır ..Yaşar hocaya doğru döner ve hayati bir ihtiyaçla sorar ..

YAŞAR
Kurtuldu mu ne oldu hocam ..?

İsmail hoca daha ağzını açmadan adının bir başkası tarafından seslenildiğini duyar Yaşar .. Bir ses sürekli olarak “Yaşar uyanın, Yaşar” demektedir .. Bir anda her şey kaybolur ve Yaşar gözlerini tekrar açtığında yatağında bulur kendini .. Aynı anda Elif’in de sıçrayarak uyanışını izler .. Kapının dışından Yusuf’un sesini duyarlar ..

YUSUF
Yaşar uyansanıza .. Yaşar hadi ne olur uyanın açın kapıyı .. Yaşar ..

Yaşar Elif’in boğulur gibi sesler çıkardığını ve çırpındığını görür .. Bir yandan sevgilisine ilk müdahaleyi yapmaya çalışırken diğer yandan kapının dışında duran Yusuf’a seslenir ..

YAŞAR
Gir içeri yardım et bana Yusuf ..

Odaya giren Yusuf gördüğü manzara karşısında irkilir .. Elif, ağzından salyaları saçılırken yatağın içinde kasılıp durmakta, Yaşar’sa panik içinde sevgilisine yardım etmeye çalışmaktadır .. Yusuf ne yapacağını bilmez bir halde yine de sorar ..

YUSUF
Oğlum ne oluyor ..?

YAŞAR
Bilmiyorum ALLAH aşkına yardım et bana ..

YUSUF
Epilepsi nöbeti geçiriyor sanki .. Sarası var mıydı Elif’in ..

YAŞAR
Yoktu diye biliyorum .. Tut ellerini tut ben ağzına bakacağım, dili kaçmasın içeriye ..
Yaşar ivedilikle kontrol eder sevgilisinin ağzını .. Elif sanki boğuluyormuşçasına hırıltılı sesler çıkarmaya devam etmektedir ..

YUSUF
Bekle kolonya getiriyorum ..

Kolonyayı getiren Yusuf, zorlukla açtığı Elif’in avuçlarını ve boynunu ovalar .. Yaşar ise sanki bir anne şefkatiyle başını okşamaktadır Elif’in .. Bir müddet sonra sakinleşir Elif .. Çırpınmaları sona erer .. Yusuf ve Yaşar bakışırlar .. Bu evde bir şeyler olduğunu ama neler olduğunu bilememenin çaresizliği gezer bakışlarında ..
 
26 – İÇ MEKAN / GECE YARISI / EV / YAŞAR, ELİF, YUSUF VE HOCA

Üç genç de evin salonunda oturmaktadırlar .. Elif yarı yatar bir pozisyonda bir avucuna bastırdığı pamukla salon halısına boş gözlerle bakmaktadır .. Yusuf karşı kanepede düşünceli bir ifade ile izlemektedir onu .. Sessizliği bozan Elif’in hemen yanında oturan Yaşar bozar ..

YAŞAR
Bir bardak su daha getireyim mi ?

ELİF
Hayır ..

YUSUF
Hala aklım almıyor .. Nasıl olurda ikiniz aynı anda aynı kabusu görebilirsiniz ..?

YAŞAR
Kabus mu ..? ( Sinirlenmiştir ) Ne kabusu oğlum ..? Kabustan fazlasıydı bu gece olanlar .. Sıçtığımının evinde üç gündür aynı bokları yaşıyorum zaten ama bu gece olanlar zirve noktası oldu anlıyor musun .? Biz bu gece kabus falan görmedik, biz kabusun kendisini yaşadık .. Etiyle kemiğiyle her şeyiyle bildiğimiz gerçekti ..

Elif pamuğu bastırdığı avucunu Yusuf’a doğru göstererek Yaşar’ın sözünü keser ..
ELİF
Hangi kabus insanın avucunda bıçak yarası açar Yusuf .?

YAŞAR
Ya odanda ki aynanın kırılışı .. Oğlum biz o aynanın kırılışını gördük ve senide uyandıran o olmadı mı .? Bak aynan yere düşmüş parçalanmış işte .. Böyle kabus mu görülür lan .? Hoca buradaydı ya .. Bayağı bildiğin yanımdaydı ..

YUSUF
Ve bende odadaydım öyle mi ..?

YAŞAR
Evet .. Elinde kara kaplı bir kitap vardı, kitaptan bir şeyler okuyup duruyordun ama ne dediğin anlaşılmıyordu .. Zaten okuduğun kitabın sayfaları da bom boştu ..

YUSUF
ALLAH ALLAH !!

Elif sanki birden önemli bir şey hatırlamış gibi Yaşar’a doğru döner ..
ELİF
Bu arada sen üç gündür bu kabusları yaşıyordun ve benden sakladın öyle mi ?

YAŞAR
( Mahcup ) Hayatım sen korkuyordun bir de ben yaşadıklarımı anlatarak seni daha fazla endişelendirmek istemedim ..

ELİF
Ahmakça bir nezaket olmuş bu .. Bir birimizden hiçbir şeyimizi saklamayacaktık hani ..?

YAŞAR
Hayatım ne olur anla beni .. Hem çok üzerinde durmadım gördüklerimin .. Geçer dedim zamanla ..

ELİF
( Bağırarak ) Geçti mi peki ha ? Geçti mi ..? Ne oldu şimdi bak şu halimize ?

YUSUF
Elif tamam .. Yaşar kötü bir şey yapmadı sadece seni düşündüğü için ….

Çalan telefon sesi keser Yusuf’un konuşmasını .. Yusuf’un telefonudur çalan .. Bu geç saatte telefonun çalması salonda ki herkesi susturmuş ve belki de alevlenmek üzere olan bir kavgayı bıçak gibi kesmiştir .. Yusuf telefonunu eline aldığında ekranda Hoca’nın ismini okur .. Arkadaşlarına şaşkınca bir ifadeyle seslenir ..

YUSUF
Hoca arıyor ..!

YAŞAR
Açsana oğlum ..

Telefonu açar Yusuf ..
YUSUF
Efendim ..

HOCA
Şaşırdın mı evladım ..?

YUSUF
Yani evet hocam bu saatte siz …

HOCA
Yaşar yanında değil mi ?

YUSUF
Evet hocam ..

HOCA
Telefonu ona ver lütfen ..

Yusuf telefonu hafif bir tereddütle uzatır Yaşar’a ..
YAŞAR
Hocam ..?

HOCA
Hepiniz iyi misiniz .?

YAŞAR
İ .. İyiyiz hocam hayırdır ..?

HOCA
Elif şu an nasıl peki ?

YAŞAR
Elif mi .! O da iyi sayılır da siz nerden biliyorsunuz Elif’in yanımızda olduğunu ..?

HOCA
Oğlum .. Anla artık .. Gördüğünüz rüyayı bende gördüm .. Oradaydım, yanınızda .. Elif’in bakımını yapan bizzat bendim ama emin değilim onu kurtarabildiğime ..

YAŞAR
Hocam şaka mı bu ..?! Nasıl yani neler diyorsunuz ..?

HOCA
Şaka filan değil .. Onun avucuna şaka diye kesik atmadım orada ..

Hoca’nın son söylediği söz ile sanki yeniden uyanır Yaşar ..
YAŞAR
Neler oluyor hocam bize .?

HOCA
Korkmayın şimdilik size bir şey olmayacak ama bir an önce yanıma gelmelisiniz ..

YAŞAR
Evinize mi .? Şimdi mi .?

HOCA
Evet yanıma gelmelisiniz ama şimdi değil akşam üzeri bana uğrayın ve muhakkak üçünüz de gelin .. Ha bir de gün boyu bir birinizden ayrılmamaya özen gösterin ve akşama yanıma gelin ..

YAŞAR
İyi de hocam nedir bu olanlar biraz anlatsanız .?

HOCA
Anlatacağım ama telefonda olmaz .. Sen dediğimi yap ve korkma .. Size hiçbir şey olmayacak ..

Hoca telefonda ki son sözünü de söyledikten sonra sonlandırmıştır görüşmeyi .. Yaşar telefonu Yusuf’un kucağına atarken seslenir arkadaşlarına ..

YAŞAR
Hazırlanın .. Bu akşam neler olduğunu öğreneceğiz umarım ..


27 – İÇ MEKAN / AKŞAM / HOCA’NIN EVİ / YAŞAR, ELİF, YUSUF VE HOCA

Önceki buluşmalarına göre daha bir yaşlıca gözüküyordur hoca .. Sanki üç günde üç yıl almıştı yaşından .. “Acaba arkadaşlarım da hocada ki bu değişikliği fark edebilmişler midir” diye geçirdi içinden Elif ..
İsmail Hoca gençleri odasına almış, önünde bir rahle olduğu halde üçünü de karşısına oturtmuştu .. Aralarında bilgiye en aç olanın Yaşar olduğu açıkça belli oluyordu .. Genç adam oturduğu yerde huzursuzca kımıldanıyor hocanın başını kaldırıp yüzüne bakması için fırsat kolluyordu .. Soracağı yığınla soru olduğu aşikardı ..
İsmail hoca rahlenin üzerine koyduğu içi su dolu tastan gözünü ayırmıyordu .. Sadece kendisinin duyabileceği bir tonla bir şeyler mırıldanıyor, arada suya doğru üflüyor ve sanki titiz bir laborant edasıyla suyun yüzeyinde bir şeyler arıyor gibiydi .. Sonunda başını kaldıran hoca, merakla ona bakan gençlere doğru konuşmaya başlar ..

HOCA
Tasallut üzerinesiniz ..

Gençler şaşkın bir ifadeyle kısaca bakışırlar aralarında .. Hoca konuşmasına devam eder ..
HOCA
Şeytanın oyunları bin bir türlüdür .. Tasallutları, musallatları da öyle .. Doğrusu üzerinizde ki bu tasallutun sebebini henüz anlayamadım lakin bu kurtulamayacağınız bir musibet değil ..
YAŞAR
Hocam neyse gereğini yapın lütfen .. Size anlattığımız gibi üç gündür bu kahrolası durum bizi yedi bitirdi ..

ELİF
Her şey sizinle görüşmeye başlamamızdan sonra olmaya başladı ..

HOCA
Benim size bir şey yaptığımı mı düşünüyorsunuz ..? ( Bakışları sertçedir )

Yusuf ivedilikle söze karışır ..
YUSUF
Hayır hayır hocam sadece zamanlama kafasını karıştıran Elif’in yoksa ben sizi uzun süredir tanırım ve size güvenirim ..

YAŞAR
Hakikaten hocam, biz Elif’le bu kabusları yaşarken Yusuf neden hiçbir şey görmüyor ..?

HOCA
Yusuf’un zırhı var .. ( Bunu söylerken Yusuf’un boynundaki muskayı işaret eder )

ELİF
Peki bize ne olacak şimdi ?

HOCA
Size bir şey olmasına izin vermem rahat olun .. Bu gece bazı terkibler hazırlayacağım, bunlar sizi rahatlatacak emin olun ..

Bu esnada Elif’in telefonu çalar .. Ekranda annesinin ismini gören Elif kısa bir duraklamanın ardından telefonu açar ..
ELİF
Anne .? Dışarıdayım ne oldu .? Nasıl .? Nesi var .? Tamam tamam ben de geliyorum şimdi .. Yoldan ararım seni .. Tamam ..

Yüzü endişeyle dolmuştur genç kızın .. Sevgilisinin bu halini gören Yaşar merakla sorar ..
YAŞAR
Aşkım ne oldu ?

ELİF
Anneannem .. Rahatsızlanmış .. Sanırım ciddi bir şey, annem şimdi onu hastaneye götürecekmiş .. Benim hemen gitmem lazım ..

YAŞAR
Tamam çıkalım hemen, ben seni yetiştiririm .. Hocam kusura bakmayın görüyorsunuz ..

HOCA
Ne kusuru ..! Hemen gidin evladım .. Durun geçireyim sizi kapıya kadar ..

Yusuf da ayaklanır ancak hocanın sözüyle olduğu yerde kalır ..

HOCA
Yusuf sen kal evladım .. Arkadaşlarının sıkıntısını halletmem için bana lazımsın ..

YUSUF
Hocam ama ….

YAŞAR
Kal sen kanka .. Biz Elif’le bir gidelim bakalım seni ararım sonra .. Sende hocaya yardım et artık ne yapılması gerekiyorsa .. Seni almaya gelirim illaki ..

YUSUF
Ee iyi peki ama arayın beni muhakkak ..

Hoca misafirlerini geçirmek için onlarla beraber alt kata inerken Yusuf odada yalnız başına kalır .. Dışarı da çiseleyen yağmurun pencereye ahenkle vuruşunu izler bir müddet .. Aradan birkaç dakika geçer ama İsmail hoca henüz odaya dönmemiştir .. Bir ara telefonuyla oynamayı dener ama az kalmış şarjının durumunu görünce bu hevesinden vazgeçer .. Ayağa kalkar, kitapların bulunduğu rafa doğru ilerler .. İrili ufaklı, eski ve daha eski bir çok kitap arasından ilgisini çekebilecek bir şeyler arar .. Sonra orta kalınlıkta siyah kaplı eski bir kitap dikkatini çeker .. Başta kitap sansa da üzerinde hiçbir yazı olmamasından defter olabileceğine karar verir .. Yavaşça onu diğer kitapların arasından çekip eline alır ama açmaya fırsatı olmadan duyduğu sesle irkilir.. Daha önce hiç duymadığı bir tonda ve hiç ürkmediği kadar ürkütücü bu ses sanki bir tür inleme gibidir .. Bu beklenmedik duruma korkan Yusuf sırtını raflara doğru yaslar .. Odanın kapısı ağır ağır açılır .. Yusuf nefesini tuttuğunun çok sonra farkında olacaktır .. İçeri giren silüetin İsmail Hoca’ya ait olduğunu görünce rahatlar ama hocanın bakışlarında ki değişikliği de hemen fark etmiştir .. Daha önce onu bu kadar sert bakışlarla görmemiştir Yusuf .. Hoca pek de sevimli olmayan bir tavırla konuşur Yusuf’un elinde tuttuğu kara kaplı deftere bakarak ..

HOCA
Onu yerine bırak ..

YUSUF
Ho hocam .. Ben sadece sizi beklerken öyle şey …

HOCA
Ver onu bana ..

Yusuf bu anlayamadığı tavra karşılık hiç itiraz etmeksizin ve zaten mahcup bir halde defteri hocaya verir .. İsmail Hoca defteri ihtiyatlı bir şekilde eski yerine yerleştirir .. Bunu yaparken bir yandan da konuşmaktadır ..

HOCA
Beni yadırgama .. Bu kitaplıktaki kitaplar ilimdar olmayan kimseler için bırak okumayı eline alması bile çok tehlikeli kitaplardır ..

Yerine geçen İsmail Hoca eliyle işaret eder Yusuf’a ..
HOCA
Buraya gel, otur ..

YUSUF
Her şey yolunda mı hocam .?

HOCA
Merak etme bu iş çözülecek inşaALLAH .. Şimdi bunu görüyor musun bak ..?
Hocanın gösterdiği bakır bir kase içinde Yusuf’un bilmediği çeşitli otların karışımları vardır ..
HOCA
Bu benim özel karışımım .. Bunu şimdi yakacağım .. Sende kokusunu hafifçe içine çekeceksin anlaşıldı mı ?

YUSUF
Neden yapıyoruz bunu hocam ..?

HOCA
İşin sonuna geldik ama sonuca gelemedik .. Eğer bana yardım edersen her şey istediğin gibi olacak .. Hadi dediğimi yap şimdi ..

Bunları söyledikten sonra bakır kase içinde ki otu özenle yakar İsmail Hoca .. Bu işlemi yaparken bir yandan da yine kendi anlayabileceği bir dille bir şeyler mırıldanır .. Kase içinde ki alev yavaş yavaş azalırken çıkan dumanların görüntüsü yılan oynatıcılarının mizansenine benzemektedir .. Hoca kaseyi Yusuf’un yüzüne doğru yaklaştırır ..

HOCA
Çek içine ..

Yusuf, kaseden yayılan buhuru biraz da ürkek bir edayla içine çeker .. Kendinden geçmek üzeredir .. Vücudunun bütün zerrelerinin uyuştuğunu hisseder .. Hocanın önünde ki görüntüsü bulanıklaşır önce, sonra tüm oda .. Koyu ve derin bir karanlığın içine sürüklendiğini hisseder .. Bu esnada duyduğu bir ses geride bıraktığı dünyayla arasında ki tek köprü olur .. Ses gittikçe artar .. Bu tanıdık ses onu karanlığın içinden odanın içine dönmesine sebep olur .. Telefonu çalmaktadır Yusuf’un .. İsmail Hoca ise tam karşısında ona dikkatli gözlerle bakmaktadır .. Sersem bir edayla sorar Yusuf ..

YUSUF
Telefonum mu çalıyor ?!

HOCA
İyi misin .? Kendini nasıl hissediyorsun .?

YUSUF
İyiyim .. Telefonuma bakmalıyım ..

Cebinden çıkardığı telefon ekranında Yaşar’ın ismini görür ..
YUSUF
Yaşar .? Ne oldu neredesiniz .? Döndünüz mü ? E Elif’in anneannesi ne oldu hani .?
İyi miymiş .? Güzel sevindim .. Gitmediniz yani hastaneye .? Kapıda mısınız .? Tamam geliyorum şimdi ..

Hoca’ya doğru döner Yusuf ..
YUSUF
Hocam arkadaşlarım gelmişler kapıdalarmış .. Elif’in annesi yolda gelmene gerek yok anneannen iyi demiş .. Bir aşağıya inelim mi .?

HOCA
Tabi elbette .. Sevindim şükür bir şey olmamış ..

İki adam alt kata inerler .. Dış kapıyı açtıkları sırada Yaşar’ın arabasının bahçe kapısına henüz vardığını görürler .. Yaşar ve Elif arabadan inerler .. Yusuf ve Hoca’da kapıda onları bekler .. Gençler kapıya kadar gelirler .. İlk konuşan Yaşar olur ..

YAŞAR
Tekrar merhaba .. Korkulacak bir şey yokmuş, asayiş berkemal anlayacağınız ..

YUSUF
Oh iyi çok sevindim valla .. Sen nasılsın Elif ..?

ELİF
İyiyim sağ ol Yusuf ..

YAŞAR
Siz ne yaptınız biz yokken ..

HOCA
Gerekli müdahaleyi yaptım çocuklar .. Rahat olabilirsiniz ..

YAŞAR
Ee iyi o zaman hocam biz içeri hiç girmeyelim .. Yusuf’u alıp gidelim o vakit ..

HOCA
Gelin bir çayımı içip öyle gidin isterseniz ..

YAŞAR
Sağ olun ama biz yine de gidelim .. Şimdiden çok teşekkür ederiz size .. Hadi Yusuf hazırlan sende ..

Ceketini üzerine alan Yusuf’un da hazır olmasıyla gençler arabalarına doğru yönelirler .. Araba hareket ederken onları uğurlayan İsmail Hoca’nın yanına yanaşır hanımı .. Birbirlerine manalı bir bakışla bakarlar ..


28 – İÇ VE DIŞ MEKAN / GECEYE DOĞRU/ ARABA VE EV / YAŞAR, ELİF VE YUSUF

Arabayı Yaşar kullanırken hemen yanında Elif oturmaktadır .. Yusuf ise arka koltukta her zamankinden daha konuşkan bir haldedir ..

YUSUF
Sevindim gerçekten anneannenin iyi olmasına .. Demek gaz sıkışmasını nefes darlığı zannetmiş ha .! ( tebessümle )

ELİF
Hı hı .. Anneannem işte, yaşlandıkça evhamı gençleşiyor ..

YUSUF
Neyse iyi oldu döndüğünüz .. Bende siz yokken sıkılmaya başlamıştım zaten .. Eve gidiyoruz değil mi ?

YAŞAR
Evet eve gidiyoruz ..

YUSUF
Elif’i bırakmayacak mıyız evine ?

ELİF
Yok bu gece de sizdeyim ..

Bir müddet sonra evlerinin önüne gelirler ..
YAŞAR
Dostum sen çık biz park edip geliyoruz ..

Arabadan inen Yusuf apartman kapısından içeri girerken araba çoktan hareket etmiştir .. Merdivenlerden yukarı çıkar .. Daire kapısını açıp evine girer .. Üstünü çıkarır .. Salona geçtiği anda telefonu çalar .. Arayan Yaşar’dır ..

YUSUF
Aloo ne oldu .?

YAŞAR
Neredesin .?

YUSUF
Ne demek neredeyim lan .? Eve çıktım ya işte oğlum .. Siz ne yapıyorsunuz aşağıda ?

YAŞAR
Ne aşağısından bahsediyorsun ben hala hastanedeyim .. Sen eve nasıl geldin .?

YUSUF
!!!

YAŞAR
Aloo Yusuf .. Orda mısın .?

YUSUF
Şaka mı yapıyorsunuz aklınız sıra bana .?
( Bu esnada Yaşar’ın hastaneden yaptığı görüşme gözükür .. )

YAŞAR
Ne şakası koçum .? Hastanedeyiz diyorum .. Elif’in anneannesi kriz geçirmiş başındayız hala .. Eğer hocanın evindeysen hala beni bekleme kendi imkanlarınla dön eve diyecektim sana ..

YUSUF
Bak bu şaka bokunu çıkarmaya başladı kardeş .. Uzatmayın isterseniz ..

Daha fazla konuşamaz Yusuf .. Yüzünü salonun kapısına döndüğü anda karşısında Elif ve Yaşar’ı görür .. Daha doğrusu onların kılığında ki şeyleri .. O şeylerin ikisi de sessiz bir öfkeyle bakmaktadır ona .. Gözleri alev alev parıldayan iki ifrit onu almak için oradadırlar ..
Yusuf her zaman ki adetiyle elini boynuna doğru götürür .. Muskası onun biricik sığınağıdır ama bu kez muskasını boynunda bulamaz .. Telaşla yoklar ama muskası yoktur boynunda .. Kulağına dayalı telefondan Yaşar’ın sesini hala duymaktadır .. Korku tüm bedenini sarar Yusuf’un .. Telefonu elinden bırakır .. Düşünebildiği son şey ; “ Muskamı düşürdüm mü yoksa çalındı mı” olur .. Sonra ifritler harekete geçerler .. Bir anda her şey karanlığa boğulur ve karanlığa imza atan son şey Yusuf’un canhıraş feryadı olur .. Artık her şey bitmiştir ..


SONUÇ SAHNESİ

Not : Flashback geçişlidir ..
“İsmail” der genç kız .. Hemen başında duran bu adam evlenmeyi düşündüğü ve sırılsıklam aşık olduğu İsmail’den başkası değildir .. İsmail, yere düşmüş sevgilisinin kalkmasına yardım ederken bir yandan, diğer yandan da gözlerini, dikmiş olduğu belli bir noktadan ayırmamaktadır .. Züleyha şaşkınlık içerisinde sorar ..

ZÜLEYHA
İsmail neler oluyor ..?

İSMAİL
Sakin ol aşkım .. Arkamda dur ve asla yanımdan ayrılma ..

Genç adam bunları söyledikten sonra Züleyha’nın ıslak yüzüne doğru birkaç kez üfler ve onu alnından usulca öper .. Sonra önüne geçer .. Birden duydukları sesle ikisi birden irkilirler .. Sesin geldiği noktada simsiyah bir silüet kıpkırmızı gözlerle bakmaktadır onlara .. Bu noktadan sonra o siyah şeyle daha doğrusu bir zamanlar İsmail’in eşi olan Mehadeş adında ki habaisle İsmail arasında Züleyha’nın anlamadığı bir dille hararetli bir konuşma geçer ..

İSMAİL
Kahrolasıca nasıl yaparsın bunu, nasıl saldırırsın ona .?
( Kahrel auft leiste auft harıb aşar )

MEHADEŞ
Dedim sanaaaaa .. Dedim bırakmam onun peşiniiiiii ..
( Yakul tari yetruk yakul kenhi )

İSMAİL
Ölümüne mi susadın sen ..? Yanacağını bile bile nasıl cüret edersin .?
( Yakdulu maale sehe? Hariki neb neb auft cürrete yurafik.)

MEHADEŞ
Yak hadiiii .. Beni de yak içimde taşıdığım çocuğunu da ama andolsun ki o kadını da biz yakacağızzz ..
( Yuhrik şehl...Ene yuhrik dahil yenkul tıfıla. Lakin andterik ol el-meraa cid yuhriktel.)

İSMAİL
Hiçbir şey yapamazsınız .. Seni de tüm kabileni de ateşlere boğarım ..
( Ebeden yafalihi.. Sehe kec kabily narıle labumme )

MEHADEŞ
Yine de alırız onuuu .. Biliyorssuuuunnn .. Hepimizle baş edemezsinnnn ..
( Ma zalike yahud laef. El- veyii.. Kulla errasi yurafik. )

İSMAİL
Güzellikle anlattım sana, bitti dedim bitti artık .. Benim dünyamda yaşamayı seçtiğim kadın o olacak sen değil ..
( Cemille eşşarıh tari yentehi yakul yentehi idafa. Ene alem yayiş terchele el-meraa ol sehe leyse. )

MEHADEŞ
Senin dünyan o oldu mademmmm bende o dünyayı senden alırımmm ..
( Sehe alem ol illa ene ol aleme sehe yahud. )

İSMAİL
Bunun sonu iyi olmayacak, hepimiz bundan zarar göreceğiz .. Vazgeçmen için ne istersen söyle yapayım kahrolası ..
( Hazam netice ceyyit silbiyye. Kulla vahli yarahe. Laehne dahili şar yatlup beyje laef leiste kahrel. )

MEHADEŞ
Seniiiii
( Seheee)

İSMAİL
Beni unut ama söz sana düzgün bir isteğin olursa yapacağım ALLAH şahidim olsun ..
( Ene yense lakin yuidu bintizam yatlup keifel leiste ALLAH şahid. )

Tiz bir çığlık attı Mehadeş, sanki acı çeken bir kadının yakarışı gibi ..
MEHADEŞ
Çocuğumuzun diyetini ödeyeceksin o zamannn ..
( Tıfulain ikrame yedfeu ol vakit. )

İSMAİL
Nedir istediğin ..?
( Şarra yatlup? )

MEHADEŞ
Her insan yılında bir insan iradesini kurban et bizeee ..
( Kul insan seneiye vahid insan hediyye ciddee.)

İSMAİL
ALLAH’tan korkmaz mısın hiç ? Bunu yaparsam benim ahretim nice olur .?
(ALLAHe yahafel ebeden? Hazam leiste ene ahreti kemiy keifel? )

MEHADEŞ
Antlaşma budur İsmaill .. Ya kabul et ya da olacakları bekleeee ..
( Safka haza İsmael.. ya yakbel yurafik ya nafilete yaktazir. )

İSMAİL
Eğer bunu yaparsam Züleyha’dan uzak duracağına yemin eder misin .?
( İza haza leistei züleyha beyidde vahkehula biade yurafike? )

MEHADEŞ
Tüm yaratılmışlar şahit olsun ki onu rahat bırakırımmm ..
( Kec elmahluk şahid icabiyye laef makulle yetruke.)

İSMAİL
Peki o zaman ama akiti bozarsan ALLAH’da şahidim olsun ki bende seni ve bütün yakınlarını semum ateşinde yakarım .. Şimdi git buradan ..
( Efye ol zamane lakin safka cadhefei ALLAHe şahid icabiyye ene sehe vel elkul karripe semume narı yuhrikil.. Elaan muhle fersha. )

Mehadeş ardında korkunç çığlıklar bırakarak uzaklaşır .. Yağmur dinmiştir bu arada .. Konuşulanlardan ve olanlardan hiçbir şey anlamayan Züleyha şaşkınlık içinde bakmaktadır sevdiği adama .. İsmail genç kızın alnından öper ve sonra ona sarılır ..
Zaman İsmail ve Züleyha’nın mücadelesine tanık olurken şimdi bir başka hikayenin gözlemcisidir ..
Yusuf evine girer .. Arkadaşı Yaşar’ın odasından gelen kıkırdaşmalardan rahatsız olduğu aşikar bir tavırla kendi odasına geçer ..
Sonra başka bir zaman onları salonda görür .. Yaşar’ın kucağına başını koymuştur Elif .. Yaşar sevgilisini yavaşça öper .. Yusuf onları izlerken yumruklarını nasıl sıktığının farkında bile değildir .. Sevdiği kadın en yakın arkadaşının sevgilisidir ..
Başka bir gün hocanın evine gider Yusuf .. Hocanın karşısında diz çökmüş, ona elinde tuttuğu fotoğrafı uzatır .. Fotoğrafta Yaşar, Elif ve kendisi vardır .. “Bunlar mı ?” diye sorar İsmail hoca .. Başını sallar Yusuf .. “Emin misin bunu yapmak istediğinden ?” diye tekrar sorar hoca ve tekrar başını sallar Yusuf .. “Bunun geri dönüşü olmaz biliyorsun değil mi ?” diye yeniden sorar hoca .. Yusuf ; “ Seviyorum hocam elimde değil, onları bu halde görmeye daha fazla dayanamıyorum artık, ne olur tek umudum sizsiniz” der .. Bu kez hoca başını sallar ..
Bir başka gün çay bahçesinde oturmaktadırlar Hoca ve Yusuf .. Yusuf’un yanında arkadaşları Yaşar ve Elif’te vardır .. Gençler fark etmez ama derin derin süzmektedir hoca onları .. Sonra evinde, odasındadır hoca .. Elinde Yusuf’un vermiş olduğu fotoğrafa bakmaktadır düşünceli bir ifade ile .. Hemen yanında ayakta dikilmiş halde siyah çarşaflı bir kadın sorar hoca’ya usulca ; “O çocuğun istediğini yapacak mısın ?” “Hayır” der hoca “hayır ama ona hayatının dersini vereceğim” .. Kadın yine konuşur ; “Mehadeş gibi tıpkı, onları ayırmak istiyor” . “Merak etme o farkında bile olmadan bizim bu seneki diyetimizi ödeyecek ”
Ertesi gün Yaşar ve Yusuf odasındadır Hoca’nın .. Konuşmaktadırlar .. Bir ara tuvalete gitmek için izin ister Yusuf .. Tuvaletten çıktığında onun arkasından feraceli kadın girer sessizce .. Siyahlı kadın klozete daldırdığı bir kepçeyi cebinden çıkardığı küçük bir şişeye usulca boşaltır ..
Gençler gittikten sonra yalnız başına kalmıştır hoca .. Önünde ki sehpada bir takım otlar ve bir bakır kase bulunmaktadır .. Yine önünde anlaşılmaz harf ve şekillerin olduğu bir kağıt parçası da vardır .. Feraceli kadının daha önce ona vermiş olduğu şişenin kapağını açar dikkatle .. İçinde Yusuf’un idrarı vardır .. Bakır kase içinde ne olduğunu kendi bildiği sıvının içine katar .. Sonra kağıdı yırtmaya başlar .. Her yırtışında bir şeyler mırıldanır ve her yırttığı parçayı bakır kasenin içine atar .. Bir ses duyulur .. Boğuk ama kan donduran bir ses hocaya seslenir ; “ Musskasııııııı varrrr .. O zırhhhh çıkmalıııııı ” “Çıkacak der hoca ”
Başka bir gün daha yine gençler karşısındadır hocanın .. Bir ara Elif adında ki kıza bir telefon gelir .. Kız ve sevgilisi telaşla kalkarlar ama Yusuf’u bırakmaz hoca .. Sonra yalnız kaldıklarında ona bir buhur koklatır ve kendinden geçmesini sağlar Yusuf’un .. O bu haldeyken usulca onun boynunda ki muskayı çıkartır hoca .. Daha sonra arkadaşları gelir .. Onları uğurlar .. Odasına çıkar .. Işığı açmaz ama bir mum yakar sadece .. Yanında kara kaplı bir defter vardır .. Yusuf’un az daha içini karıştırmaya çalıştığı defteri açar .. Sayfaları çevirir ..
Hemen her sayfada kendi anlayabileceği bir dille yazılmış yazılar ve şekiller vardır .. Son sayfaya geldiğinde sehpanın üstündeki fotoğrafı alır .. Yusuf’un verdiği fotodur bu .. Sadece Yusuf’un baş kısmını dikkatlice keser ve defterinin son sayfasında ki şeklin üstüne yapıştırır .. Bunu yaparken kali diliyle üç kez seslenir ; “Tüm yaratılmışlık adına şahit olun ki o sizin diyetinizdir – O sizin diyetinizdir – O sizin diyetinizdir” sonra alışık olduğu bir çığlık duyar .. Mehameş’in zafer çığlığıdır bu .. Bir an için Yusuf’un aklı başında gördüğü o son sahneyi onun gözlerinden görür ve sonra göz kapaklarını indirir hoca .. Yüzünde hüzün, omuzunda ağır bir yük vardır adeta .. Derken kapı açılır .. İçeri feraceli kadın girer .. “Bitti mi diye sorar” .. “Bitti” der hoca .. Feraceli kadın başından örtüsünü çıkarır ve hocanın yanına oturur .. Başını omuzuna yaslar .. Züleyha’dır o .. Hocanın biricik aşkı, aşkı uğruna her yıl ağır bir bedel ödemek zorunda olduğu kadın .. İsmail hoca başını omuzuna yaslamış Züleyha’sını şefkatle öper alnından .. Ve son olarak açık olan notebookuna gelen mesaj sesi duyulur .. Ekranda hocanın listesinde bulunan biri mesaj atmaktadır ; “Hocam orda mısınız .? Hocam bir konuda yardımınız gerekiyor da konuşabilir miyiz ?”


SON
 
Okuyan arkadaşlar bu başlık altında düşüncelerini paylaşırlarsa memnun olurum ..
 
Emeğinize sağlık, baştan rengini hafif belli eden bir filmmiş sanırım, yani olayların arkasında Yusuf'un yattığı anlaşılıyordu ama sonunda Yusuf'un kurban olacağını düşünmemiştim. :)
 
Geri