26 – İÇ MEKAN / GECE YARISI / EV / YAŞAR, ELİF, YUSUF VE HOCA
Üç genç de evin salonunda oturmaktadırlar .. Elif yarı yatar bir pozisyonda bir avucuna bastırdığı pamukla salon halısına boş gözlerle bakmaktadır .. Yusuf karşı kanepede düşünceli bir ifade ile izlemektedir onu .. Sessizliği bozan Elif’in hemen yanında oturan Yaşar bozar ..
YAŞAR
Bir bardak su daha getireyim mi ?
ELİF
Hayır ..
YUSUF
Hala aklım almıyor .. Nasıl olurda ikiniz aynı anda aynı kabusu görebilirsiniz ..?
YAŞAR
Kabus mu ..? ( Sinirlenmiştir ) Ne kabusu oğlum ..? Kabustan fazlasıydı bu gece olanlar .. Sıçtığımının evinde üç gündür aynı bokları yaşıyorum zaten ama bu gece olanlar zirve noktası oldu anlıyor musun .? Biz bu gece kabus falan görmedik, biz kabusun kendisini yaşadık .. Etiyle kemiğiyle her şeyiyle bildiğimiz gerçekti ..
Elif pamuğu bastırdığı avucunu Yusuf’a doğru göstererek Yaşar’ın sözünü keser ..
ELİF
Hangi kabus insanın avucunda bıçak yarası açar Yusuf .?
YAŞAR
Ya odanda ki aynanın kırılışı .. Oğlum biz o aynanın kırılışını gördük ve senide uyandıran o olmadı mı .? Bak aynan yere düşmüş parçalanmış işte .. Böyle kabus mu görülür lan .? Hoca buradaydı ya .. Bayağı bildiğin yanımdaydı ..
YUSUF
Ve bende odadaydım öyle mi ..?
YAŞAR
Evet .. Elinde kara kaplı bir kitap vardı, kitaptan bir şeyler okuyup duruyordun ama ne dediğin anlaşılmıyordu .. Zaten okuduğun kitabın sayfaları da bom boştu ..
YUSUF
ALLAH ALLAH !!
Elif sanki birden önemli bir şey hatırlamış gibi Yaşar’a doğru döner ..
ELİF
Bu arada sen üç gündür bu kabusları yaşıyordun ve benden sakladın öyle mi ?
YAŞAR
( Mahcup ) Hayatım sen korkuyordun bir de ben yaşadıklarımı anlatarak seni daha fazla endişelendirmek istemedim ..
ELİF
Ahmakça bir nezaket olmuş bu .. Bir birimizden hiçbir şeyimizi saklamayacaktık hani ..?
YAŞAR
Hayatım ne olur anla beni .. Hem çok üzerinde durmadım gördüklerimin .. Geçer dedim zamanla ..
ELİF
( Bağırarak ) Geçti mi peki ha ? Geçti mi ..? Ne oldu şimdi bak şu halimize ?
YUSUF
Elif tamam .. Yaşar kötü bir şey yapmadı sadece seni düşündüğü için ….
Çalan telefon sesi keser Yusuf’un konuşmasını .. Yusuf’un telefonudur çalan .. Bu geç saatte telefonun çalması salonda ki herkesi susturmuş ve belki de alevlenmek üzere olan bir kavgayı bıçak gibi kesmiştir .. Yusuf telefonunu eline aldığında ekranda Hoca’nın ismini okur .. Arkadaşlarına şaşkınca bir ifadeyle seslenir ..
YUSUF
Hoca arıyor ..!
YAŞAR
Açsana oğlum ..
Telefonu açar Yusuf ..
YUSUF
Efendim ..
HOCA
Şaşırdın mı evladım ..?
YUSUF
Yani evet hocam bu saatte siz …
HOCA
Yaşar yanında değil mi ?
YUSUF
Evet hocam ..
HOCA
Telefonu ona ver lütfen ..
Yusuf telefonu hafif bir tereddütle uzatır Yaşar’a ..
YAŞAR
Hocam ..?
HOCA
Hepiniz iyi misiniz .?
YAŞAR
İ .. İyiyiz hocam hayırdır ..?
HOCA
Elif şu an nasıl peki ?
YAŞAR
Elif mi .! O da iyi sayılır da siz nerden biliyorsunuz Elif’in yanımızda olduğunu ..?
HOCA
Oğlum .. Anla artık .. Gördüğünüz rüyayı bende gördüm .. Oradaydım, yanınızda .. Elif’in bakımını yapan bizzat bendim ama emin değilim onu kurtarabildiğime ..
YAŞAR
Hocam şaka mı bu ..?! Nasıl yani neler diyorsunuz ..?
HOCA
Şaka filan değil .. Onun avucuna şaka diye kesik atmadım orada ..
Hoca’nın son söylediği söz ile sanki yeniden uyanır Yaşar ..
YAŞAR
Neler oluyor hocam bize .?
HOCA
Korkmayın şimdilik size bir şey olmayacak ama bir an önce yanıma gelmelisiniz ..
YAŞAR
Evinize mi .? Şimdi mi .?
HOCA
Evet yanıma gelmelisiniz ama şimdi değil akşam üzeri bana uğrayın ve muhakkak üçünüz de gelin .. Ha bir de gün boyu bir birinizden ayrılmamaya özen gösterin ve akşama yanıma gelin ..
YAŞAR
İyi de hocam nedir bu olanlar biraz anlatsanız .?
HOCA
Anlatacağım ama telefonda olmaz .. Sen dediğimi yap ve korkma .. Size hiçbir şey olmayacak ..
Hoca telefonda ki son sözünü de söyledikten sonra sonlandırmıştır görüşmeyi .. Yaşar telefonu Yusuf’un kucağına atarken seslenir arkadaşlarına ..
YAŞAR
Hazırlanın .. Bu akşam neler olduğunu öğreneceğiz umarım ..
27 – İÇ MEKAN / AKŞAM / HOCA’NIN EVİ / YAŞAR, ELİF, YUSUF VE HOCA
Önceki buluşmalarına göre daha bir yaşlıca gözüküyordur hoca .. Sanki üç günde üç yıl almıştı yaşından .. “Acaba arkadaşlarım da hocada ki bu değişikliği fark edebilmişler midir” diye geçirdi içinden Elif ..
İsmail Hoca gençleri odasına almış, önünde bir rahle olduğu halde üçünü de karşısına oturtmuştu .. Aralarında bilgiye en aç olanın Yaşar olduğu açıkça belli oluyordu .. Genç adam oturduğu yerde huzursuzca kımıldanıyor hocanın başını kaldırıp yüzüne bakması için fırsat kolluyordu .. Soracağı yığınla soru olduğu aşikardı ..
İsmail hoca rahlenin üzerine koyduğu içi su dolu tastan gözünü ayırmıyordu .. Sadece kendisinin duyabileceği bir tonla bir şeyler mırıldanıyor, arada suya doğru üflüyor ve sanki titiz bir laborant edasıyla suyun yüzeyinde bir şeyler arıyor gibiydi .. Sonunda başını kaldıran hoca, merakla ona bakan gençlere doğru konuşmaya başlar ..
HOCA
Tasallut üzerinesiniz ..
Gençler şaşkın bir ifadeyle kısaca bakışırlar aralarında .. Hoca konuşmasına devam eder ..
HOCA
Şeytanın oyunları bin bir türlüdür .. Tasallutları, musallatları da öyle .. Doğrusu üzerinizde ki bu tasallutun sebebini henüz anlayamadım lakin bu kurtulamayacağınız bir musibet değil ..
YAŞAR
Hocam neyse gereğini yapın lütfen .. Size anlattığımız gibi üç gündür bu kahrolası durum bizi yedi bitirdi ..
ELİF
Her şey sizinle görüşmeye başlamamızdan sonra olmaya başladı ..
HOCA
Benim size bir şey yaptığımı mı düşünüyorsunuz ..? ( Bakışları sertçedir )
Yusuf ivedilikle söze karışır ..
YUSUF
Hayır hayır hocam sadece zamanlama kafasını karıştıran Elif’in yoksa ben sizi uzun süredir tanırım ve size güvenirim ..
YAŞAR
Hakikaten hocam, biz Elif’le bu kabusları yaşarken Yusuf neden hiçbir şey görmüyor ..?
HOCA
Yusuf’un zırhı var .. ( Bunu söylerken Yusuf’un boynundaki muskayı işaret eder )
ELİF
Peki bize ne olacak şimdi ?
HOCA
Size bir şey olmasına izin vermem rahat olun .. Bu gece bazı terkibler hazırlayacağım, bunlar sizi rahatlatacak emin olun ..
Bu esnada Elif’in telefonu çalar .. Ekranda annesinin ismini gören Elif kısa bir duraklamanın ardından telefonu açar ..
ELİF
Anne .? Dışarıdayım ne oldu .? Nasıl .? Nesi var .? Tamam tamam ben de geliyorum şimdi .. Yoldan ararım seni .. Tamam ..
Yüzü endişeyle dolmuştur genç kızın .. Sevgilisinin bu halini gören Yaşar merakla sorar ..
YAŞAR
Aşkım ne oldu ?
ELİF
Anneannem .. Rahatsızlanmış .. Sanırım ciddi bir şey, annem şimdi onu hastaneye götürecekmiş .. Benim hemen gitmem lazım ..
YAŞAR
Tamam çıkalım hemen, ben seni yetiştiririm .. Hocam kusura bakmayın görüyorsunuz ..
HOCA
Ne kusuru ..! Hemen gidin evladım .. Durun geçireyim sizi kapıya kadar ..
Yusuf da ayaklanır ancak hocanın sözüyle olduğu yerde kalır ..
HOCA
Yusuf sen kal evladım .. Arkadaşlarının sıkıntısını halletmem için bana lazımsın ..
YUSUF
Hocam ama ….
YAŞAR
Kal sen kanka .. Biz Elif’le bir gidelim bakalım seni ararım sonra .. Sende hocaya yardım et artık ne yapılması gerekiyorsa .. Seni almaya gelirim illaki ..
YUSUF
Ee iyi peki ama arayın beni muhakkak ..
Hoca misafirlerini geçirmek için onlarla beraber alt kata inerken Yusuf odada yalnız başına kalır .. Dışarı da çiseleyen yağmurun pencereye ahenkle vuruşunu izler bir müddet .. Aradan birkaç dakika geçer ama İsmail hoca henüz odaya dönmemiştir .. Bir ara telefonuyla oynamayı dener ama az kalmış şarjının durumunu görünce bu hevesinden vazgeçer .. Ayağa kalkar, kitapların bulunduğu rafa doğru ilerler .. İrili ufaklı, eski ve daha eski bir çok kitap arasından ilgisini çekebilecek bir şeyler arar .. Sonra orta kalınlıkta siyah kaplı eski bir kitap dikkatini çeker .. Başta kitap sansa da üzerinde hiçbir yazı olmamasından defter olabileceğine karar verir .. Yavaşça onu diğer kitapların arasından çekip eline alır ama açmaya fırsatı olmadan duyduğu sesle irkilir.. Daha önce hiç duymadığı bir tonda ve hiç ürkmediği kadar ürkütücü bu ses sanki bir tür inleme gibidir .. Bu beklenmedik duruma korkan Yusuf sırtını raflara doğru yaslar .. Odanın kapısı ağır ağır açılır .. Yusuf nefesini tuttuğunun çok sonra farkında olacaktır .. İçeri giren silüetin İsmail Hoca’ya ait olduğunu görünce rahatlar ama hocanın bakışlarında ki değişikliği de hemen fark etmiştir .. Daha önce onu bu kadar sert bakışlarla görmemiştir Yusuf .. Hoca pek de sevimli olmayan bir tavırla konuşur Yusuf’un elinde tuttuğu kara kaplı deftere bakarak ..
HOCA
Onu yerine bırak ..
YUSUF
Ho hocam .. Ben sadece sizi beklerken öyle şey …
HOCA
Ver onu bana ..
Yusuf bu anlayamadığı tavra karşılık hiç itiraz etmeksizin ve zaten mahcup bir halde defteri hocaya verir .. İsmail Hoca defteri ihtiyatlı bir şekilde eski yerine yerleştirir .. Bunu yaparken bir yandan da konuşmaktadır ..
HOCA
Beni yadırgama .. Bu kitaplıktaki kitaplar ilimdar olmayan kimseler için bırak okumayı eline alması bile çok tehlikeli kitaplardır ..
Yerine geçen İsmail Hoca eliyle işaret eder Yusuf’a ..
HOCA
Buraya gel, otur ..
YUSUF
Her şey yolunda mı hocam .?
HOCA
Merak etme bu iş çözülecek inşaALLAH .. Şimdi bunu görüyor musun bak ..?
Hocanın gösterdiği bakır bir kase içinde Yusuf’un bilmediği çeşitli otların karışımları vardır ..
HOCA
Bu benim özel karışımım .. Bunu şimdi yakacağım .. Sende kokusunu hafifçe içine çekeceksin anlaşıldı mı ?
YUSUF
Neden yapıyoruz bunu hocam ..?
HOCA
İşin sonuna geldik ama sonuca gelemedik .. Eğer bana yardım edersen her şey istediğin gibi olacak .. Hadi dediğimi yap şimdi ..
Bunları söyledikten sonra bakır kase içinde ki otu özenle yakar İsmail Hoca .. Bu işlemi yaparken bir yandan da yine kendi anlayabileceği bir dille bir şeyler mırıldanır .. Kase içinde ki alev yavaş yavaş azalırken çıkan dumanların görüntüsü yılan oynatıcılarının mizansenine benzemektedir .. Hoca kaseyi Yusuf’un yüzüne doğru yaklaştırır ..
HOCA
Çek içine ..
Yusuf, kaseden yayılan buhuru biraz da ürkek bir edayla içine çeker .. Kendinden geçmek üzeredir .. Vücudunun bütün zerrelerinin uyuştuğunu hisseder .. Hocanın önünde ki görüntüsü bulanıklaşır önce, sonra tüm oda .. Koyu ve derin bir karanlığın içine sürüklendiğini hisseder .. Bu esnada duyduğu bir ses geride bıraktığı dünyayla arasında ki tek köprü olur .. Ses gittikçe artar .. Bu tanıdık ses onu karanlığın içinden odanın içine dönmesine sebep olur .. Telefonu çalmaktadır Yusuf’un .. İsmail Hoca ise tam karşısında ona dikkatli gözlerle bakmaktadır .. Sersem bir edayla sorar Yusuf ..
YUSUF
Telefonum mu çalıyor ?!
HOCA
İyi misin .? Kendini nasıl hissediyorsun .?
YUSUF
İyiyim .. Telefonuma bakmalıyım ..
Cebinden çıkardığı telefon ekranında Yaşar’ın ismini görür ..
YUSUF
Yaşar .? Ne oldu neredesiniz .? Döndünüz mü ? E Elif’in anneannesi ne oldu hani .?
İyi miymiş .? Güzel sevindim .. Gitmediniz yani hastaneye .? Kapıda mısınız .? Tamam geliyorum şimdi ..
Hoca’ya doğru döner Yusuf ..
YUSUF
Hocam arkadaşlarım gelmişler kapıdalarmış .. Elif’in annesi yolda gelmene gerek yok anneannen iyi demiş .. Bir aşağıya inelim mi .?
HOCA
Tabi elbette .. Sevindim şükür bir şey olmamış ..
İki adam alt kata inerler .. Dış kapıyı açtıkları sırada Yaşar’ın arabasının bahçe kapısına henüz vardığını görürler .. Yaşar ve Elif arabadan inerler .. Yusuf ve Hoca’da kapıda onları bekler .. Gençler kapıya kadar gelirler .. İlk konuşan Yaşar olur ..
YAŞAR
Tekrar merhaba .. Korkulacak bir şey yokmuş, asayiş berkemal anlayacağınız ..
YUSUF
Oh iyi çok sevindim valla .. Sen nasılsın Elif ..?
ELİF
İyiyim sağ ol Yusuf ..
YAŞAR
Siz ne yaptınız biz yokken ..
HOCA
Gerekli müdahaleyi yaptım çocuklar .. Rahat olabilirsiniz ..
YAŞAR
Ee iyi o zaman hocam biz içeri hiç girmeyelim .. Yusuf’u alıp gidelim o vakit ..
HOCA
Gelin bir çayımı içip öyle gidin isterseniz ..
YAŞAR
Sağ olun ama biz yine de gidelim .. Şimdiden çok teşekkür ederiz size .. Hadi Yusuf hazırlan sende ..
Ceketini üzerine alan Yusuf’un da hazır olmasıyla gençler arabalarına doğru yönelirler .. Araba hareket ederken onları uğurlayan İsmail Hoca’nın yanına yanaşır hanımı .. Birbirlerine manalı bir bakışla bakarlar ..
28 – İÇ VE DIŞ MEKAN / GECEYE DOĞRU/ ARABA VE EV / YAŞAR, ELİF VE YUSUF
Arabayı Yaşar kullanırken hemen yanında Elif oturmaktadır .. Yusuf ise arka koltukta her zamankinden daha konuşkan bir haldedir ..
YUSUF
Sevindim gerçekten anneannenin iyi olmasına .. Demek gaz sıkışmasını nefes darlığı zannetmiş ha .! ( tebessümle )
ELİF
Hı hı .. Anneannem işte, yaşlandıkça evhamı gençleşiyor ..
YUSUF
Neyse iyi oldu döndüğünüz .. Bende siz yokken sıkılmaya başlamıştım zaten .. Eve gidiyoruz değil mi ?
YAŞAR
Evet eve gidiyoruz ..
YUSUF
Elif’i bırakmayacak mıyız evine ?
ELİF
Yok bu gece de sizdeyim ..
Bir müddet sonra evlerinin önüne gelirler ..
YAŞAR
Dostum sen çık biz park edip geliyoruz ..
Arabadan inen Yusuf apartman kapısından içeri girerken araba çoktan hareket etmiştir .. Merdivenlerden yukarı çıkar .. Daire kapısını açıp evine girer .. Üstünü çıkarır .. Salona geçtiği anda telefonu çalar .. Arayan Yaşar’dır ..
YUSUF
Aloo ne oldu .?
YAŞAR
Neredesin .?
YUSUF
Ne demek neredeyim lan .? Eve çıktım ya işte oğlum .. Siz ne yapıyorsunuz aşağıda ?
YAŞAR
Ne aşağısından bahsediyorsun ben hala hastanedeyim .. Sen eve nasıl geldin .?
YUSUF
!!!
YAŞAR
Aloo Yusuf .. Orda mısın .?
YUSUF
Şaka mı yapıyorsunuz aklınız sıra bana .?
( Bu esnada Yaşar’ın hastaneden yaptığı görüşme gözükür .. )
YAŞAR
Ne şakası koçum .? Hastanedeyiz diyorum .. Elif’in anneannesi kriz geçirmiş başındayız hala .. Eğer hocanın evindeysen hala beni bekleme kendi imkanlarınla dön eve diyecektim sana ..
YUSUF
Bak bu şaka bokunu çıkarmaya başladı kardeş .. Uzatmayın isterseniz ..
Daha fazla konuşamaz Yusuf .. Yüzünü salonun kapısına döndüğü anda karşısında Elif ve Yaşar’ı görür .. Daha doğrusu onların kılığında ki şeyleri .. O şeylerin ikisi de sessiz bir öfkeyle bakmaktadır ona .. Gözleri alev alev parıldayan iki ifrit onu almak için oradadırlar ..
Yusuf her zaman ki adetiyle elini boynuna doğru götürür .. Muskası onun biricik sığınağıdır ama bu kez muskasını boynunda bulamaz .. Telaşla yoklar ama muskası yoktur boynunda .. Kulağına dayalı telefondan Yaşar’ın sesini hala duymaktadır .. Korku tüm bedenini sarar Yusuf’un .. Telefonu elinden bırakır .. Düşünebildiği son şey ; “ Muskamı düşürdüm mü yoksa çalındı mı” olur .. Sonra ifritler harekete geçerler .. Bir anda her şey karanlığa boğulur ve karanlığa imza atan son şey Yusuf’un canhıraş feryadı olur .. Artık her şey bitmiştir ..
SONUÇ SAHNESİ
Not : Flashback geçişlidir ..
“İsmail” der genç kız .. Hemen başında duran bu adam evlenmeyi düşündüğü ve sırılsıklam aşık olduğu İsmail’den başkası değildir .. İsmail, yere düşmüş sevgilisinin kalkmasına yardım ederken bir yandan, diğer yandan da gözlerini, dikmiş olduğu belli bir noktadan ayırmamaktadır .. Züleyha şaşkınlık içerisinde sorar ..
ZÜLEYHA
İsmail neler oluyor ..?
İSMAİL
Sakin ol aşkım .. Arkamda dur ve asla yanımdan ayrılma ..
Genç adam bunları söyledikten sonra Züleyha’nın ıslak yüzüne doğru birkaç kez üfler ve onu alnından usulca öper .. Sonra önüne geçer .. Birden duydukları sesle ikisi birden irkilirler .. Sesin geldiği noktada simsiyah bir silüet kıpkırmızı gözlerle bakmaktadır onlara .. Bu noktadan sonra o siyah şeyle daha doğrusu bir zamanlar İsmail’in eşi olan Mehadeş adında ki habaisle İsmail arasında Züleyha’nın anlamadığı bir dille hararetli bir konuşma geçer ..
İSMAİL
Kahrolasıca nasıl yaparsın bunu, nasıl saldırırsın ona .?
( Kahrel auft leiste auft harıb aşar )
MEHADEŞ
Dedim sanaaaaa .. Dedim bırakmam onun peşiniiiiii ..
( Yakul tari yetruk yakul kenhi )
İSMAİL
Ölümüne mi susadın sen ..? Yanacağını bile bile nasıl cüret edersin .?
( Yakdulu maale sehe? Hariki neb neb auft cürrete yurafik.)
MEHADEŞ
Yak hadiiii .. Beni de yak içimde taşıdığım çocuğunu da ama andolsun ki o kadını da biz yakacağızzz ..
( Yuhrik şehl...Ene yuhrik dahil yenkul tıfıla. Lakin andterik ol el-meraa cid yuhriktel.)
İSMAİL
Hiçbir şey yapamazsınız .. Seni de tüm kabileni de ateşlere boğarım ..
( Ebeden yafalihi.. Sehe kec kabily narıle labumme )
MEHADEŞ
Yine de alırız onuuu .. Biliyorssuuuunnn .. Hepimizle baş edemezsinnnn ..
( Ma zalike yahud laef. El- veyii.. Kulla errasi yurafik. )
İSMAİL
Güzellikle anlattım sana, bitti dedim bitti artık .. Benim dünyamda yaşamayı seçtiğim kadın o olacak sen değil ..
( Cemille eşşarıh tari yentehi yakul yentehi idafa. Ene alem yayiş terchele el-meraa ol sehe leyse. )
MEHADEŞ
Senin dünyan o oldu mademmmm bende o dünyayı senden alırımmm ..
( Sehe alem ol illa ene ol aleme sehe yahud. )
İSMAİL
Bunun sonu iyi olmayacak, hepimiz bundan zarar göreceğiz .. Vazgeçmen için ne istersen söyle yapayım kahrolası ..
( Hazam netice ceyyit silbiyye. Kulla vahli yarahe. Laehne dahili şar yatlup beyje laef leiste kahrel. )
MEHADEŞ
Seniiiii
( Seheee)
İSMAİL
Beni unut ama söz sana düzgün bir isteğin olursa yapacağım ALLAH şahidim olsun ..
( Ene yense lakin yuidu bintizam yatlup keifel leiste ALLAH şahid. )
Tiz bir çığlık attı Mehadeş, sanki acı çeken bir kadının yakarışı gibi ..
MEHADEŞ
Çocuğumuzun diyetini ödeyeceksin o zamannn ..
( Tıfulain ikrame yedfeu ol vakit. )
İSMAİL
Nedir istediğin ..?
( Şarra yatlup? )
MEHADEŞ
Her insan yılında bir insan iradesini kurban et bizeee ..
( Kul insan seneiye vahid insan hediyye ciddee.)
İSMAİL
ALLAH’tan korkmaz mısın hiç ? Bunu yaparsam benim ahretim nice olur .?
(ALLAHe yahafel ebeden? Hazam leiste ene ahreti kemiy keifel? )
MEHADEŞ
Antlaşma budur İsmaill .. Ya kabul et ya da olacakları bekleeee ..
( Safka haza İsmael.. ya yakbel yurafik ya nafilete yaktazir. )
İSMAİL
Eğer bunu yaparsam Züleyha’dan uzak duracağına yemin eder misin .?
( İza haza leistei züleyha beyidde vahkehula biade yurafike? )
MEHADEŞ
Tüm yaratılmışlar şahit olsun ki onu rahat bırakırımmm ..
( Kec elmahluk şahid icabiyye laef makulle yetruke.)
İSMAİL
Peki o zaman ama akiti bozarsan ALLAH’da şahidim olsun ki bende seni ve bütün yakınlarını semum ateşinde yakarım .. Şimdi git buradan ..
( Efye ol zamane lakin safka cadhefei ALLAHe şahid icabiyye ene sehe vel elkul karripe semume narı yuhrikil.. Elaan muhle fersha. )
Mehadeş ardında korkunç çığlıklar bırakarak uzaklaşır .. Yağmur dinmiştir bu arada .. Konuşulanlardan ve olanlardan hiçbir şey anlamayan Züleyha şaşkınlık içinde bakmaktadır sevdiği adama .. İsmail genç kızın alnından öper ve sonra ona sarılır ..
Zaman İsmail ve Züleyha’nın mücadelesine tanık olurken şimdi bir başka hikayenin gözlemcisidir ..
Yusuf evine girer .. Arkadaşı Yaşar’ın odasından gelen kıkırdaşmalardan rahatsız olduğu aşikar bir tavırla kendi odasına geçer ..
Sonra başka bir zaman onları salonda görür .. Yaşar’ın kucağına başını koymuştur Elif .. Yaşar sevgilisini yavaşça öper .. Yusuf onları izlerken yumruklarını nasıl sıktığının farkında bile değildir .. Sevdiği kadın en yakın arkadaşının sevgilisidir ..
Başka bir gün hocanın evine gider Yusuf .. Hocanın karşısında diz çökmüş, ona elinde tuttuğu fotoğrafı uzatır .. Fotoğrafta Yaşar, Elif ve kendisi vardır .. “Bunlar mı ?” diye sorar İsmail hoca .. Başını sallar Yusuf .. “Emin misin bunu yapmak istediğinden ?” diye tekrar sorar hoca ve tekrar başını sallar Yusuf .. “Bunun geri dönüşü olmaz biliyorsun değil mi ?” diye yeniden sorar hoca .. Yusuf ; “ Seviyorum hocam elimde değil, onları bu halde görmeye daha fazla dayanamıyorum artık, ne olur tek umudum sizsiniz” der .. Bu kez hoca başını sallar ..
Bir başka gün çay bahçesinde oturmaktadırlar Hoca ve Yusuf .. Yusuf’un yanında arkadaşları Yaşar ve Elif’te vardır .. Gençler fark etmez ama derin derin süzmektedir hoca onları .. Sonra evinde, odasındadır hoca .. Elinde Yusuf’un vermiş olduğu fotoğrafa bakmaktadır düşünceli bir ifade ile .. Hemen yanında ayakta dikilmiş halde siyah çarşaflı bir kadın sorar hoca’ya usulca ; “O çocuğun istediğini yapacak mısın ?” “Hayır” der hoca “hayır ama ona hayatının dersini vereceğim” .. Kadın yine konuşur ; “Mehadeş gibi tıpkı, onları ayırmak istiyor” . “Merak etme o farkında bile olmadan bizim bu seneki diyetimizi ödeyecek ”
Ertesi gün Yaşar ve Yusuf odasındadır Hoca’nın .. Konuşmaktadırlar .. Bir ara tuvalete gitmek için izin ister Yusuf .. Tuvaletten çıktığında onun arkasından feraceli kadın girer sessizce .. Siyahlı kadın klozete daldırdığı bir kepçeyi cebinden çıkardığı küçük bir şişeye usulca boşaltır ..
Gençler gittikten sonra yalnız başına kalmıştır hoca .. Önünde ki sehpada bir takım otlar ve bir bakır kase bulunmaktadır .. Yine önünde anlaşılmaz harf ve şekillerin olduğu bir kağıt parçası da vardır .. Feraceli kadının daha önce ona vermiş olduğu şişenin kapağını açar dikkatle .. İçinde Yusuf’un idrarı vardır .. Bakır kase içinde ne olduğunu kendi bildiği sıvının içine katar .. Sonra kağıdı yırtmaya başlar .. Her yırtışında bir şeyler mırıldanır ve her yırttığı parçayı bakır kasenin içine atar .. Bir ses duyulur .. Boğuk ama kan donduran bir ses hocaya seslenir ; “ Musskasııııııı varrrr .. O zırhhhh çıkmalıııııı ” “Çıkacak der hoca ”
Başka bir gün daha yine gençler karşısındadır hocanın .. Bir ara Elif adında ki kıza bir telefon gelir .. Kız ve sevgilisi telaşla kalkarlar ama Yusuf’u bırakmaz hoca .. Sonra yalnız kaldıklarında ona bir buhur koklatır ve kendinden geçmesini sağlar Yusuf’un .. O bu haldeyken usulca onun boynunda ki muskayı çıkartır hoca .. Daha sonra arkadaşları gelir .. Onları uğurlar .. Odasına çıkar .. Işığı açmaz ama bir mum yakar sadece .. Yanında kara kaplı bir defter vardır .. Yusuf’un az daha içini karıştırmaya çalıştığı defteri açar .. Sayfaları çevirir ..
Hemen her sayfada kendi anlayabileceği bir dille yazılmış yazılar ve şekiller vardır .. Son sayfaya geldiğinde sehpanın üstündeki fotoğrafı alır .. Yusuf’un verdiği fotodur bu .. Sadece Yusuf’un baş kısmını dikkatlice keser ve defterinin son sayfasında ki şeklin üstüne yapıştırır .. Bunu yaparken kali diliyle üç kez seslenir ; “Tüm yaratılmışlık adına şahit olun ki o sizin diyetinizdir – O sizin diyetinizdir – O sizin diyetinizdir” sonra alışık olduğu bir çığlık duyar .. Mehameş’in zafer çığlığıdır bu .. Bir an için Yusuf’un aklı başında gördüğü o son sahneyi onun gözlerinden görür ve sonra göz kapaklarını indirir hoca .. Yüzünde hüzün, omuzunda ağır bir yük vardır adeta .. Derken kapı açılır .. İçeri feraceli kadın girer .. “Bitti mi diye sorar” .. “Bitti” der hoca .. Feraceli kadın başından örtüsünü çıkarır ve hocanın yanına oturur .. Başını omuzuna yaslar .. Züleyha’dır o .. Hocanın biricik aşkı, aşkı uğruna her yıl ağır bir bedel ödemek zorunda olduğu kadın .. İsmail hoca başını omuzuna yaslamış Züleyha’sını şefkatle öper alnından .. Ve son olarak açık olan notebookuna gelen mesaj sesi duyulur .. Ekranda hocanın listesinde bulunan biri mesaj atmaktadır ; “Hocam orda mısınız .? Hocam bir konuda yardımınız gerekiyor da konuşabilir miyiz ?”
SON