İçimdeki Cehennem

  • Kullanıcı Rose
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Üye Günlüğü
Konu sahibi son olarak 1217 gün önce görüldü
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Yav ben ne şanssız biriyim ya gelirken zor geldim. Şimdi gidemiyorum bilet yok. Gerçi gitmekte istemiyorum ama yinede aksatmasaydm dersleri iyisi zaten 3haftadr gtmiyorum doğru düzgün. Neyse gelir gelmez sıkıcı konuşmaya başladım. Bi hafta daha buradayım anlatirim bolbol şimdi anlatasm yok sütümu içim de biraz takılıp uyuyaym yarnda oy vermeye gtcem zaten erken uyanirim büyük ihtimalle. Optum by.
 
Ne diyimki neyi anlatım herşey ortada sadece sunu diyorum bu beyinsiz insancıklar başlarına gelen ne varsa hakediyolar. Cidden dcek birşey bulamıyorum artik uzulmucem kimse için. Ne yaptı ne etti tehditle santajla yine yaptırdı istedigini yemin ediyorum nefret ediyorum sizin gbi irade yoksunu insan musfettelerinden yildim. Yeminle biktimda. Allah ıslah etsin. Akil fikir versin ne diym . müstehak size dcmde sadece size giren çıkan olmuyor bizimde agzmiza ediliyor nediyim. S.ken yaraniyo size daha neleer olacak umarım bu kopekliklerinizden koleliklerinizden. Kaypak ligi nızdan arinirsiniz ne diyim...
 
Aylar olmuş uğramayalı.
İçimdekileri kelimelere dökebilir miyim onuda bilmiyorm gerçi.
Uğruna savastığım ne varsa elimden kayıp giderken, hiç bir çabam yok akıp giden zamanı durdurmaya açıkçası..
Ruhumla umursamaz tarafım arasındaki büyük çekişmenin bedenime nasıl zarar verdiği gözler önünde evet ama bunlar onların umrunda mı? hayır. İkiye bölünmüş bir halde ordan oraya savruluşum hayır onların umrunda değil.
Biraz daha sabretmem gerekiyor sanırım.
Zaman diyorum da, bi yerde okumuştum.
''Zaman herşeyin ilacıysa, fazlası intihara girmez mi?''
Bilmiyorum açıkçası bişeyler şu saatten sonra umrumda değil.
Ne boşladığım derslerin ızdırabı, ne beni sıkıştıran kalbim.
Güçsüzüm sanırım. Gün geçtikçe boşvermişliğim artarken hayatım boktan bir hal alıyor. Buradan kurtulmama az bir zaman kalsada dakikalar bile bana asırmış gibi geliyor.
Yorgunum sanırım.
Hiç bişey yapmadan, boş boş oturuşlarımdan, içimdeki yaşama devam etme hissinden, hatta kendimden bile yorgunum.
Neden ruhsuzluğuma her yenisini eklerken bu savaştan çıkamıyorum düşünüyorumda , gerçekten içimden bişeyler kopmuş.
Ucunu birleştiremediğim birsürü olay döngüsü gerçekten canımı sıkıyor.

Bu-nal-dım.
 
Gidemiyorum!
Sanırım aylardır yaşadıklarımı anlatmadanda gidemicem buradan.
Neden anlatma gereği duyduğuma ise ben bile anlam veremiyorum.
İlk defa yazma isteğim sayesinde sanırım..
Belkide burada yazdıklarıma tanıdığım kimsenin okuyamama rahatlığı olduğundandır.
......
O gün hayatımın belkide en zor günüydü.
Onsuz geçen 9 aydan sonra bişeyleri bastırmaya çalışan kalbim,
kendinin bile bas bas bağırdı 'sen ondan vazgeçemezsin' çağrılarına kulak asmayıp 'buson' diye diye o güne kadar gelmişti.
Seviyormuydum ? çok..
Sevdiğim kadar nefret te en uç safadaydı ve bu sevgimi gölgeliyordu.
İnkar ede ede bitti artık diyişlerim, sabahlara varan ağlayışlarım, kendimi kahredişlerim, binbir türlü yaptığım saçmalıklar, hayatıma girenler çıkanlar...
O güne gelmiştim işte.
Evlilik teklifinin üstünden, bir hafta sonra bozulan aramızdan, beni göt gibi hayal kırıklığı ve inanılmaz bir acıyla bırakışının üzerinden ben 1hafta geçti sanarken, 1ay geçti ve ben geçmişimide öne katarak ne beni itiş kakışlarından ne ağza alınmayacak hakaretinden nede geçen 9ayda onsuzluğumdan yakınarak geçirdiğim acı günlerden sonra evlilik teklifi ve bırakışı beni yıktığı için bundan büyük acı çektiremez derken...
O gün kalbime oturan öküz mü desem artık ne zıkkımsa o ağrıdan ve o büyük hayal kırıklıklarından sonra yaşadığım hiç birşeyin aslında canımı yakmamış olduğunu düşündüm.
Arkadaşından gelen bir cevap...
-Nasılsın canım?
+İyiyim yani iyi olmaya çalışıyorum.
- Ya duydum çok üzüldüm...
+Evet ama yapcak bişey yok.
-Ne yani sen biliyormusun ?
+Neyi biliyor muyum ? neden bahsediyosun?

Ben evlilik kararından sonra bırakılmanın acısını sanarken içimden mesajı beklerken baska bişey olduğunu hemen anlamıştım.
Kendi kendime hayır hayır söyleme hayır derken msj gelmişti...

- Nişanlanmış.

Öylece bakakaldım...
Şuan yazarken bile buz tutan ellerim gibi bu kez beni tepeden tırnağa saran bir ürpertiyle buz kestim.
Cevabım kısa ve netti.

+Tamam.

Bir süre süren suskunluğumun ardından aradım.
Meşguldu piç kurusu.
Tekrar aradım yine mesgul.
Mesaj attım ellerim titreye titreye..
-Kapat şu lanet telefonu!!!!!!!!
Bikaç dakka beklemeden sonra.
+Noldu
diyen bir msj aldığımda hemen arama tuşuna basıp 'Efendim' demesini bekledim. Güçlü hissettiğim bir sesle ve alayla;
''Hayırlı olsun nişanlanmışsın çok sevindim'' dedim.
Ses yok..
Ne yüzle konuşacaktıki?
'S-sen nerden biliyorsun?' dedi. Yüzsüz hayvan!
'Söyle doğru mu?' dememin ardından, 'Bilmen gerekmiyor. Nolur sorma, boşver'' demesi beni daha çok sinirlendirirken.
'Söyle dedim anlat. Nasıl oldu kim nezamn oldu ? '
Titreyen sesim ve sinirimi farketmiş olacakki dökülmeye başladı şerefsiz...
'1hafta önce. Annem bulmuş bende tamam dedim gittik istedik'' dedi. Annesine içimden söverken zaten bütün halt o karının başının altından çıktığı için öncelerdende hiç sevmediğim o mahluku boğmak istedim. Sonunda amacına ulaşmıştı. Ben varken bile oluna sürekli 'Oğlum sunun bilmem nesi var ne dersin. Oğlum yok bilmem nenin kızı var tanış' gerçekten sonunda amacına ulaştı ya artık bişey demiyorum bu kadın cidden şeytan.
Girdiğim ruh haliyle konuşmaları bölük bölük hatırladığımdan şuan pek gerisini hatırlamıyorum ama büyük bir hakaretle suratına kapatmıştım telefonu. Adilik bu yaptığın demiştim..
Adilik değil miydi ? Daha bir ay önce evlilik planları kuran insan 1hafta önce nişanlanıyordu! Üstelik önceki konuşmalarımızda ayrılsak ben sırf çocuk için evlenirim başkasıyla dediğimde demediğini bırakmayan insan, ben senden ayrılırsam kimse olmaz istemiyorum dyen insan, hatta ASLA, İMKANSIZ, diyen insan mıydı bu???
Gerçekten tanıyamıyordum.
Zorlu geçen 2 haftadan sonra arkdaslarımın ya yoktur öyle bişey bak arıcak eminim tesellilerine kulak asmamış önceki aksam sabaha kadar içmiş ve sabaha kadar ağlamış ve tabiki günü berbat geçirdiğim günün akşamında telefonum çaldı.
O arıyordu...
Telefona bakakaldım ve farkına varmadan elimi kaydırdığım telefon açıldı... 'Alo.. ' değişi kulaklarıma dolarken 'Efendim' dedim.
'nasılsın' demesinden sonra gayet sakin ve alaylı birşekilde,
'çok iyim, sen nasılsn' dedim. Sesimi duyan neşeli olduğumu sanardı. Cevap vermesini beklemeden 'Neden aradın' dedim, soğuk ses tonum tuttuğu nefesini geri verirken.
'B-ben' demesinin ardından konuşmasını bıçak gibi keserek,
'Neden aradın? Canımı daha çok yakmak içinmi? Kusura bakmada bundan daha fazlasını yapamazsın emin ol.'' dedim hafif bir gülmeye benzeyen hıh sesini çıkarırken.
''Haklısın' dedi sessizce. 'Ben sadece 'izmite geldimde hani demiştin ya eşyalar, büfedeyim ben' deyip sustu. Ona son msj attığımda kıyamadığım eşyalarını -çift tşort, kendine ait 2 tşort, yüzük, bana aldığı hediyeler, ona yazdığım yazılar ve hatırlamadığım bisürü şey- İzmit'e gideceğimi ve büfeye bırakacağımı söylediğim aklıma gelmişti... Fakat bu msjı attıktan sonra ani bir kararla hepsini çöpe atmıştım. Zaten birdaha iletişimimiz olmadığı için ona bunu haber verme gereği duymamıştım.
''Onları ben çöpe attım.' dedim.
Bir nefes alış verişten sonra 'Ciddimisin' dedi.
'Evet. Herşeyi sana ait herşeyi attım çöpe' dedim.
-'Yüzük.. '
+Herşeyi dedim ya, Yüzükte dahil..
-Neyse eminim öyledir
+Belki inanmıyosun ama yemin ederim attım. Neden tutacaktım ki ? Ne hakla onlar artık bana ait olmayan şeyler. bende durmasının hiç bir anlamı yoktu.
-Bak ben şuan müsait değilim. Seni bikaç saat sonra arasam olur mu ?
+Konuşcak bişeyimiz yok aramanı istemiyorum.
-Konuşmamız lazım. Son kez arıcam seni tamam mı uyumucaksın dimi?
+Hayır.
-Tamam kendine iyi bak sakın uyuma tamammı
Cevap vermeden telefonu suratına kapadım.
Bu ne yüzsüzlük diye düşünürken beynim hala konuşmalarn etkisindeydi. Yatağa fırlattığım telefonu alarak heycanla beni avutan arkdaslarımı aradım ve onun aradığını söyledim .
Bikaç saat sonra beklemekten sıkılarak aradım.
Meşgul çalan telefonu sinirimi bozarken 'Az kop biricik nişanlındanda arıcaksan ara yoksa uyucam' diyen bir msj attığımın 3. dkkasında telefonum çaldı. Beyinsiz!
'Annemle konuşuyordum' dedi. Sanki ben safım ya kimi kandırıyor ki? 'Hıı, kesin evet seni dinliyorum bian önce ne konuşcaksan konus' dedim. Sesini duymayalı 2 saat olduğu için konuşmasına teşfik ettim. Hala içimde olan umut kırıntıları ise beynimin mantıklı kısmının 'Malmısın sen ne umudu' diye moralimi bozmasıyla sesine yoğunlaştım.
'Bak gerçekten haklısın ne desen. İstersen bağır, çağır ama susma.
Ne geçiyorsa ne varsa içinde söyle lütfen, istersen küfürde et inan hiç bişey demeyeceğim yeterki konuş' dedi. Ne diyebilirdim ki.
Paramparçaydım. Hayatımı mahvetmişti . Bağırsam değişcekmiydi?
Çektiğim ve çekeceğim acıları geçirecekmiydi? Küfür etsem içim rahatlayacakmıydı ? Düşüncelerimden sıyrılıp cevap verdim.
-'Diyecek bişeyim yok. '
+Bak haklısın. benden duyman lazımdı hiç değilse sana bukadarını borçluydum biliyorum.
7aylık bir ayrılığın ardından tekrar konusmaya basladığımız zamnlarda bu Haziran ayı oluyor. Sonkez görüşmüştük.
Aradan geçen 2ayın ardından evlilik kararımızdan önce ona söylediğim söz aklıma gelmişti ve en çokta bu nişan olayında bundan kırgındım . Bitmiştim. Hatta fazlasıyla bunalımdaydım.
Ona o gün 'Beni biliyorsun ben dayanamaz sana msj atar, ararım. Bana bir söz vermeni istiyorum, hatta yemin etmeni. Nolur eğer ben seni aradığımda veya msj attığımda ' beni birdaha arama, msj atma ben sözlüyüm/nişanlıyım veya evliyim deme. Bak bu beni çok yıkar. Bana önceden söyle bak sana yalvarıyorum böyle bişeye katlanamam. Bunu bana söyle olur mu ' diye ağlak bir sesle konuşmuştum. Ve ben nişanlandığını nefret ettiğimiz biz ayrıyken bizi barıştırmaya çalışan, biz birlikteyken aramızı bozan Volkan piçinin sevgilisinden öğrenmiştim!!!!!!!! Şimdi gelmiş bana benden öğrnmeliydin haklısın diyor. Öldürürm ben bu adamı!
Evet nişanlanması beni ne kadar yıktıysada, ondan değilde baskasından öğrenmem iki kat daha çok yıktı. Bunları düşünürken aklıma gelen düşünceyle;
'Sen beni içini rahatlatmak için mi aradın ? Sana inanmıyorum gerçekten.
Bukadar korkma cidden. Vicdanın rahat olsun hakkım helal sana şimdi kapatabilirsin telefonu'' dedim ve beynımden burulmuşa döndüm. Bir ay önce öğrendiğim gece ona bu dünyada çok mutlu ol mutlu yaşa ama öte dünyada sana hakkım helal değil demiştim ve bunun için mi aradı! İnanmıyorum cidden.. diye düşündüm.
'' Hayırgerçekten bunla alakası yok sadece özür dilemek için aradım.
Benden duymalıydın bak ne dersen de sadece susma tamam mı dök içini bu son konuşmamız içinde bişey kalmasın'' dediysede dilime ucuna içimdekileri getirip ağzıma geleni saymak istedim ama yine yapamamıştm. Ne desem eksik kalacaktı çünkü. Okadar çok şey vardıki içimden taşan ama hiç bişey diyemiyordum. Ne yaşadığım acıyı ne yaşayacak olacaklarımı hiç bişey diyemi yodum. Evet tam bir malım işte. Konuşamıyordum çünkü kafamdaki cumleler birbiriyle itişiyor ve ben söylemek istediğim cümleyi tam kuracakken baskası onu itip yerine geçip söylenmeyi bekliyordu o onu o nu derken paradoks haline gelen cümlelerim dilimden çıkmayı beceremiyordu. Bu yüzden sustum işte. Sabaha kadar ordan burdan eski günlerden iyi günlerden mutlu günlerden konuştuk. Güldük, hüzünlendik.. Yaşadığımız herşey gözümüzün önünden akıp gitti. Bir ara dayanamayıp ağladığını duydugumda hiç bir şey hissedememiştim. Ne üzülme diyebilmiştim nede onla birlikte ağlayabilmiştim. Demekki okadar kırgındımki ağlaması bile beni etkileyememiş canımı yakamamıştı. Sadece susmuştum o ağlarken. Tıpkı ben öğrendiğim günden beri gözyaşı döktüğümde onun haberi olmasada yüreği sızlamadığı gibi benimde sızlamamıştı. Telefonu kapatmaya yakın son sözlerimizi söylerken. Aramızdaki dialog gerçekten şimdi düşününce beni gülmeye itiyordu.
-Gerçekten attın mı herşeyi doğru söyle?
+Ya evet attım neden inanmıyorsun anlamadım. Yemin ederim ki herşeyini attım. Sende duruyor mu ki?
-Tabikide duruyor hepte duracak.
+Ya evlendiğinde? Saçmalama istersen.
-Bilmiyorum atamam ya bilmiyorum cidden biyerlere koyarım işte.
+Peki ya yüzük? Onu da mı atmadın?
-Atmadım hatta şuan parmağımda.
+Ne!? Nasıl yani ?
-Biliyorsun altın günah. Nişan yüzüğünü takmıyorum. Bende bunu takıyorum bazen.
+Ee bu yüzük nerden çıktı demediler mi?
-Sormadılar ama sorsalarda uydururum bişeyler.

diyecek bişey bulamamıstım. Gerizekalı ben sonradan düşündüğüm ve bunun içinde kendime küfrettiğim düşünceyle hala sinir oluyorum. Ulan sen bizim söz yüzüklerimizi başkası için nasıl takarsın? demedim. Aklıma gelmedi hala inanmıyorum kendime gerçekten. Bizim yüzüğümüzü başkası için takıyordu ve ben o an bunun farknda bile değildim. Üstelik normal arkadaş gibi konuşmuştuk . Cidden malım. Sonraki konuşmalarımız biraz can yakıcıydı.

-Ee nasıl yapabiliyosun anlatsana. Beni severken nasıl başkasıyla nişanlanabiliyorsun? O kıza yazık değilmi? Hani Allahtan korkuyosun ya bu o kıza günah değilmi? Kalbinde baskası varken o kızla nişanlı olman günah değilmi? demiştim.

Evet malım demiştim. O acıyla bile o kızı düşünüyordum .Lanet olası vicdanım işte.

+ İşte seni bu yüzden seviyodum. Şu haline ragmen hala baskalarını düşünüyosun gerçekten okadar iyisin ki. Sana çektirdiğim bu acı günah asıl. Kimseyi düşünme kendini düşün biraz. Yapma bunu Allah aşkına.
-Evet o kızı düşüncek kadar malım işte.Naparsın. Eee soruma cevap vermedin. Peki nasıl evlenceksin?
+Evlendiğim gün unutucam seni.
-Hıh . Hani hep farklıyız derdin ya haklısın. Aramızdaki farkta bu işte senle.
Bende seni unutunca evlenicem!..

Hiç bişey diyemedi. Ne dicektiki... Birbirimize iyi dileklerimizden sonra telefonu kapatmadan önce kendimi tutabildiğim kadar tuttum. Vedalaştıktan sonra telefonu kapattığımızda ise. Bıraktım kendimi...
Bir damla yaş aktı gözümden sonra onu takip eden diğerleri..
İşte sesini duyduğum son gün buydu.Üstünden aylar geçmesine rağmen hala dun gibi hatırladığım dialoglar bunlar işte. Neyse çok yoruldum bayada yazdım farketmeden. Yazı yakmaktan unuttuğum baş ağrısını bir sigara yakarak ve bir kahve içerek gidermeye çalışcam. Belki daha sonra uğrar devamını anlatırım :)

Hoşçakal. şimdilik.
 
Günaydın diye naralar atmayı çok istesemde,
Uykusuz bir sabahlamayla ne kadar neşeli olabilirsem okadar neşeliyim...
İhtiyacım dışında dışarı çıkmadığımda ki bu bazen 4 5 günü buluyor bazende bir günde 4 5 kere dışarı çıkıp unutup eve geldiğim için kendime kızıp tekrar çıkıp sonra tekrar eve gelip çıkmamla sonuçlanıyor.

Bugunde o günlerden biri olacaktı ama bu kez sabaha karşı kendimi uykuya kaptırdığın birgün olmadığı için sabahı sıfır uykuyla karşıladım.
Ne mi yaptım?
Ekmek ve sigarayı bahane ederek babam sağolsun kartımı doldurmuş olduğunun sevinciyle dışarı çıktım. Ama bu saatte normal olarak hiçbir marketin açık olmadığını sonradan algıladığımda sinirle ATM 'nin yolunu tuttum. Tuhaf bakışların içersinde, -ki neden baktıklarına anlam veremedim ama bu sabahın kör saatinde bir bayanın başında kapişonla aralarından geçmesi olduğunu düşünerek para çektim ve arka mahalledeki ufak büfeye kapısını zorlayarak yaptığım bir girişle adım attım.

Geçen seneden tanıdığım yaşlı çift beni nemrut bir suratla karşılarken 'Günaydın' bile diyemedim. Ekmek ve sigarayı alarak çıktım. Her cumartesi sabahı olduğu gibi pazar evimin önünde kurulduğu için nereden geçeceğimi bilmeyerek ordan burdan geçmeye çalışarak apartmanın kapısına geldim. Şifreyi bianlık tereddütle yanlış girdim ve hass.. dememe kalmadan arkamda ki sesle sıçradım. Gerizekalı !

-2225. İstiyorsan ben gireyim şifreyi?'' diye ukalaca konuşan alt katlardaki bir dairede oturan ve sıkça karşılaştığım adını bile bilmediğim adam.
+Hallettim ben.'' dedim aksi ve soğuk sesimle.
Sonra aklıma sürekli bana o ağır kapıyı tuttuğu ve geçmem için yol verdiği zamanlar geldi 'Yinede teşekkürler' dedim.
Yine(!) kapıyı açarak geçmem için geri çekildi.
Asansörün düğmesine bastığım halde açılmayan kapı beni sinir ettiği için durmadan inadına bastığımı görünce ;
'Yine bozuk heralde, üst kata çıkıp öyle çağır tutukluluk yapmıştır' dedi ve kendi katına çıkmak için merdivenleri kullandı. Sanane be adam! Tabi kendi dairesi bir üst katta olduğundan 4katı tırmanacak olan bendim.

Açıkçası cesaretim elvermedi asansörle çıkmaya ve merdivenlere yöneldim. Gayet iyi gidiyordum aslında. Taki son basamağa kadar. Zaten son 1 haftadır asansör çalışmadığından ve bende evden çıkmadığım için benim için sorun yoktu ama dün duyduğum gürültülerle asansörün yapıldığını anlamıştım.

Birazda buna güvenerek dışarı çıkmıştım aslında. Ama giriş katta olmasına rağmen düğmeyi sökercesine bastığım tuş kapıyı açmayınca içimdeki sese kulak vermiştim. Sonu? Nefes nefese sanki saatlerdir koşuyomuş gibi zar zor attım kendimi eve.
Bugünlük idare edebilirim sanırım. Ama evde hiç bişey kalmadı ve benim markete gitmem gerekiyor!

Bugünlük kotamı doldurduğumu düşündüğümden bunu bugünlük ertelicem. Belki 10dan sonra çıksaydım hem markete gidip hem alacaklarımı alarak, pazartesiye kadar dışarı çıkmayacaktım ama salaklığım tuttu işte. Dışarının aksine ev buz gibi 3 gündür. Tabi evden çıkmadığım için bunu havaya bağlıyordum ama sabahki seyahatimden sonra dışarının sıcak evin soğuk olduğunu anladım. Neden bilmiyorum.

3 gündür kendimi avuttuğum cümle ise;
'Soğuk iyidir kızım, ruh halinin aksine sana yaşadığını hissettirir.'
Kendimce bir teselli bu.
İnsan yalnızlığa alıştığında sanırım herşeyi yine 'kendi' oluyor.
Kimseye ihtiyac duymamam , kendimi avutmam bundan sanırım .
Uyusam mı diye düşünüyorum çünkü bu titremem başka türlü geçecek gibi değil, bi taraftanda bu saatten sonra uyuma diyor.

Salı günü yapacağım 'sunum'a bikaç defa bakıp '' Aman nasılsa var daha deyip erteleye erteleye hafta sonunu getirdim.
Çalışmam gerekiyor! Nefret ediyorum şu saçma sapan uğraşlardan!
Yemin ediyorum az kaldı dayan diye diye kendimi avutmaktan bıktım! Bir daha buraya bırak herhangi bişey için gelmeyi, yolum burdan geçsede 5saatlik yolu uzatıp geçmem!.
Okadar nefret doluyum! 3sene mi yiyen, anılarım, yaşadıklarım,
en çokta acılarım... Koskoca 30 ayımın belkide 28 ayı berbat geçti!
Zaten buradan kurtulduğum gün kurban kesicem !

Neyse kendimi yorganın içine hapsedip orada kaybolmak istiyorum!
Belki uyurum bir umut...

Hoşçakal !
 
Ağrıyan baş ağrımdan mıdır? yoksa içimdeki huzursuzluktan mıdır ? bilinmez. Bişeyler var üstüme çöken. Saç diplerimden gözlerime kadar vuran bu ağrıyla her ne kadar içimden gelmesede şu sunum işini halletmem gerekiyor.
CANIM ÇOK SIKKIN !
 
Hikaye gibi okudum ben bunu, kelimeler kifayetsiz kaldı
 
Hikaye gibi okudum ben bunu, kelimeler kifayetsiz kaldı

hani derler ya anlatsam roman olur, o misal sanırım.
Okadar çok şey varki içimde tuttuğum insanların karşısına geçip anlattığımda boş bakışlarını göreceğime en iyisi yazmak dedim. Hiç bizamn yazı yazmayı sevmeyen ben artık yazmayı düşünüyorum sanırım. Çoğu şiirlerime yansıyan duygu ve düşüncelerim bundan sonrasını sanırım yazıya dökerek hikayesel olarak anlatacak. Belki bikaç kişinin duygularına tercuman olup yaşadıklarımın ders olması adına bikaç insana ulaşır. Bilemem...

Teşekkür ederim yorumun için :cici:
 
Saatlerdir ulan ne olmuş bu foruma diye kopyasıyla ugrasıyormuşum.
Ben diyorum herkes nerede :D
Herşey aynı ama kimse yok ilginç bir durumdu.
Sonunda buldum doğru forumu neyseki :)
 
Ulan ne acı çekmişim be görende ailemi trafik kazasında kaybetmişim sanar.
Gerçekten malmışım.
Evt yaşadıklarım kolay değildi ama bu kadarıda fazlaymış
Günlüğün adına bak :D
Harbi manyakmısım
Gerçi simdide manyağımda ozamn ki gibi pskopat değilmişim :D
Birak 2 3 seneyi 1 gun bile değiştiriyor hayat insanı.

Akıllandım artık, daha deliyim eqeweqeqew :D

Neyse herzamnaki gibi çok sıkıcısın hadi bay
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri