Ağzımdan çıkmaması gereken bir çok cümle kelime zamanla dökülcekmiş meğer yazılara. Unutulanlar, unutulmaya yüz tutmuş tüm anılar birer birer zamanın evrelerinde çıkacakmış karşıma meğer. Bazen harap edecek beni dediğim olaylar zamanla komik gelip, beni sevindiren anılarda yanlızken üzecekmiş meğer. Gitmek istediğin zamanlarda seni tutmayan nefsin, gelmek istediğin her vakitte engellermiş tüm gelmeleri meğer. Ya da öyle düşünmek bir ferahlık vereceğinden bir kurtuluş kaçış yolu açacağından bahane olarak sunulacaktır tüm gidişlere. Nede olsa her gidiş arkasında bir koca yalan bırakmıyormu hayata.
Hani herşey bir çoşkuyla, bir heyecanla başlar derler ya. Zaman zaman bunun doğruluğunu görürüzde hayatta. Bazen çoşku yetmez birşeylerin başlamasına. O zamanda oluşan durgunluk başlatıyor yeni bir zaman. Demekki ne durgunlukla, ne çoşkuyla alakası var başlangıçların. Kendini bulduğun her anında var yeni bir başlangıcın. İnsanın kendini tutamadığı anlarda oluşan her sonuç bir başlangıç oluşturuyor aslında.
Yanlızlığın en güzel yanlarından biride herşeyi rahat bir şekilde düşünmeni sağlamasıdır belkide. Hiçbir kafa kurcalayan ses ulaşamaz sana. Kendi düşüncelerinle yolda yürürsün öyle sessizce. Kimin seni farkettiğine bile aldırış etmeden.Bazen yürürken olmayacak imkansız hayallerde kurarsın . Yolu nasıl yürüdüğünü bile hatırlamassın. Dışardan dalgın dalgın yürüyorsun bir sorun var sanar tanıdıkların. Halbuki o dalgınlıkta ne hayaller kurar insan kendi düşüncelerinde. Ve o kurduğu hayaller garip bir mutluluk huzur verir çoğu zaman insana. Kimi zamanda bu yürüyüşe ayrı bir huzur farklı bir kişi verir.
Yine dalgın dalgın yürürken bir kaldırımda etrafında ki onca insan arasından biri tesadüfen çeker dikkatini. Bir bakış görmen gereken herşeyi gösterebilir sana. Uzakta gördüğün bu belirti yanına yaklaştıkça hissedersin kalbinin artış hızını. Adrenalin o kadar yükselirki heyecanın yüzüne vurur. Yanaklar kızarır ve birşey söyleme ihtiyacı duyarsın. Ama gerçekliğine inanamassın o anın ve yanından geçerken o heyecanı yaşarken bile hiçbirşey demeden geçersin. Bir kaç adım daha attıktan sonra gerçekmi diye döner bakarsın arkana. Bir gerçekliği varsa farkedersinki karşındakide dönmüş bakıyor sana. Yine emin olamassın o anda çoğu zaman. Korkakça bir dönüş yapmışsındır çünkü hazır değildir zihnin bu heyecanı kaldırmaya. Döner biraz daha yürürsün. Ve bir anda durursun olduğun yerde . Arkanı dönüp baktığında bakan yüz görmesende hayal olduğunu düşünsende geriye doğru yürür o hayale kavuşmaya gidersin. Adımların hızlanır ne söyleyeceğini bile kurgulamana fırsat yoktur. Yüzünde garip bir telaş ve kovalarsın o hayali. Kendine güvenmeyen birçok insan kovalama esnasında kalır. Kendine güvendiğin an aslında herşey değişmiştir. Bilinmesi gereken en önemli şey aslında o ilk anda duyulan heyecanın gerçekliğidir. Hiçbir şey kaybetmiyeceğini bilmelisin o esnada. Yaklaşırsın yanına ama göremessin bir ilgi çünkü o şansı başlangıçta kaybetmişsindir. Cesaretin kırılıp kaçarsın çoğu zaman. Halbuki içine kapanık halinden kurtulman gerekir o esnada.
Yanlız kalmak istediğim bir gündü dışarı çıktığım o an. Yapacak birşeyde gelmiyordu aklıma. Yavaş adımlarda dalgın dalgın yürüyordum yolda. Kafam yerde arada sırada kaldırıp bakıyordum etrafa. Aklımda kurduğum ilginç hayaller vardı. Üstümdeki yükten kurtulup uçmak istiyordum sanki o anda. Yerçekimi kanununa isyan edip yükselmek istiyordum havaya. Ve devamını getiriyodum bu hayalin zihnimde. İyice boşaltıyordum zihnimi düşüncelerden hayal kurup. Biraz olsun rahatlamak için iyi bir yöntemdi. Derken uzaktan belirmiştin. Gözlerim sana doğru gitmiş incelemeye başlamıştı bile seni. Kızıl saçların parlıyordu uzaktan. Üstünde bir polar altında bir pantolon yavaş yavaş yürüyordun. Biraz yaklaştığında farketmiştim telefonla konuştuğunu. Kimle konuşuyor acaba diye düşünüyordum. Yüzün konuşurken gülüyordu. O mutluluk tablosunda kendim eksikmişim gibi hissettim. Biraz daha yaklaşınca farkettin baktığımı. Bir gülümsemeyle karşılık vermiştim farketmene. Yanından geçtiğimde bir iki adım ve durmuştum dönmüştüm geriye. Bekliyordum dönecekmisin diye. Bayağı bir gittin ve biraz daha uzaklaştın gözden kaybolacaktın nerdeyse. Bir aradan aşağı ineceğin zaman dönerken kafanı çevirmiş hala baktığımı farketmiştin. Benim için yeterli bir sebepti bu. Aşağı doğru inerken sen hızlı adımlarla yürümeye başlamıştım sana doğru. Aradaki fark sanki hiç kapanmıyordu. Kaybetmiyim diye seni iyice hızlanmıştım yürürken. Tam tramvaya bindiğinde tramvay durağının dışında duruyordum artık yetişemezdim. Görmen gerekiyordu beni ama tabi görmeni sağlarsam tamamen kaybedeceğimden seni hızlıca bir taksiye binmiştim. Tramvayı takip ediyorduk taksiyle . Her tramvay durağının yanından geçerken inecekmisin diye bakıyordum. Aslında sıkılmıştımda bu kovalamacadan. Taksi şöförüne beni Atakuma bırakmasını söylemiş takip etmeyi bırakmıştım. Canım sıkılmıştı biraz bu fırsatı kaçırdığım için. Neden konuşmadım diye pişmanlıkta vardı içimde biraz. Kendimi avutacak bir bahanede bulamıyordum
Sahilde dolanırken bir çay bahçesine gireyim dedim. Yoldan geçenlere bakar böylece kafamdakilerden yine kurtulurum diyordum. Ama olmaması gereken birşey olmuştu. Sen arkadaşlarınla çıkıp gelmiştin oraya. Onca kafe arasından en kötü görünümlü fazla özelliği olmayan o çay bahçesine. Bu sefer farkettiğinde ilk gülümseme senden gelmişti. Konuşmam gerekirdi artık ayağa kalkmış bulunduğunuz yere doğru gelecekken yanına başkası gelmiş birşeyler demiş ve sen konuşmaya başlamıştın. Gülerkende seni gördüğümde yolumu değiştirip hesabı ödeyip bir anda çıkmıştım oradan. Çıkarken bakıyordun yüzüme doğru farketmeme rağmen kafamı çevirip hızlı adımlarla çıkıp gitmiştim oradan. Aslında dikkatini dağıtıp o anda bana dikkat etmeni sağlayarak tüm ilgini üstümede çekebilirdim.Ancak yanına konuşmaya gelen bir insana gülerken bile görmek seni bir anda soğutmuştu beni bu istekten.
Atakumdanda ileriye doğru yürümeye başlamıştım sahil kesiminin biteceği en son noktaya kadar yürümeyi düşündüm. Yavaş yavaş yine hayallere dalarak sessizce yürüyordum. Sahil iyice sessizleşip insanların azaldığı bir yerde denize iyice yaklaşarak oturdum sahilin kumuna. Yaktım sigaramı aklıma getirdiğim bir melodide aklımdan gelen her sözü sanki şarkı söyler gibi söylüyordum.Bulunduğum yer iyice sıkmaya başladığında beni saatte biraz geçince alkol alabileceğim bir bara doğru hareket ettim. Tek başına içmek her ne kadar sıkıcı olsada garip bir rahatlık verdiği için yinede gittim. Bahçeli yerde fazla insanın olmadığı bir yer seçtim. Oturdum bir iki bira içtikten sonra kalktım. Eve doğru yürürüm diyordum. İnsanlardan kaçmak istediğim için o an ara sokaklardan kimsenin olmıyacağı yerlerden gitmeyi düşünüyordum. Bir ara sokağa girdiğimde bir ses duydum Mustafa diye dönüp arkama baktım o anda hiç çekemiceğim biri yanıma doğru geliyordu. Napıyorsun Mustafa dediğinde kafamı dinliyorum izninle iyi geceler dedim uzaklaştım. ÜStümdeki durgunluğu atmam gerekiyordu. O durgunlukla eve gidecek olsam pek uykuda uyumadığım için kendimi sabaha kadar iyice garip hissederdim. Yine aynı çay bahçesine doğru yol aldım. Geldiğimde oturuyolardı hala. Baktım masada bir değişiklik yoktu konuşan erkek ya sonra haberleşmeyi düşündü yada istediği cevabı alamamıştı. Pek ilgilenmiyordum ama orasıyla. Beni göremiceği şekilde onun arkası dönük olduğu alanlarda biryere en köşeye oturdum. Bir türk kahvesi isteyip kafamı sahile doğru çevirdim yine etraftakileri izliyordum. Arada masadakilerin bana baktığını farketsemde sanki farkında değilmişim gibi davranıyordum. Sanki gündüz vakti tanışmak için o kızın peşinden taksiyle onu kovalayan ben değilmişim gibi. Farketmeme konusunda o kadar iyiydimki sanki ben baktıklarının farkında değilmişim gibi garsonda gelip bana şu masadakiler sana bakıyor diyordu. Sanki onu çok ilgilendiriyormuş gibi. Teşekkür ettim ve birşey sordum istek parça yapsak muzik değişiyormu diye. Şimdiye kadar kimse öyle bir istekte bulunmadı dedi. Doğaldır diye cevap verdim. Yinede bir istek parça istedim. Tarkan- Aşk gitti bizden - şarkısını istedim. Şarkı bittiğinde çıkıp gidecekken hiçbirşey demeden oradan çıkmak beni bitireceği için hiç olmassa birşeyler söylemek için masalarına gittim.
Merhaba bayanlar diyip bir sandalye çekip masalarına oturdum. İzin almakla felan uğraşamazdım. İzninizle arkadaşınızla birşey konuşacam beş dakika boyunca sözümü kesmesseniz sevinirim. Sonra kalkıp gidecem dedim. Cevap vermelerine bile fırsat vermeden muhabbetleri bölmüş olarak konuşmaya başladım. Farkındamısın bilmiyorum öğlen dışarı çıktığımda seni farkettiğim andan beridir peşinde dolanıp duruyorum. Farkındayım dediğinde. Lütfen sözümü kesme diyeceklerim bitsin dedim. Peki dedi sustu. Devam ettim.Sözümü dakika başı kesip bölmesini engellemessem konuşacaklarım dağılacak ve konu bayağı bir uzayacaktı. ancak kısa yoldan söyleyeceğimi söyleyip biran önce ordan gitmem gerekirdi. Gördüğüm vakit yanına yaklaştığımda verebileceğim tek tepkiyi gülerek verdim. Bu anın hayalmi gerçekmi olduğunu anlamak için biraz yürüyüp döndüğümde arkamı gerçekmi acaba görmek için dönmeni bekledim. Bayağı bir yürüdükten sonra aşağı inerken döndüğünde seni takip ettim. Yetişemiyince taksiyle buralara kadar geldim. umudumu kaybettiğim an bir anda arkadaşlarınla buraya geldin ve kalkıp yanına gelmek için hareket ettiğimde Biriyle konuştuğunu farkettim. İlk gördüğüm andan beridir kalbimi hızla atmasına sebep olan o heyecan o erkeğin söylediği sözlere gülmenle bir anda durdu ve konuşacağım zaman yanına bu isteğimden beni geri çevirdi. Buradan çıktığım andan beridir düşündüm yaptığımı sanki peşinde dolanan kişi ben değilmişim gibi yaptığım davranış garip geldiği için bana bir ihtimal yine buraya geldim. Seni burada bulmayı bile beklemiyordum. Gelirim sizin olmadığınızı görürüm o konuştuğu erkekle gitmiştir diye düşünür böylece bir anda aklımdan silerim diye düşünüyordum. ama ne yazıkki sizi otururken gördüğümde daha fazla şüphe aklımda olmaya başladı.Bu şüphelerle eve gitsem rahat hissedemiceğim için kendimi konuşmak için yanına geldim. Sende beni asıl etkileyen şeyin ne olduğunu görmek için masaya oturup sizin vaktinizden beş dakkanızı çaldım. Beni dinlediğin için teşekkür ederim. Neyin etkilediğini bulduğuma göre bana ayırdığın vakit için teşekkürler dedim. Masadan kalkarken o çocukla ne konuştuğumu merak etmiyormusun dedi. Umrumda değil dedim. Peki söylediklerin hakkımdaki düşüncelerim merak etmiyormusun dedi.cevabımı aldım dedim. Cevabının evet yada hayır hangisi olduğunu nasıl biliyorsun dediğinde. Ben evet yada hayır almak için yanına gelmedim. Böyle bir niyetimde hiç olmadı. Beni etkileyen senin hal hareketlerini mimik hareketlerini ve masada arkadaşlarınla beraberken beni nasıl dinlediğini görmem benim için yeterli bir cevaptı dedim. Ne demek istediğimi anladığında son söz olarak güzel ve mutlu hayalin için teşekkürler sanada mutluluklar dedi. İçim rahat bir şekilde eve gelip güzel bir uyku çekmiştim....
Mustafa KURT
Hani herşey bir çoşkuyla, bir heyecanla başlar derler ya. Zaman zaman bunun doğruluğunu görürüzde hayatta. Bazen çoşku yetmez birşeylerin başlamasına. O zamanda oluşan durgunluk başlatıyor yeni bir zaman. Demekki ne durgunlukla, ne çoşkuyla alakası var başlangıçların. Kendini bulduğun her anında var yeni bir başlangıcın. İnsanın kendini tutamadığı anlarda oluşan her sonuç bir başlangıç oluşturuyor aslında.
Yanlızlığın en güzel yanlarından biride herşeyi rahat bir şekilde düşünmeni sağlamasıdır belkide. Hiçbir kafa kurcalayan ses ulaşamaz sana. Kendi düşüncelerinle yolda yürürsün öyle sessizce. Kimin seni farkettiğine bile aldırış etmeden.Bazen yürürken olmayacak imkansız hayallerde kurarsın . Yolu nasıl yürüdüğünü bile hatırlamassın. Dışardan dalgın dalgın yürüyorsun bir sorun var sanar tanıdıkların. Halbuki o dalgınlıkta ne hayaller kurar insan kendi düşüncelerinde. Ve o kurduğu hayaller garip bir mutluluk huzur verir çoğu zaman insana. Kimi zamanda bu yürüyüşe ayrı bir huzur farklı bir kişi verir.
Yine dalgın dalgın yürürken bir kaldırımda etrafında ki onca insan arasından biri tesadüfen çeker dikkatini. Bir bakış görmen gereken herşeyi gösterebilir sana. Uzakta gördüğün bu belirti yanına yaklaştıkça hissedersin kalbinin artış hızını. Adrenalin o kadar yükselirki heyecanın yüzüne vurur. Yanaklar kızarır ve birşey söyleme ihtiyacı duyarsın. Ama gerçekliğine inanamassın o anın ve yanından geçerken o heyecanı yaşarken bile hiçbirşey demeden geçersin. Bir kaç adım daha attıktan sonra gerçekmi diye döner bakarsın arkana. Bir gerçekliği varsa farkedersinki karşındakide dönmüş bakıyor sana. Yine emin olamassın o anda çoğu zaman. Korkakça bir dönüş yapmışsındır çünkü hazır değildir zihnin bu heyecanı kaldırmaya. Döner biraz daha yürürsün. Ve bir anda durursun olduğun yerde . Arkanı dönüp baktığında bakan yüz görmesende hayal olduğunu düşünsende geriye doğru yürür o hayale kavuşmaya gidersin. Adımların hızlanır ne söyleyeceğini bile kurgulamana fırsat yoktur. Yüzünde garip bir telaş ve kovalarsın o hayali. Kendine güvenmeyen birçok insan kovalama esnasında kalır. Kendine güvendiğin an aslında herşey değişmiştir. Bilinmesi gereken en önemli şey aslında o ilk anda duyulan heyecanın gerçekliğidir. Hiçbir şey kaybetmiyeceğini bilmelisin o esnada. Yaklaşırsın yanına ama göremessin bir ilgi çünkü o şansı başlangıçta kaybetmişsindir. Cesaretin kırılıp kaçarsın çoğu zaman. Halbuki içine kapanık halinden kurtulman gerekir o esnada.
Yanlız kalmak istediğim bir gündü dışarı çıktığım o an. Yapacak birşeyde gelmiyordu aklıma. Yavaş adımlarda dalgın dalgın yürüyordum yolda. Kafam yerde arada sırada kaldırıp bakıyordum etrafa. Aklımda kurduğum ilginç hayaller vardı. Üstümdeki yükten kurtulup uçmak istiyordum sanki o anda. Yerçekimi kanununa isyan edip yükselmek istiyordum havaya. Ve devamını getiriyodum bu hayalin zihnimde. İyice boşaltıyordum zihnimi düşüncelerden hayal kurup. Biraz olsun rahatlamak için iyi bir yöntemdi. Derken uzaktan belirmiştin. Gözlerim sana doğru gitmiş incelemeye başlamıştı bile seni. Kızıl saçların parlıyordu uzaktan. Üstünde bir polar altında bir pantolon yavaş yavaş yürüyordun. Biraz yaklaştığında farketmiştim telefonla konuştuğunu. Kimle konuşuyor acaba diye düşünüyordum. Yüzün konuşurken gülüyordu. O mutluluk tablosunda kendim eksikmişim gibi hissettim. Biraz daha yaklaşınca farkettin baktığımı. Bir gülümsemeyle karşılık vermiştim farketmene. Yanından geçtiğimde bir iki adım ve durmuştum dönmüştüm geriye. Bekliyordum dönecekmisin diye. Bayağı bir gittin ve biraz daha uzaklaştın gözden kaybolacaktın nerdeyse. Bir aradan aşağı ineceğin zaman dönerken kafanı çevirmiş hala baktığımı farketmiştin. Benim için yeterli bir sebepti bu. Aşağı doğru inerken sen hızlı adımlarla yürümeye başlamıştım sana doğru. Aradaki fark sanki hiç kapanmıyordu. Kaybetmiyim diye seni iyice hızlanmıştım yürürken. Tam tramvaya bindiğinde tramvay durağının dışında duruyordum artık yetişemezdim. Görmen gerekiyordu beni ama tabi görmeni sağlarsam tamamen kaybedeceğimden seni hızlıca bir taksiye binmiştim. Tramvayı takip ediyorduk taksiyle . Her tramvay durağının yanından geçerken inecekmisin diye bakıyordum. Aslında sıkılmıştımda bu kovalamacadan. Taksi şöförüne beni Atakuma bırakmasını söylemiş takip etmeyi bırakmıştım. Canım sıkılmıştı biraz bu fırsatı kaçırdığım için. Neden konuşmadım diye pişmanlıkta vardı içimde biraz. Kendimi avutacak bir bahanede bulamıyordum
Sahilde dolanırken bir çay bahçesine gireyim dedim. Yoldan geçenlere bakar böylece kafamdakilerden yine kurtulurum diyordum. Ama olmaması gereken birşey olmuştu. Sen arkadaşlarınla çıkıp gelmiştin oraya. Onca kafe arasından en kötü görünümlü fazla özelliği olmayan o çay bahçesine. Bu sefer farkettiğinde ilk gülümseme senden gelmişti. Konuşmam gerekirdi artık ayağa kalkmış bulunduğunuz yere doğru gelecekken yanına başkası gelmiş birşeyler demiş ve sen konuşmaya başlamıştın. Gülerkende seni gördüğümde yolumu değiştirip hesabı ödeyip bir anda çıkmıştım oradan. Çıkarken bakıyordun yüzüme doğru farketmeme rağmen kafamı çevirip hızlı adımlarla çıkıp gitmiştim oradan. Aslında dikkatini dağıtıp o anda bana dikkat etmeni sağlayarak tüm ilgini üstümede çekebilirdim.Ancak yanına konuşmaya gelen bir insana gülerken bile görmek seni bir anda soğutmuştu beni bu istekten.
Atakumdanda ileriye doğru yürümeye başlamıştım sahil kesiminin biteceği en son noktaya kadar yürümeyi düşündüm. Yavaş yavaş yine hayallere dalarak sessizce yürüyordum. Sahil iyice sessizleşip insanların azaldığı bir yerde denize iyice yaklaşarak oturdum sahilin kumuna. Yaktım sigaramı aklıma getirdiğim bir melodide aklımdan gelen her sözü sanki şarkı söyler gibi söylüyordum.Bulunduğum yer iyice sıkmaya başladığında beni saatte biraz geçince alkol alabileceğim bir bara doğru hareket ettim. Tek başına içmek her ne kadar sıkıcı olsada garip bir rahatlık verdiği için yinede gittim. Bahçeli yerde fazla insanın olmadığı bir yer seçtim. Oturdum bir iki bira içtikten sonra kalktım. Eve doğru yürürüm diyordum. İnsanlardan kaçmak istediğim için o an ara sokaklardan kimsenin olmıyacağı yerlerden gitmeyi düşünüyordum. Bir ara sokağa girdiğimde bir ses duydum Mustafa diye dönüp arkama baktım o anda hiç çekemiceğim biri yanıma doğru geliyordu. Napıyorsun Mustafa dediğinde kafamı dinliyorum izninle iyi geceler dedim uzaklaştım. ÜStümdeki durgunluğu atmam gerekiyordu. O durgunlukla eve gidecek olsam pek uykuda uyumadığım için kendimi sabaha kadar iyice garip hissederdim. Yine aynı çay bahçesine doğru yol aldım. Geldiğimde oturuyolardı hala. Baktım masada bir değişiklik yoktu konuşan erkek ya sonra haberleşmeyi düşündü yada istediği cevabı alamamıştı. Pek ilgilenmiyordum ama orasıyla. Beni göremiceği şekilde onun arkası dönük olduğu alanlarda biryere en köşeye oturdum. Bir türk kahvesi isteyip kafamı sahile doğru çevirdim yine etraftakileri izliyordum. Arada masadakilerin bana baktığını farketsemde sanki farkında değilmişim gibi davranıyordum. Sanki gündüz vakti tanışmak için o kızın peşinden taksiyle onu kovalayan ben değilmişim gibi. Farketmeme konusunda o kadar iyiydimki sanki ben baktıklarının farkında değilmişim gibi garsonda gelip bana şu masadakiler sana bakıyor diyordu. Sanki onu çok ilgilendiriyormuş gibi. Teşekkür ettim ve birşey sordum istek parça yapsak muzik değişiyormu diye. Şimdiye kadar kimse öyle bir istekte bulunmadı dedi. Doğaldır diye cevap verdim. Yinede bir istek parça istedim. Tarkan- Aşk gitti bizden - şarkısını istedim. Şarkı bittiğinde çıkıp gidecekken hiçbirşey demeden oradan çıkmak beni bitireceği için hiç olmassa birşeyler söylemek için masalarına gittim.
Merhaba bayanlar diyip bir sandalye çekip masalarına oturdum. İzin almakla felan uğraşamazdım. İzninizle arkadaşınızla birşey konuşacam beş dakika boyunca sözümü kesmesseniz sevinirim. Sonra kalkıp gidecem dedim. Cevap vermelerine bile fırsat vermeden muhabbetleri bölmüş olarak konuşmaya başladım. Farkındamısın bilmiyorum öğlen dışarı çıktığımda seni farkettiğim andan beridir peşinde dolanıp duruyorum. Farkındayım dediğinde. Lütfen sözümü kesme diyeceklerim bitsin dedim. Peki dedi sustu. Devam ettim.Sözümü dakika başı kesip bölmesini engellemessem konuşacaklarım dağılacak ve konu bayağı bir uzayacaktı. ancak kısa yoldan söyleyeceğimi söyleyip biran önce ordan gitmem gerekirdi. Gördüğüm vakit yanına yaklaştığımda verebileceğim tek tepkiyi gülerek verdim. Bu anın hayalmi gerçekmi olduğunu anlamak için biraz yürüyüp döndüğümde arkamı gerçekmi acaba görmek için dönmeni bekledim. Bayağı bir yürüdükten sonra aşağı inerken döndüğünde seni takip ettim. Yetişemiyince taksiyle buralara kadar geldim. umudumu kaybettiğim an bir anda arkadaşlarınla buraya geldin ve kalkıp yanına gelmek için hareket ettiğimde Biriyle konuştuğunu farkettim. İlk gördüğüm andan beridir kalbimi hızla atmasına sebep olan o heyecan o erkeğin söylediği sözlere gülmenle bir anda durdu ve konuşacağım zaman yanına bu isteğimden beni geri çevirdi. Buradan çıktığım andan beridir düşündüm yaptığımı sanki peşinde dolanan kişi ben değilmişim gibi yaptığım davranış garip geldiği için bana bir ihtimal yine buraya geldim. Seni burada bulmayı bile beklemiyordum. Gelirim sizin olmadığınızı görürüm o konuştuğu erkekle gitmiştir diye düşünür böylece bir anda aklımdan silerim diye düşünüyordum. ama ne yazıkki sizi otururken gördüğümde daha fazla şüphe aklımda olmaya başladı.Bu şüphelerle eve gitsem rahat hissedemiceğim için kendimi konuşmak için yanına geldim. Sende beni asıl etkileyen şeyin ne olduğunu görmek için masaya oturup sizin vaktinizden beş dakkanızı çaldım. Beni dinlediğin için teşekkür ederim. Neyin etkilediğini bulduğuma göre bana ayırdığın vakit için teşekkürler dedim. Masadan kalkarken o çocukla ne konuştuğumu merak etmiyormusun dedi. Umrumda değil dedim. Peki söylediklerin hakkımdaki düşüncelerim merak etmiyormusun dedi.cevabımı aldım dedim. Cevabının evet yada hayır hangisi olduğunu nasıl biliyorsun dediğinde. Ben evet yada hayır almak için yanına gelmedim. Böyle bir niyetimde hiç olmadı. Beni etkileyen senin hal hareketlerini mimik hareketlerini ve masada arkadaşlarınla beraberken beni nasıl dinlediğini görmem benim için yeterli bir cevaptı dedim. Ne demek istediğimi anladığında son söz olarak güzel ve mutlu hayalin için teşekkürler sanada mutluluklar dedi. İçim rahat bir şekilde eve gelip güzel bir uyku çekmiştim....
Mustafa KURT