İbiş Sırtlan Avında

Konu sahibi son olarak 2619 gün önce görüldü

İBİŞ SIRTLAN AVINDA

İbiş ok ve yay alarak Uludağ'a sırtlan avına çıkmış. Gezmiş dolaşmış ortalıkta hiç sırtlan yokmuş. Derken Serdar Yıldırım'a rast gelmiş.

Serdar yaşadığı zamandan 650 yıl gerideymiş.

Elinde tüfek varmış belinde fişek doluymuş.

İbiş'e aslan avına çıktım demiş.

İbiş: " Hani ok hani yay? Neyle vuracaksın aslanı? "

Serdar: " Bak İbiş ok ve yay ilkel silahlar.

Bu gördüğün tüfektir. Tüfeğe şu fişeklerden koyarsın sonra tetiği çektin mi dan hop aslan yerde. "

İbiş: " Küçücük fişek mi aslanı yere düşürecek? Fişek aslana çarpar sonra aslan sana kızar. Kaçarken tozu dumana katarsın.

Hele yakalamasın aslan seni bir lokmada yutar. "

Serdar: " Öyle değil işte. Fişek aslanın vücudunu deler geçer. "

İbiş: " Dediğin gibi olsun. Sen bu tüfekle aslan avladın mı? "

Serdar: " Avlamam mı? Yüzden çok aslan vurdum."

İbiş: " Yüzden çok mu? Hepsini Uludağ'da mı vurdun? "

Serdar: " Tabi ya ne sandın? "

İbiş: " Ama Uludağ'da aslan yok diyorlar. "

Serdar: " Var canım olmaz olur mu? Ormanın derinlikleri aslan kaynıyor. İstersen gidelim bak Uludağ'da aslan var mı yok mu kendi gözlerinle gör. "

İbiş: " Çok isterdim ama şunu başka bir güne bıraksak. "

Serdar: " Sen nasıl istersen İbiş. Aslan avı cesaret isteyen bir iş. Kolay olsaydı her önüne gelen aslan avcısı olurdu."

İbiş ile Serdar çene yarıştırırken ilerden iki avcının geldiğini görmüşler. Bunlar Karagöz ile Hacivat'mış. Karagöz ile Hacivat İbiş'i tanıyorlarmış Serdar ile de tanışmışlar.

Karagöz Serdar'ın aslan avına çıktığını duyunca şaşırmış. Tüfek fişek olayını duyunca aklı karışmış. Serdar ben bu tüfekle Uludağ'da yüz aslan vurdum deyince kaşları çatılmış.

Karagöz: " Bak Serdar bol keseden konuşma. Ben böyle şeylere kızarım. İbiş de atar tutar ama sen onu beşe katladın. İbiş'i dövdüm seni de döverim. "

Bunun üzerine Serdar: " Geçen kış aralık ayında Uludağ'a ava çıkmıştım. Ne bereketli avdı. Dört tane gergedan avladım. " deyince Karagöz Serdar'ın üstüne atılmış.

Aralarında bir boğuşma başlamış. İkisi birlikte yere yuvarlanınca Serdar İbiş'in yardımıyla Karagöz'ün elinden kurtulmuş kaçmaya başlamış.

Karagöz Serdar'ın peşine takılmış. Az sonra yorulan Karagöz bir taşın üstüne oturarak Hacivat'ın ve İbiş'in gelmesini beklemeye başlamış. Onlar geldikten sonra Karagöz:

" Geyik gibi koşuyor yakalamak ne mümkün. "

Hacivat: " Aman Karagözüm yakalayamadın iyi oldu. "

Karagöz: " Nee? Sen hangi taraftansın Hacivat? "

Hacivat: " Ben senin tarafındanım Karagözüm. "

Karagöz: " Ama ondan tarafa çıktın. "

Hacivat: " Serdar İbiş'le konuşurken biz araya girdik. Nasıl olsa bir şey vuracağımız yok.

Bırak anlatsın. Avda böyle hikayelerin anlatılması ava renk verir. Ortam neşelenir. Bol bol gülünür. "

Karagöz: " Orhan neşelensin gülsün. Ben gülemem. Boş keseden böyle avcı hikayelerini duyunca kan beynime çıkıyor. "

Hacivat: " Canım Karagözüm büyüklük göster. Bırak gelsin anlatsın. "

İbiş: " Sen büyüksün yücesin güçlüsün Karagöz Baba. He mi geliversin mi? "

Karagöz: " Siz bu kadar istedikten sonra.. Gelsin bakalım. "

Hacivat'ın çağırmasıyla Serdar anında onların yanında bitmiş. Karşısındaki Karagöz'ün kara gözlerinin içine bakarak avcı hikayelerinin son versiyonunu anlatmaya başlamış:

" Bir çakal varmış. Bu çakal tilkiden kurnaz kurttan kavgacıymış. Kaplanları rakip bilmiş.

Uludağ'da günün her saati kaplan kovalarmış.

Kaplanların çakal karşılarına çıkacak diye ödü koparmış. Olaydan haberim oldu. Tüfek tesisat
kuşandım. Tam tekmil çakalı aramaya koyuldum.

Çakala benim onu aradığımı söylemişler. Çakal yüz arkadaşını toplayıp geldi benim etrafımı sardılar. Tüfekle çaktım aldım.

Son kalan çakal çak al beni de dedi. Çaktım o çakalı da aldım. Dünya kurulalı beri böyle bir avcı görmekse Uludağ'ın kısmeti oldu. Uludağ benle ne kadar gururlansa azdır. "

Müdahale etmemek için kendini zorlayan hırstan dudağını ısırarak kanatan Karagöz dinamit gibi patlamış. Önüne çıkan İbiş'e vurmuş Serdar'a vurmuş. Yere yuvarlanan İbiş'le Serdar kaçıp gitmişler.

Karagöz'ü sakinleştirmek Hacivat'a düşmüş. İlerde dere boyunda İbiş'le Serdar yüzlerini yıkayıp su içmişler biraz kendilerine gelmişler.

İbiş: " Karagöz amma kızdı ha. Arada ben de tokadı yedim. Gülüp geçeceği yerde kızıyor. "

Serdar: " Doğru İbiş. Ben böyle hikayeleri eğlencelik olsun diye anlatıyorum.

Son hikayeyi anlatırken onun gülmese bile kızmayacağını düşündüm. Gülmedi ama kızdı.

Hem çok kızdı. Hacivat'ın güldüğü yanına kar kaldı. Sen ne kar ne zarardasın. Ben de bu işten sebeplendim. "

İbiş: " Nee sebeplendin mi? Tokadı yedin yeri öptün sonra? "

Serdar: " Bir haftadır ağrıyan çürük dişim vardı. Sallanıp duruyordu.

Korkudan dişçiye gidememiştim. Karagöz bir tokatta o dişi bana yutturdu.

Buraya gelirken konuşmadık ya hep dilimi diş oyuğunda tutup kanı durdurdum. Derede ağzımı çalkaladım. İnanmazsan gel de bak. "

İbiş gelmiş bakmış: " Gerçekten oradan yeni diş çıkmış. Belli oluyor. " der ve kahkahalarla gülmüş.

SON
 
Geri