Z
Z3yn3P
Ziyaretçi
Ziyaretçi
kız isimleri , i ile kız isimleri , i ile başlayan kız isimleri , i harfi ile başlayan kız isimleri , i harfi ile başlayan kız isimleri nelerdir , i ile başlayan kız isimleri ve anlamları
İ ile Başlayan Kız İsimleri
İCLAL: (AR) Büyültme, saygı gösterme, ikram. Büyüklük, kudret ve kuvvet.
İCMA: (AR) Dağınık şeyleri toplama, biraraya getirme.
İÇKİN: (TR) Varlığın içinde bulunduğu varlığın yapısına karışmış olan. Yalnızca bilinçte olan. Deney içinde kalan, deneyi aşmayan. Dünya içinde dünyada olan.
İDİL: (YUN) Kır hayatını konu edinen yazı veya şiir, aşk hakkında. Küçük ve şairane resim. İçten ve saf aşk.
İDLAL: (AR) Naz etme, nazlanma, aşın derecede nazlanma.
İFAKAT: (ARR) Hastalıktan kurtulma, iyileşme. Ayılma.
İFFET: (AR) Afiflik, temizlik. Namus.
İKBAL: (AR) Birine doğru dönme. Baht, talih. İşlerin yolunda gitmesi, bahtlı, saadetli, mutlu olması. Arzu, istek.
İKLİM: (YUN) Bir ülke ya da bölgenin ortalama hava durumunu belirleyen meteorolojik olayların tümü.
İLAYDA: (*) Su perisi.
İLGİ: (TR) İki nesne arasındaki bağ, alaka. Kimyada bir cismin başka bir cisimle birleşmeye olan meyli.
İLGÜ: (TR) Engel, mania.
İLGÜL: (TR) Ülkenin gülü. Çok güzel kadın.
İLGÜN: (FAR) Halk, ahali.
İLKAY: (TR) Yeni ay, ayın ilk hali.
İLKBAHAR: (TR) Yılın ilk mevsimi, bahar.
İLKBAL: (TR) İlk doğan kız çocuklarına verilen ad.
İLKE: (TR) Kendisinden türetilen ilk madde. Temel düşünce, temel kanı, umde, prensip. Temel bilgi. Öncül. Davranış kuralı.
İLKİM: (TR) İlk doğan çocuklara verilen ad.
İLKİN: (TR) Önce, öncelikle, uydurma bir kelime.
İLKNAZ: (TR) İlk doğan kız çocuklarına verilen isim.
İLKNUR: (TR) İlk ay, ayın ilk hali.
İLKSEL: (TR) Uzun süre çocuğu olmayanların daha sonra ikiz ve üçüz çocukları olduğunda verilen isim.
İLKSEN: (TR) İlk+Sen
İLKSEV: (TR) İlk+Naz
İLKŞEN: (TR) İlk+Şen
İLKYAZ: (AR) İlkbahar, yaz başlarında doğanlara verilen ad.
İLMİYE: (AR) K İlme ait, ilme mensup.
İLŞEN: (TR) Mutlu, şen ülke.
İMGE: (TR) Zihinde tasarlanan ve gerçekleşmesi özlenen şey, hayal..
İNAYET: (AR) Dikkat. Gayret, özenme. Lütuf, ihsan, iyillik.
İNCİ: (TR) İstiridye cinsinden deniz hayvanlarının içinde çıkan parlak, yuvarlak ve ziynet eşyası olarak kullanılan kıymetli taş. Küçük, temiz ve sevimli. Kıymetli.
İNCİFEM: (TR-AR) İnci gibi güzel ağızlı.
İNCİFER: (TR-FAR) İnci gibi parlak güzel.
İNCİSER. (TR-FAR) Baş inci, en güzel inci.
İPAR: (TR) Yüksek dağların kar tutmayan yerlerinde yetişen bir çeşit dikenli otun sarımtrak çiçekleri, kurusa bile uzun süre kokusu gitmez. Güzel koku, misk, anber.
İPEK: (TR) İpekböceği denilen ve dut yaprağı ile beslenen kurdun ördüğü koza çözülerek elde edilen, kumaş dokumada kullanılan parlak ve ince tel.
İREM: (AR) Cennet bahçesi. Ok veya kurşun atılan nişan tahtası.
İREN: (AR) Özgür, hür.
İSMET: (AR) Masumluk, günahsızlık, temizlik. Haramdan namusa dokunan hallerden çekinme.
İSMİHAN: (AR) Hükümdar isimleri.
İSMİNAZ: (AR-FAR) Naz isminde. Çok nazlı olan.
İSMİNUR: (AR) Nur ismini alan.
İSMİRAR: (AR) Esmerleşme, kara olma, kararma.
İSRA: (AR) Yürütme, geceleyin yürütme gönderme.
İSTARE: (FAR) Yıldız, necm, sitare.
İSTEM: (TR) İstek, dilek.
İŞVE: (AR) Güzellerin gönül alıcı, gönül aldatıcı, nazlı davranışı.
İYEM: (TR) Güzellik. İyilik.
İZEL: (TR) İz + El /El izi anlamında
İZEM: (AR) Büyüklük, ululuk.
İZGİ: (TR) (bkz. İzgü).
İZGÜ: (TR) İyi güzel, akıllı, adaletli.
İZGÜL: (TR) İyi, güzel gül.
İZRA: (AR) Aşırı övme. Altın arama. Korkutma.
İCLAL: (AR) Büyültme, saygı gösterme, ikram. Büyüklük, kudret ve kuvvet.
İCMA: (AR) Dağınık şeyleri toplama, biraraya getirme.
İÇKİN: (TR) Varlığın içinde bulunduğu varlığın yapısına karışmış olan. Yalnızca bilinçte olan. Deney içinde kalan, deneyi aşmayan. Dünya içinde dünyada olan.
İDİL: (YUN) Kır hayatını konu edinen yazı veya şiir, aşk hakkında. Küçük ve şairane resim. İçten ve saf aşk.
İDLAL: (AR) Naz etme, nazlanma, aşın derecede nazlanma.
İFAKAT: (ARR) Hastalıktan kurtulma, iyileşme. Ayılma.
İFFET: (AR) Afiflik, temizlik. Namus.
İKBAL: (AR) Birine doğru dönme. Baht, talih. İşlerin yolunda gitmesi, bahtlı, saadetli, mutlu olması. Arzu, istek.
İKLİM: (YUN) Bir ülke ya da bölgenin ortalama hava durumunu belirleyen meteorolojik olayların tümü.
İLAYDA: (*) Su perisi.
İLGİ: (TR) İki nesne arasındaki bağ, alaka. Kimyada bir cismin başka bir cisimle birleşmeye olan meyli.
İLGÜ: (TR) Engel, mania.
İLGÜL: (TR) Ülkenin gülü. Çok güzel kadın.
İLGÜN: (FAR) Halk, ahali.
İLKAY: (TR) Yeni ay, ayın ilk hali.
İLKBAHAR: (TR) Yılın ilk mevsimi, bahar.
İLKBAL: (TR) İlk doğan kız çocuklarına verilen ad.
İLKE: (TR) Kendisinden türetilen ilk madde. Temel düşünce, temel kanı, umde, prensip. Temel bilgi. Öncül. Davranış kuralı.
İLKİM: (TR) İlk doğan çocuklara verilen ad.
İLKİN: (TR) Önce, öncelikle, uydurma bir kelime.
İLKNAZ: (TR) İlk doğan kız çocuklarına verilen isim.
İLKNUR: (TR) İlk ay, ayın ilk hali.
İLKSEL: (TR) Uzun süre çocuğu olmayanların daha sonra ikiz ve üçüz çocukları olduğunda verilen isim.
İLKSEN: (TR) İlk+Sen
İLKSEV: (TR) İlk+Naz
İLKŞEN: (TR) İlk+Şen
İLKYAZ: (AR) İlkbahar, yaz başlarında doğanlara verilen ad.
İLMİYE: (AR) K İlme ait, ilme mensup.
İLŞEN: (TR) Mutlu, şen ülke.
İMGE: (TR) Zihinde tasarlanan ve gerçekleşmesi özlenen şey, hayal..
İNAYET: (AR) Dikkat. Gayret, özenme. Lütuf, ihsan, iyillik.
İNCİ: (TR) İstiridye cinsinden deniz hayvanlarının içinde çıkan parlak, yuvarlak ve ziynet eşyası olarak kullanılan kıymetli taş. Küçük, temiz ve sevimli. Kıymetli.
İNCİFEM: (TR-AR) İnci gibi güzel ağızlı.
İNCİFER: (TR-FAR) İnci gibi parlak güzel.
İNCİSER. (TR-FAR) Baş inci, en güzel inci.
İPAR: (TR) Yüksek dağların kar tutmayan yerlerinde yetişen bir çeşit dikenli otun sarımtrak çiçekleri, kurusa bile uzun süre kokusu gitmez. Güzel koku, misk, anber.
İPEK: (TR) İpekböceği denilen ve dut yaprağı ile beslenen kurdun ördüğü koza çözülerek elde edilen, kumaş dokumada kullanılan parlak ve ince tel.
İREM: (AR) Cennet bahçesi. Ok veya kurşun atılan nişan tahtası.
İREN: (AR) Özgür, hür.
İSMET: (AR) Masumluk, günahsızlık, temizlik. Haramdan namusa dokunan hallerden çekinme.
İSMİHAN: (AR) Hükümdar isimleri.
İSMİNAZ: (AR-FAR) Naz isminde. Çok nazlı olan.
İSMİNUR: (AR) Nur ismini alan.
İSMİRAR: (AR) Esmerleşme, kara olma, kararma.
İSRA: (AR) Yürütme, geceleyin yürütme gönderme.
İSTARE: (FAR) Yıldız, necm, sitare.
İSTEM: (TR) İstek, dilek.
İŞVE: (AR) Güzellerin gönül alıcı, gönül aldatıcı, nazlı davranışı.
İYEM: (TR) Güzellik. İyilik.
İZEL: (TR) İz + El /El izi anlamında
İZEM: (AR) Büyüklük, ululuk.
İZGİ: (TR) (bkz. İzgü).
İZGÜ: (TR) İyi güzel, akıllı, adaletli.
İZGÜL: (TR) İyi, güzel gül.
İZRA: (AR) Aşırı övme. Altın arama. Korkutma.