Abaris
Elmas Üye
-
- Katılım
- Mayıs 24, 2016
-
- Mesajlar
- 37,867
-
- Tepkime puanı
- 3,894
-
- Puanları
- 353
6..Rivayetlerin Değerlendirilmesi
Klasik dönem müfessirlerinden Zemahşeri Hz. Peygamberin ‘içinde gizlediği şey’ ile ilgili olarak kalbinin Zeynep’e bağlanması, zeyd’in ondan ayrılmasını istemesi Zeyd’den ayrılacağını ve kendisinin onunla evleneceğini bilmesi gibi farklı şekillerde yorumlamış bunların hiç birini diğerine tercih etmemiştir.(1)
Râzi, ilgili ayetleri daha çok peygamberlerin ismet sıfatı çerçevesinde değerlendirmektedir. Allah’ın Hz. Peygamberi azarlamadığından, onu isyan ve hatasının söz konusu edilmediğinden hareketle böyle bir olayın rasullullahtan sadır olmadığını savunmaktadır. Râzi, Hz. Peygamber’in Münafıkların dedikodularından çekinerek Zeyneple evlenme konusunda ihtiyatlı davrandığını ancak bir takım sosyal düzenlemeler kaçınılömaz olduğunda Allah tarafından Zeyneple evlenmesi istendiğini ifade etmektedir.(2)
Kurtubi, rasullullah’a aşk, muhabbet gibi isnadlarda bulunmanın hayasız kimselerin uydurması olduğunu ifade etmektedir. Ona göre ayetlerin lafzında böyle bir sonuç çıkarmak imkânsız olduğu gibi Rasullullah’ın konumu ve ismeti de buna müsait değildir. (3)
Çağdaş dönem müfessirlerinden Elmalılı, yaratıcının yaratıcılık gücünü tesbih ve tenzih ile ilan etmekte peygamberlerin ismet özelliğine aykırı hiçbir durum olmadığını, bu hikayenin aslında olmuş olmasını varsaymakta bir sakınca olmadığını ifade etmektedir. Ayrıca Elmalılı rivayeti hadis ilmi bakımından gerçekten olmuş bir olay olarak görmemektedir.(4)
Seyyid Kutup, 37. ayette geçen ‘içinde gizlediğin şey’ ifadesini; Allah'ın daha önce Rasullullah’a ilham yoluyla Zeynep ile evleneceğini bildirdiği dolayısıyla rasulullah’ın gizlediği şey’in bu ilham olduğu şeklinde anlamaktadır. (5)
Mevdudi konu ile ilgili dedikoduların münafık, Yahudi ve hristıyanlar tarafından Peygamberin yaşadığı dönemde tedavüle çıkması üzerine ilgili ayetlerin nazil olduğunu ifade eder. Ona göre hem onlara cevap hem de Müslümanlara menfi propagandalardan korumak içim bu ayetler nazil olmuştur.
Mevdudi, Zeynep ile Zeyd arasındaki geçimsizlik ve evlatların eşleri konusundaki, bir kısım hukuki nedenlerle Allah peygamberine Zeynep ile evleneceğini ilham etmişti. Rasulullah, çevrenin dedikodularını tahmin ettiğindebn bu evliliği yapmaktan çakiniyordu. Rasulullah, bu imtihana mübtela olmamak için, Zeyd’in eşini boşamamasını öneriyordu. Onun gizlediği şey bu ağır imtihan idi. Ayrıca ‘biz onu sana nikahladık’ ifadesinin rasulullh (s.a.v) Zeynep ile kişisel arzusu ile değil bizzat allah2ın iradesi ile evlendiğinin önemli kanıtlarından biri olduğuna vurgu yapar. (6)
Konu üzerinde yorum yapan müsteşriklerin bir kısmı ön yargısız bir şekilde bilim ve aklın verilerine uygun olarak rivayetlere ilişkin münsif değerlendirmeler yaparken, diğer bir kısmı rivayetleri bir çamur atma aracı olarak görerek tüm ön yargı ve düşmanlıklarını bunların üzerinde yoğunlaştırmaktadır. (7)
Gerçekten de rivayetlere baktığımızda pek çok yönden tezatlar içerdiğini görmekteyiz.
1.İlk olarak Allah resulü Hz. Zeyneb’i ilk defa görüyor değildi ki, hemen görür görmez ona âşık olsun. Küçüklüğünden beri onun gözünün önünde büyümüş, onun her haline şahit olmuştur. Çünkü Zeynep halasının kızıdır. Rasulullahın o eve girmesinde hiçbir sakınca yoktur; henüz tesettür emri de gelmediği için, onu gayet iyi tanımaktadır. Durum böyleyken, gördü de ona hemen ona âşık oldu şeklindeki bir yaklaşım kendi kendini yalanlamaktan ibarettir.
2.Şayet Allah Rasulünün ona karşı en ufak bir meyli olsaydı, ilk önce kendisine nikâhlardı.
3. Hz. Peygamberin Zeynep’i boşatıp kendine alması da mümkün değildi. Zira o gün için hakim olan örfe göre Zeynep (r.a) Rasullullahın oğulluğundan boşanmış kadın sıfatıyla Peygamber’e düşmezdi.
4. ahzab suresinin 37. ayetinde geçen ‘onu sana nikâhladık’, ifadesinden de anlaşıldığı üzere Allah rasulünün Hz. Zeynep’le evlenmesi tamamen emir gereğidir.
7.EVLİLİĞİN HİKMETLERİ
Hz. Zeyneb’in Rasullullah ile olan evliliğini anlayabilmek için tarihi ve sosyolojik bazı gerçekleri çok iyi bilmek gerekir. Aksi takdirde, yanlış bir değerlendirme yapılmış olur. gerçi bu anlayış bütün tarihi olaylar için geçerlidir. Fakat burada daha bir önem kazanmaktadır.r. zira eskiden beri yerleşmiş olan ve nerede ise bir din haline gelmiş bulunan adetlerin kaldırılması söz konusu olmaktadır.
Bu evlilik vesilesiyle topluma bir takım yeni prensipler getirilmiş, öteden beri süregelen birtakım telakkiler kaldırılmış oluyordu. Bu evlilikte toplumda yaygın eski yanlışların düzeltilmesi ve yeni bir takım hükümlerin yerleştirilmesi gibi önemli hikmetler vardır.
Bu evliliğin taşıdığı hikmetleri şöyle sıralayabiliriz.
1. Öteden beri cahiliye döneminde, esir olan insanlara, ikinci sınıf insan olarak hor ve hakir olarak bakılırdı. Bu kişiler her ne kadar sönradan azad edilmiş dahi olsalar, konulan bu sınıf farkını aşamazlardı. Üstünlük ölçüsü olarak sadece takvayı ölçü alan islamın böyle bir şeyi kabul etmesi beklenemezdi. Allah rasulü bu durumu başlangıçta sözleriyle vurgulamaya çalışmıştır. Ancak damarlara kadar işlemiş olan bu telakkiyi bir iki sözle çıkarıp atmak mümkün değildi. İşte bu noktada Allah Rasulü, kendi yakın akrabasından başlamak üzere meseleye el attı. Halasının kızı Zeynep’i Azadlısı Zeyd ile evlendirmekle esaretten kurtulan bir insanla hür ve asil birinin eşit olduğunu, dolayısıyla evlendirilmelerinde hiçbir sakınca olmadığını göstermiştir.
2. Rasulullah zeynepla evlenmek suretiyle, oğulluluğun boşadığı hanımla evlenilebileceğini ortaya koymuş, aksi yöndeki cahiliye anlayışını kökünden kaldırmıştır.
3. bununla dinde olan küfüv meselesi gösterilmiş oluyordu. Güzellik, asalet, zenginlik, neseb vs. gözetilmeden yapılan bir evlilikten, güzel bir netice beklemek zordur. Zeynep validemiz her yönüyle Rasulullah’a denk sayılırdı. Denklik yönüyle belki Zeyd ile aralarında farklılıklar vardı. İşte bunun la gösterildi ki, evlenme hadiselerinde gözden ırak edilmemesi gereken bir husus da, eşler arasındaki bu denkliktir.
4. Bu evlilikle Zeynep’in zedelenen itibarı iade edilmiş oluyordu. Zira Rasullullah daha önce azatlı bir köle ile evlenmiş olmanın Zeynep’e getirdiği ezikliği biliyordu.onunla evlenmek suretiyle, arap ailelerinin en şereflilerinden birinin kızı olan Zeynep’in, köle ile evlenmekle zedelenmiş olan itibarı iade edilmiş olacaktı.
5.Yine bu evlilikte, islam’ın temayüz ettiği eşitlik örneklerinden en yücesini de görmüş oluyoruz. Bu da, Arap’ın en şereflilerinden biri ve kendi halasının kızı olan Zeyneb’i, azatlı bir köleyle evlendirip, boşadıktan sonra da onunla bizzat kendisinin evlenmesidir. Yani dünkü kölelerinden birinin eşi olan bir hanımla evlenme.
HZ. ZEYNEBİN ERDEMLİ KİŞİLİĞİ
Ümmü Seleme onun hakkında şöyle der; Peygamber onu severdi. O saliha, çokca namaz kılan, oruç tutan ve sadaka veren bir kadındı.(9)
Zeynep binti cahş’ın geliri senelik 12 bin dirhemdi. Fakat o, bunu alır almaz derhal fakir ve yetimlere dağıtırdı. Hatta onun bu parayı aldığı zaman ‘Ey Allah’ım! Gelecek yıl bu paraya ulaştırma. Çünkü o bir fitnedir.’ Dediği rivayet edilmektedir. Hz. Ömer bu durumu öğrenince onun kapısı önünde durmuş içeriye selam göndererek: “Daha önce gönderdiğimi dağıttığını duydum. Bin dirhem daha gönderiyorum ki, onu elinde tutasın” demişti. Hz. Ömer bin dirhem daha gönderdi. Fakat; o eskiden beri yaptığını aynen tekrarlamış ve elindekini dağıtmıştı.(10)
O, ölmeden önce kendisi için kefenini hazırlamıştı. Hz. Ömer de ona ikinci bir kefen gönderdi. Öldüğü zaman kendisinin hazırladığı kefen kız kardeşi Hamne tarafından sadaka olarak başkasına verildi. (11)
Kendisi fakirlere, ihtiyaç içinde olanlara ve dullara çokça sadaka veriridi. Hz. Aişe’nin onun ölümü üzerine “övülmeye layık, çokça ibadet eden, yetim ve dulların sığınağı gitti.” Dediği rivayet edilir. (12)
Hz. Zeynep el işi yapan bir kadındı. Deriyi tabaklar, ondan deri eşya diker ve bunun gelirini Allah yolunda sarf ederdi. Bu gayretlerinin boşa gitmediği kısa bir müddet sonra anlaşıldı. Zira rivayete göre rasulullah vefatına yakın günlerinin birinde:”Bana en çabuk ve erken kavuşacak olanınız, kolu en uzun olanınızdır” buyurmuştur. umre binti abdirrahman Hz.Aişeden şu rivayeti yapmaktadır:”Biz, peygamberden sonra herhangi birimizin evinde toplandığımız zaman kollarımızın uzunluğunu duvarda ölçerdik. bu uygulama Zeynep binti Cahş’ın vefatına kadar devam etti.Zeynep kısa boylu bir kadındı.allah kendisine rahmet eylesin, o bizim en uzunumuz değildi. Onun ölümü ile peygamberin “kolu uzun”ifadesi ile “en çok sadaka veren” demek istediğini anlamış olduk. Zeynep et işi yapa deri tabaklayan ve bunu da Allah yolunda tasadduk eden bir kadındı. (13)
Hz. Peygamber bir gün Ömer(r.a)‘e “Zeynep binti Cahş evvahedir” demişti. Bu esnada orada bulunan bir adam: Ya Rasulullah! Evvahe nedir diye sordu. Bunun üzerine Allah'ın elçisi: “Allah’a karşı korkulu bir saygı duyan ve ona yönelip, yalvarandır.” Demiştir. (14)
Zeynep bint-i Cahş (r.a) ibadete düşkün takva sahibi çokca nafile namaz kılan, oruç tutan bir hanımdı. Enes b. Malik’ten rivatetle; Peygamber mescide girdiğinde iki direk arasında bir ipin çakilmiş olduğunu gördü. Bu ip nedir diye sorunca ashab: Bu zeynep’in ipidir. Zeynep, namazda ayakta durmaktan yorulunca bu ipe tutunur. Bunun üzerine ‘hayır, ibadette böyle güçlük olmaz bu ipi çözün, sizden biriniz zinde ve kuvvetli oldukça namazı ayakta kılsın yorulunca da otursun’ buyurdu.
Hz. Aişe’den gelen bir rivayette Hz. Zeynep’in takvası övülür: “Diyanette, takvada, doğru sözlülükte, sıla-i rahme riayet hususunda Zeynep derecesinde yüksek bir kadın görmedim. (15)
Rasullullah’ın eşleri ile Hz. Zeynep arasındaki kıskançlıklar, Hz. Zeynep’in ifk hadisesinde Hz. Aişe hakkında doğruyu söylemesine engel olmamıştır. (16) Hz. Peygamber bu olayla ilgili olarak onun görüşünü sorduğunda şu şekilde cevap vermiştir. “Ya Rasullallah ben işitmediğimi işittim demekten görmediğimi gördüm demekten Allah’a sığınırım. Aişe hakkında vallahi hayırdan başka bir şey bilmiyorum. Bu cevap hem Rasulullah’ı hem de son derece mağdur bir durumda olan Hz. Aişe validemizi çok sevindirmişti.
Dindarlığı, çok sadaka vermesi, çok ibadet etmesi, ölümünden sonra Rasulullah’a ilk kavuşan olması ve hatta nikâhının Allah tarafından kıyılmış olması onu diğer kadınlardan üstün kılmıştı. Hz. Zeynep Zeyd ile olan evliliği konusundaki ilahi iradeye teslimiyetiyle gerekse ibadete düşkünlüğü ve cömert kişiliğiyle günümüz hanımları için de güzel bir model teşkil etmektedir.
1-Zemahşeri, el- Keşşaf an Hakayikit-Tenzil ve uyun’il-ekavil fi vucuhit-te’vil, Beyrut, III, 262.
2-Râzi, İsmetü’l- enbiya, Beyrut, 1409,1988,129.
3-Ebu Abdullah Muhammed b. Ahmed el- Ensari, Muhtasar Tefsiru’l-Kurtubi, (ihts. Eş-Şeyh Muhammed Kerim Racih) Beyrut, 1406/1986, IV,140.
4-Yazır,Elmalılı Muhammed Hamdi, Hak Dini Kur'ân Dili, V,315.
5-Kutup, Seyyid, Fi- Zılâli’l-Kur’an, Beyrut, 1406/1986, V, 2864.
6-Mevdudi, Tefhimu’l-Kur'ân, (Çeviri: Heyet, İst., 1987,IV, 377.
7-Ayrıntılı bilgi için bkz: Mahmut Çınar, ‘Hz. Peygamber’in Zeynep Bint Cahş ile Evliliği etrafındaki Şüpheler’, Diyanet ilmi Dergi, C.43, Sayı1,s. 41-43.
8-Müslim, Birr, 33; İbn Mace; Zühd 9; Ahmed b.Hanbel, 27285, 5/411.
9-İbn Sad, a.g.e.VIII,103.
10-İbn Sad, a.g.e.VIII,110.
11-İbn Hacer, el-İsabe, IV,307.
12-İbn Hacer, el-İsabe, IV,308.
13-İbn Sad, a.g.e. VIII,108.
14-İbn Abdi’l Ber, El-İstiab; IV,309.
15-Tecrid, IV,122.
16-Aişe Abdurrahman Bintü’ş-Şati, Rasulullahın Annesi ve Hanımları, Çev: İsmail Kaya, uysal kitabevi, I, 325.
Alıntı..
Klasik dönem müfessirlerinden Zemahşeri Hz. Peygamberin ‘içinde gizlediği şey’ ile ilgili olarak kalbinin Zeynep’e bağlanması, zeyd’in ondan ayrılmasını istemesi Zeyd’den ayrılacağını ve kendisinin onunla evleneceğini bilmesi gibi farklı şekillerde yorumlamış bunların hiç birini diğerine tercih etmemiştir.(1)
Râzi, ilgili ayetleri daha çok peygamberlerin ismet sıfatı çerçevesinde değerlendirmektedir. Allah’ın Hz. Peygamberi azarlamadığından, onu isyan ve hatasının söz konusu edilmediğinden hareketle böyle bir olayın rasullullahtan sadır olmadığını savunmaktadır. Râzi, Hz. Peygamber’in Münafıkların dedikodularından çekinerek Zeyneple evlenme konusunda ihtiyatlı davrandığını ancak bir takım sosyal düzenlemeler kaçınılömaz olduğunda Allah tarafından Zeyneple evlenmesi istendiğini ifade etmektedir.(2)
Kurtubi, rasullullah’a aşk, muhabbet gibi isnadlarda bulunmanın hayasız kimselerin uydurması olduğunu ifade etmektedir. Ona göre ayetlerin lafzında böyle bir sonuç çıkarmak imkânsız olduğu gibi Rasullullah’ın konumu ve ismeti de buna müsait değildir. (3)
Çağdaş dönem müfessirlerinden Elmalılı, yaratıcının yaratıcılık gücünü tesbih ve tenzih ile ilan etmekte peygamberlerin ismet özelliğine aykırı hiçbir durum olmadığını, bu hikayenin aslında olmuş olmasını varsaymakta bir sakınca olmadığını ifade etmektedir. Ayrıca Elmalılı rivayeti hadis ilmi bakımından gerçekten olmuş bir olay olarak görmemektedir.(4)
Seyyid Kutup, 37. ayette geçen ‘içinde gizlediğin şey’ ifadesini; Allah'ın daha önce Rasullullah’a ilham yoluyla Zeynep ile evleneceğini bildirdiği dolayısıyla rasulullah’ın gizlediği şey’in bu ilham olduğu şeklinde anlamaktadır. (5)
Mevdudi konu ile ilgili dedikoduların münafık, Yahudi ve hristıyanlar tarafından Peygamberin yaşadığı dönemde tedavüle çıkması üzerine ilgili ayetlerin nazil olduğunu ifade eder. Ona göre hem onlara cevap hem de Müslümanlara menfi propagandalardan korumak içim bu ayetler nazil olmuştur.
Mevdudi, Zeynep ile Zeyd arasındaki geçimsizlik ve evlatların eşleri konusundaki, bir kısım hukuki nedenlerle Allah peygamberine Zeynep ile evleneceğini ilham etmişti. Rasulullah, çevrenin dedikodularını tahmin ettiğindebn bu evliliği yapmaktan çakiniyordu. Rasulullah, bu imtihana mübtela olmamak için, Zeyd’in eşini boşamamasını öneriyordu. Onun gizlediği şey bu ağır imtihan idi. Ayrıca ‘biz onu sana nikahladık’ ifadesinin rasulullh (s.a.v) Zeynep ile kişisel arzusu ile değil bizzat allah2ın iradesi ile evlendiğinin önemli kanıtlarından biri olduğuna vurgu yapar. (6)
Konu üzerinde yorum yapan müsteşriklerin bir kısmı ön yargısız bir şekilde bilim ve aklın verilerine uygun olarak rivayetlere ilişkin münsif değerlendirmeler yaparken, diğer bir kısmı rivayetleri bir çamur atma aracı olarak görerek tüm ön yargı ve düşmanlıklarını bunların üzerinde yoğunlaştırmaktadır. (7)
Gerçekten de rivayetlere baktığımızda pek çok yönden tezatlar içerdiğini görmekteyiz.
1.İlk olarak Allah resulü Hz. Zeyneb’i ilk defa görüyor değildi ki, hemen görür görmez ona âşık olsun. Küçüklüğünden beri onun gözünün önünde büyümüş, onun her haline şahit olmuştur. Çünkü Zeynep halasının kızıdır. Rasulullahın o eve girmesinde hiçbir sakınca yoktur; henüz tesettür emri de gelmediği için, onu gayet iyi tanımaktadır. Durum böyleyken, gördü de ona hemen ona âşık oldu şeklindeki bir yaklaşım kendi kendini yalanlamaktan ibarettir.
2.Şayet Allah Rasulünün ona karşı en ufak bir meyli olsaydı, ilk önce kendisine nikâhlardı.
3. Hz. Peygamberin Zeynep’i boşatıp kendine alması da mümkün değildi. Zira o gün için hakim olan örfe göre Zeynep (r.a) Rasullullahın oğulluğundan boşanmış kadın sıfatıyla Peygamber’e düşmezdi.
4. ahzab suresinin 37. ayetinde geçen ‘onu sana nikâhladık’, ifadesinden de anlaşıldığı üzere Allah rasulünün Hz. Zeynep’le evlenmesi tamamen emir gereğidir.
7.EVLİLİĞİN HİKMETLERİ
Hz. Zeyneb’in Rasullullah ile olan evliliğini anlayabilmek için tarihi ve sosyolojik bazı gerçekleri çok iyi bilmek gerekir. Aksi takdirde, yanlış bir değerlendirme yapılmış olur. gerçi bu anlayış bütün tarihi olaylar için geçerlidir. Fakat burada daha bir önem kazanmaktadır.r. zira eskiden beri yerleşmiş olan ve nerede ise bir din haline gelmiş bulunan adetlerin kaldırılması söz konusu olmaktadır.
Bu evlilik vesilesiyle topluma bir takım yeni prensipler getirilmiş, öteden beri süregelen birtakım telakkiler kaldırılmış oluyordu. Bu evlilikte toplumda yaygın eski yanlışların düzeltilmesi ve yeni bir takım hükümlerin yerleştirilmesi gibi önemli hikmetler vardır.
Bu evliliğin taşıdığı hikmetleri şöyle sıralayabiliriz.
1. Öteden beri cahiliye döneminde, esir olan insanlara, ikinci sınıf insan olarak hor ve hakir olarak bakılırdı. Bu kişiler her ne kadar sönradan azad edilmiş dahi olsalar, konulan bu sınıf farkını aşamazlardı. Üstünlük ölçüsü olarak sadece takvayı ölçü alan islamın böyle bir şeyi kabul etmesi beklenemezdi. Allah rasulü bu durumu başlangıçta sözleriyle vurgulamaya çalışmıştır. Ancak damarlara kadar işlemiş olan bu telakkiyi bir iki sözle çıkarıp atmak mümkün değildi. İşte bu noktada Allah Rasulü, kendi yakın akrabasından başlamak üzere meseleye el attı. Halasının kızı Zeynep’i Azadlısı Zeyd ile evlendirmekle esaretten kurtulan bir insanla hür ve asil birinin eşit olduğunu, dolayısıyla evlendirilmelerinde hiçbir sakınca olmadığını göstermiştir.
2. Rasulullah zeynepla evlenmek suretiyle, oğulluluğun boşadığı hanımla evlenilebileceğini ortaya koymuş, aksi yöndeki cahiliye anlayışını kökünden kaldırmıştır.
3. bununla dinde olan küfüv meselesi gösterilmiş oluyordu. Güzellik, asalet, zenginlik, neseb vs. gözetilmeden yapılan bir evlilikten, güzel bir netice beklemek zordur. Zeynep validemiz her yönüyle Rasulullah’a denk sayılırdı. Denklik yönüyle belki Zeyd ile aralarında farklılıklar vardı. İşte bunun la gösterildi ki, evlenme hadiselerinde gözden ırak edilmemesi gereken bir husus da, eşler arasındaki bu denkliktir.
4. Bu evlilikle Zeynep’in zedelenen itibarı iade edilmiş oluyordu. Zira Rasullullah daha önce azatlı bir köle ile evlenmiş olmanın Zeynep’e getirdiği ezikliği biliyordu.onunla evlenmek suretiyle, arap ailelerinin en şereflilerinden birinin kızı olan Zeynep’in, köle ile evlenmekle zedelenmiş olan itibarı iade edilmiş olacaktı.
5.Yine bu evlilikte, islam’ın temayüz ettiği eşitlik örneklerinden en yücesini de görmüş oluyoruz. Bu da, Arap’ın en şereflilerinden biri ve kendi halasının kızı olan Zeyneb’i, azatlı bir köleyle evlendirip, boşadıktan sonra da onunla bizzat kendisinin evlenmesidir. Yani dünkü kölelerinden birinin eşi olan bir hanımla evlenme.
HZ. ZEYNEBİN ERDEMLİ KİŞİLİĞİ
Ümmü Seleme onun hakkında şöyle der; Peygamber onu severdi. O saliha, çokca namaz kılan, oruç tutan ve sadaka veren bir kadındı.(9)
Zeynep binti cahş’ın geliri senelik 12 bin dirhemdi. Fakat o, bunu alır almaz derhal fakir ve yetimlere dağıtırdı. Hatta onun bu parayı aldığı zaman ‘Ey Allah’ım! Gelecek yıl bu paraya ulaştırma. Çünkü o bir fitnedir.’ Dediği rivayet edilmektedir. Hz. Ömer bu durumu öğrenince onun kapısı önünde durmuş içeriye selam göndererek: “Daha önce gönderdiğimi dağıttığını duydum. Bin dirhem daha gönderiyorum ki, onu elinde tutasın” demişti. Hz. Ömer bin dirhem daha gönderdi. Fakat; o eskiden beri yaptığını aynen tekrarlamış ve elindekini dağıtmıştı.(10)
O, ölmeden önce kendisi için kefenini hazırlamıştı. Hz. Ömer de ona ikinci bir kefen gönderdi. Öldüğü zaman kendisinin hazırladığı kefen kız kardeşi Hamne tarafından sadaka olarak başkasına verildi. (11)
Kendisi fakirlere, ihtiyaç içinde olanlara ve dullara çokça sadaka veriridi. Hz. Aişe’nin onun ölümü üzerine “övülmeye layık, çokça ibadet eden, yetim ve dulların sığınağı gitti.” Dediği rivayet edilir. (12)
Hz. Zeynep el işi yapan bir kadındı. Deriyi tabaklar, ondan deri eşya diker ve bunun gelirini Allah yolunda sarf ederdi. Bu gayretlerinin boşa gitmediği kısa bir müddet sonra anlaşıldı. Zira rivayete göre rasulullah vefatına yakın günlerinin birinde:”Bana en çabuk ve erken kavuşacak olanınız, kolu en uzun olanınızdır” buyurmuştur. umre binti abdirrahman Hz.Aişeden şu rivayeti yapmaktadır:”Biz, peygamberden sonra herhangi birimizin evinde toplandığımız zaman kollarımızın uzunluğunu duvarda ölçerdik. bu uygulama Zeynep binti Cahş’ın vefatına kadar devam etti.Zeynep kısa boylu bir kadındı.allah kendisine rahmet eylesin, o bizim en uzunumuz değildi. Onun ölümü ile peygamberin “kolu uzun”ifadesi ile “en çok sadaka veren” demek istediğini anlamış olduk. Zeynep et işi yapa deri tabaklayan ve bunu da Allah yolunda tasadduk eden bir kadındı. (13)
Hz. Peygamber bir gün Ömer(r.a)‘e “Zeynep binti Cahş evvahedir” demişti. Bu esnada orada bulunan bir adam: Ya Rasulullah! Evvahe nedir diye sordu. Bunun üzerine Allah'ın elçisi: “Allah’a karşı korkulu bir saygı duyan ve ona yönelip, yalvarandır.” Demiştir. (14)
Zeynep bint-i Cahş (r.a) ibadete düşkün takva sahibi çokca nafile namaz kılan, oruç tutan bir hanımdı. Enes b. Malik’ten rivatetle; Peygamber mescide girdiğinde iki direk arasında bir ipin çakilmiş olduğunu gördü. Bu ip nedir diye sorunca ashab: Bu zeynep’in ipidir. Zeynep, namazda ayakta durmaktan yorulunca bu ipe tutunur. Bunun üzerine ‘hayır, ibadette böyle güçlük olmaz bu ipi çözün, sizden biriniz zinde ve kuvvetli oldukça namazı ayakta kılsın yorulunca da otursun’ buyurdu.
Hz. Aişe’den gelen bir rivayette Hz. Zeynep’in takvası övülür: “Diyanette, takvada, doğru sözlülükte, sıla-i rahme riayet hususunda Zeynep derecesinde yüksek bir kadın görmedim. (15)
Rasullullah’ın eşleri ile Hz. Zeynep arasındaki kıskançlıklar, Hz. Zeynep’in ifk hadisesinde Hz. Aişe hakkında doğruyu söylemesine engel olmamıştır. (16) Hz. Peygamber bu olayla ilgili olarak onun görüşünü sorduğunda şu şekilde cevap vermiştir. “Ya Rasullallah ben işitmediğimi işittim demekten görmediğimi gördüm demekten Allah’a sığınırım. Aişe hakkında vallahi hayırdan başka bir şey bilmiyorum. Bu cevap hem Rasulullah’ı hem de son derece mağdur bir durumda olan Hz. Aişe validemizi çok sevindirmişti.
Dindarlığı, çok sadaka vermesi, çok ibadet etmesi, ölümünden sonra Rasulullah’a ilk kavuşan olması ve hatta nikâhının Allah tarafından kıyılmış olması onu diğer kadınlardan üstün kılmıştı. Hz. Zeynep Zeyd ile olan evliliği konusundaki ilahi iradeye teslimiyetiyle gerekse ibadete düşkünlüğü ve cömert kişiliğiyle günümüz hanımları için de güzel bir model teşkil etmektedir.
1-Zemahşeri, el- Keşşaf an Hakayikit-Tenzil ve uyun’il-ekavil fi vucuhit-te’vil, Beyrut, III, 262.
2-Râzi, İsmetü’l- enbiya, Beyrut, 1409,1988,129.
3-Ebu Abdullah Muhammed b. Ahmed el- Ensari, Muhtasar Tefsiru’l-Kurtubi, (ihts. Eş-Şeyh Muhammed Kerim Racih) Beyrut, 1406/1986, IV,140.
4-Yazır,Elmalılı Muhammed Hamdi, Hak Dini Kur'ân Dili, V,315.
5-Kutup, Seyyid, Fi- Zılâli’l-Kur’an, Beyrut, 1406/1986, V, 2864.
6-Mevdudi, Tefhimu’l-Kur'ân, (Çeviri: Heyet, İst., 1987,IV, 377.
7-Ayrıntılı bilgi için bkz: Mahmut Çınar, ‘Hz. Peygamber’in Zeynep Bint Cahş ile Evliliği etrafındaki Şüpheler’, Diyanet ilmi Dergi, C.43, Sayı1,s. 41-43.
8-Müslim, Birr, 33; İbn Mace; Zühd 9; Ahmed b.Hanbel, 27285, 5/411.
9-İbn Sad, a.g.e.VIII,103.
10-İbn Sad, a.g.e.VIII,110.
11-İbn Hacer, el-İsabe, IV,307.
12-İbn Hacer, el-İsabe, IV,308.
13-İbn Sad, a.g.e. VIII,108.
14-İbn Abdi’l Ber, El-İstiab; IV,309.
15-Tecrid, IV,122.
16-Aişe Abdurrahman Bintü’ş-Şati, Rasulullahın Annesi ve Hanımları, Çev: İsmail Kaya, uysal kitabevi, I, 325.
Alıntı..