Hz. Ömer’in Adaleti-1

Є
  • Kullanıcı Єναηєscєηcє
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Peygamberlerimiz
Hz. Ömer’in adaleti...

Hz. Ömer, ihtiyacı olmadıkça devlet malından almazdı. Bir gün hastalanmıştı. Bal yemesi tavsiye edildi. Devlet ambarında bir küp bal vardı. Minbere çıkıp dedi ki: “Eğer siz müsaade ederseniz o baldan yiyeyim, ama müsaade etmezseniz, o bana haramdır, yiyemem!” Kendisine müsaade ettiler.

Müslümanlar, onun kendi canına katı davrandığını gördüler de kızı olan Mü’minlerin annesi Hafsa’ya gidip: “Ömer kendi canına haksızlık ediyor, Allah bol bol ganîmet malı verdi. Bu maldan bolca harcasın, nefsine zulmetmesin. O, Müslümanların seçkinleri arasındadır” dediler. Aslında Hafsa da öyle düşünüyordu. Ömer gelince cemaatin sözünü babasına anlattı. Cevabı şu oldu: “Ey Ömer kızı Hafsa, kavminin sözüne uyup babana kötülük ettin. Benim nefsim ve malım üzerinde hakkım (tasarruf yetkim) var ama dinim ve emanetim hakkında böyle bir yetkim yoktur!”

Şu olay, Ömer’in kendisini öteki Müslümanlarla eşit saydığının en güzel kanıtıdır: Ömer bn Hattab’a Yemen’den giysiler gelmişti. Her insana bir aba düştü. Ömer’e de o kadar. Ömer kendi payına düşen aba ile minbere çıktı. Abanın altına bir de gömlek giymişti. İnsanları cihada teşvik etti.

Bir adam dedi ki: Ne senin sözün dinlenir, ne de sana uyulur.

Ömer sordu: Niçin?

Adam cevapladı: Çünkü sen bizden fazla almışsın. Yemen abalarından sana sadece bir aba düşmüştü. Bu sana elbise olarak yetmezdi. Böyle iken sen uzun boylu olduğun halde nasıl abanın altına gömlek de giydin?

Ömer, oğlu Abdullah’a: Sen cevap ver, dedi. Abdullah şöyle izah etti: Ben kendi payımdan ona verdim. O da benim verdiğimle gömlek yaptı. Bunun üzerine adam: ‘Şimdi sana itaat edilir’ dedi.

Herkese eşit davranırdı ama Peygamber (s.a.v.) yakın olanlara ayrıcalık tanırdı.

Ömer mal paylaşımı konusunda koyduğu kuralların bazen dışına çıkmış, bazı erkek ve kadınlara, benzerlerinden farklı pay vermiştir. Meselâ Ömer bn Ebu Seleme’ye dört bin dirhem vermiştir. Çünkü bu zat Mü’minler annesi Ümmü Seleme’nin oğlu idi. Muhammed bn Abdullah bn Cahş, bu ayırımı yüzünden Ömer’e itiraz etmiş:

Niçin Ömer’i bizden üstün tutuyorsun, oysa bizim babalarımız hicret ettiler, şehid oldular, demiş.

Ömer şöyle cevaplamış:

Peygamber’e yakınlığından dolayı onu üstün tutuyorum! İtiraz eden bana Ümmü Seleme gibi bir anne getirsin de itirazını kabul edeyim!

Üsame bn Zeyd’e de dört bin dirhem vermişti. Kendi oğlu Abdullah buna itiraz etti: Bana üç bin dirhem verdin, Üsame’ye dört bin dirhem. Oysa ben, Üsame’nin bulunmadığı kadar olaylarda bulundum! dedi.

Ömer buna da şöyle cevap verdi:

Ona fazla verdim, doğru; çünkü Resulullah onu senden çok severdi, Resulullah, onun babasını da senin babandan çok severdi.

Ebubekir’in karısı Umeys kızı Esma’ya da bin dirhem verdi. Ukbe kızı Ümmü Gülsüm’e bin dirhem, Abdullah bn Mes’ûd’un annesine bin dirhem verdi. Bunlara, özel mevkilerinden ötürü öteki kadınlardan fazla vermişti. Çünkü bunlar İslâm’a hizmeti fazla olan Müslümanların anneleri idiler.

Ömer, herkesin hakkını almasına özen gösterirdi. Kendini bu tür işlerle hayli yorardı. Hizam bn Hişam Ka’bî, babasının şöyle dediğini anlatmış: “Ömer bn Hattab’ın, Huzâa kabilesinin haklarını bizzat Kudeyd’e (kendi ayaklarına) kadar götürdüğünü gördüm. Rastladığı her bakireye, dula, hakkını bizzat ellerine koyar; sonra oradan Usfan’a gider, aynı şeyi orada da yapardı. Vefat edinceye dek herkesin hakkını kendi eliyle dağıtırdı. Ömer Huzeyfe’ye ‘İnsanlara haklarını ve rızıklarını ver’ diye yazmıştı. Huzeyfe cevabında: ‘Biz dediğini yaptık ama daha çok şey arttı.’ diye yazdı. Ömer ona: ‘O, Allah’ın onlara nasibettiği ganîmet malıdır. O mal ne Ömer’indir, ne de başkasının. Artanı da yine onlara pay et!’ diye yazdı.”


Süleyman ATEŞ
 
Hz. Ömer’in adaleti...

Ömer, Halifelikten kişisel bir çıkar sağlamak istemedi, tam tersine kendisini Müslümanların mallarının güvenilir bir bekçisi saydı. Halifeliğin, kendisine babalık görevi yüklediğini düşünerek Müslümanların babası gibi davrandı.

Bir gece Mevlâsı Eslem’le birlikte Medîne dışına çıkmıştı. Birlikte hatırlarına gelen bir şi’ri okumaya başladılar. O sırada oracıkta doğmak üzere olan bir kadının ağladığını gördüler. Ömer, kadına halini sordu. Kadın:

Ben garip biriyim. Yanımda hiçbir şeyim yok, dedi.

Ömer koşarak evine döndü, Hz. Alî’nin kızı olan hanımı Ümmü Gülsüm’e:

Allah’ın, önüne çıkardığı bir ecirden yararlanmak ister misin? deyip olayı anlattı.

Ümmü Gülsüm:Evet, dedi.

Ömer un, et aldı; Ümmü Gülsüm de doğuma yarayacak eşya aldı. Kadının yanına vardılar. Ümmü Gülsüm içeriye girdi, Ömer de kadının kocasının yanında kaldı, konuşuyorlardı. Kadın doğum yaptı. Ümmü Gülsüm:

Ey Mü’minlerin Emîri, arkadaşına bir erkek çocuğu olduğunu müjdele! Dedi.

Ümmü Gülsüm’ün sözlerini duyan adam, Ömer’in yaptığından utanarak özür dileyince Ömer:

Önemli değil, dedi ve adama yetecek kadar para verdi.

Ömer’in değerini belirten kimi Hadisler

Bir gün Peygamber Aleyhisselâm: “Ben uyurken kana kana süt içtim. İçtiğim süt, tırnaklarımın arasından akıyordu. Ben içtikten sonra sütü Ömer’e verdim.” dedi.

“Bu rüyayı nasıl yorumluyorsun ya Resulallah?” dediler. “(süt,) ilim anlamına gelir” dedi.” (Buhârî, Fadail, Fadlu Ömer )

Enes ibn Malik demiş ki: “Peygamber (s.a.v.) Ebubekir, Ömer ve Osman ile birlikte Uhud’a (bir rivayette Uhud’un üstündeki bir kaya üzerine) çıktılar. Uhud (veya kaya) sallanmaya başladı. Allah’ın Elçisi ayağıyla Uhud’a vurarak:

“Dur Uhud, senin üzerinde bir peygamber, yahut bir sıddîk veya bir şehîd var!” dedi. Ebu Hüreyre’nin rivayetine göre Allah’ın Elçisi şöyle buyurdu: “Sizden önceki ümmetler içinde muhaddesler (kendilerine ilham olunan kişiler vardı. Benim ümmetimde de varsa o, Ömer’dir!”

Ebu Hüreyre’den gelen başka bir rivayette de Hadis şöyledir: “Sizden önce İsrail Oğulları arasında peygamber olmadıkları halde kendilerine konuşulan (ilham olunan) adamlar vardı. Benim ümmetim içinde de varsa o Ömer’dir.” (biraz önce anılan kaynak)

Ebu Saîd el-Hudrî, Allah Resulünün şöyle buyurduğunu söylemiştir: “Uyuduğum sırada bana, gömlekli kişiler gösterildi. Kiminin giysisi memelerine kadar, kiminin daha aşağıda idi. Ömer’in giysisi ise öyle uzundu ki yerden çekiyordu.

Bunu neye yorumladın ya Resulallah, dediler. Din(gücü)ne yorumladım, dedi.” (Anılan kaynak )

Yukarıda Peygamber’in, rüyasında Ebubekir’in zayıf, Ömer’in ise çok güçlü su çektiğini gördüğü yolundaki rivayet Ömer’in menakıbında da anlatılır.

Sa’d ibn Ebî Vakkas’ın rivayetine göre Peygamber (s.a.v.) kimi kadınlarla sohbet ediyordu. Kadınlar gayet serbest konuşuyorlar ve sesleri Peygamber’in sesinden çok çıkıyordu. O sırada Ömer huzura girmek için izin istedi. Ömer’in izin isteği üzerine hemen kadınlar toparlandılar. örtülerini almaya koştular. Ömer içeri girdiğinde Allah’ın Elçisi gülüyordu. Ömer: ‘Allah dişini güldürmüş (çok sevinmişsin) ya Resulallah!’ dedi. Allah’ın Elçisi buyurdu ki:

“Benim yanımda serbest oturan şu kadınların davranışına hayret ettim. Bunlar rahat oturuyorlarken senin sesini işitince hemen örtülerine koştular.

“Ya Rusullah, onların asıl senden çekinmeleri gerekir”, diyen Ömer kadınlara döndü: “Ey canlarının düşmanı olanlar, siz benden çekiniyorsunuz da Alllah’ın Elçisinden çekinmiyor musunuz?” dedi.

“Evet, senden çekiniyoruz; çünkü sen Allah’ın Elçisi gibi zarif değilsin, katı ve kabasın.” dediler.

Allah’ın Elçisi buyurdu ki:

“Ey Hattab oğlu, şeytan seni hangi yolda görse yolunu değiştirip başka bir yola girer.” (Anılan kaynak)


Süleyman ATEŞ
 
Geri