Huzursuzluğun Kitabı - Fernando Pessoa

  • Kullanıcı Kül
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Kitap Kulübü
🟢 Konu yazarı şu anda aktif
0989f0e0-3623-43e5-95e9-c10a4c6a62aa.jpg



20. yüzyıl Portekiz edebiyatının büyük ismi Fernando Pessoa, sağlığında yayınlanan yapıtları olduysa da, esas olarak ölümünden sonra, yazılarını topladığı sandığın bulunmasıyla ün kazandı. Yaklaşık 27 bin sayfaya yayılan, farklı türlerde eserler veren yazar, bunların büyük bir kısmını kendi adıyla değil, birer yaşamöyküsüyle, kişilikle, hatta edebi duruş ve tarzla donattığı 70 ayrı kurmaca yazarın, dışkimliğin adıyla imzalamıştı; kötü bir Portekizce’yle ilkel doğa şiirleri yazan Alberto Caeiro, pagan dinlere inanan hekim Ricardo Reis, "içinde bir Yunan şairi barındıran Whitman" diye tarif edilen Alvaro de Campos gibi... Bu kurmaca yazarlardan biri olan Bernardo Soares, Pessoa’nın "yarı-dışkimlik" olarak nitelediği, ona çok yakın bir karakterdi ve Huzursuzluğun Kitabı’nın yazarı olarak yaratılmıştı. Soares, gündüzleri bir kumaş mağazasında çalışan, geceleri yağmurun sesinde, ayak seslerinde yalnızlığını duyumsayan bir Lizbonluydu.
Huzursuzluğun Kitabı, kurmaca bir karakterin kendi hayatını anlattığı bir roman olarak görülebilir; ancak yazarla kahramanı sık sık birbirinin yerine geçtiğinden, Pessoa’nın hayatla ilgili kendine ait olan ve olmayan düşünceleri döktüğü, evirip çevirdiği bir denemeler, anlatılar toplamı olarak da kabul edilebilir. Pessoa bu kitap üzerinde 1913’ten itibaren çalışmaya başlamış, ölümüne dek parça parça yazmaya da devam etmişti. Sandık açıldıktan sonra, dağınık metinler bir araya getirilmeye başlandı ve 1982’de Portekiz’de yapıt ilk kez olarak basıldı; daha sonra, yeni bulunan parçaların eklenmesi ve elyazmalarında yanlış okunmuş yerlerin düzeltilmesiyle yeni basımlar yapıldı.
Dünyayı seyretmekle yetinmek isteyen, eylemsizliği en yüce erdem ve gerçek yaşam olarak gören Soares, Pessoa için belki de dünyanın ve yaşamanın ne olduğunu gösteren bir perdedir. Huzursuzluğun Kitabı aynı zamanda, bir edebiyatçının ulaşmak istediği yapıtla kâğıda dökebildiklerinin arasındaki mesafedir de; hayal edilenin soluk, titrek bir sureti, gölgesi olarak kalmaya, kusurlu olmaya mahkûmdur; tıpkı bütün kitaplar ve bütün çeviriler gibi.


dr.com.tr
 
Elime ulaştığında fazlasıyla heyecanlanmış, bir türlü başlayamamıştım... Başladım, ne zaman biter bilinmez.. Güzel, akıcı gidiyor..
 
"yaşamak bir başkası olmaktır. ve insan bugün, dün hissettiği gibi hissediyorsa, hissetmek olanaksızdır. dün hissedileni bugün de hissetmek, hissetmek değil, dün hissedilmiş olanı anımsamaktır yalnızca. artık yok olmuş olan dünkü hayatın canlı cesedi olmaktır..."
 
Harika bir kitap : )
Okuyanlar okumayanlara anlatsın ya da anlatmasin herkes okumasin.

"ey üzgün yüreğim, tanrılar dilesin de kader'in bir anlamı olsun! ya da daha iyisi, kader dilesin de tanrıların bir anlamı olsun."
 
Bitirmeden bıraktığımı hatırladım.. Dönme zamanı gelmiş..
 
Yağmurun sesinden doğan sessizlik, seyre daldığım daracık sokakta, griye çalan, giderek yoğunlaşan tekdüzeliğin içinde dağılıyor. Yaslandığım camın ve herşeyin yanında durmuş, gözüm açık ayakta uyuyorum.
Binaların kirli cephelerinden, özellikle ardına kadar açık pencerelerden kopan, ışıl ışıl, karanlık suyun iplik iplik dökülmesinden içimde hangi duyguları uyandırdığını bulmaya çalışıyorum. Ve ne ne hissettiğimi ne neyi hissetmek istediğimi biliyorum ne de ne düşündüğümü ya da kim olduğumu..
 
Nefret ettiğim iki şey arasında seçim yapmak zorundayım
Ya aklımın tiksindiği düşleri seçeceğim ya da duyularımı dehşete düşüren eylemi;
başka bir deyişle, hamurumda hissetmediğim yada şimdiye kadar kimsenin mayasında olmayan düş...
 
Tam da böyle hissettiren ama kelimeleri toparlayamadigim anda aklıma gelen cümleler ..

"Ruhum üşüyor; nasıl iyice örtünürüm bilmiyorum. Ruh üşümesine ne cüppe var ne palto. Ruhunun üşüdüğünü hisseden insan artık bir daha bunu unutmaz."
 
Aklıma geldi;

Hayata ve diğer insanlara tahammül edemem. Gerçekle yüz yüze gelemem. Güneş bile umudumu kırar ve moralimi bozar.Sadece geceleyin, tümüyle yalnızken, içime kapanmışken, unutulmuş ve kaybolmuşken, gerçek ve yararlı hiçbir şeyle bağlantım kalmamışsa, ancak o zaman kendimi bulur ve huzurlu hissederim.

MFÖ - yalnızlık ömür boyu eşliğinde..
 
fazla bilinen bi kitap değil, okunmalı mutlaka. inanılmaz yazmış adam.
 
Yaklaşık 3 kitaptan sonra kendilerini okuyacağım için oldukça heyecanlıyım doğrusu.
İki kitabı var elimde, lakin ben huzursuzluğun kitabından başlamayı düşlüyorum, bakalım.
 
Geri