Hotel Rwanda (2004)

🕒 Konu sahibi 13 saat önce aktifti
MV5BMTI2MzQyNTc1M15BMl5BanBnXkFtZTYwMjExNjc3._V1_SX640_SY720_.jpg


  • Vizyon Tarihi: 23 Eylül 2005
  • Yönetmen: Terry George
  • Oyuncular: Don Cheadle, Joaquin Phoenix, Nick Nolte
  • Tür: Dram, Savaş filmi, Tarihi, Gerilim
  • Ülke: İngiltere, Güney Afrika, İtalya
  • Süre: 110 Dakika
  • IMDB Puanı: 8.2/10
Bir Hutu olan Paul Rusesabagina, Hôtel des Mille Collines'in müdürüdür ve Tutsi bir kadınla evlidir. Katliam başladığında öncelikle kendi ailesini kurtarmaya çalışsa da durumun farkına varınca kendi ailesinin yanı sıra kurtarabildiği tüm Tutsi ve Hutu mültecileri kurtarmaya çalışır. Komşularıyla birlikte ailesini otele götürmesinden sonra birçok Tutsi ve Hutu mülteciyi de otele alır. Otel neredeyse bir mülteci kampına dönerken, daha önceleri kurduğu ilişkilerini kullanarak oteldeki insanları korumaya çalışır ve sonuç olarak 1268 mültecinin hayatını kurtarır.

Film oteldeki mülteciler ile birlikte Rusesabagina'nın ailesinin Tutsi isyancılarının hakim olduğu taraftaki bir mülteci kampına kaçması ve buradan Tanzanya'ya doğru hareket etmeleri ile son bulur. Filmdeki bu çerçeve hikâyenin yanı sıra, Ruanda Katliamı'na dair birçok bilgi sunulmaktadır. Ayrıca olaya uluslar arası tepkinin çok düşük düzeyde kalması, BM ve Batılı güçlerin katliam karşısındaki tavırları büyük oranda eleştirilir. Üstelik filmde de geçen oteldeki insanlar kendilerini kurtarmak için geldikleri sandığı Fransız ve diğer Avrupa devletlerinden askerlerin sadece Avrupa ülkeleri vatandaşlarını alıp götürmesidir.

Tek kelimeyle mükemmel bir filmdir. Filmin senaryosu gerçektir. bkz: Ruanda Soykırımı
 
Tuylerimi diken diken etmisti bu film.
 
Arkadaşlar bildiginiz acidan ölüyorum şu an ..
O kadar çok savaş filmi soykırım filmi izleyen ben şu an bildiğimiz oturup Ağlıyorum.
Tüyler diken diken.
İzlerken aklıma Suriye geldi özellikle savaşi çıkaranlar salyalarini akıtarak izlemeye devam etsin bu insanlık sucunda sadece ezilen taraf değişiyor ezen hep aynı.

Beni en cok etkileyen sahnelerden biri de otelde ki beyazlar ayrıldı an otobüsten dışarıya Bakarak tutsi ve hudu ların onlara veda etmesi..insanin kendisini en değersiz ve çaresiz hissettiği an bence oydu.

Bi diğer sahne ise general in Paul ile yaptığı ikili konuşma "siz pisliksiniz" diye konuştuğu sahne acı gerçekleri insan kabulenmek istemiyor yüzünüze tokat gibi çarpıyor ..

Çocuklar dünyada ki en masum varlıklar ve gerçekten öyle bir ruh hali ile izledim ki keşke yalnız olsaydım da doya doya aglasaydim diyorum ..

"İnsanlar çok acimasiz"

BM millet gibi iki yüzlü bir oluşumun da dünya üstünde ki varlığını sorgulamiş olursunuz
 
filmde anlatılanların gerçekte var olmuş olması insanı daha çok etkiliyor. tam kendini filme kaptıracakken içinden bir ses "aman senaryo yaa" der ya hani. bu filmde olmuyor bu. ve bu gibi senaryosu gerçek olan diğer filmlerde de. mesela schindler'in listesi
 
Açıkçası ben bu tarz gerçek hayattan alınıp beyaz perdeye aktarilmis filmleri izlemeyi özellikle seciyordum biyografi bile olabilirdi benim için, aklıma Suriyeli Mülteciler geldikçe daha çok olayın içinde hissettim kendimi.
Dünya üstünde din dil ırk ayrımı yapan kisilere açıkçası lanet ettim izlerken.
Paul un oturup ağladığı o an cidden tüylerim diken diken oldu.

Nasıl hayatlar var düşünemiyor insan. Ve benzer şey bizim icin de olabilir mi diye düşündüm biliyo musun?

Çok benciliz çok.
 
sömürgecilik kadar iğrenç birşey yok.

bir grup eli silahlı adam gelsin. senin kapı komşunla, hatta akrabanla sırf vücut özelliklerine göre "sen hutusun, sen de tutsi"sin diye ayırsın. üstüne bir de birbiriyle düşman etsin... olacak iş değil.

bizim ülkemizde de olabilecek birşey ayrıca. zaten ayrım yapıldı yapılacağı kadar. sen müslümansın, sen paralelcisin diye. ha tutsi - hutu ayrımı, ha bu. ne farkeder?
 
Geri