Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için lütfen foruma kayıt olun veya giriş yapın. Üyelik tamamen ücretsizdir ve sadece birkaç dakikanızı alır.
Bir kadın hayatında en az bir kez, iyimser yaklaşarak bir defa diyorum, birden fazla da mümkün olabiliyor, bu hastalıklı tiplere denk gelmiştir. Ne yazık ki toplum içerisinde bu nevrotik tipler çok fazla, elini sallasan illa ki birisine denk gelirsin. Sistem de bunu perçinleştiriyor; zira kendisine işbirlikçi lazım. Açıkça belirtmek gerekir ki Türklük ve müslümanlık 'değerleri' ile yetiştirilmek de en önemli handikaplarından biri.
Bak bunlar benim başımdan da geçti.
Inan hayat değil insanlar çok acımasız, genel olarak çok sağlıklı bir toplum değiliz.
Einstein öğütleri kimin umrunda? Kim uygulamış.
Kim benimsemiş. Benimseyenler varsa parmak kaldırsın. Anne ve babamızın en basit öğutlerine bile kulak tıkıyoruz.Amacımız daha gercekçi olmak ve yazdığım yazı herşeyi özetliyordu. Cevap yazma gereğini anlıyorum. Fakat gerek yoktu. Bir kere günümüzde özel ve mahrem alan arasındaki sınırlar çöküyor. O kadar net görülüyor ki.Neyin özel neyin politik mesele olduğuna dair geleneksel ayrımlar ortadan kalkıyor. Geçmişte mahrem olana ait sayılan kimi konular politize oluyor ve kamusal alanda tartışılıyor. Cinsiyet, cinsellik, ırk, etnisite gibi konular politikanın merkezine yerleşiyor ve milyonlarca insanın üzerinde tartıştığı, kimileyin de uzlaştığı meseleler oluyor. Gerçi “ölüm bizi ayırana dek” nakaratı geçmiş ilişkilere bugünün soğuk, duygusal stratejilerine göre daha fazla sıcaklık katıyor.
Geleceğin kurtuluşu kadınların isyanından geçiyor. Kadın kadınsı özelliklerinden utanmadan yaşamaya başlamadan, erkek kendisine öğretilen ve aslında doğuştan getirmediği artık bilimsel olarak da gösterilen erkeksi özelliklerini bir kenara bırakmadan, 6 bin yıl önceki mutlu, huzurlu ve hiçbir şey yapmak zorunda olmadan, sadece var olmaktan keyif alan, birbirini sahiplenmeyen, hayatı birbirlerine cehenneme çevirmeyen kadın ve erkeklerden oluşan ve aslında hiçbir şekilde ütopik olmayan dünya düzenine geri dönebilmemiz imkansız değil. Gerçekten değil. Bunun burdaki tartışmamın amacı sana kafa tutmak da değil. Birbirimize ayna tutalım istedim.
Bir de bu konu böyle sürüp gidecek mi?
Gidecekse pazarı bekle, çünkü benim müşterim beklemiyor.![]()
Mesele konuyu uzatmaktan ziyade,derinliğine inmekti. Yoksa üç-beş satırla da geçiştirilebilinirdi. Tabi biraz da bana laf atmanla ilişkiliydi netice ben fikrimi sarf etmemiştim.
Neyse bence burası için bile yeterli bu kadar söz, üzerine tekrara düşmenin anlamı yok. Hoş, bazen bu fikirlerin, tespitlerin, çözümlerin yaşadığımız sosyal hayatlarda bir karşılıği ya da hava da bir toz taneciği kadar değeri olmayabiliyor.Yine de tartışmak, irdelemek, incelemek, öğrenmek benim için anlamlı. En azından toplumsal cinsiyet rollerinin bana biçtiği kimliği tanıyarak ve onu parçalama cesaretini göstererek kendi içimde yüzleşebiliyorum. Sevgiler
Tam olarak bu aşko