Sana ömrümün son gününden sahipsiz zamanlar getirsem, son bir nefes kadar sevgi dilensem örneğin.. Ya da bedbaht hallerin damatlıklarından yırtılmış bir kaç parça hayal kırıklığı....
Bilmezsin yine yaktım mumları, loş oldu odam biraz.. hoş olmayan şarkıların yine de gideri var. Sen hafiften mırıldanan şarkıların gizli kahramanı oldun hep. Dedimya bilmezsin. Sen öyle bir yerdesin ki; bana insan olamayışlarımı hatırlatıyor ne kadar güzel anım varsa. Annemi hatırlatıyor. O da çekip gitmişti..
...kulaklarımı...
Sonra; kuşlar gelmişti. çocuktum.. kanatlarını yolmuştum. Oyuncaklarımı kırmıştım.kendi kırıklarımı da dağıtıp sağa sola kendimden gitmeye yakınlaşmıştım.. naletti dünya.. ve ben uçurtmaları olan çocukların adını ''mutlu'' koymuştum.. Yedi bin yaşındayım ben.. Yedi yerimden bıçak darbelerim, bin yerimden ihanetlerim görünür bi konuşursam... Bir konuşursam ' seni seviyorum ' derim.. Bir konuşursam sende rehin kalır dilim... Bu mektubuma aslında Şöyle başlamak isterdim.
Sevgilim...
Sen bu mektubu okurken ben çok uzaklar da falan değilim.. Senden gidemedim. Bitmez bu içimin çırpınışları. Dışımın yalnızlıkları. Düşümün hayal kırıklıkları.. Bitmez anlıyor musun.
Yalnız kaldığımdan yakınıyorum. Eş dost kim varsa beni terkedilmiş bitmiş tükenmiş bir adam zannediyor.. Benim tek derdim biraz benden kaçmak aslında. Kötüyüm. Aklımda nalet olası planlarım var. Tüm insanlardan, hayatlardan, şarkılardan bir tutam nefret ediyorum ki sorma.
Kötü alışkanlıklarım umursamaz bir adam olmama yardım ediyor, beynim kalmamış, düşüncem zehir, kalbime taş bağlayıp atlamışım denizlere.. Kimseyi sevmemeye yeminlenmişim yürek üstü çıkılan boş ümitlerde.. Dumanlı ayinlerde, sulu kusmalarda, can ciğer rolü kesen dostluklar da bir kenara çekilip ağlamışım.. Ben ne kadar sensiz kalmışsam o kadar kendimsiz bırakmışım iyi niyetlerimi...
Küçükken top oynardık arkadaşlarla... Yaşça büyük komşu kızlarının göz hapsinde üç beş posta tacize uğrardım, soğuk içeceklerin kuru boğazımı ıslatmasından sonra..
Kavgalarımız adam asmaca boyutlarındaydı.. Ellerimiz öyle bir sigara kokardı ki; yaşımız kafa kağıdımızdan büyük gösterirdi. Ağzımız leşti.. Burnumuz kabuk bağlamış, eller yarı boyalı nasırlı, yürek kayıp.. ben yitik.. anılar yok...
ve insanlık; insan namına verilen uyarılar da kalmıştı sadece.. nasihatlar ağızlardan küfür gibi çıkıyordu, iyi niyetler su istimal ediliyordu, ne zaman ağlasam gözlerimin yalancı yaşları yaş olarak ekleniyordu kimsesizliğime... Burnum kızarıyordu şarap saatlerinde, yüzümün kızarması ise yediğim tokatların sert bakışlarıma etki etmesinden sonra öfkemi suretimde asıyordu....
Anlayamazsın ki...
Kiraz çalardık Piç Hakkı amcanın evinin önündeki o koca ağaçtan. Sırtımda kırılan sopalar cebimde olmayan üç kuruşun hesabını hiç sormadı mesela.. Karnımdaki gurultuların sıcak ekmek kokusundan nefret etmesi gibi... Dondurmalar gavur icadı ilan edildi, bisikletler tehlike alametleri, salıncakları kiralamıştı zengin züppeleri, beleşe verilmeyen cici kıyafetleri, kremli elleri.............. Anlayacağın o ki, kulağımızda hep aynı sesleniş.. Mahallenin piçleri...
sen de haklısın..
Sevemedim Seni....
Sen hayatımın en güzel bir kaç gününden ibarettin o kadar.
Sana da hoşçakal...
Bilmezsin yine yaktım mumları, loş oldu odam biraz.. hoş olmayan şarkıların yine de gideri var. Sen hafiften mırıldanan şarkıların gizli kahramanı oldun hep. Dedimya bilmezsin. Sen öyle bir yerdesin ki; bana insan olamayışlarımı hatırlatıyor ne kadar güzel anım varsa. Annemi hatırlatıyor. O da çekip gitmişti..
...kulaklarımı...
Sonra; kuşlar gelmişti. çocuktum.. kanatlarını yolmuştum. Oyuncaklarımı kırmıştım.kendi kırıklarımı da dağıtıp sağa sola kendimden gitmeye yakınlaşmıştım.. naletti dünya.. ve ben uçurtmaları olan çocukların adını ''mutlu'' koymuştum.. Yedi bin yaşındayım ben.. Yedi yerimden bıçak darbelerim, bin yerimden ihanetlerim görünür bi konuşursam... Bir konuşursam ' seni seviyorum ' derim.. Bir konuşursam sende rehin kalır dilim... Bu mektubuma aslında Şöyle başlamak isterdim.
Sevgilim...
Sen bu mektubu okurken ben çok uzaklar da falan değilim.. Senden gidemedim. Bitmez bu içimin çırpınışları. Dışımın yalnızlıkları. Düşümün hayal kırıklıkları.. Bitmez anlıyor musun.
Yalnız kaldığımdan yakınıyorum. Eş dost kim varsa beni terkedilmiş bitmiş tükenmiş bir adam zannediyor.. Benim tek derdim biraz benden kaçmak aslında. Kötüyüm. Aklımda nalet olası planlarım var. Tüm insanlardan, hayatlardan, şarkılardan bir tutam nefret ediyorum ki sorma.
Kötü alışkanlıklarım umursamaz bir adam olmama yardım ediyor, beynim kalmamış, düşüncem zehir, kalbime taş bağlayıp atlamışım denizlere.. Kimseyi sevmemeye yeminlenmişim yürek üstü çıkılan boş ümitlerde.. Dumanlı ayinlerde, sulu kusmalarda, can ciğer rolü kesen dostluklar da bir kenara çekilip ağlamışım.. Ben ne kadar sensiz kalmışsam o kadar kendimsiz bırakmışım iyi niyetlerimi...
Küçükken top oynardık arkadaşlarla... Yaşça büyük komşu kızlarının göz hapsinde üç beş posta tacize uğrardım, soğuk içeceklerin kuru boğazımı ıslatmasından sonra..
Kavgalarımız adam asmaca boyutlarındaydı.. Ellerimiz öyle bir sigara kokardı ki; yaşımız kafa kağıdımızdan büyük gösterirdi. Ağzımız leşti.. Burnumuz kabuk bağlamış, eller yarı boyalı nasırlı, yürek kayıp.. ben yitik.. anılar yok...
ve insanlık; insan namına verilen uyarılar da kalmıştı sadece.. nasihatlar ağızlardan küfür gibi çıkıyordu, iyi niyetler su istimal ediliyordu, ne zaman ağlasam gözlerimin yalancı yaşları yaş olarak ekleniyordu kimsesizliğime... Burnum kızarıyordu şarap saatlerinde, yüzümün kızarması ise yediğim tokatların sert bakışlarıma etki etmesinden sonra öfkemi suretimde asıyordu....
Anlayamazsın ki...
Kiraz çalardık Piç Hakkı amcanın evinin önündeki o koca ağaçtan. Sırtımda kırılan sopalar cebimde olmayan üç kuruşun hesabını hiç sormadı mesela.. Karnımdaki gurultuların sıcak ekmek kokusundan nefret etmesi gibi... Dondurmalar gavur icadı ilan edildi, bisikletler tehlike alametleri, salıncakları kiralamıştı zengin züppeleri, beleşe verilmeyen cici kıyafetleri, kremli elleri.............. Anlayacağın o ki, kulağımızda hep aynı sesleniş.. Mahallenin piçleri...
sen de haklısın..
Sevemedim Seni....
Sen hayatımın en güzel bir kaç gününden ibarettin o kadar.
Sana da hoşçakal...