Hoşçakal Umut
Yorgunluğum yüzümü ıslatıyor.Sevmiyorum yüzümün yapış yapış hallerini.Aklım ise bir cambaz gibi birbirinden uzak tuhaf resimlerin peşinde.Mesela Şeker’in ölümü geliyor gözlerimin önüne
Kaybettiklerimle çoğalan bir ben içinde kaybolduğumu fark ettiğim zamanlar
Yine kendine acıma sendromu gözlemliyorum kendimde ki öyle olmasa oturup bunları yüzüme kusarcasına böylesine sakin anlatamazdım.İnsan sakince nasıl kusar kendi yüzüne demeyin.En etkilisidir tokatların bana göre
Umut.. "Her daim elimden alınan bir oyuncak" ki alan da veren de hep kendi olma özelliğini önemle koruyan o tapılası tanrısal kavram.Ah aptal!Bir gün seni terk eden ben olacağım da yaklaşsan bile öteleyeceğim seni hiç ihtiyacım kalmadan.Bulutsuz bir gökyüzünün kaybolmuş bir mavisine olan bu derin tutku
Lafı dolaştırıp zamana getirme durumuma şaşmamak gerekir ki son durağım olsun istiyorum bu yorgunlukta.Her şeyin suçlusu biraz da o.Parmaklarımızın arasında akıp giden suyu hiçbir kayıp olmadan nasıl ki geri toplama şansına sahip değilsek
Bu kez seni ben terk ediyorum ve sana son sözüm:
Hoşçakal Umut..