Hira
Üye
-
- Katılım
- Temmuz 18, 2019
-
- Mesajlar
- 2,063
-
- Tepkime puanı
- 2,138
-
- Puanları
- 288
1987 yılında, Emily Perl Kingsley tarafından yazılmış kısa bir hikaye.
Elimden geldiğince çevireyim dedim. İlgilenirseniz, yazının orijinali de aşağıdadır.
Hayatımızın her alanında uygulayabileceğiz bir bakış açısı aslında.
HOLLANDA’YA HOŞGELDİNİZ
Emily Perl Kingsley
Benden sık sık engelli bir çocuk yetiştirmenin nasıl bir deneyim olduğunu anlatmamı istiyorlar. Bu sıradışı deneyimi paylaşmayan insanların anlamaları ve nasıl hissedildiğini hayal edebilmeleri için... Bu şöyle bir şey...
Bir bebeğin olacağı zaman, bu şahane bir tatil gezisi planlamak gibi. İtalya’ya bir gezi. Bir sürü gezi rehberi alıyorsun ve harika planlar yapıyorsun. Kolezyum. Michelangelo’nun Davut Heykeli. Venedikteki gondollar. İşe yarayacak, İtalyanca bazı cümleler öğrenebilirsin. Tamamı heyecan verici.
Aylarca süren sabırsız bekleyişin ardından o gün geliyor. Eşyalarını topluyor ve yola koyuluyorsun.
Birkaç saat sonra, uçak iniyor. Hostes kabine girip, “Hollanda’ya hoşgeldiniz!” diyor.
“Hollanda?!?” diyorsun. “Ne demek Hollanda?? Ben İtalya diye anlaştım! Benim İtalya’da olmam gerekiyor. Hayatım boyunca İtalya’ya gitmeyi hayal ettim.”
Ama uçuş planlarında bir değişiklik olmuş. Hollanda’ya inmişler ve orada kalmak zorundasın.
Önemli olan şey, seni korkunç, iğrenç, çok pis, ölümcül ve bulaşıcı hastalıklarla dolu, kıtlık ve rahatsızlık olan bir yere getirmedikleri. Sadece farklı bir yer. Yani gidip yeni rehberler almak zorundasın. Ve yepyeni bir dil öğrenmek zorundasın. Ve başka türlü asla tanışmayacağın yepyeni bir grup insanla tanışacaksın.
Sadece farklı bir yer. İtalya’dan daha yavaş tempolu; İtalya’dan daha az gösterişli. Ama biraz zaman gecip soluklandıktan sonra etrafına bakmaya başlıyorsun... ve farketmeye başlıyorsun ki Hollanda’nın yeldeğirmenleri var... ve Hollanda’nın laleleri var. Hollanda’nın Rembrandt’i bile var.
Ama senin tanıdığın herkes İtalya’ya gidip gelmek ile meşgul... Ve hepsi orada ne kadar harika zaman geçirdikleriyle ilgili böbürleniyorlar.
Ve sen hayatının geri kalanında, “Evet, benim gitmem gereken yer de orasıydı. Öyle planlamıştım.” diyeceksin.
Ve bu acı asla, hiç, hiç, hiç geçmeyecek... çünkü o hayalin kaybı, çok çok önemli bir kayıp.
Ama... eğer hayatını İtalya’ya gidemediğin gerçeğinin yasını tutarak harcarsan, çok özel ve çok güzel olan şeylerin tadını çıkarma özgürlüğüne asla sahip olamayabilirsin... Hollanda’ya dair.
***********************************************************************************************************************************************************************************************************************************************
WELCOME TO HOLLAND
by
Emily Perl Kingsley
I am often asked to describe the experience of raising a child with a disability - to try to help people who have not shared that unique experience to understand it, to imagine how it would feel. It's like this......
When you're going to have a baby, it's like planning a fabulous vacation trip - to Italy. You buy a bunch of guide books and make your wonderful plans. The Coliseum. The Michelangelo David. The gondolas in Venice. You may learn some handy phrases in Italian. It's all very exciting.
After months of eager anticipation, the day finally arrives. You pack your bags and off you go.
Several hours later, the plane lands. The stewardess comes in and says, "Welcome to Holland."
"Holland?!?" you say. "What do you mean Holland?? I signed up for Italy! I'm supposed to be in Italy. All my life I've dreamed of going to Italy."
But there's been a change in the flight plan. They've landed in Holland and there you must stay.
The important thing is that they haven't taken you to a horrible, disgusting, filthy place, full of pestilence, famine and disease. It's just a different place. So you must go out and buy new guide books. And you must learn a whole new language. And you will meet a whole new group of people you would never have met.
It's just a different place. It's slower-paced than Italy, less flashy than Italy. But after you've been there for a while and you catch your breath, you look around.... and you begin to notice that Holland has windmills....and Holland has tulips. Holland even has Rembrandts.
But everyone you know is busy coming and going from Italy... and they're all bragging about what a wonderful time they had there. And for the rest of your life, you will say "Yes, that's
where I was supposed to go. That's what I had planned."
And the pain of that will never, ever, ever, ever go away... because the loss of that dream is a very very significant loss.
But... if you spend your life mourning the fact that you didn't get to Italy, you may never be free to enjoy the very special, the very lovely things ... about Holland.
Elimden geldiğince çevireyim dedim. İlgilenirseniz, yazının orijinali de aşağıdadır.
Hayatımızın her alanında uygulayabileceğiz bir bakış açısı aslında.
HOLLANDA’YA HOŞGELDİNİZ
Emily Perl Kingsley
Benden sık sık engelli bir çocuk yetiştirmenin nasıl bir deneyim olduğunu anlatmamı istiyorlar. Bu sıradışı deneyimi paylaşmayan insanların anlamaları ve nasıl hissedildiğini hayal edebilmeleri için... Bu şöyle bir şey...
Bir bebeğin olacağı zaman, bu şahane bir tatil gezisi planlamak gibi. İtalya’ya bir gezi. Bir sürü gezi rehberi alıyorsun ve harika planlar yapıyorsun. Kolezyum. Michelangelo’nun Davut Heykeli. Venedikteki gondollar. İşe yarayacak, İtalyanca bazı cümleler öğrenebilirsin. Tamamı heyecan verici.
Aylarca süren sabırsız bekleyişin ardından o gün geliyor. Eşyalarını topluyor ve yola koyuluyorsun.
Birkaç saat sonra, uçak iniyor. Hostes kabine girip, “Hollanda’ya hoşgeldiniz!” diyor.
“Hollanda?!?” diyorsun. “Ne demek Hollanda?? Ben İtalya diye anlaştım! Benim İtalya’da olmam gerekiyor. Hayatım boyunca İtalya’ya gitmeyi hayal ettim.”
Ama uçuş planlarında bir değişiklik olmuş. Hollanda’ya inmişler ve orada kalmak zorundasın.
Önemli olan şey, seni korkunç, iğrenç, çok pis, ölümcül ve bulaşıcı hastalıklarla dolu, kıtlık ve rahatsızlık olan bir yere getirmedikleri. Sadece farklı bir yer. Yani gidip yeni rehberler almak zorundasın. Ve yepyeni bir dil öğrenmek zorundasın. Ve başka türlü asla tanışmayacağın yepyeni bir grup insanla tanışacaksın.
Sadece farklı bir yer. İtalya’dan daha yavaş tempolu; İtalya’dan daha az gösterişli. Ama biraz zaman gecip soluklandıktan sonra etrafına bakmaya başlıyorsun... ve farketmeye başlıyorsun ki Hollanda’nın yeldeğirmenleri var... ve Hollanda’nın laleleri var. Hollanda’nın Rembrandt’i bile var.
Ama senin tanıdığın herkes İtalya’ya gidip gelmek ile meşgul... Ve hepsi orada ne kadar harika zaman geçirdikleriyle ilgili böbürleniyorlar.
Ve sen hayatının geri kalanında, “Evet, benim gitmem gereken yer de orasıydı. Öyle planlamıştım.” diyeceksin.
Ve bu acı asla, hiç, hiç, hiç geçmeyecek... çünkü o hayalin kaybı, çok çok önemli bir kayıp.
Ama... eğer hayatını İtalya’ya gidemediğin gerçeğinin yasını tutarak harcarsan, çok özel ve çok güzel olan şeylerin tadını çıkarma özgürlüğüne asla sahip olamayabilirsin... Hollanda’ya dair.
***********************************************************************************************************************************************************************************************************************************************
WELCOME TO HOLLAND
by
Emily Perl Kingsley
I am often asked to describe the experience of raising a child with a disability - to try to help people who have not shared that unique experience to understand it, to imagine how it would feel. It's like this......
When you're going to have a baby, it's like planning a fabulous vacation trip - to Italy. You buy a bunch of guide books and make your wonderful plans. The Coliseum. The Michelangelo David. The gondolas in Venice. You may learn some handy phrases in Italian. It's all very exciting.
After months of eager anticipation, the day finally arrives. You pack your bags and off you go.
Several hours later, the plane lands. The stewardess comes in and says, "Welcome to Holland."
"Holland?!?" you say. "What do you mean Holland?? I signed up for Italy! I'm supposed to be in Italy. All my life I've dreamed of going to Italy."
But there's been a change in the flight plan. They've landed in Holland and there you must stay.
The important thing is that they haven't taken you to a horrible, disgusting, filthy place, full of pestilence, famine and disease. It's just a different place. So you must go out and buy new guide books. And you must learn a whole new language. And you will meet a whole new group of people you would never have met.
It's just a different place. It's slower-paced than Italy, less flashy than Italy. But after you've been there for a while and you catch your breath, you look around.... and you begin to notice that Holland has windmills....and Holland has tulips. Holland even has Rembrandts.
But everyone you know is busy coming and going from Italy... and they're all bragging about what a wonderful time they had there. And for the rest of your life, you will say "Yes, that's
where I was supposed to go. That's what I had planned."
And the pain of that will never, ever, ever, ever go away... because the loss of that dream is a very very significant loss.
But... if you spend your life mourning the fact that you didn't get to Italy, you may never be free to enjoy the very special, the very lovely things ... about Holland.