- hocalı- insaniyetsiz zamanlar -

🕒 Konu sahibi 13 saat önce aktifti
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
- HOCALI- İNSANİYETSİZ ZAMANLAR -

Şubat'ın yirmi beşinin son demleriydi. Yıldızlar ellerinde mendil, yeryüzüne bakıyorlardı. Belliydi bir şey vardı, bir şeyler olacaktı. Hayır değil, şer kokuyordu gökyüzü...

Boyası akmış sobamızın içindeki odunlar nazlana nazlana yanarken, çaydanlığın lülüğünden ince ince su sızıyordu sobanın üstüne. Sobanın kızgın tenekesine çarpan su damlaları, sobaya dökülene kadar geçen süre içinde, bana bir şeyler anlatmak istiyor gibiydiler.
Annem saçlarımı örüyordu usul usul.
Parmakları saçlarımdaydı ama teki kanlanmış gözleri, uğursuzluk giyinmiş bulutların içinde emekliyordu. Belliydi, o çocuk hâlimle anlamıştım bunu.
Bir şey vardı, bir şeyler olacaktı. Hayır değil şer kokuyordu etraf. Bizi sevmeyenler vardı, bizim sevmediklerimiz vardı.
Dedem '' Kin, insanoğlunun içine işlemiş dövmedir'' demişti, bana.
Ne demek istediğini o gece anlayacaktım. Babam, bitpazarından aldığı Rus işi gözlüğünün ardına sığınmış, zihninden geçen korku trenlerinin raylarını sökmeye çalışıyordu, bize belli etmeden. Ne de olsa babaydı. O korkarsa bizim halimiz nice olurdu. Ama kavanoz camlı gözlüklerin ardında gerçekteki hâlinden iki kat daha büyük görünen gözleri, ele veriyordu babamı.
O da korkuyordu...
Annem, saçlarımı örerken, bir taraftan da kokluyordu beni uzun uzun.
''Reyhan kokulu kızım, tavşan dişli kızım, benim maralım''.
Ilık bir şarkının nakaratları gibi tekralıyordu durmadan. Sonra sessizlik saçıldı evin her köşesine. Öyle bir sukûtdu ki, fareler bile sağır sanardı o odayı, o kadifesi kirlenmiş somyaları. Sessizlik derindi ama uçsuz bucaksız değildi, keşke öyle olsaydı.
Keşke herkes sussaydı da sadece dedemin namaz kılarken ağzından fısıltı hâlinde dökülen dualar kalsaydı, ilâhi avizeler gibi asılı kalsaydı gökkubede.
Kalmadı...
''Ablam çay oldu'' dedi.
Babam bir anda ayağa kalktı, pencereye koştu. Sonra can evimizi saran, bağrışlar, silah sesleri, kan topakları... O gece bizi öldürdüler.
Saray Bosna'daki Boşnaklar'ı, Cezayir'deki Berberiler'i, Polonya'daki yahudileri nasıl katlettilerse, Azeri Türkleri'ni; dedemi, ablamı, annemi, babamı ve civcivlerimizi katlettiler.
Ben kaçtım, önce komşumuzun kucağında, sonra bir kamyonetin arkasında kaçtım.. Ben gördüm, yerde hamile kadınlar vardı, yerde doğmamış bebekler vardı, yerde ablamın çıplak bedeni, yerde babamın yırtık gömleği vardı, ben gördüm.
Hocalı'da o gece kan vardı, Hocalı'da o gece kin vardı, Hocalı'da o gece dehşet vardı, ama insanlık yoktu...
Camilere doldurulup yakılan insanların kokusu genzimi yaktı, Batı'da kolanın asitiyle genzi yanan çocukları düşündüm o an. Öyle bir ağladım ki, bir daha hiç susmam sandım, sustum. Mazlum olan her insan gibi ben de sustum. Yıllar sonra yine Hocalı'ya döndüm, Azerbaycan'a. Ailemi, evimi, her şeyimi alan yurduma.
Yanımda bir arkadaşımla, Ermeni bir arkadaşımla...
Mezarlığa gittik, dua ettik, masum olan tüm insanlığa dua ettik. Sarıldık birbirimize, ırkçılığa, insaniyetsiz tüm zamanlara küfrettik.

Dedim''Tanya, bizi niye öldürdüler ?''
Dedi, ''Maral sizi niye öldürdüler ?''
Sonra beraber haykırdık, ''insanları öldürmesinler...''

- Kaan Murat Yanık -



hocali-katliami_5628.jpg
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri