Hitler'in gizemli öyküleri

Konu sahibi son olarak 4383 gün önce görüldü
Aranıyor! Ölü veya diri...
Dünyada hiçbir lider onun kadar gizemli değildi. Adolf Hitler
´in 1945´de sığınağında kendini gerçekten öldürdüğü hala
kanıtlanmış delil aksine ortada çarpıcı ve önemsenecek
iddialar var. Ve daha ötesi; savaştan sonra Hitler, dedikleri
yapılmazsa, batıyı terörle tehdit etti mi? Ve günümüzdeki
özellikle İsrail´e yönelik Arap terörünün ardında, Hitler´in
planları ve finansmanı olabilir mi? Glenn B. Infield araştırdı.
1945´de Adolf Hitler´in ölümünden çok, Martin Bormann´ın
veya eniştesi General Fegelein´ın ölüp ölmedikleri merak
konusuydu. Hitler´in ve yanındakilerin son aylarını geçirdiği
Berlin´deki yeraltı sığınağının bulunduğu bölge, Ruslar
tarafından işgal edildiği için, İngiliz ve Amerikalı
araştırmacılar ancak kısıtlı araştırmalar için izin
alabilmişlerdi. Ruslar Hitler´in ve son günlerinde karısı olan
Eva Braun´un kömürleşmiş vücutlarını bulduklarını ve
dişlerinden kimliklerini saptadıklarını açıkladılar. Fakat,
açıklama ve ortaya konan deliller öylesine yetersizdi ve
acemiceydi ki, Hitler´in kesin olarak ölmüş olduğu kabul
edilemedi. Hatta, Stalin dahi inanmıyordu, ona göre Hitler
ölmemiş ve ortadan kaybolmuştu yani yaşıyordu. Ve nihayet,
ilk ciddi araştırma izni Binbaşı Trevor-Roper başkanlığındaki
bir ekibe verildi. Binbaşı, Karşı Casusluk Savaş Odası ve İngiliz
Ren Ordusu adına yetkiliydi. Araştırma, 1945 yılının Eylül-
Ekim ayları arasında, İngiliz, Fransız ve ABD işgali altındaki
tüm bölgelerde sürdürüldü. Fakat kendi bölgelerinde
araştırmaya izin veren Ruslar, Hitler´in intihar ettiğine tanık
olduklarını söyleyen tüm sığınak personelini tutuklayıp, Rusya
´ya yolladıkları için, en önemli ifadeler alınamamıştı.
"Hitler´in göğsüne saplanan şarapnel..."
Binbaşı´nın raporunda, önemli bir bölüm vardı ama sonraki
yıllarda gözden kaçırılacaktı. Müttefikler tarafından
sorgulanan tutuklular arasında bulunan Karl Heinz Spaeth adlı
bir doktor inanılmaz şeyler söylemişti. Doktor, Adolf Hitler´in
1 Mayıs 1945´de sığınağın dışında yaralanarak öldüğünü iddia
ediyor ve intihar etmediğini öne sürüyordu. Doktor, bir Alman
paraşüt birliğinin doktoruydu, 1 Mayıs gününde, Hitler
Sığınağı ile hayvanat bahçesi arasında kurduğu küçük bir
seyyar hastanede çevredeki yaralılara tedavi etmeye
çalışıyordu. İfadesini kendi anlatımından okuyalım;
"Saat üç civarıydı, biri gelerek Hitler´in yakında bulunduğunu
söyleyince, hemen dışarı fırladım. Benim birliğimin komutanı
olan Graf von Raiffenstein ile Teğmen Kurt Uhlik oradaydılar
ve yanlarında Führer vardı. Karşı sokakta bulunan bir tank
bariyerine doğru gidiyorlardı, birden uyarı sesleri duyuldu ve
ardından karşı taraftan ateş açıldı, orada Ruslar vardı. Hitler
uyarıyı nedense dinlemedi ve barikada doğru ilerlemeye devam
etti, ardından vurularak yere düştü. Çevrede SS askerleri
vardı, ateş açarak ilerlediler, bu arada ben de yoğun ateşten
korunmak için saklanmıştım, birkaç dakika sonra beni seyyar
hastaneme çağırdılar, Hitler oraya taşınmıştı. 10 cm.
uzunluğunda, 8-10 mm. enindeki bir şarapnel parçası göğsüne
saplanmıştı. Hemen durumu kontrol ettim, yara derindi ve her
iki ciğeri de delmişti. Çok az sargı bezim vardı ve
yapabileceğim birşey yoktu, yarayı sardım, bu arada Hitler
sürekli inliyordu ve bilinci tam değildi. Acısını azaltabilmek için
normalin iki katı dozda morfin yaptım ve oturup beklemeye
başladık. Yarım saatte bir nabzını ve solunumunu kontrol
ediyordum ve 1.5 saat sonra nefes almadığını farkettim. Kalp
atışları üç dakika daha devam etti, artık bitmişti, SS şeflerine
dönerek Führer´in ölmüş olduğunu bildirdim."
Speath´ın ifadesi buydu; daha sonra SS´lerin Hitler´in cesedini
aldıklarını ve 2.5 kg patlayıcı ile havaya uçurup parça parça
ettiklerini, ardından Rusların geldiğini ve yaralıları tedavi
etmeye devam ettiğini söylüyordu. Araştırma komisyonu
yetkilileri ve daha üsttekiler bu anlatımı önemsemediler, ya
inanmamışlar veya doktorun yanıldığını düşünmüşlerdi ya da
Speath´e göre Adolf Hitler bir kahraman gibi, gerçekten
savaşarak ölmüştü ve bu da müttefiklerin işine gelmiyor
olabilirdi. Trevor-Roper Raporu´na göre, Dr. Speath´a
inanmak zordur, üstelik doktor da bir SS´dir ve belki de Hitler
´in kaçtığını gizlemek için bu hikayeyi uyduruyordur. Her iki
anlatımda da, yani sığınakta intihar edip, cesedinin yakılması
ve yaralanıp öldükten sonra havaya uçurulması öykülerinin
ikisinde de ortada kesin sonuç yoktur. Birincisinde,
kömürleşmiş bir kalıntı, ikincisinde ise hiçbir şey yoktur.
Acaba, Hitler kaçmış daha uygunu kaçırılmış olabilir mi?
İspanya´ya uçuş;
Bir iddiaya göre, SS´lerin son görevi Führer´in imajını
korumaktı, bu nedenle herkes ölebilirdi ama Hitler
ölmemeliydi. Zamanı gelince, yeni Nazi hareketinin
başlatılması için Führer´in varlığı şarttı. Dünya, Adolf Hitler
´in ölmediğini bilmeli ve korkmalıydı. Aslında SS´ler başarılı
oldular; savaştan sonra uzun yıllar boyunca Nazi avcılarıyla
ödül peşinde koşanlar Hitler´i arayıp durdular. 1968´de
Sovyetler´in yayınladığı otopsi raporuna rağmen kuşkular
giderilemedi. Üstelik bu kadar da değil; zira bir iddia daha
var; biraz saçma, biraz da entrika dolu bir iddia; Bir SS
subayı, Hitler´in bir Me-109 savaş uçağıyla Berlin´den
İspanya´ya uçtuğuna tanık olduğunu iddia ediyordu.
Araştırmacılar, bu iddianın mümkün olup olamayacağını ABD
Hava Kuvvetleri yetkililerine sordular. Cevap, ne evet ne de
hayırdı. Nuremberg mahkemelerinde aynı soru, Mussolini´yi bir
dağın tepesinden kaçırmayı başaran ünlü SS generali Otto
Skorzeny´e soruldu. Hitler özel komando birliğinin komutanı
olan Skorzeny soruyu duyunca gülümseyerek; "Bu imkansız
birşey, bizim Messerschmitt uçaklarımız bu kadar uzun menzilli
değildir, üstelik savaşı kaybetmiştik." dedi. Ama adı saklanan
SS subayı ısrarlıydı; savaş uçağının tek kişilik olduğunu ve
aslında bir yolcu uçağına eşlik ettiğini söylüyordu.
Hitler şehit mi?
Trevor-Roper Raporu, ABD Hükümeti´ne sunulduktan sonra,
Amerika´daki bir esir kampında bulunan George Albrecht adlı
bir Alman, Hitler´in nereye saklandığını bildiğini ve
açıklayacağını söylemek için müracaat etti. Albrecht, 1941 yılı
noelinde, Rodenbeck´de tanınmış bir Nazi liderinin, bir diğer
parti üyesiyle yaptığı konuşmaya kulak misafiri olmuştu. İki
adam, bir yeraltı mağarasında Hitler´in çok özel bir birlik
oluşturduğunu ve çok gizli bir radyo istasyonunun kurulduğunu
konuşuyorlardı. Bu gizli üs, Rodenbeck´deydi. Albrecht´in
iddiasından sonra, söylenen bölge karış karış arandı. Ama
birşey bulunamadı. 1945 yılı başlarında, Amerikan, İngiliz,
Fransız ve Sovyet yetkilileri hiç durmadan birbirlerinden
Hitler´in ölü veya diri aranmasını isteyip duruyorlardı. Hitler
´den sonra Almanya´nın başına geçen
Görüntü
Amiral Doenitz´le görüşen Tuğgeneral Clayton Bissell´in
açıklaması da ilginçti; "Geçen Salı günü, General Marshall
telefon ederek Dönitz´in Hitler´in öldüğünü resmen
açıklamasından kuşku duyduğunu, ayrıca Alman halkının bir
kısmının Hitler´i şehit kabul ettiğini, daha da kötüsü Sovyetler
´le batılılar arasında bu yüzden zıtlaşmanın başladığını söyledi
ve Dönitz, özellikle Alman halkının bölünmesinden endişeliydi."
Oysa, Dönitz ve Marshall Hitler´in sığınağında öldüğünden
emindiler. Ruslar´ın bulduğu kömürleşmiş cesedin Hitler´e ait
olduğuna da inanmışlardı. Buna karşın General Eisenhower, 8
Ekim 1945´de "Stars and Stripes" adlı dergiye yaptığı
açıklamada, Hitler´in sağ olabileceğini ve bizzat Stalin´in
bulunan kömürleşmiş cesetten duyduğu kuşkuları paylaştığını
belirtiyordu.
Hezeyan mı, yoksa?
Aynı yılda, Miami, Florida´dan Norman Stineman, "Chicago
Daily Times" gazetesinden yazar Vincent de Pascal´a bir
mektup yazdı; "Arjantin hükümeti yetkililerinin işbirliği ile
Naziler Arjantin´de büyük endüstriyel alanları oluşturdular ve
uzun menzilli roketler yaparak ABD´yi ve Brezilya´yı vurmayı
planlıyorlar. Hitler, dev bir yeraltı üssünde saklanıyor, bu yer
bir Alman´a ait olan dev bir çiftliğin altında gizli. Berlin´de
bulunan Hitler ve
Görüntü
Eva cesetleri iki dublöre aitti, bu gizli yer Buenos Aires´in 450
mil yakınındadır. Aşağıya dev asansörlerle inilir, üssün
duvarlarında foto-sel uyarı sistemleri vardır." Mektup,
gazeteci tarafından FBI´a yollandı; İki ay sonra gelen
cevapta FBI Başkanı J. Edgar Hoover´in imzası vardı; Başkan,
"Hitler´in nerede bulunduğunu anlatan mektubun bir benzeri
de Orlando´dan Dr. Landowne tarafından yollandı. Ama
doktorun 97 yaşında, bir tarikatın ruhsal lideri ve
kehanetlerde bulunduğunu öğrendik. Netice de, Hitler´in
Arjantin´de bulunduğunu gösteren bir kanıt bulunamamıştır."
diyordu.
Hitler savaştan sonra ABD´yi tehdit etti;
1947 Nisan ayında, ortaya yeni bir mektup çıktı; Werner
Eckers adlı eski bir SS subayı tarafından Berlin ABD Bölgesi
Askeri Valisi olan General Clay´a hitaben yazılmıştı; Hitler´in
sığınaktan kaçarken yaralandığı doğruydu ama ölmemişti,
sadece bir kolunu yitirerek Almanya´dan çıkmayı başarmış ve
sonra yine geri dönerek saklanmış ve sessiz kalmayı tercih
etmişti. Eckers, ayrıca kendisinin Hitler´in yanında
bulunduğunu ve 17 sayfalık bir deklarasyonu dikte ettirdiğini
yazıyordu. Deklarasyon Başkan Truman´a yazılmıştı ve 12
madde içeriyordu. Hitler, SS birliklerinin hala varolduğunu ve
bir yeraltı terör örgütü olarak tehdit edici olabileceğini ve
tekliflerinin kabul edilmesini istiyordu. 12 madde şöyleydi;
1. Bütün Nazi liderlerinin yargılanması hemen durdurulmalı.
2. 1 Nisan 1933´den beri üye olan Nazi Partisi, SA, SS ve
Gestapo mensupları hemen affedilmeli.
3. Aynı af, ordu, polis ve güvenlik güçlerini de kapsamalı.
4. Oder-Niesse hattı, sınır olmayacak ve toprak talepleri
reddedilecektir.
5. Alman halkının ihtiyacı olan yiyecekler ve diğer malzeme
hemen sağlanmalı ve de Almanlar Bolşevikler´e teslim olmaya
zorlanmamalılar.
6. Eski SA ve SS mensupları, Bolşevikler´e karşı bir güç
oluşturmak için toplanmalıdır.
7. Esir kamplarında toplanan siyasi Nazi görevlileri hemen
serbest bırakılmalıdır.
8. Nazi konsantrasyon kampları nedeniyle suçlanan görevliler
müttefikler tarafından mahkeme edilmemeli, sivil
mahkemelere devredilmelidir.
9. Bu özel mahkemelerde, ancak Almanya´ya ihanet eden von
Papen, Schacht ve von Seydlitz gibiler yargılanmalıdır.
10. Tüm yabancılar ve yahudiler hemen Almanya´yı terk
etmelidir.
11. Başka ülkelerde esir bulunan tüm Alman askerleri hemen
serbest kalmalıdır.
12. Eski Alman kolonileri geri verilmeli, buralara Alman
göçmenler yollanmalı ve Alman halkının Almanya dışına göçü
hemen kısıtlanmalıdır.
Hepsi bu mu? denesi geliyor. Führer çok ciddi görünüyor, eğer
mektup ve Hitler´in yaşadığı iddiası gerçekse, tehdit geçerli
olabilir. Beyaz Saray, bu deklarasyonu gerçekten aldı ama hiç
tepki vermedi. Ama bir görüşe göre, bazı çok önemli SS
liderleri serbest bırakılmış veya aranmalarından vazgeçilmişti,
hatta Nazi suçlularını arayan yahudi örgütlerine verilen
destek kısıtlanmıştı. Yine bu görüşe göre, günümüzün felaketi
olan terörün ardında Hitler´in çok gizli SS örgütü ve finansı
bulunmaktadır, ABD yapabileceğini yapmış ve Avrupa ile daha
çok ilgilenmek istememiştir. Roosevelt´in aksine daha içe dönük
olan Başkan Truman, Amerika´nın daha çok zarar görmesine
karşıdır.
Tanıklar nerede yalan söyledi?
Adolf Hitler´in ölü veya diri olduğu iddiaları kitaplar
doldurabilir. Mayıs 1945´de Rusların kurduğu Strausberg
Kampı´nda esir olan Alman Dr. General Walter Schreiber´in
anlattıkları gerçekten çarpıcıdır; Schreiber, 29 Nisan 1945´de
Reichstag´daki (Nazi Şansölyelik binası) yeraltı hastanesinde
cerrahlık yapıyordu. Ruslar tarafından tutuklanıp kampa
götürüldükten sonra orada Hitler´in SS koruması Otto Günsche
ile karşılaştı. Günsche, Hitler´in cesedini gördüğünü ve
yakılmasında görevli olduğunu açıklamıştı ama Schreiber´e
anlattığı öykü farklıydı; Hitler´i ölü olarak görmediğini,
olanların çok farklı olduğunu ve gerçeği bilmediğini
söylüyordu. Schreiber, Hitler´in özel pilotu Hans Baur´la da
konuştu, Baur Hitler´in öldüğünden emindi ama cesedini
görmemişti. Yine aynı kampta bulunan Hitler´in özel uşağı
Heinz Linge, Hitler ve Eva´nın cesetlerinin yakılmasına yardım
ettiğini resmen açıklamıştı. Schreiber kararlıydı, gizemi
çözmek istiyordu ve Linge´yi kendi barakasına aldırmayı
başardı; birkaç hafta sonra Linge konuşmaya başladı; Führer
´in veya karısının cesetlerini hiç görmemişti, öldükleri
söylenmişti, sadece halılara sarılmış iki cesedin sığınağın
dışına taşındığını görmüştü. İçinde kimlerin bulunduğunu
bilmiyordu. Linge, Günsche ve daha birkaç önemli tanık 1956
´da Moskova´daki Lubianka Hapishanesi´nden serbest
bırakıldıktan sonra eski hikayeyi tekrarlamaya devam ettiler,
Schreiber´e söyledikleri inkar ediyorlardı. Gizem yine
çözülmemişti.
Gizem aydınlanamıyor;
1953´den sonra yaygınlaşan "Yalan Makinesi" nin bu konuda
çok kullanıldığı biliniyor. ABD yetkililerinin kaç kişiye bu testi
yaptığı ve ne sonuç aldığı bilinmiyor. Ayrıca Naziler´den 23 yıl
sonra 1968´de Sovyetler´in neden aniden Hitler Otopsisi´nin
sonuçlarını açıkladığı da bilinmiyor. Sovyet bildirisinde,
otopsiden sonra cesedin yakıldığı ve küllerinin tarlalara
atıldığı da belirtiliyordu. Hitler Berlin´de ölmedi mi? Güney
Amerika´ya kaçmayı başardı mı? Metresi ve son günlerinde
karısı olan Eva Braun yanında mıydı? Ortada kesin
tanımlanmış ne bir ceset, ne de bir mezar vardı. Bu kuşku
daima sürecek ve gizem asla aydınlanamayacak, kaçtığı
iddiası da aynı şekilde aydınlanmayacak. Gerçeği bilen var
mı? Evet, gerçeği eski SS´ler biliyorlar ama hiç konuşmadılar
ve belki bir ikisi dışında artık yaşamıyorlar. Nazi Almanyası
´nın, Führer´i ve tüm zamanların en gizemli lideri Adolf Hitler,
1945´de ölmediyse, bugün yüz yaşın üzerinde olmalı yani artık
yaşamıyor. Ama ya iddialar doğruysa? 1990´ların batıya
yönelik terör dünyasının ardında Hitler´in ve sadık SS´lerinin
intikamı yatıyor olabilir mi?
 
Geri