Hitler’den günümüze!

Konu sahibi son olarak 1191 gün önce görüldü
Acı ve tatlı olayları, olumlu ve olumsuz bütün gelişmeleri hep birlikte yaşıyoruz…

Ve çoğumuz, olup bitenden zarar görüyoruz.

Eğer varsa bütün “Olumlu (!)” görüşlerinizi bırakın bir yana, bütün kesimlerden insanlarımızla konuşup onların ne dediğini kendi kulaklarınızla duyun.

Memur, işçi, emekli, esnaf, sanatkâr, taksici, berber, serbest meslek sahibi, karşınıza kim çıkarsa onları biraz olsun deşmeye çalışın.

“İyi ama abicim bunlar Müslüman” diyen, ülke gerçeklerinden habersiz yaşayan, kula kul olmayı içine sindirmiş ya da vurgun yapıp köşeyi dönmeyi başarmış belli kesimler dışında pek kimseden kendi yaşam koşulları ve bu iktidar için olumlu sözler duymayacaksınız.

★★★

Öbür yanda ise durum çok farklı!..

Medyanın yüzde 95'i iktidarın elinde.

Televizyonların ve gazetelerin hemen hepsi onların emrinde, hizmetinde…

Ve açık konuşmak gerekirse, iktidar onları kendi çıkarları doğrultusunda kullanmayı çok iyi biliyor.

Ancak, Türk Milleti'ne her gün sunulan yalanlar ve pembe tablolar artık mide bulandırma aşamasına geldi.

★★★

Nazi Almanya'sı döneminde Hitler'in çok ünlü bir Propaganda Bakanı vardı.

Joseph Goebbels…

O zaman televizyon yoktu, internet yoktu.

Hitler rejimi radyo ve gazetelerden oluşan bütün medyayı zaten ele geçirmiş, teslim almıştı.

Aykırı bir ses çıkarmak, eleştirmek, doğruları yazmak asla söz konusu değildi.

Yalan söylemenin, toplumu kandırmanın ustası olan Goebbels her gün radyo mikrofonlarına geçer ve nutuk atardı.

Yalancı, milletini uyutan yönetimler konusunda en bilinen ve dünyaca ünlü olmuş sözleri ise şöyleydi:

“Kimse küçük yalanlarla uğraşmasın. Toplumu inandırmak için ya büyük yalanlar söyleyeceksiniz, ya da gerçekleri gizleyecek ve hiç söz etmeyeceksiniz. Yalan ne kadar büyük olursa toplum o kadar kolay inanır!..”

Türkiye olarak şimdi bize de bu süreci yaşatmak istiyorlar…

★★★

-Her şey dört dörtlük!..

-Yakında çok daha iyi olacak!..

-Dünyanın 10. büyük ekonomisi olma yolunda hızla ilerliyoruz!..

-Vatandaş memnun!..

Bunların hepsi yalan, hepsi palavra.

★★★

Bizi böyle bir sürü yalanla uyutmaya kalkışanlar bunu niçin yapıyor?..

Çünkü hayatlarında bir gün olsun sıradan vatandaşla uzaktan yakından en ufak bir temasları yok.

Aslında ülke yönetimini ele geçirdikten sonra bakkala, manava, markete hiç adım atmadılar, fiyatlara bakma zahmetine katlanmadılar.

İçinde yaşadıkları köşklerden ve saraylardan çıkmazlar, fiyatları ve yaşam koşullarını bilmezler, sıradan vatandaşa kulak vermezler.

Ramazan ayında kameraların karşısında göstermelik düzenledikleri iftar şovları dışında insanlarla temasları yok.

★★★

Yalan söylemenin, toplumu korkutup sindirmenin ve sesi çıkmaz duruma getirenlerin gelmiş geçmiş en büyük propaganda ustalarından biri olan Goebbels de yıllar önce aynı taktiği uygulardı:

“Sizden emir alan kitlelere öyle pembe tablolar sunacak ve öyle hayaller kurduracaksınız ki, gerçek zannetsinler!

Birileri çatlak ses çıkarabilir, hiç umursamayacak ve gerekirse baskıyla ezeceksiniz.

Büyük yalanlarınız eninde sonunda sizin işinize yarayacaktır!

Ama bunun için ciddi bir beyin yıkama kampanyasını hiç ara vermeden sürdürmeniz gerekir.

Radyo ve gazeteler bu açıdan fevkalade önemlidir.

Bunları emrinizde, elinizin altında tutmayı bileceksiniz.”

(Dedim ya, Hitler döneminde televizyon ve internet siteleri, sosyal medya falan yoktu. Medya sadece radyo ve gazetelerden oluşurdu.)

★★★

Sevgili okurlarım şimdi gelin Hitler dönemi ile günümüz Türkiye'sini kısaca kıyaslamaya çalışalım.

-Medyaya büyük baskı o zaman da aynen vardı. (Bizde de var!)

-Alman medyası Nazi yönetimi tarafından baskı altına alınmış ve susturulmuştu. (Aynı düzen Türkiye'de de sürüp gidiyor.)

Tatlı hayaller, pembe tablolar topluma yutturulmak istenirdi. (Durum bizde de aynı.)

Baskı ve sansür inanılmaz boyutlara varmıştı. Muhalif gazeteciler yargılanır ve içeri tıkılırdı.”

★★★

Aynı süreci şimdi biz Türkiye'de yaşıyoruz…

Ne acı!..

Aradan 100 yıla yakın süre geçmiş, insanlık aleminin başına bela olan o korkunç rejim çoktan yok olup gitmiş ama biz bu ülkede, 21. yüzyılda, hem de adına “Demokratik” denilen bir düzende halen onun tortuları ile yaşam sürdürüyoruz!

Bir yanda hak yok, adalet teslim alınmış…

Baskı ve korkutmaca…

Öbür yanda ise yalanlar ve her şeye rağmen pembe tablolar!


Emin Çölaşan
 
Emin Çölaşan Ban!
Hükümet bu forumdan tüyo aliyor susturmak adina.
Hitler de kimmiş?
Peh!
 
Emin Çölaşan AKP döneminde Faşizmi ve demokratlığı keşfeden eski anti demokrat ve ırkçı birisi. Bu tipler ellerine fırsat geçince tekrar eski hallerini alacak konumdalar.
Emin Çölaşan bay Recebin başka bir versiyonu
 
Nazi Almanyası Alman Irkı böyle giyilir diye giyim fabrikası kurdu.Fransa modası o zamanlar çok ünlü idi.Üst Makamdaki kadınlar Fransa modasıyla balolara konferanslara katılıyorlardi.Sadece Halk Alman Irkı kıyafeti giysin diye baskı yapılıyordu.

Naziler 1 veya 2 yıl içerisinde 12 bin 400 yol yaptılar.Açıklaması Halka Almanya'da herkesin arabası olacak tarzındaydı.Ama o Yolların Amacı Savaşa Hazırlıktı.Tankları ve Zırhlı araçları daha hızlı sevkiyat yapmaktı amaç.

Hani bu Almanlar Türkler ile savaşmadı diye bir kaç insanlar var.Naziler Türkiye'ye girmemesinin sebebi o zamanlar Rusya ile müttefiktiler.Eğer Türkiye'ye karşı bir savaş içerisine girseler Ruslar bir sonraki hedefi biziz deyip uyanacaklardı.Almanlarda bunu istemiyordu.Rusların yanı sıra Türk devletleride Türkiyenin yanında yer alacaktı.

Almanlar büyük devletlere kafa tutmasının sebebi Adamların Sanayisi dünyanın 60-70 yıl ilerisinde idi.Almanya Fransa'ya savaş açtığında Fransanın savaş uçağı yoktu.İngiltere keza öyle sayılır.


Almanların baskıcı Rejimi benziyor fakat teknoloji ve sanayi bakımından Tam tersi.
Hatta Kauçuk endüstride çok değerli bir mal idi. Norveç sanırım o kauçuğu daha ucuza vereyim davası oldu.Alman kauçuk fabrikaları zor durumda kalacaktı.
Hitler Araya girdi.Norveç kauçuğuna değil de daha pahalıya maal olan Alman Kauçuğunu aldırdı.Fabrikalara destek sağladı.Amaç Alman sanayisini dışa bağımlı hale getirmemek.

Daha çok anlatırımda uzar uzar gider.
 
Ülke olarak her geçen gün kültürel olarak sığlaştığımız doğrudur.
 
Geri