Mihri
Gümüş Üye
-
- Katılım
- Nisan 17, 2023
-
- Mesajlar
- 6,176
-
- Tepkime puanı
- 6,588
-
- Puanları
- 234
-
- Yaş
- 38
-
- Konum
- Cat Sosyete
Adronitis
Birini yeteri kadar tanımanın zaman alacağını düşünmenin ortaya çıkardığı hüsran. Herhangi bir nedenle bir süre yakınlık kuracağımız, birlikte bir şeyler yapacağımız ve/veya aynı ortamı paylaşacağımız yeni biriyle tanıştığımızda ortaya çıkar.
Başka ifadeyle, kısa vadede birini tanımanın mümkün olmayacağını bilmenin verdiği hayal kırıklığı denebilir.
Altschmerz
Yıllardır aynı sorunları kafaya takmanın ve/veya aynı şeylerle uğraşmanın vermiş olduğu bezginlik.
Anecdoche
Aynı anda herkesin konuştuğu, fakat kimsenin birbirini dinlemediği konuşma hâli.
İnsanların önceden belirlenmiş veya önem arz eden bir meseleyi konuşmaktan ziyade sohbet etmek için bir araya geldikleri kalabalık ortamlarda ve bu şekilde yapılan geleneksel buluşmalarda sıkça yaşanan bir durum.
Chrysalism
Yağmurlu ve fırtınalı havalarda iç mekânda olmanın verdiği huzur.
Dysania
Sabahları uyanınca yatakta kalmaya devam etme arzusu ve bundan sebep sabahları yataktan kalkamama hâli.
Ayrıca bakınız: Klinomani (Clinomania)
Ellipsism
Tarihin nasıl devam edeceğini hiçbir zaman bilemeyecek olmanın verdiği hüsran. İstikbali göremeyecek olmanın sebep olduğu melankolik hâl.
Énouement
"Énouement" sözcüğünün verdiği anlam "akıbet yargısı, belirli bir sürecin sonunda ulaşılan durumu dramatize etme" demektir.
Geleceğe varmış olmanın acı tatlı ruh hâli ve yaşanan durumların nelere dönüşmüş olduğunu görüp de kendinin geçmişteki hâline bunu aktaramıyor olmanın verdiği iç burukluğu.
Exulansis
Karşımızdakine bir şey anlatırken, ondan beklediğimiz tepkileri alamamanın, anlattıklarımızın karşı tarafta bir etki bırakmadığını, umduğumuz gibi karşı tarafa geçmediğini hissetmenin yahut fark etmenin neden olduğu motivasyon kaybı. Bundan muzdarip konuşma hevesimizin kaçması ve konuyu neyse ya boş vere bağlama.
Finifugal
Sonlardan nefret etmek. Herhangi bir şeyin nasıl sona erdiğini, akıbetinin ne olduğunu öğrenmek ve bilmek istememek.
Jouska
Kafamızda canlandırdığımız, bilincimizde oluşturduğumuz kişiyle yapılan içsel konuşma.
Yatakta kendi kendine düşünürken lafın lafı açması gibi.
Kenopsia
Kalabalık olmasına alışılmış bir ortamı boş görünce yaşanan terk edilmişlik hissi.
Lachesism
Kaza ve afet gibi durumlarda bastıran bir felâketin içerisinde bulunmaktan kurtulma dürtüsü.
Liberosis
Bizi kısıtlayacak sorumluluklardan arınma tutkusu. Önemsememiz, umursamamız gereken şeylerden azade bir yaşam sürme isteği.
Mauerbauertraurigkeit
İnsanları, hatta en yakınlarını bile kendinden uzaklaştırmayı isteme. Yalnız kalma ihtiyacı duyarak izole bulunmak isteme.
Monachopsis
Bir yere ait olamama duygusu.
Sosyal bir çevreye kendini dahil hissedememe ve bundan dolayı giderek o ortama yabancılaşma olarak da ifade edilebilir.
Onism
Olduğun kişiyi değiştirememenin yaşattığı iç buhran. Sürekli aynı kişi olacak olma düşüncesiyle yaşanan üzüntü ve kaygı.
Opia
Günlük yaşamda tanımadığımız biriyle göz teması kurduğumuzda hissettiğimiz belirli belirsiz duygu yoğunluğudur. Yabancı biriyle göz teması kurunca aynı anda kendini hem tedirgin hem de güvende hissetme durumu.
Occhiolism
Hayata ve olaylara küçük bir pencereden bakılabildiğinin farkına varma. Bakış açımızın kısıtlılığının bilincinde olmamız.
Nodus Tollens
Yaşam şeklimizin aşırı sıradan, hiçbir heyecan vermez hâle geldiğini görmek. Hayatımızın ne denli monoton olduğunun farkına vardıktan sonra yaşam tarzımızın artık bize bir şey ifade etmemesi durumu.
Nyctophilia
Karanlığı sevmek; Loş ve karanlık ortamlarda kendini daha rahat ve huzurlu hissetmek.
Rubatosis
Korkmamıza, panik olmamıza yahut fazla heyecan yapmamıza neden olan bir hadiseden sonra kendi kalp atışımızı duymaya başlamanın verdiği rahatsızlık hissi.
Ruckkehrunruhe
Güzel bir tatilden sonra eve dönünce yaşanan burukluk, boşluk hissi.
Sehnsucht
İçinde bulunulan anda hissedilen şeyin tam olarak ne olduğunu algılayamama, ayırt edememe veya hissedilenlerin doğruluğundan emin olamama.
Sonder
Toplum içerisinde bir an başkalarının da bizim gibi karmaşık bir yaşamın parçası olduklarını fark etme durumu.
Bir başka ifadeyle, hayatın başrolünde kendimizin olmadığını, diğer insanların da bizim gibi hayatlarının olduğunu fark etmemiz, bunu hissetmemizdir.
Vellichor
Eski kitaplarla dolu bir yerin verdiği dalgınlık hissi, düşüncelilik hâli.
Vermödalen
Daha önceden yapılan bir şeyi yapmaktan, yani özgün olamamaktan duyulan kaygı.
Özgün olduğunu ve/veya size özgü olduğunu düşünerek ortaya koyduğunuz bir şeyin, evvelce yapılan bir şeyin tekrarı veya taklidi olmasından, sıradan olmasından, yeterince münferit olmamasından endişe duyma veya bizim öyle varsaymamızdan dolayı yaşadığımız düş kırıklığıdır.
Kuebiko
Sürekli şiddete maruz kalmanın sonucunda yaşanan bezginlik, yaşamdan soğuma hissi.
Kaynak:
the Dictionary of Obscure Sorrows (Belirsiz Hisler Sözlüğü)
Birini yeteri kadar tanımanın zaman alacağını düşünmenin ortaya çıkardığı hüsran. Herhangi bir nedenle bir süre yakınlık kuracağımız, birlikte bir şeyler yapacağımız ve/veya aynı ortamı paylaşacağımız yeni biriyle tanıştığımızda ortaya çıkar.
Başka ifadeyle, kısa vadede birini tanımanın mümkün olmayacağını bilmenin verdiği hayal kırıklığı denebilir.
Altschmerz
Yıllardır aynı sorunları kafaya takmanın ve/veya aynı şeylerle uğraşmanın vermiş olduğu bezginlik.
Anecdoche
Aynı anda herkesin konuştuğu, fakat kimsenin birbirini dinlemediği konuşma hâli.
İnsanların önceden belirlenmiş veya önem arz eden bir meseleyi konuşmaktan ziyade sohbet etmek için bir araya geldikleri kalabalık ortamlarda ve bu şekilde yapılan geleneksel buluşmalarda sıkça yaşanan bir durum.
Chrysalism
Yağmurlu ve fırtınalı havalarda iç mekânda olmanın verdiği huzur.
Dysania
Sabahları uyanınca yatakta kalmaya devam etme arzusu ve bundan sebep sabahları yataktan kalkamama hâli.
Ayrıca bakınız: Klinomani (Clinomania)
Ellipsism
Tarihin nasıl devam edeceğini hiçbir zaman bilemeyecek olmanın verdiği hüsran. İstikbali göremeyecek olmanın sebep olduğu melankolik hâl.
Énouement
"Énouement" sözcüğünün verdiği anlam "akıbet yargısı, belirli bir sürecin sonunda ulaşılan durumu dramatize etme" demektir.
Geleceğe varmış olmanın acı tatlı ruh hâli ve yaşanan durumların nelere dönüşmüş olduğunu görüp de kendinin geçmişteki hâline bunu aktaramıyor olmanın verdiği iç burukluğu.
Exulansis
Karşımızdakine bir şey anlatırken, ondan beklediğimiz tepkileri alamamanın, anlattıklarımızın karşı tarafta bir etki bırakmadığını, umduğumuz gibi karşı tarafa geçmediğini hissetmenin yahut fark etmenin neden olduğu motivasyon kaybı. Bundan muzdarip konuşma hevesimizin kaçması ve konuyu neyse ya boş vere bağlama.
Finifugal
Sonlardan nefret etmek. Herhangi bir şeyin nasıl sona erdiğini, akıbetinin ne olduğunu öğrenmek ve bilmek istememek.
Jouska
Kafamızda canlandırdığımız, bilincimizde oluşturduğumuz kişiyle yapılan içsel konuşma.
Yatakta kendi kendine düşünürken lafın lafı açması gibi.
Kenopsia
Kalabalık olmasına alışılmış bir ortamı boş görünce yaşanan terk edilmişlik hissi.
Lachesism
Kaza ve afet gibi durumlarda bastıran bir felâketin içerisinde bulunmaktan kurtulma dürtüsü.
Liberosis
Bizi kısıtlayacak sorumluluklardan arınma tutkusu. Önemsememiz, umursamamız gereken şeylerden azade bir yaşam sürme isteği.
Mauerbauertraurigkeit
İnsanları, hatta en yakınlarını bile kendinden uzaklaştırmayı isteme. Yalnız kalma ihtiyacı duyarak izole bulunmak isteme.
Monachopsis
Bir yere ait olamama duygusu.
Sosyal bir çevreye kendini dahil hissedememe ve bundan dolayı giderek o ortama yabancılaşma olarak da ifade edilebilir.
Onism
Olduğun kişiyi değiştirememenin yaşattığı iç buhran. Sürekli aynı kişi olacak olma düşüncesiyle yaşanan üzüntü ve kaygı.
Opia
Günlük yaşamda tanımadığımız biriyle göz teması kurduğumuzda hissettiğimiz belirli belirsiz duygu yoğunluğudur. Yabancı biriyle göz teması kurunca aynı anda kendini hem tedirgin hem de güvende hissetme durumu.
Occhiolism
Hayata ve olaylara küçük bir pencereden bakılabildiğinin farkına varma. Bakış açımızın kısıtlılığının bilincinde olmamız.
Nodus Tollens
Yaşam şeklimizin aşırı sıradan, hiçbir heyecan vermez hâle geldiğini görmek. Hayatımızın ne denli monoton olduğunun farkına vardıktan sonra yaşam tarzımızın artık bize bir şey ifade etmemesi durumu.
Nyctophilia
Karanlığı sevmek; Loş ve karanlık ortamlarda kendini daha rahat ve huzurlu hissetmek.
Rubatosis
Korkmamıza, panik olmamıza yahut fazla heyecan yapmamıza neden olan bir hadiseden sonra kendi kalp atışımızı duymaya başlamanın verdiği rahatsızlık hissi.
Ruckkehrunruhe
Güzel bir tatilden sonra eve dönünce yaşanan burukluk, boşluk hissi.
Sehnsucht
İçinde bulunulan anda hissedilen şeyin tam olarak ne olduğunu algılayamama, ayırt edememe veya hissedilenlerin doğruluğundan emin olamama.
Sonder
Toplum içerisinde bir an başkalarının da bizim gibi karmaşık bir yaşamın parçası olduklarını fark etme durumu.
Bir başka ifadeyle, hayatın başrolünde kendimizin olmadığını, diğer insanların da bizim gibi hayatlarının olduğunu fark etmemiz, bunu hissetmemizdir.
Vellichor
Eski kitaplarla dolu bir yerin verdiği dalgınlık hissi, düşüncelilik hâli.
Vermödalen
Daha önceden yapılan bir şeyi yapmaktan, yani özgün olamamaktan duyulan kaygı.
Özgün olduğunu ve/veya size özgü olduğunu düşünerek ortaya koyduğunuz bir şeyin, evvelce yapılan bir şeyin tekrarı veya taklidi olmasından, sıradan olmasından, yeterince münferit olmamasından endişe duyma veya bizim öyle varsaymamızdan dolayı yaşadığımız düş kırıklığıdır.
Kuebiko
Sürekli şiddete maruz kalmanın sonucunda yaşanan bezginlik, yaşamdan soğuma hissi.
Kaynak:
the Dictionary of Obscure Sorrows (Belirsiz Hisler Sözlüğü)