Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:

Konu sahibi son olarak 2801 gün önce görüldü
Büyüklerin en çok sevinecekleri şey
Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Hakiki bayram, âhirette Peygamber efendimiz, Eshab-ı kiram ve diğer büyüklerle beraber olduğumuz zaman olacaktır. Bu da, ancak onların yoluna, eserlerine sahip çıkıp, bu nimetlerin kıymetini bilmekle olur. Kıymet bilmek de, okumak ve okutmakla olur. Onların bıraktıkları emanet, kitaplarıdır, nasihatleridir.

Bunların hepsi, bir anda elden gidebilir!

Eden kendine eder. Herkes ettiğinin karşılığını bu dünyada da, âhirette de bulur. İşin başı değil, sonu muteberdir. Her şey çok güzel geçer, bir hatayla hepsi ters döner, tepetaklak olur. (Ben yokum onlar var) demek, bu işin çaresidir. Kurtulmanın çaresi budur. Buna çok dikkat etmeli. Çünkü hepimizin kurtuluşu bundan geçiyor. Bu, sen ben meselesi değildir.

Büyüklerin en çok sevinecekleri, onları en çok mutlu edecek şey, bir arada, birlik beraberlik içinde olmaktır. Cenab-ı Hakk’ın rızası da buradadır. Büyüklerin vasiyetlerinde en çok ısrarla söyledikleri şudur:
(Birlik ve beraberlikten ayrılmayın! Beraberlikte rahmet, ayrılıkta azab-ı ilahi vardır. Birbirinize karşı güler yüzlü tatlı dilli olun!)

Her işin başı, din gayretidir. Bu gayret varsa, kaya bile erir. Başarılı olmak için, her yaptığımızı Allah rızası için yapmalıyız. Birlik ve beraberlikten ayrılmayıp, yalan ve hileden sakınarak doğru olmalıyız.

Herkes pişman
Âhirete giden iyi kötü herkes, pişmanlık duyacaktır. İyiler, daha çok iyilik etmedikleri için, kötüler de, kötülük edip iyilik etmedikleri için pişman olacaklar. Dünya için kanaat olur, âhiret için kanaat olmaz. Dünya için tevekkül olur, âhiret için tevekkül olmaz. Dünyada pişmanlık nimettir, fakat âhirette pişmanlık, felakettir.

Kabirden biri çıkıp dünyaya gelse, nasıl yaşar? Elbette bir anını boş geçirmez, hep âhireti için çalışır, günah işlemez, kalb kırmaz… Peki, biz oraya gitmeyecek miyiz? Gidince başımıza neler geleceğini, nelerle karşılaşacağımızı dinimiz bildiriyor. Allah’a iman etmeyenler, Peygamber efendimizin getirdiklerine inanmayanlar, beğenmeyenler, din-i İslam’ı kabul etmeyenler, Cehennemde feryat edecek. (Yâ Rabbî, bizi tekrar dünyaya gönder, hiç günah işlemeyeceğiz, hep ibadet edeceğiz) diyecekler. Onlara, (Zaten oradan gelmediniz mi?) denilecektir. Şimdi dünyada olduğumuza göre bu fırsatı değerlendirmeliyiz. Oradaki pişmanlık fayda vermez.
 
Küfür, sel gibi akıyor

m.ali.demirbas@2x.jpg

M. Ali Demirbaş
<A id=contentOrta_lnkEmail href="http://www.turkiyegazetesi.com.tr/#">[email protected]





Küfür seli, önüne çıkanı alır götürür. Ancak bir Ehl-i sünnet âliminin, böyle yüce bir çınarın kovuğuna girenleri götüremez, bunlara bir şey yapamaz.


Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Eskiden günahlar yayıldığı için insanlar korkar, üzülür, tedbir alırdı. Sonra bid’atler de yayılmaya başladı.

İmam-ı Rabbânî hazretleri dört asır önce, (Bid’atler o kadar çoğaldı ki, onların zulmetinden dünya karardı) buyuruyor.

Günümüzde ise günahtan çok küfür rüzgârları esiyor. Dışarısı yangın yeri, küfür sel gibi akıyor. Şiddetli sel, önüne çıkanı alır götürür. Ancak bir çınarın kovuğuna girmiş saman çöpünü götüremez. O saman çöpü, çınarın kovuğunda döner durur, sel ona bir şey yapamaz. Küfür seli de önüne çıkanı alır götürür. Ancak bir Ehl-i sünnet âliminin, böyle yüce bir çınarın kovuğuna girenleri götüremez, bunlara bir şey yapamaz. Bu büyüklerin himayesine girenler, yani onları sevip yollarında olanlar, seçilmiş, mübarek insanlardır.

Ölümü çok hatırlamak sünnettir. Her gün yirmi kere hatırlayan, ölünce şehid olur. Her gün en az bir kere kendimizi ölmüş, teneşir tahtası üzerinde yıkanmış, kefene sarılmış, tabuta konulmuş ve mezara gömülmüş olarak düşünmeli. Neyi geride bıraktık, yanımızda neyi götürebildik? Bunları düşünmeli. Dünyalık, para, mal mülk, aile, evlat, dost, arkadaş, diploma, ne varsa hepsi gitti. Geriye ne kaldı? Allah rızası için yaptıklarımız, günahlarımız, bir de şefaat için yalvaracaklarımız kaldı. Günahım yok diyen, ayrıca kibir ve ucub günahına girer. Elbette hepimizin günahı var. O anda büyük zatları hatırlamak, onların yardımına, şefaatine kavuşmak, her gün onlarla beraber olmak, irtibata geçmek, kitaplarını okumakla, hatırlamakla mümkündür.
Yarın ne olacağını kimse bilmez. Her şey Allahü teâlânın takdirindedir. Onun için her akşam yatarken, tevbe ederek, şükrederek, dua ederek yatıp, sabah da kalkınca yine şükrederek işimizin başına gelelim. Çünkü günlerimiz sayılıdır. Eğer kendimizi düzeltirsek, etrafımız, ailemiz düzelir. Bunlar düzelirse iş yerimiz düzelir. İş yerimiz düzelirse işler de düzelir. Dolayısıyla hepsi, bu gönlün ne tarafa doğru gittiğine bağlıdır. Dünya tarafına mı kayıyor, ortada mı duruyor, âhiret tarafına mı kayıyor? Bunu tespit etmek, yanlışsa düzeltmek lazımdır. Bunun için her gün az da olsa düzenli olarak kitap okumaya devam edelim. Çünkü kitap okuyunca, o büyüklerle rabıta yapmış oluyoruz. Onlar, o zaman, ihtiyacımız olan şeyi ihsan ederler, ölürken, kabirde ve mahşer yerinde elimizden tutarlar inşallah.

30.8.2015
 
Sevgi ve güven başarının şartıdır


Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Din ve dünya işlerinde başarılı olmak için, doğruluktan kesinlikle ayrılmamak gerekir. Yalan, yanlış veya zarar üzerinde ısrar ederek hiçbir işte başarılı olunamaz. Hatada ısrar ederek bir yere varılmaz.
Başarılı olmak için ikinci önemli şart, sevgi ve güvendir. Din kardeşimizi, iş arkadaşımızı, patronumuzu, hocamızı veya öğretmenimizi biz seversek, onlar da bizi sever. Biz onlara güvenirsek, onlar da bize güvenir. Onlara, bu sevgi ve güveni tesis edecek şekilde davranmak gerekir. Yoksa zorlamayla sevgi ve güven ortamı oluşmaz. O şekilde davranınca, sevgi ve güven kendiliğinden oluşur.
İnsan sevmediği işte başarılı olamaz, o işe faydası olamaz. Kendine de, o işe de faydadan çok zararı olur. Çalıştığı işte, âmirine, arkadaşlarına güvenmiyorsa ve güven vermiyorsa, kimse ona yardımcı olmaz. Kendi başına kalır. Dolayısıyla sevgi ve güven, bir arada olmanın ve başarının şartıdır.
Başarılı olmak için üçüncü önemli bir şart da sohbet toplantılarıdır. Sohbet, illa konuşma yapmak, birilerini dinlemek değil; sâlihlerle yani Ehl-i sünnet âlimlerini sevip onların kitaplarını okuyanlarla bir arada olmak demektir. İş için bir araya gelsek de, ortam müsaitse, birkaç satır da olsa Ehl-i sünnet kitaplarından okumalı. Her gün bunu âdet edinmelidir. İş toplantılarında da, bir sayfa kadar kitap okumak faydalıdır.
Uyumlu çalışmanın şartı
Tek başına bir ordu olamayız. Kendi kendimize bir şey yapamayız. (Ben biliyorum) demekle başarılı olunmaz. Sevgi ve güven içinde beraber olmayanlar, başarılı olamazlar. Kurmalı mekanik saatlerin içinde bir sürü küçük çarklar olur. Bunların hepsi birbirine tam uyumlu şekilde çalışırlar. Arada bir çatlak olsa, bir tanesi dönmese, bir tanesi kopsa o saat durur. Özellikle bir arada olduğumuz zaman, yaptığımız işte başarılı olmak için, saatin içindeki çarklar gibi uyum içerisinde olmak, aynı hedef için çalışmak lazım.
Boş oturanı Allahü teâlâ sevmez. Kendi işimiz de olsa, başkasına ait bir işte çalışsak da, boş vaktimiz kalmışsa, bu işe nasıl faydalı olabilirim diye düşünmeli, mutlaka faydalı bir şeylerle meşgul olmalı, kendimizi o işe daha faydalı olacak şekilde geliştirmeye çalışmalı. Yine boş vaktimiz kalırsa Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarından okumalı, boş durmamaya çalışmalıdır.
 
Kim bu hikmet ehli zatlar söyle bakalım?

Neden Allah'ın buyurduğu Kuran'a göre yaşamak size yeterli gelmiyor? Neden?
 
Geri